şükela:  tümü | bugün
  • aynı zamanda blok zaman, eternalizm olarak bilinir ve belirli bir kozmolojik düşünceyi tanımlar.

    "blok evren"’de geçmiş zaman, şimdiki zaman ve gelecek zaman arasında bir ayrım olmadığı gibi, hepsi aynı anda reel ve varlar.
    şimdiki zaman şu anda meydana geliyor. geçmiş zaman çoktan sona erdi ve artık reel değil ve gelecek zaman henüz belirsiz ve aynı zamanda geçmiş zaman kadar az reel.

    bunlar en azından bize öyle geliyor. modern fiziğin şeylere bakışı daha değişik. blok evren çerçevesinde geçmiş zaman, şimdiki zaman ve gelecek zaman tamamen farklı tanımlanıyor. geçmiş zaman geçmedi. gelecek zaman ise daha meydana gelecek olan değil. birinin geçmiş zamanı bir diğerinin gelecek zamanı ve vice versa. yani herşey şimdiki zaman, her an reel ve hiçbir şey gerçekten geçmedi.
    bu kulağa aşırı derecede kafa karıştırıcı gibi geliyor ve gerçekten de öyle ve herşeyden önce bizim günlük yaşantımızdaki deneyimlerimizle çok ağır çelişir vaziyette. ancak üzerine biraz düşünülürse, blok evren olayı ilk anda göründüğü kadar absürt değil.
    burada ne olduğunu anlayabilmemiz için (bkz: eşzamanlılık) sorunsalına bir göz atmamız gerekir. düşünün, büyük bir parkta oturuyorsunuz. 100 metre solunuzda bir lamba var; 100 metre sağınızda da aynı şekilde. lambalar yakılır ve siz, bu işlemin aynı anda meydana gelip gelmediğini çözmeye çalışacaksınız. çokta büyük bir sorun gibi durmuyor: eğer her iki lambanın aynı anda yandığını görürseniz, o zaman her ikisi aynı anda yakılmıştır. lambaların yandığını görebilmeniz için, lambanın ışığı öncelikle sizin bulunduğunuz noktaya kadar hareket etmeli. bu göz ardı edilmemesi gereken çok önemli bir nokta.
    100 metre’yi katedebilmesi için, ışığın 333,6 nanosaniye’ye ihtiyacı var. eğer sol ve sağdaki lambalar birbirinden tam olarak 100 metre uzaklıktaysa ve her ikisi aynı anda yakılırsa, her iki lambanın ışığı size tam 333,6 nanosaniye’de ulaşacaktır ve siz, her iki lambanın aynı anda yandığını farkedeceksinizdir.
    bu noktaya kadar herşey anlaşılır. (bkz: albert einstein)’in izafiyet teorisini dikkate aldığımızda olaylar karmaşık bir hal almaya başlıyor. burada mekan ve zamanı birbirinden bağımsız düşünmemiz mümkün olmuyor. her ikisi birbiriyle bağlantılı olduğu için eşzamanlılık dediğimiz şeye olan bakışımız da doğal olarak değişiyor.
    örnek, soldaki lamba sizden 100 metre, sağdaki lamba da 110 metre uzaklıktaysa, sağdaki lambanın ışığı size ulaşması biraz daha zaman alır. her iki lamba aynı anda yakılmış olsa dahi, önce soldaki ışığın yandığını, 33,6 nanosaniye sonra da, sağdaki ışığın yandığını görürsünüz. yani sizin bakış açınızdan ışıklar aynı anda yakılmamış oluyor. burada açıklık getirilmesi gereken nokta, bu durumun teknik bir sorun değil, fundamental anlamda fiziksel bir sorun olduğudur. hiçbir bilgi ışıktan daha hızlı yayılamaz.
    birbirinden 100 metre uzaklıktaki lambaların oluşturduğu bu tuhaf durum, mesafeleri biraz daha büyütürsek daha az tuhaf görünecektir. mesela evrende çok uzakta sönen ve (bkz: süpernova) olarak patlayan bir yıldız. patlamada meydana gelen ışık uzay’da hareket eder ve size ulaşabilmesi için, senelere, yüzyıllara veya binyıllara ihtiyaç duyar. ve bundan sonra bu olay sizin için meydana gelmiştir. ışık size ulaşmadan önce, süpernovanın varlığı hakkında bir şey öğrenebilmeniz hiçbir şekilde mümkün değil. belki sonradan ışığın ne kadar süre yolculuk ettiğini gözlemleyebilir ve hesaplayabilirsiniz. belki süpernova 5000 ışık yılı uzaklıkta, o halde ışık size ulaşabilmesi için 5000 ışık yılına ihtiyaç duymuştur. o zaman şöyle denilebilir: „aslında süpernova şimdi değil 5000 sene önce meydana geldi“. ancak bu fiziksel açıdan çok fazla bir anlam içermez çünkü 5000 sene önce evrenin bir köşesinde bir yıldızın patladığı hakkında hiçbir bilginiz ve bunu öğrenebilmek için bir ihtimaliniz yoktu. o zaman meydana gelen şey, sizin ulaşabileceğiniz evrenin bir parçası değildi; yani sizin açınızdan non-existentem idi.
    bu biraz kafa karıştırıcı olsa da, asıl konumuz bu degil. her şey iki farklı gözlemciyi ele aldığımızda içinden çıkılmaz bir hal alıyor. şimdi tekrar o büyük, birbirinden 100 metre uzaklıktaki lambaları olan parkı hayal edin. ancak, şimdi yalnız değilsiniz. siz hareketsiz bir şekilde iki lamba arasında durur vaziyettesiniz ve bir başka kişi iki lambanın arasındaki hizada hareket ediyor. diyelim ki sol lamba’dan sağ lamba’ya doğru. şimdi siz ikiniz, bu lambaların aynı anda yanıp yanmadığını belirleyeceksiniz.

