şükela:  tümü | bugün soru sor
  • amcamı bu dünyadan ve bizden koparıp alan lanet olası bir illet
  • böbrek kanserinin primer tedavisi, tümörün cerrahi olarak çıkarılmasıdır. tümörün büyüklüğüne ve lokalizasyonuna göre etrafındaki yağ dokusu, gereğinde böbrek üstü bezi ile birlikte böbreğin tamamen çıkartılması en seçkin tedavi yöntemidir (bkz: radikal nefrektomi). yıllardır geleneksel açık cerrahi ile yapılan bu ameliyatlar, günümüzde standart laparoskopik yöntemle yapılabilmektedir. bu yöntemde hastadaki yara izi açık cerrahiye oranla çok daha küçük olmakta, kan kaybı çok az olmakta ve hastalar ameliyat sonrası günlük normal yaşamlarına daha çabuk kavuşmaktadırlar. böbrekteki tümörün çapı 4 cm veya daha küçük ise sadece tümörlü bölümün alınması yeterlidir (bkz: parsiyel nefrektomi). normal böbrek dokusunun korunarak tümörlü bölümün alınması geleneksel açık cerrahi ile yapılabileceği gibi standart laparoskopik yolla da yapılabilmektedir. tümörün çok büyük olması, böbrek toplardamarında tümör trombüsünün olması gibi durumlarda geleneksel açık radikal nefrektomi uygulanmalıdır.

    böbrek kanseri tedavisinde kemoterapi ve radyoterapinin yeri çok sınırlıdır. kemoterapiye oldukça dirençli bu tümör için yeni ajanlar geliştirilmekte ve klinik kullanıma sunulmaktadır. radyoterapi ise ancak metastatik lezyonların tedavisinde** faydalı olmaktadır.

    kanserin evrelerine bakılacak olursa:
    - evre-t1a böbrekte sınırlı (böbrek kapsülünü aşmamış) 4 cm.’den küçük tümör
    - evre-t1b böbrekte (böbrek kapsülünü aşmamış) 4-7 cm arasında ebadları olan tümör
    - evre-t2 böbrekte sınırlı (böbrek kapsülünü aşmamış) ancak 7 cm.den büyük tümör
    - evre-t3a böbrek kapsülünü aşmış ve böbreküstü bezine sirayet etmiş tümör
    - evre-t3b böbrek kapsülünü aşmış ve böbrek toplar damarına sirayet etmiş
    - evre-t3c böbrek kapsülünü aşmış ve büyük ana toplar damarda tümör dokusu
    - evre-t4 böbrek etrafındaki yağ dokusunu saran zarı (gerota fasiyası) aşmış
  • ailesinde risk grubu olanlar ile belli bir yaştan sonra herkesin kontrol etmesinde fayda var.zira böbreğin % 80 i gidene kadar belirti vermeyebilir. kontrol ise mr ve/veya tomogrofiyle oluyor. tabi uzman bir doktorun eşliğinde
  • tıp literatüründeki kısa adı rcc dir.

    radical nephrectomy ile tümörlü böbrek alındıktan sonra, vücutta tümör izine rastlanmadığında doktorlar onkolojik herhangi bir terapi gerek görmeyebilir.

    ancak yıllarca sürekli ve dikkatle izlenmesi gerekir.
    operasyon üroloji cerrahları tarafından yapılır.
    yine ürolog doktorların yaptığı periyodik kontrollerde batın tomografisi ile birlikte mutlaka thorax için de tomografi istenmesi ve kontrol edilmesi gerekir.

    thorax (göğüs) için sadece röntgen, ilerleyen yıllarda akciğer metastazlarını görmek için yeterli değildir.
    eğer göğüs tomografisi istemiyorlarsa ısrarla söyleyiniz.

    zîra bu sinsi rcc, karın boşluğundaki diğer organlarda değil de yıllar sonra akciğer ve yakın lenf nodüllerinde ortaya çıkıyor.
  • - bir böbrek kanseri hikayesi -
    halsizlik, yorgunluk, hafif bel ağrısı şikayetleri ile dahiliye (iç hastalıkları) doktorlarına gidildi.
    diyabet hastası 50 yaşındaki ablam, yaşına ve diyabete istinaden tedavi edilmeye çalışıldı.
    işinin ehli bir doktorun şüphelenmesi ile

