şükela:  tümü | bugün
111 entry daha
  • aslında korkunç bir durum. türkiye'nin gelmiş olduğu noktayı çok güzel özetliyor. bu duruma bir günde gelmedik. aşama aşama geldik. iran'da da bu işler böyle olmuştu. şah rejimine büyük bir tepki vardı. humeyni yanlılarında batılı yaşam tarzı müthiş bir öfkeyle karşılanıyordu. bir süre sonra bu öfke patlama noktasına gelmişti. bu öfkeden şüphesiz sinemalar da nasibini almıştı. birçok kentte sinemalar yakılmış, yıkılmış ve yağmalanmıştı. mesela rex sinemasında tarihin en büyük felaketlerinden birisi yaşanmıştı. içinde yüzlerce kişinin bulunduğu sinema salonu ateşe verilmişti. 400'ten fazla kişi yanarak can vermişti. geride kalanlar ise yaşadığına pişman olacak şekilde ağır yaralanmıştı. ülke genelinde yüzlerce sinema salonu kullanılamaz hale getirilmişti. daha sonra iran'da resmi olarak humeyni rejimi başladı. yeni rejim sinemayı bütünüyle reddeden bir tutum içersinde olmadı. ancak sinemayı çok katı kurallara bağladı. humeyni öncesi iran filmlerinin büyük çoğunluğu yasaklandı. sansür kurulları oluşturuldu. yeni çekilen filmlerde islami kurallara uygunluk esas oldu. kadın ve erkeğin birbirine dokunması bile yasaklandı. kadınlar filmlerde kesinlikle başörtüsü kullanacaklardı. aksi düşünülemezdi ve sansür yerdi. artık hicab yasası yürürlükteydi. bu dönemde kırmızı çizgi adlı film hicab yasasına, yani kadınların örtünme zorunluluğuna aykırı olduğu için yasaklanmıştı. her geçen gün bu tip yasaklar çoğalıyordu. daha sonraları ünlü yönetmen makhmalbaf'ın bile yüz dakikalık bir filminin 37 dakikası kurallara uymadığı gerekçesiyle kesilmiş ve sansürlenmişti. sonra da tamamen gösterimden kaldırılmıştı. böyle örnekler çokça yaşansa da işin en acı tarafı bu sansür olgusunun iranlı yönetmenler tarafından benimsenmesi oldu. sıkıştırıldıkları dar çerçevede film çekmeye devam ettiler. kendilerine otosansür uyguladılar. bu durumu kanıksadılar ve asla isyan etmediler. birkaç isyan eden yönetmen çıktı tabi. ama onların da sesi cılız kaldı. 20 yıl film çekmeme cezası aldılar. bazıları ise yurtdışına göç etti. orada yeni bir akım yaratmaya çalıştılar. ama pek de başarılı olamadılar. çünkü iran'daki meslektaşları ortama çoktan uyum sağlamışlardı. birçoğu kraldan çok kralcı olmuştu. yeterli desteği vermediler. ekmeklerine baktılar. artık iran'da sansür yüzünden işler o kadar saçma bir hal almıştı ki, bazı filmlerde karı-koca rolünü oynayacak kişiler geçici bir süre için gerçekten evleniyorlardı. bugün iran sineması metaforlarla bir şeyler anlatmaya çalışan garip bir hal aldı. sadece festivaller için belirli kalıplar kullanıp ödül almaya çalışan bir sinema oldu.

