şükela:  tümü | bugün
  • eng. mavi tren
  • guney afrika nın son derece luks yatakli trenlerinin adıdır. orient express geleneğinin çağdaş uygulamasıdır. pretoria dan kuzeydeki victoria selalelerine ve guneydeki cape town a ve port elisabethe ulaşır. ayrıca garden route u boylu boyunca geçer. içilen sampanyanın yenilen istakoz un haddi hesabı yok*
  • blue train, moment's notice, locomotion, i'm old fashioned ve lazy bird gibi caz tarihinde iz birakan parcalarin yer aldigi john coltrane'in 1957 tarihli albumu. ayni album, 1997 yilinda bircok guzel fotograf, ses kayitlari, albumle ilgili bilgilerle birlikte iki sarkinin farkli yorumlari da eklenerek, ultimate blue train adiyla yeniden basildi.
  • cibo matto nun black sabbath a yolladıkları selam. stereotype a albümünde bulunur, sözleri şöyle;

    don't lean on me
    stay on your side
    don't leave me
    be by my side

    ain't no pain on a blue train

    touching my skin won't get you to my core
    don't take my seat don't make me sore
    you won't feel pain for loving me more
    just sit where you can always see the door
  • ben anlamam caz muzikten kayarim dar buzukten diyeni bile kaydiraktan kaydiran kaygan album.
  • john coltrane’in bilinen ve 1957’de long play’e, blue note tarafından kaydedilen ilk albümüdür.
    albümün bu ilk kaydında bu müzik dehasının "blue train", "moment's notice", "locomotion", "i'm old fashioned", "lazy bird" olarak bilinen 5 parçası yer almıştır. bu albüm (1997'deki coverinde ise) bulunan master kayıtlarında yer alan, ilk kayıttaki iki parçanın farklı yorumları da ilave edilerek "blue train (alternate take)" ve "lazy bird (alternate take)" ile birlikte yayınlanmıştır.
  • coltrane nazarımda cazı en çok sevmeme sebep olan birkaç isimden biriyken aklımın derinliklerinden ilk nasıl cazı sevdim diye düşünürken hatırladığım yegâne belirgin melodi, blue train'in giriş nakaratıydı.
    çocuğum daha ve trt 3 radyosunda dinlediğimi anımsayabiliyorum.
    zira babam yeni almıştı sony kasetçalarlı teybi.
    antenini takıp radyo arıyordum geceleri, zira geceleri daha çok radyo istasyonu dinleniyordu anlamsızca, gündüz o kanalları dinleyemiyordum.
    bunlardan biriydi trt 3.
    işte öyle bir akşamda blue train büyüsü sardı.
    7 yaşında falandım sanırım ne coltrane bilirdim ne de caz nedir.
    shazam gibi bir nimet falan hak getire, ama keşke bunu mırıldanıp öğrenebilsem adını, bir daha dinleyebilsem diye iç geçirirdim.
    sonra bizim bayol pasajındaki kasetçiye okul sonrası annemle gidip sormuştum da adı ne demişti kasetçi.
    ulan ben bilsem neden sana sorayım amk. (7 yaşında "amk" kavramı hayatımızda yok tabi)

    neyse benim saçma hikayem yıllar sürüyor ama blue train'in güzelliği insanların içinde inanıyorum ki çok güzel hisler uyandırıyordur.
    salt ve yalın bir caz bence.
    berrak, her seferinde iç ferahlatan, koltuğa yaslanıp pencereden baktığınızda dışarısını filtresiz bir canlılıkta görmenize yardım edebilecek kadar faydalı.

    sabah sabah lazy bird'ten buraya geldim ama lazy bird'te ayrı bir güzellik, onun hikayesi yok ama.
    güzeldir.
    dinleyin.
    dinletin.