    --- 03 haziran 2010 ---
    kontrastsız üst abdomen bt (bilgisayarlı tomografi) incelemesinde, sağ böbrek üst bölümde yer kaplayan heterojen kitle görüldü.
    raporda tam olarak şu cümleler var:
    ....
    bulgular:
    kontrastsız, arteriyel faz, geç venöz faz dinamik bt inceleme;
    ....
    sağ böbrekte üst orta zonda posterolateralde en geniş aksiyel çapı 59mm olan, multilobüle konturlu, heterodens kontrast madde tutulumu gösteren solid dansitede yer kaplayan lezyon izlenmektedir. lezyon ön dış kesiminde curvelineer kalsifikasyon ya da taş açısından anlamlı olabilecek hiperdens görünüm dikkati çekmektedir. lezyonun komşuluğundaki perirenal yağ dokusunda kirlenme ve erken arteriyel faz görüntülerde neovaskülarizasyon açısından anlamlı olabilecek damarlanma dikkati çekmektedir.
    sol sürrenal bez doğaldır. sağ sürrenal bez net olarak ayrımlanamamıştır.
    ....

    --- 08 haziran 2010 ---
    kontrastlı üst abdomen mr incelemesi yapıldı. raporda şu cümleler yazılı:
    inceleme tekniği:
    t1 ağırlıklı aksiyal 9mm
    t1 ağırlıklı iv kontrastlı dinamik inceleme 9mm
    t2 ağırlıklı koronal 6mm
    t2 ağırlıklı fat-sat aksial 3mm
    ....sağ böbrek normal boyut ve konumdadır. pelvikalisyel sistemleri tabiidir.
    sağ böbrek üst orta kısım posterolateralinde böbrek konturlarını aşan belirgin lobülasyon gösteren kistik komponentler bulunduran, t1 ağırlıklı kesitlerde heterojen hiperintens olup, t2 ağırlıklı kesitlerde kistik alanlar dışında yine heterojen hafif hiperintens olan post-kontrast kesitlerde de kistik komponentler dışında belirgin ve yoğun kontrast tutulumu gösteren kitle mevcuttur. kitle perirenal yağlı plana uzanmaktadır. perirenal yağlı planlarda özellikle üst kısımlarda vasküler yapılar izlenmekte olup, renal cell ca açısından anlamlı bir bulgudur. (kitle öncelikle renl cell ca lehine değerlendirilmiştir)
    .....

    özetle: renal cell ca (böbrek kanseri) denmiş.
    bu rapor ile o yıllarda yeni açılan bağcılar eğitim araştırma hastanesi ürolojide muayene sonrası acilen operasyona karar verildi.

    --- 29 haziran 2010 ---
    sağ radikal nefrektomi (radical nefrectomy) operasyonu yapıldı.
    türkçesi, sağ böbrek bütün olarak vücuttan çıkarıldı. bundan sonra tek böbrek ile yaşanacak.
    biyopsi raporlarında özetle şunlar yazılı:
    ....
    berrak hücreli renal karsinom.
    tümör yerleşim yeri sağ böbrek üst pole. böbrek içinde tek odak izlenmiştir.
    boyutları 7x5x4 cm
    tümör ana kitlesi böbrek parankimi içinde oluşmuş, böbrek kapsülünü invaze ederek perinefritik yağlı doku içine çıkmaktadır. ancak tümör tüm gerota fasiyasına (böbreği saran en dış doku) ulaşmamıştır.
    histolojik grade: ıı führman nükleer grade. pt3a
    renal ven (böbrek ana damarı) cerrahi sınırlarda tümör saptanmadı.
    ....
    kısacası operasyon sonrası, cerrahi sınırlarda başka tümör saptanmamış.
    bundan sonra 3 ayda bir kontrol için takip edilmesi kararlaştırıldı.
    unutulduğu, gidilmediği zaman, üroloji servisi görevlileri tarafından ısrarla aranarak çağırıldı.
    tüm klinik personeli son derece ilgili ve profesyonel.
    ...
    3 aylık periyodlarda 8 kontrolden (2 yıl) sonra, 6 ayda bir kontrole karar verildi.