    aslında yabancı bir film şirketinin türkiye'ye sansürlenmiş bir versiyon göndermesinde şaşılacak bir şey yok. türk sineması olarak biz zaten bu sansürü otosansür adı altında yıllardır uyguluyoruz. son dönemlerde çekilen hiçbir türk filminde doğru düzgün bir sevişme sahnesi bile yok. herkes filmini ''genel kabul görmüş ahlak kuralları'' çerçevesinde çekmeye çalışıyor. sansür yeme korkusu otosansürü tetikliyor. ticari kaygılar ön plana çıkıyor. "filmimi gösterecek salon bulamam korkusu" ağır basıyor. otosansür haricindeki sansür ise zaten olanca hızıyla devam ediyor. televizyonda oynayan filmler kırpıla kırpıla kuşa döndürüldü. kemal sunal filmleri bile 20 dakika az oynatılmaya başlandı. klipler yasaklandı. para verip üye olduğunuz dijital platformlar bile filmleri sansürlemekten hiç kaçınmadılar. müşteri kaybederiz diye hiç korkmadılar. nasıl olsa kanıksarlar dediler. ve sonuçta kanıksadık. internetten izleriz dedik. sinemada izleriz dedik. şimdi elimizden sinema da kaydı gitti. artık iş geldi yabancı filmlerin sansürlenmesine kadar dayandı. ve yabancı şirketler artık türkiye'yi iran gibi sansürlü film izleyen bir ülke gibi değerlendirmeye başladılar. en ufak öpüşme sahnesi geçen bir film için artı bilmem kaç yaş ibaresi koyarsan olacağı da bu olur zaten. dolaylı sansür. veya sansür kurnazlığı. ben yaş ibaresi koyayım da, film şirketleri para kaybetmemek için filmi makaslayıp göndersinler mantığı. tam bir ben yapmadım kuzenim yapmış durumu.
  • söylenene göre sansürün asıl sorumlusu warner bros değil sony pictures'muş. bazı ülkelerde "yerel kültüre saygı" gerekçesiyle sansürlenmiş versiyonlarını hazırlamışlar.

    https://twitter.com/…itic/status/916383620406923264

    anlamadığım bu "yerel kültüre saygı" olayını kimin ortaya attığı. bu özellikle bir yerler tarafından beklenen birşey mi yoksa tamamen işgüzarlık mı belli değil.
  • anladığım kadarıyla salondan salona değişen durum. fragmanda da görülen, iki karakterin merdivenden indiği, yanlardaki fanuslarda replicant figürlerin olduğu sahne fragmanda olmasına rağmen bazı sinemalarda zoomlanarak, bazılarındaysa -ki benim izlediğim böyleydi - tamamen kesilerek gösterilmiş. sony'den sansürlü versiyon dağıtılmış olsa bile sanırım sinemalar kafasına göre bir daha sansürlemiş.
    yine fragmanda gözüken, şeffaf bir şeritten yere doğru kayan yeni doğmuş replicant görseli de zoomlanarak gösterildi. replicant'ın omuzlarından üstünü gördük sadece. sahnenin devamı da bu şekilde sürdü.
    bunun dışında terk edilmiş şehirdeki kadın heykelleri de bir an gösterilip geçildi, muhtemelen o sahne de ağır cut yedi.
  • sansürü, filme gitmeden duymamızı sağlayanlardan burak göral, şöyle bir şey paylaşmış.

    şurada belirttiğine göre, o tek satırlık cümle görselini warner bros. türkiye göndermiş kendisine.

    warner bros. türkiye, kaynağı belli olmayan, ne için yazılmış olduğu belli olmayan o tek satırı, "vallaha biz yapmadık, sony yaptı, aha bu da delili" diyerek paylaşmış. o tek satırın kaynağını ve ne için yazılmış olduğunu da paylaşsaydınız keşke. şu an ki durum pek inandırıcı gelmiyor malesef.
  • hangi sahnenin sansürlendiğini bilmiyorum ama büyük ihtimalle malafatın göründüğü bir sahnedir.

