şükela:  tümü | bugün
  • karanlık tanrı tchernobog'un 4 generalinden en ihtişamlısı olan caleb'ı oynadığımız, 1997 tarihli, monolithten çıkan fps. grafik motoru olarak duke nukem 3d'nin motorunu kullanır. korku ögeleriyle bezeli, vahşetin kol gezdiği süper bir oyundur.

    oyun ne olduğunu bilmediğimiz bir nedenden ötürü hizmet ettiğimiz tanrının gözünden düşmemiz nedeniyle diğer 3 generalle (ophelia, ishmael ve gabriel) birlikte ağır cezalara çarptırıldığımız bir sinematik ile açılıyor. burada ophelia'yı (ki kendisi bizim sevdiceğimizdir aynı zamanda) büyük bir gargoyle kapar, ishmael shelob tarzı dev bir örümcek tarafından paketlenir, gabriel ise azman bir cerberus tarafından kapılır. bizim payımıza ise dipsiz bir mezar düşer. işte biz her nasılsa o mezardan "i live again" diyerek kalkarız ve öcümüzü almak için savaşırız.

    --- spoiler ---
    ilk olarak sevgilimizin peşinden gideriz, sonunda onu bulduğumuzda ne yazık ki ölüdür ve yattığı taşın yanında onu öldüren gargoyleye "show yourself, show yourseeeaalfff" diye bağırıp yeri göğü sarstıktan sonra, gargoyleyi öldürürüz, sevgili opheliamızın cesedini yakıp, onun için son görevimizi yerine getiririz. sonra ishmaelin peşine düşeriz, sonunda örümceğin ininde onu kaçıran örümceği öldürüp, ishmaelin ölü vücudunu ağlardan kurtararak kalbini söker ve yeriz (oha). sırada gabriel vardır, gider cerberusu temizler, cerberusun gabrieli yutmuş olduğunu görür, cerberusun karnını deşip içine dinamit koymak suretiyle etrafı kana buladıktan sonra arkadaşlarımız öcünü almış olarak, eski efendimizle hesaplaşmaya gider ve onun da bir güzel ifadesini alarak oyunu bitiririz.
    --- spoiler ---

    atmosfer olarak çok başarılı bir oyundur, 1930lu yıllarda paralel bir evrende geçiyormuş gibidir. karşımızdaki tchernobog müritlerinin bizi gördüklerinde bağırarak tarikat dilinde ettiği lanetler, adamlardan fışkıran kanlar, alev alev yanan düşmanlar gibi günümüz oyunlarının bile yakalayamadığı vahşet ve dehşet unsurları içerir. karanlık ormanda geçen levellarda çevreden gelen fısıltılar ve orman atmosferi feci tırstırır, su altında böğürerek saldıran balık adamlar sudan çıktığımızda bile peşimizi bırakmayarak soğuk terler döktürürler. gargoyleleri, tırpanlı melekleri, ateş püskürten köpekleri saymıyorum bile. önüne çıkan sivilleri öldürerek health almak da, tam caleb gibi bir anti-heroya göre bir davranış şeklidir.

    gelmiş geçmiş korku - dehşet temalı en sağlam oyundur kendisi. atmosferi system shock 2 yada doom 3 gibi germez, daha saf bir korku havasına sahiptir. şimdi bile büyük zevkle oynarım, ancak easy zorluk seviyesinde bile zaman zaman zorlar, diğerlerini o yüzden diğerlerini hiç denemedim.

    blood: spill some!

