şükela:  tümü | bugün
  • placebonun bir $arkisi.

    i wrote this novel just for you
    that's why it's vulgar, that's why it's blue

    diye baslayip giden, "those motherfuckers got it wrong" derkenki motherfuckers vurgusuna hasta oldugum, hastasi oldugum, manyak oldugum, oha oldugum, ulan ulan oldugum sarki.
  • "i wrote this novel just for you
    it sounds pretentious but it's true
    i wrote this novel just for you
    that's why it's vulgar
    that's why it's blue
    and i say, thank you
    and i say, thank you

    i wrote this novel just for mom
    for all the mommy things she's done
    for all the times she showed me wrong
    for all the time she sang god's song
    and i say thank you mom
    hello mom
    thank you mom
    hi mom

    i read a book about uncle tom
    where a whitey bastard made a bomb
    but now ebonics rule our song
    those motherfuckers got it wrong
    and i ask
    who is uncle tom?
    who is uncle tom?
    who is uncle tom?
    you are

    i read a book about the self
    said i should get expensive help
    go fix my head
    create some wealth
    put my neurosis on the shelf
    but i don't care for myself
    i don't care for myself
    i don't care for myself
    i don't care

    i wrote this novel just for you
    i'm so pretentious, yes it's true
    i wrote this novel just for you
    just for you
    just for you "
    lyricli yarmış placebo şarkısı
  • placebonun 7 saplantısı** yapmaya yol açabilecek son albüm* şarkısı..
  • i read a book ile başlayan kısmı amerikan ırkçılığı ve kapitalizmini eleştiren bir kitaptan esinlenerek yazılan placebo şarkısı.
  • şu an dinlediğim içime hüzün doldurmuş parça.
  • dünyanin acinasi haline bir bakis; gerçekle yüzlesmenin yikiciligi ve hayallerin yikilisi... insanligin insanlik-disi sovunu yücelten ironik tesekkürler... ironik ve kaba; ama gerçek... mavi ülkenin irkçiligini ve acimasiz kapitalist sistemini, ayni acimasizlikla elestiren, mavi bir kitaptan çikmis mavi bir sarki...

    "60'li yillarin çiçek çocuklari, 90'li yillara miras olarak ne birakti?" belki de bu soruya verilecek tek yanit: müzigin gücü. bugünün müzik sanatçilari arasinda, hippie'lerin bir zamanlar "makineye hosgeldiniz!" slogani ile elestirdikleri düzen içerisinde takir takir islemekte olan o makineye kendilerini çoktan kaptirmis olanlarinin yanisira, halen az da olsa o sisteme dahil olmamak için çaba harcayan ve disaridan gördüklerini anlatmak ve elestirmek için müzigin gücünü kullanan sanatçilari da barindirmakta.
    1994'te brian molko, steve hewitt (öncesinde robert schultzberg) ve stefan olsdal tarafindan kurulmus olan placebo da, elestirisini müzigi ile dile getiren bir grup olarak rock müzik tarihinde yerini almis önemli bir isim. karsitlik mücadelesi 40 yildir süregelen irkçilik , savas-vahset, homofobi - cinsel özgürlük gibi çok ciddi konular hakkinda duyduklari tepkiyi onlar da, özellikle 2000 yilinda piyasaya sürülen "black market music" albümünde yeralan sarkilarinda yogun olarak dile getirdiler. çogu müzik elestirmeni bu albümün, gençlik bunalimlari ve uyusturucu temasi üzerine kurulu öncekilere göre daha ciddi ve politik oldugu konusunda ayni görüsü paylastilar.

    grubun beyni olan brian molko'nun "kontrol altinda tutulan, ulasilamayan, sahip olunamayan; ama ayni zamanda sahip olunmasi gereken bir sey" olarak ismini tanimladigi "black market music*" albümünün en disli sarkisi olan "blue american", amerikan irkçiligi ve kapitalizmini elestiren bir kitaptan esinlenerek yazildi. en kinayeli, en hicivli sözcüklerle...

    "blue american", bir karakter; amerikan yasam tarzi ve sistemi içinde dibe vurmus bir insanimsi. hikayesi ise, bir yandan "insan" olmanin verdigi agirligi üzerinde hisseden; ama ote yandan o isleyen çarklara kendini çoktan kaptirmis, artik o düzenegin bir parçasi haline gelmis ve bu kisir döngü içinde sikisip kalmis olmasi nedeniyle yasanilan çeliski. aynaya bakildiginda, nihayet bunca zamana kadar dogru, gerçek ve iyi olarak bilinen her seyin aslinda ne kadar kabul edilemez oldugunu görmek... yüzlesme ani. üç buçuk dakikalik, aci çektirecek derecede yavas ama güçlü bir melodi ile, duyulan katiksiz, mutlak bir nefretin, özbenlige duyulan tiksintinin placebo agzindan dile getirilisi...

    bu da herhalde 90'larin kendine has çalkantili yillarinda ve 2000'li yillarin halen savaslarla, kavgalarla sürüp gittigi su ilk döneminde, rock n' roll'un hala söyleyecek çok seyi oldugunun ve bunu da yapmaktan hiç bir zaman geri kalmayacaginin bir göstergesi...
  • (bkz: thank you mom)
  • (bkz: just for you)
  • bireyleri ezip gecen sistemlere ithafen yazilmis sarkidir. kotu olman umrumda degil nevrozlarin da senin olsun ama biz seni para getiren bir tema olarak goruyoruz demenin kisacasidir.
  • placebo'nun bu şarkısının ilk sözlerinde geçen thank you, hayatımda duyduğum en ezici teşekkürdür, kanımca "allah belanı versin, siktin belamı, çok sağ ol ya" imalı sözleriyle eş anlamlıdır.