şükela:  tümü | bugün sorunsallar (1)
  • izlediğim en güzel aşk temalı filmlerden biriydi. çarpıcı sahnelerden ziyade diyalogların ön plana çıkarılması muhteşem olmuş öyle ki bir kadınla bir erkeğin evlilik konusundaki düşünce farkları bu kadar güzel anlatılabilirdi;

    --- spoiler ---

    you see i don’t know. i feel like men are more romantic than women. when we get married we marry one girl, cause we’re resistent the whole way until we meet one girl and we think i’d be an idiot if i didn’t marry this girl she’s so great. but it seems like girls get to a place where they just kidna pick the best option or something. i know girls that married they’re like; “oh he’s got a good job.” i mean they spend their whole life looking for prince charming and then they marry the guy who’s got a good job and is gonna stick around.

    --- spoiler ---

    ps: cindy çok güzelsin.
  • --- spoiler ---
    dean'in isyerinde calisan abiyle ilk goruste ask temali diyalogu cok iyidi. dean orada ilk goruste ask ile ilgili soyle diyor: "ona baktigim anda, sanki onu yillardir taniyomusum gibiydi."
    --- spoiler ---
  • iç kıyıcı film.
  • adındaki valentine kısmına aldanıp, romantizm dolu film izleyeceğini düşünen çiftlerin vah haline.
    sevgilisi yokken insanın izlemesi daha zevkli bu filmi. izleyiciye kendi ilişkilerini sorgulatmayı istemişse eğer yönetmen bunu çok iyi başarmış. kurgusu da filmin vasat dramaların üstüne çıkmasına yardım etmiş.
  • --- spoiler olur mu ki ---

    aşkın bittiği yerde başlayan bir film, kızımızın hamileliğinden sonra çiftin yaşadığı ilişkiye bakarsak her şey gayet iyi gidiyor. evlilik kararı alınıyor falan, buraya kadar nasıl geldiklerini araya serpiştirilmiş flashbacklerle anlıyoruz. dedim ya, film aşkın bittiği yerde başlıyor diye, evet! tam da öyle işte... eskiden gayet mesut, mutlu biraz da çılgın diyebileceğimiz bir çiftin, çoğunlukla da hanım kızımızın, birbirlerine bakamayacak, dokunamayacak seviyeye geldiğini anlatan bir sahneyle başlıyor zira. ilişkilerini nasıl başladığı ve sorunlu dönemde neler yaşadıkları gayet iyi aktarılmış olsa da, evliliklerinin neden bir düşüş içerisine girdiklerini anlatan bir olay hatırlamıyorum, tamam kızın sorunlu bir ilişki geçirmesi, yanlışlıkla sorumsuz birinden hamile kalmış olması, kocasının içki ve sigarayı elinden düşürmemesi gibi şeyler zamanla etken olmuş olabilir buna ama yine de bu düşüşüşün nedeni tam olarak verilememiş gibi geldi bana.*
    filmi izlerken cindy'nin tarafında olduğum anlarda oldu fakat dean'in o çaresiz ağlayışları, duvarı yumruklayışları daha etkileyiciydi ve film boyu onun tarafındaydım diyebilirim. gerçi kızlar öyle beyaz atlı prensi beklerler ama işi iyi olan birine varırlar gibisinden konuşup, ilk görüşte aşık oldum abiğğğ diye atlarsan olaya başına bunların gelmesi müstehaktır sana. he bir de, dean cindy'e olan aşkını ufaklığa da kaydırmış ve annesinden bulamadığı karşılığı ufaklıktan bulmuştur. olmuyorsa zorlama diyerekten aşık olduğu fakat karşılığını yitirdiği cindy'i geri de bırakırken, kendisini annesinden daha çok seven ufaklığı da geride bırakması iç burkan bir son olmuş.

    --- spoiler oldu mu ki ---
  • dean'in son bir cabayla cindy'i iliskiye devam etmeye ikna etmeye calisirken bile ne istedigini soyle ne istersen yapacagim demesiyle insani cileden cikaran film. kadinlara o anda bu sorunun sorulmayacagini bile anlamadin mi be adam? kadin kendi ic sikintisini anlatabilmekten bile uzak, sadece bitti diyebiliyorken sana ne yapman gerektigini soyleyemez ve ancak git der. ve kalbimiz sonsuza dek kirilir.
  • insanın içindeki tüm neşeyi alıp götüren film, izlemeye başlamadan önce ota boka gülümsüyordum, mutluydum, bittiğinde, geçtim neşeyi sanki tüm duygularım yok olmuştu, içimde koca bir boşluk vardı. yine de izlenmeli.
  • future room'daki dans sahnesinde çalan you and me şarkısının hayranı olunmayacak gibi değil.
    (#21537655)
  • sağından solundan yetenek akan, zeki ve -tabii ki- bu yüzden de şu andaki sistemin dışında yer almayı seçen adamları anlatan film. eğer resim yapabilen ellere sahipken müzisyen bir ruha da sahipseniz ve bu özelliklerinizi sadece kendi istediğiniz zamanda veya kendi seçeceğiniz bir yerde "ücretsiz" sergilemekten keyif alıyorsanız, yaşamı herkesin izlediği şekilde görmüyorsa gözleriniz, ileride atılacağınız tüm işlerde olduğu gibi okuduğunuz okul da sizi normal olarak tatmin etmemiş ve onu da ardınızda bırakmışsanız bu filmi izlemeyip içinde yer alırsınız.

    ne bir aşk, ne bir ayrılık hikayesi blue valentine. pek çok şeyi yapabilecek yeteneğe sahipken ufak mutlulukları seçmiş bir adamın yalnızlığı, hepsi o. bir adam filmi. çoğu insanın anlam veremediği, "bunca yeteneğe sahipken neden bunları paraya çevirmez ki insan?" dediği bir dünyada, elbette kocaman sevginizi önüne serdiğiniz kadın da bu kafada olacaktır. sizi anlamayacak, size sadece onun sevgisinin yeteceğini bilemeyecektir. ya da ben sadece tek bir tarafından baktım, ne bileyim.
  • filmin derinden vermek istediği içli tema çarpık ve hedonist yaşam tarzının bencilleşen ve tanrılaşan insan bünyesine yaptığı tatminsizlik olabilir bu filmde. ilk ilişkisini 13 yaşında yaşamış ve genç olmasına rağmen tahminen 20-25 ilişkisi olmuş bir kızla, manik-depresif kişiliğinin manik evresinde bulunan bir genç çocuğun anısını, toplumun nasıl bir seksomanyağa dönüşebileceğini göstererek vermeye çalışmışlar. filmi beğenmedim açıkçası. insanı inandıran ve sürükleyen bi duygusalllık yok. erkeğin iyi niyetliliği gerçek aşkı, kızın oturmamış kişiliği, egoistliği ve hedonistliğiyle karışık birşey olmuş. para verilip sinemada izlenmez. fakat film olsun izleyelim derseniz başka.