    2010 - 2012 arasında 3 aylık, 2012 sonrası 6 aylık periyodlarda kontrol...
    bağcılar eğitim araştırma hastanesindeki (beh) bu kontrollerde, tahlillerin yanı sıra her seferinde tüm gövde için mutlaka bt (bilgisayarlı tomografi) istendi ve çekildi. bu kontrolleri ve takibi ablam hep kendi gitti yaptırdı.

    2014 sonu, beh’teki son kontrolde vücut temiz.

    --- 2015 başları ---
    ablam son aylarda çok halsiz olduğunu söylüyor. çabuk yoruluyor. pek keyfi yok. diyabet ve tansiyon ilaçlarını yazdırmak için periyodik olarak dahiliye uzmanına da gidiyor. son gittiği dahiliye uzmanı "kan şekeri ölçüm cihazın neden yok?" diye azarlamış :) "insülin kullanmalısın" demiş. ablam insülin bağımlısı olmak istemiyor. bir kere başlanırsa bir daha ömür boyu insülin iğnesi kullanmak zorunda.

    --- 02 haziran 2015 ---
    kontrol için sıra numarası alınamadığından (artık beh çok kalabalık) hastamız yeni açılan bahçelievler devlet hastanesine gitti.
    raporlar ve muayene amacı söylendi; böbrek kanseri takibi.
    hekim, alt gövde için tomografi (bt) isterken, üst gövde için sadece akciğer grafisi (bildiğimiz röntgen filmi) talep etmiş.
    temiz diyerek gönderildi.
    7 ay sonra,

    --- 26 ocak 2016 ---
    akşam saatlerinde ağızdan avuç dolusu kan çıktı! (hemoptizi)
    bağcılar eğitim araştırma hastanesi acil servise gidene kadar 1 üniteden fazla (tahminen 600 ml) kadar kan ağıza tutulan yoğurt kabına doldu.
    aynı gece hastanede kanın nereden geldiğine dair ilk tetkik, endoskopi ile yapıldı. mideye bakıldı. temizdi. ağızdan gelen kan mideden gelmiyorsa tek bir ihtimal kalıyordu !

    --- 28 ocak 2016 ---
    thorax bt (toraks, yani göğüs kafesi tomografisi) çekildi. (gaziosmanpaşa hastanesi)
    teknik: inceleme ıv kontrastsız olarak somatom sensation cardiac 64 ile gerçekleştirilmiştir.
    sonuç: kalp normalden büyüktür.
    sağ alt paratrakeal subkarinal dar boyutu 38 mm olarak ölçülen lamlar mevcuttur.
    sağ akciğer üst lobda 37x29 mm çapında spiküle konturlu kitle mevcuttur.
    her iki akciğer parankiminde de en büyüğü sağ akciğer orta lobda medial segmentte 10 mm çapında olmak üzere nodüller mevcuttur. (met lehine değerlendirilmiştir)
    ....
    türkçesi, akciğerlerde bir sürü tümör var, en büyüğü sağ akciğerde, bronş yani hava borusuna komşu 37x29 mm çapında pinpon topu kadar !
    çevresinde 1 cm çapında birçok kardeşi var ki bunlar "met"
    yani metastaz, yani türkçesi kanser hücreleri kan veya lenf yolu ile başka yerlere bulaşmış ve oralarda çoğalıyor demek.
    akciğerlerdeki bu tümörlerin büyüğü, bronş denen hava borularına komşu olduğundan ve elbette beslenmek için damarlara bağlı olduğundan kanama yapıyor, kontrolsüz büyüdüğü için damarı patlatıp ağızdan kan gelmesine (hemoptizi) sebep oluyor.
    (not:hemoptizi, solunum yoluyla gelen kan. hemotemez, kan kusmak ile karıştırılmamalı)
    ....