    türkiye'de filmler çok eskiden beri malafat göründüğü zaman sansürlenir.
  • ne kadar olabilir ki bir sansür diyerekten 6 kişi istinye park imax’e gece 12.30 seansına bilet alıp geldik ve ilk 30 dakikadan sonra o meşhur”sansürlü” bölüm geldiğinde herkes şok oldu bizim gruptan.. o an çıkma kararı alıp cinemaximum’un yetkilisi vedat bey ile görüştük, kendisi de çok anlayışlı ve olayın farkında birisi çıktı allahtan, bize davetiye olarak biletlerin telafisini yaptı.. bangır bangır fragmanlarda olan sahneleri saçma sapan scale ederek inanılmaz amatör ve bağnazca kesmişler, hatta hikayenin anasını belleyerek kesmişlerdi.. daha filmin başında senenin en iyi filmini izliyoruz derken bu denli bir sansüre maruz kalarak izlenmemeli.. sakın ama sakın bu saçmalığa ne para ne zaman harcayın.. warner bros’un yolladığı master dcp’ye kültür bakanlığı tarafından saçma sapan editlenip katledilmiş.. ve bu sansürün tam da yaradılış kısmıyla alakalı olan bölümlerde olması da ayrıca dikkatimi çeken bir olay.. tekrarlıyorum, aman ha! sakın ama sakın diyorum! artık sinemaya gidemez hale getirdiniz ülkede teşekkürler
  • rezalet ki ne rezalet. sansürler o kadar iğreti yapılmış ki sanırsın kanal 7. sansür yüzünden insanin filme konsantrasyonu kopuyor.
    hele jared leto'nun yeni doğan replikant ile bir sahnesi o kadar boktan kesilmiş ki izlenecek ne tat ne oyunculuk bırakmışlar. yahu replikant dediğin robot çıplak üretiliyor kutuya konmuş teşhir ediliyor bunu sansürlüyorsun. yakında bir filmde pipili olduğu için davut heykelini de sansürleyecekler korkarım.
    filmi sinemada izlemeyin.
    önemli not: kim çevirdi ise altyazılar berbat
    çorap(sock) soket diye çevrilmiş o derece...
  • eyvah eyvah bu duruma tepkimizi koyamazsak bundan sonra zor film görürüz sinemada. torrent falan diye kimse sevinmesin tek bir yasak yeter torrent'i kaldırmaya. hatta türkiye'de yasaklanmasını bırakın amerika ve avrupa'daki kısıtlamalar yüzünden büyük torrent siteleri bile kapandı.

    sinemada irreversible filminde 9 dakika boyunca kesme olmadan monica belluci'nin götten sikilmesini izledik şimdi yediğimiz sansüre bak.?

    ulan şeriat gelmeden yasakları geldi be. yakında siktir olup bile gidemeyecek kimse ülkeden, hoş benim gibi fakirler vize alamadıkları için zaten gidemiyorlar ya, o başka bi entry'nin konusu.

    son olarak kimse polianacılık oynamasın bu kesinlikle ve kesinlikle +18'den kurtulup daha çok kişi izlesin diye yapılmış masum bir şey değil. deadpool filmine bakın; filmde ryan reynolds'ı kız arkadaşı strap-on'la götünden sikti ama en çok izlenen çizgiroman uyarlaması oldu.
  • bir filmin sahneleriyle oynamakla, bir resmin bazı yerlerini kapamak, bir heykelin uzuvlarını kırmak aradında hiçbir fark yoktur. yapılan sadece normalde yaş sınırı yüzünden genel vizyona alınamayacak bir filmi kesip, herkese pazarlamaya çalışmaktır. bilet parası vererek bu rezilliği desteklemeyin. eğer sallamayıp sinema giderseniz de sonra başka filmlerin orası burası kesildiğinde dönüp küfür etmeyin. bu kadar basit.
  • cok guzel, darbe sonrasi turkiyeye geri gittik. parasini versen de hizmeti ya da urunu tam alamiyorsun amk.
    inanmazsiniz eskiden internet yokken ve bilgi kaynagi ihtiyaci icin kutuphane ve evdeki ansiklopedilere basvurulurken (donem odevi var diyorum size ya!) hanede iyi kalitede ansiklopedi seti bulunmasina dikkat edilirdi. biz de webster setini ingilizce ders kitaplarini satan yayinevinden almistik
    cocukken senin ulkenin yabanci gozunden algisi cok ilgini ceken bir sey oluyor ilk actigin sayfalardan biri turkiye oluyor ister istemez. hatirliyorum birisi resmen eline black marker alip turkiye kismindaki bazi satirlari caarrt caart karalamis. cocuk aklinla anlamiyorsun tabi ama hadise su: demografik yapi ile bilgi veren, iste etnisitelerden bahseden ve haliyle icinde kurt murt gecen kisimlar bunlar.

    darbeden sonra ulke daha yeni kendine gelirken muhtemelen bu setleri ithal eden yayinevine bu bu sayfalari blackout etmezsen ulkeye sokamazsin bunlari demisler ki onlar da kollari sivayip bu ise girismis. (cizgiler duzgundu ama, cetvelle cekmisler)

    iste otuz sene sonra here we are.
18 entry daha