    edit: iki adet genisleme paketi vardir blood'in. biri yine monolith tarafindan yapilmis plasma pack digeri ise sunstorm interactive'e yaptirilmis cryptic passage. plasma pack yeni bir episode ekler oyuna. asil konunun devami niteligindedir, yeni dusmanlar sunar. levellar daha buyuk ve karmasiktir. cyptic passage ise ana konudan bagimsiz bir senaryoya sahiptir ve yenilik sunmaz. yine de iki paket de cok eglenceli ve oynamaya deger oyunlardir.
  • oyunun basinda mezardan cikip "hortladim yine" diyordu adam (turkce mod kullaniyordum)
  • konusu inanilmaz guzel olan oyun. hatta boyle guzel bir konunun bir fps icin harcanmi$ olmasi yazik. adventure olmaliydi.
  • tey seneler önce 9 günlük bir bayram tatilinde gerekli sigara, çay ve kahve stoğunu yapıp eve kapandığım, günün min. 16 saati oynadığım oyun. kapıyı da açmadım, telefona da çıkmadım. şaftım şakülüm kaydı. yine olsa yine yaparım. (pişman değilim)
  • çikmiş en baba fps lerden biri. korku tadini çok garip bi şekilde verirdi bu oyun. nebliyim 1 zombi bile öldürdükten sonra sonra save edilirdi. sürprizlerle doluydu oyun. bi de maranaattoo diye bağirarak çikan pompacilar * vardi , oyuna ayri bir zevk katardi. ayrica boğaziniza atlayip sıkan kesik el ler felan vardi , onlari hep "belki bir gün boğazima atlamak yerine nah çekerler" diye bekledim hayal ettim ama olmadi. asla nah çekmediler. kaybolan gençliğim..
  • nedense dün gece birden aklıma gelip krizine yakalandığım ve harıl harıl arayarak bulduğum, bu gece de indirip yeniden oynamaya ve bilmem kaçıncı kez bitirmeye kastığım harika nostaljik oyun. zombilerin kopan kafalarıyla frikik denemeleri yaparken yine gözlerim yaşardı..
  • free albümünden bile sert olabilen (yer yer), pek güzel olmuş bir osi albümüdür. mike portnoy yerine gerçek bir müzisyen ve davulcu ile çalışmış olmaları da ayrı sevindirici tabi (gerçek müzisyen ve davulcu için bakınız: gavin harrison)...eski hallerine göre daha az deneysel olduğunu söyleyebilirim, ama canlı çalınma ihtimalleri daha yüksek olan parçalarla belki bir turne düzenlemek için yapmışlardır böyle bir şeyi..ah keşke lan.
  • ısırırken köpek gibi ses çıkaran balıklarından ve ateş püskürten köpeklerinden acayip derecede korktuğum oyun. fareler de az iğrenç değildiler hani; sessiz sakin bir yerin önünden geçerken duvarda bir gedik açılıverirdi, bir de bakardınız her tarafınız fareyle sarılmış. bir de su kanalında giderken surata yapışıp görmeyi engelleyen iğrenç bir sülük vardı.

    ayrıca müzik parçalarından biri, insana huzur veren çocuk gülüşmeleri ile başlardı. fakat bu parça oyunun öyle bir anında başlardı ki kanım donar, sanki zombiler bu çocukları öldürüyormuş gibi hissederdim.

    oynarken insanın aklının çıktığı anlar da az değildi: morgda cesetlerin arasında yürürken önünden geçtiğiniz sedyenin üstündeki ceset birden dirilir, zombi olup dikilirdi karşınızda. ya da heykel sandığınız zebaniler yanından geçilince canlanıverirlerdi.
  • my chemical romance'in the black parade albümünün son ve "gizli" şarkısı.

    well they encourage all complete cooperation,
    send you roses when they think you need to smile.
    i can't control myself because i don't know how,
    and they love me for it honestly, i'll be here for a while.

    so give them blood, blood, gallons of the stuff!
    give them all that they can drink and it will never be enough.
    so give them blood, blood, blood.
    grab a glass because there's going to be a flood!

    a celebrated man amongst the gurneys.
    they can fix me proper with a bit of luck.
    the doctors and the nurses they adore me so,
    but it's really quite alarming cause i'm such an awful fuck. (oh thank you!)

    i gave you blood, blood, gallons of the stuff,
    i gave you all that you can drink and it has never been enough.
    i gave you blood, blood, blood,
    i'm the kind of human wreckage that you love.
  • introduce yourself albümündeki faith no more şarkısı. nazına ölüyorum isimli güzide çelik şarkısının bu şarkıdan önemli ölçüde esinlendiği kanaatindeyim. ikisini dinleyin, siz de fark edeceksiniz.
    (bkz: bir faith no more hayranı olarak çelik)

    it doesn't really matter, the things you say to me
    cause if i had a ladder, up there is where i'd be
    outta here where the air is cold, you're messing with my
    mind
    hey! you do it every time, hey! and the season comes
    around
    once more,once more.
    it doesn't really
    matter, the things you try to say
    it doesn't really
    matter, you say 'em every day
    right now just give me
    more blood
    just give it to me deep red
    a flowing river
    crimson
    a flowing river burning with desire
    it's
    great, but i never said how great
    hey, you never really
    asked, well, i'm asking you right now
    so shut up and
    explain
    what's on your mind
    in this dark hour
    i said it doesn't matter, i can't be that much
    fatter
    and you'll never get as much blood
    from a
    phony blarney, stone, rock, hard, granite!?! solid.