    her şey sizde nasılsa o şekilde kalıyor. ikiniz de hareket etmiyorsunuz, lambalar da hareket etmiyor ve ışık size hem soldan hem de sağdan tam 333,6 nanosaniye sonra ulaşıyor. ikiniz de lambaların aynı anda yakıldığını tespit ediyorsunuz; yani her iki yakılma işlemi sizin o andaki şimdinize ait. peki hareket eden kişi ne görüyor. o hareketsiz durmuyor, aksine soldaki lamba’dan sağdaki lamba’ya doğru hareket ediyor. yani soldaki lamba’nın ışığı, sağdaki lamba’ya göre biraz daha kısa olan mesafeye kiyasla biraz daha uzun bir yol katetmeli. hareket eden kişi ilk önce sağdaki lamba’nın yandığını ve daha sonra da soldaki lamba’nın yandığını görür. onların bakış açısından her iki olay aynı anda meydana gelmemiş olur.
    bu, albert einstein’in izafiyet teorisinde tespit edilen şeydir. zaman, farklı hızda hareket eden gözlemciler için farklı hızda hareket eder. saltık diye bir zaman yoktur. bu duruma yakından baktığımızda ilginç sonuçlara sebep olduğunu söyleyebiliriz.

    hareket eden bir gözlemci için diğer şeyler „tam da şu an“ meydana gelirken, aynı şey hareket etmeyen için söylenemez. her ikisi şimdiki zaman hakkında farklı algıya sahip oldukları için, gelecek zaman ve geçmiş zaman içinde bu geçerlilik göstermektedir. parktaki her iki lambayı yakma işlemi diye adlandırdığımız iki olay, siz ona her iki lambanın arasında hareket etmeden baktığınız şekilde aynı anda meydana gelebilir. hareket eden bir gözlemci hareketin türüne göre soldaki lambayı sağdakinden önce veya sağdaki lambayı soldakinden önce yanarken görebilir. eğer parkta farklı hızdaki birçok kişi farklı yönlere doğru hareket ederse, zaman ve gidişatı hakkında çok farklı sonuçlar çıkaracaklardır.

    birisi için geçmiş zaman olan, bir başkası için gelecek zamanda yer alabilir. kimileri için „tam da şimdi“ meydana gelen, başkaları için çoktan olmuştur ve aynı şekilde başkaları için daha olmalıdır. her şey, belirli bir gözlemciyi veya belirli bir an’ı objektif anlamda „şimdiki zaman“ olarak belirleyememe yoluna çıkıyor. bu her zaman gözlemcinin bakış açısıyla bağlantı bir şey. eğer her gözlemci ve her bakış açısı aynı değerdeyse, buradan net bir „şimdiki zaman“ olmadığı sonucu çıkıyor. geçmiş zaman, şimdiki zaman ve gelecek zaman birbirlerinden açık ve objektif anlamda ayrı değiller.

    bizi kesin bir şekilde belirleyen, çoktan geçmiş ve non-existentem olarak görünen geçmiş zamanımız, bir başkasının bakış açısına göre henüz gerçekleşmemiş.tam tersi, hakkında hiçbir şey bilmediğimiz ve bilemeyeceğimiz geleceğimiz, evrenin bir köşesindeki bir başka gözlemcinin şimdiki veya geçmiş zamanı.

    tam da bu, "blok evren" konseptidir. bütün spacetime, yani evrendeki bütün bölgeler ve zaman noktaları büyük, dört boyutlu bir blok olarak düşünülür. bizim şu an „şimdiki" zaman olarak algıladığımız şey bu blok arasından belirli bir kesik (dört boyutlu blok arasından kesik ise mantıksal olarak üç boyutlu bir alandır). ancak bu dört boyutlu bloktaki kesiğin nasıl seçildiği, hareket ettiğimiz hıza bağlıdır. biz sadece şimdiki zamanı „reel“ olarak algılıyor olabiliriz ama bütün bakış açıları aynı değerde olduğu için ve sadece bir tanesini objektif anlamda „doğru olan“ olarak belirleyemediğimiz için, bütün bakış açıları ve onun sonuçları olan bütün şimdiki zamanlar reeldir.

    bütün evren, mekan ve zaman olarak eşit anlamda reeldir. geçmiş zaman gelecek zamandan daha az reel değildir. hiçbir şey gerçek anlamda „geçmiş“ değildir. bizim açımızdan gelecek zamanda olması gereken, başkaları icin çoktan geçmiş zamandır.
  • bu kuram, einstein’ın görecelik kuramının desteklediği, zamanın bir uzay gibi olduğu ve her olayın uzay-zamanda kendi koordinatlarının (apsislerinin) veya adreslerinin bulunduğu dört boyutlu bir uzay-zaman yapısıdır. zaman kipsizdir, her şey eşit derecede “gerçeğe” yönelir, bu yüzden gelecek ve geçmiş şimdiki zaman kadar gerçektir.

    “biz kendi gerçekliğimizi, ya olayların zamanla gerçekleştiği üç boyutlu bir alan olarak tanımlarız, ya da hiçbir şeyin gerçekleşmediği dört boyutlu bir alan olarak [‘blok evren’]; ve eğer ikinci tasvir gerçekse, o zaman değişim dediğimiz şey gerçekten bir yanılsamadır, çünkü ortada değişen bir şey yoktur; geçmiş, şimdi, gelecek, hepsi orada duruyordur."