şükela:  tümü | bugün
  • elif doğan. bir blogger.
    kadınlara, annelere hitap eden bir blogu var. eğitici, düşündürücü, dinlendirici konular ve yazılar paylaşıyor. derin ve deniz isimli iki aslan parçasının da annesi aynı zamanda.

    (bkz: http://blogcuanne.com/)

    sloganı da “annelik her zaman tozpembe değil”...
  • https://twitter.com/…tus/184679632413532160/photo/1
    gün itibariyle brüksel lahanasını, iki oğluna da beşamel sosla süsleyip yedirmeyi başarmış, takdir edilesi örnek alınası anne.
  • kendisi hem blogger hem anne hem yazar hem de iyi bir sosyal medya uzmanıdır. uzun yıllar amerika'da kaldıktan sonra türkiye'ye dönmüştür. entelektüel olarak ta iyi bir kafadır. zamanının önemli bir kısmını çocuklarına ayırıyor gibi görünse de o kendisini parçalara ayırmayı becermiştir. kariyer de yaparım çocukta şarkısının en çok yakıştığı insandır:) yolu açıktır.
  • mert ve sağlam bir duruş sergileyen bir blogger, prensipli bir annedir. kendisiyle tanışmak zor değil ama artık "bi foto çektirelim mi?" ünlülüğüne kavuşmuş durumdadır.
  • yeni ve ilk kitabı olan "annelik her zaman toz pembe değil" doğan kitap tarafından basılmıştır efenim, haftasonu da raflarda imiş. sohbeti hoş bir ablamızdır, kitabı da muadillerinden iyidir tahminimce.
  • taktir ettigim kadin. taktir ediyorum cunku kafasindakini alabilecegi tepkilere ragmen yaziyor ciziyor.
    annelik konusunda belki sansli. bir cok kadinin ekonomik nedenlerle istedigi ama yapamadigi seyleri yapabiliyor. mesela tam gun annelik, cocuklarinin ufkunun acilmasi icin yaptigi geziler, sectigi okullar.

    ama kadin ayni zamanda okuyor, yaziyor. toplumsal meselelere kesinlikle duyarsiz kalmiyor. kendinden sonraki nesiller, evlatlari icin cogu kisinin uyguladigi otosansur onun duragi degil. bircok blog tutan anne var ama o ve birkac isim haric cogu kisi bu kadar cesur durus sergileyemiyor.

    yolu acik olsun, boyle devam etsin.

    ek olarak sunu da yazmam gerekiyor: twitter ya da instagramda sert tepkilerle karsilasiginda sinirlerine cok guzel hakim olabiliyor. yanit verecekse sogukkanliligini koruyor. bu meziyet ben dahil bircok kadinin sahip olamadigi bi sey.

    bircok blog, instagram kullanicisi kadin karsit yorumlarda hemen savunma pozisyonuna girip sivrilesebiliyorlar. ınandiriciliklari azaliyor tabi.

    boyle devam blogcu anne.
  • özellikle "itiraflar" başlıklı bölümdeki girdilere göz gezdirirken, ülke hızla (ve elbette olumlu anlamda!) değişiyor diye düşündüğüm blog. ülkemin kadınlarından gurur duyuyorum. "bazen iki oğlumu, işimi, evde yapmak zorunda olduğum tüm işleri, eşimi kısacası her şeyi bırakıp kaçasım geliyor," diye yazmış pınar. gözlerim yaşararak okudum. şarkın kadim ikiyüzlülüğünü bırakıp, giderek daha dürüst ve doğrucul oluyoruz sanki. hep olduğu gibi, kadınların öncülüğünde.
  • namı-ı diğer blokcu anne...

    kendisini en büyük oğlunun 4+4 sürecinde ilkokula başladığı sırada takip etmeye başladım. bunu neden söylüyorum: çünkü 4 yıllık bir mazimin olduğunu ifade etmeye çalışıyorum. pek çok tavrına, fikrine hayli katıldığım bir kişiydi kendisi. sonraları annelik mevzusunu biraz sektöre dönüştürdüğünü ve samimiyetinin azaldığını hissetsem de kendisini takip etmeye devam ettim. üçüncü bebeğine hamileliğinde artık evimizin gebesi gibi olmuştu. haa mecbur muydum instagramda takip etmeye tabii ki değildim ama bırakmak için de bir sebep göremiyordum... ne yaparsa yapsın beğeniler, yorumlar, canımlar, cicimler gırla gidiyordu. olumsuz eleştiri yapanlara takipçileri ağzının payını veriyor, blogcu anne teselli ediliyor, sonra haddi bildirilen kişiler sessizce ortadan kayboluyorlar, sevgi pıtırcıkları 41 kere maşallahlı yorumlara devam ediyorlardı.

    dün dünyaya erken doğumla bir ay önce gelmiş küçük bebeğinin üstü çıplak kafası kukuletalı stock foto çekimlerinden bir fotoğraf paylaşınca bir takipçisi bebeğin durumuyla ilgili hislerini aktarmış. bu eleştiriye hak vermemek elde değildi. aaa bir baktım hemen had bildirmeler, yalakalıklar başlamış. sonra sinirim bozuldu ben de kendimce usturuplu bir yorum yaptım. o zaman mekanizmanın nasıl işlediğini anladım. olumsuz eleştiri yapan kişi önce bloklanıyor, bloklandıktan sonra kendisine sitem ediliyor, ancak bloklandığı için bu kişinin bunları ne ruhu duyuyor ne yanıt verebiliyor, ne de yok canım yanlış anladınız diyebiliyor, gıyabında da sevgi pıtırcıkları doyasıya o kişiyi yerden yere vurup dünyada ne kadar kötü insanlar olduğu ve kendilerinin iyi ki sevgi pıtırcığı olduğunu düşünerek sosyal medya üzerindeki vazifelerini yerine getiriyorlar. böylelikle profilde bu ve bunun gibi eleştiri yaptıklarında bloku yemiş kişiler barınamadığından herşeyin her zaman "toz pembe" görünmesi mimkin kılınabiliyor. neyse ben vicdansız, laf sokan, negatif fikirli bir insan olarak gidip başka kötülükleri yapayım bari...

    edit: pardon ben bu entryi kastığım sırada sıfatlarıma haset ve kıskanç da eklenmiş... resmen kendimden tiskindim!
  • facebookçu anneden iyidir sanıyorum.
  • bebeğini sırt üstü yatırdığı ve bunu sosyal medyada paylaşarak annelere kötü örnek olduğu için! hakkında change.org da imza kampanyası başlatılmış blog yazarı.

    kendisini üç yıldır takip ediyorum. bebeğimi büyütürken yazılarından, fikirlerinden kısaca blogundan çok yararlandım. kendinin de belirttiği gibi uzman anne değil, ama tecrübeli bir anne. çocuğu olanlar bilir kitapla çocuk büyütülmez, tecrübeler denenmiş öneriler her zaman daha elzemdir.
    imza kampanyası başlatmak nasıl bir saçmalıktır. kim nasıl isterse öyle uyutur, yatırır. okuduğunu, gördüğün bir resmi, tavsiye edilen bir öneriyi senin için doğru yada yanlış olduğuna karar vermen muhakeme ve akıl gerektirir. işte o da imza kampanyasıyla düzelmez.