şükela:  tümü | bugün
  • ayrıca fransa'dakiy bi seri katilin lakabıdır "bluebeard"..
    10 kadın ve bir erkek cocucuğunu öldürmüştür.. ve hepsiniy daha sonra sobada yakmıştır..
  • four calendar cafe albumunden bir cocteau twins sarkisi.

    kopi peyst teknolojisi sunar:

    aliveness
    exploration
    aliveness
    energy

    are you the right man for me?
    are you safe? are you my friend?
    are you the right man for me?
    are you safe? are you my friend?

    aliveness
    exploration
    fulfillment
    creativity

    background:
    it may be diverting
    for some part of him

    are you the right man for me?
    are you safe? are you my friend?
    or are you toxic for me?
    will you betray my confidence?(x2)
  • 1987 yılında yayımlanmış bir kurt vonnegut kitabı. türkçesi dost kitabevi tarafından 2003te çıktı.
  • "sozde" ermeni soykirimi diye adlandirdigimiz kavrami gercek sayan ve romanin akisi icinde sik sik da bahseden bir kurt vonnegut kitabi. turkcesi mavisakaldir haliyle. bu kitap 2003'te turkiye'de yayinlanmis ve kimsenin dikkatini cekmemistir. ustelik de soykirim meselesinin en cok tartisildigi gunlerde. yalnizca soykirim degil, turk insani ve devletlerinden de pek hos bahsetmez vonnegut bu kitapta. buna ragmen soz konusu olan bir kitap oldugundan ve kimse de alip okumadigindan soykirim konusuyla beraber hic adi gecmemistir turk basininda. oysa kitabin yazari amerikan edebiyatinin en onemli isimlerinden biridir. bu da turk kamuoyunun sigligini gosteren birsuru unsurdan biridir.

    kitap anlatim bicimi, olay orgusu ve karakterleriyle tipik bir vonnegut kitabidir. olaylari pasajlar halinde, bir yerden ve zamandan digerine atlayarak anlatir. okumasi zevkli ve rahattir. savastan cokca bahsettigi icin hokus pokus adli kitabini anistirir insana. ve evet, resimden de bahseder.
  • kurt vonnegut'un en zayıf kitaplarından biri. ermeni tehcirini arka plana alarak amerikaya göç eden yaşlı bir hayalı ermeni ressamın, (bkz: jackson pollock) gibi modern ressamlarla arkadaşlığını anlatan biraz zorlama bir hikayesi var. bütün kitap boyunca merak uyandırmak için kullandığı gizemli patates ambarının sırrı da açıklandığında kesinlikle bir rahatlama yaratmıyor. vonnegut'a başlamak için (bkz: cat's cradle) ve (bkz: welcome to the monkeyhouse) dan şaşmamak gerekir.
  • özellikle liz'in "are you toxic for me" demesinin muhteşem olduğu, ve inadına hayatımın en zor ve en güzel zamanlarından birini hatırlatan şarkı. ama nasıl "tooxiiccc" deyiştir o? nasıl bi ses nasıl bi aksan ya?
  • soyut ekspresyonist bir ressam olan ve yazarin diger kitaplarinda da yer yer karsimiza cikmis olan* karabekian'in -uydurma ballandirma- otobiyografisi. konu ilgisini cekenler adina oldukca guclu ve hikayeler icerisinde vonnegut'in kendine has teorik onermeleri ile dusunce balonunu yolculuga cikarmaya uygun.
  • vonnegut'un isim seçiminin türlü türlü değerlendirilebileceği bir roman. karabekian patates deposunda gizli olanı görmeye kalkışacak kişiyi öldürecek nitelikte bir insan değildir. dahası, asıl kendisi kadın alemi tarafından delik deşik edilmiş, bluebeard'in zıddı olmuştur. vonnegut'un karşı cinse saygısı her kitabında görülebilir. burada da fiksiyonel karakterimiz (ki bunu vonnegut'un kendisinden ayrı düşünebilen okura ta madalya veririm) tüm günahlarını kadınlara karşı işleyip, yine onların merhametiyle ayağa kalkmaktadır. şüphesiz ki bu hayranlığı - vonnegut'un 3 kuşağa babalık edebilecek yaşta olmasından ötürü - biraz eski püsküdür, ama kalbin tam da doğru yerinden fışkırmaktadır (özellikle erkek okura anaçlık idealini yaşatmaktadır).

    kitapta karabekian'ın ermeni kökenli olması, ve bunun da ötesinde katliamın/soykırımın göbeğinden gelen bir ailenin oğlu olması manidar olmamakla beraber türkleri parmakla da göstermemektedir. burada karşıt bir propaganda amacı güdüldüğü yönünde çıkarımlar yapacaklar bu konunun yurt dışında nasıl ele alındığını ancak bizim boyalı basının gazıyla farketmiş olabilirler. olay bu sınırların dışında oybirliğiyle bizim aleyhimizdedir. vonnegut bundan sıyrılıp kendine alternatif konumda kalacak söylemleri benimseyerek türk'ün dostu niye ola? nötr olarak çevresindeki dominant tarihsel bir olgudan yola çıkmıştır. ayrıca karabekian babasına türklerin yaptıklarını telafi etmeleri için ne yapmaları gerektiğini sorduğunda aldığı cevap muazzam güzelliktedir: "all i want from the turks is an admission that their country is an uglier and even more joyless place, now that we are gone" (ben sadece oranın artık biz olmadığımız için daha çirkin ve mutsuz bir yer olduğunu itiraf etmelerini istiyorum).

    patates deposundan çıkan "şey" ise bence daha güzel olamazdı.