    --- 29 ocak 2016 ---
    tümör akciğerde olduğundan yedikule göğüs hastalıkları (yedikule ghh) hastanesine gidildi.
    orada muayene olunan doçent doktor, "akciğerdeki bu tümör(lerin) öncelikle akciğer kanseri mi (lung ca) yoksa böbrekten gelen metastaz böbrek kanseri tümörü mü olduğu belirlenmeli" diyor.
    - hangisi iyi ?
    - ikisi de kötü ! ancak böbrek kanseri metastazı olması daha iyi... (renal cell carsinom met.) (rcc met)
    sağ kalım süresi (prognoz) daha uzunmuş !
    akciğer kanserinde tümörün olduğu ciğerin bir bölümü veya tamamı cerrahi müdahale ile alınıyormuş. hasta tek akciğer ile yaşayabilirmiş...vay anam vay...
    sağ akciğer 3 lob, sol akciğer 2 lob (kalp yer kaplıyor)
    tümör büyük, 5 cm. akciğer alınmalı diyor doktor. koca klinik şefi !
    "pet çekilmesi gerekiyor. bunun için sizi telefonla arayacaklar" dedi doktor.
    pet nedir ? en küçük fikrimiz yok.
    aklımızda deli sorular...
    hastane koridorunda oturduk. endişe, korku, heyecan, şaşkınlık karışımı garip duygular içindeyiz.
    ablam "ne olacak şimdi ?" diyor. teskin etmeye çalışıyorum. bir şey bildiğimden değil, "bak doktor söyledi...tümörlü akciğer alınacakmış, tek akciğer ile yaşanabiliyormuş !" diyorum.
    tek böbrek tamam da tek akciğer ile nasıl ve ne kadar yaşanabilir ? hiç bir fikrim yok.
    "ben biliyorum, buraya geldiyse bundan kurtuluş yok." diyor ablam. "yaşamayı seviyorum ! yaşayacağım di mi ?"
    "tabii ki ablam, gereken neyse yapacağız, bu tümörü yok edeceğiz, daha uzun yıllar birlikte olacağız !" diyoruz.
    geceleri böbrek kanserine dair internette kaynak araştırıyoruz...ben bir yandan, yeğenlerim bir yandan. bir şeyler buldukça paylaşıyoruz.
    yeni tıbbî terimler öğreniyoruz; prognoz, metastaz, küçük hücreli dışı karsinom, berrak hücreli renal ca, bronkoskopi...
    bazı kaynaklar, böbrek kanseri olan hastaların prognozunun (sağ kalım süresi) 5 - 6 yıl olduğunu yazıyor. ne güzel ! demek tedavi süreci başarılı olursa daha 5 yılımız var...seviniyoruz.
    ablam umut ve umutsuzluk arasında;
    "bu akciğer kanseriyse, biliyorum ben artık vakit kalmadı, birkaç ay anca..."
    "...daha önce yendim, yine yeneceğim! iyileşeceğim ben, yaşamak istiyorum!..." cümleleri dökülüyor ağzından.

    --- 03 şubat 2016 ---
    ablamda öksürük ile kanama var. yedikule ghh gittik. ilaç verildi; transamine. pıhtı oluşumuna yardımcı olarak kanamayı engelliyor.

    --- 04 şubat 2016 ---
    fdg pet (pozitron emisyon tomografisi) denen görüntüleme tekniği ile tanışıyoruz.
    tomografi ama uzun süren cinsten. tüm vücut taranıyor. kanser hücreleri vücudun başka nerelerinde yuvalanmış ? bakılıyor. her gün yeni bir tıbbî terim, görüntüleme tekniği, tetkik yöntemi öğreniyoruz.
    yedikule'deki doktorun yönlendirmesi ile sgk'lılar için nişantaşı'nda ücretsiz hizmet veren bir görüntüleme merkezine gittik. öncesinde gaziosmanpaşa'daki bir özel hastaneden sevk edildik. tüm görevliler iyi hizmet veriyor.
    diyabet ilaçlarını 3 gün önceden kesmek gerekiyormuş. fakat bunları almayınca şeker kontrolü nasıl olacak dedik. alternatif bir ilaç verdiler. pet'in tüm olayı şekerde...
    merkeze gelmeden önce ilaçlı su içilmeye başlandı. görüntülemeden hemen önce damardan kontrast madde verildi. enjeksiyonu yapan görevliler özel giysili. ilacı damardan salınca acilen kaçıyorlar.
    1-1,5 saat süren işlem sonunda çıkıldı. rapor 4 gün sonra verilecek.

    --- 08 şubat 2016 ---
    yedikule göğüs hastalıkları hastanesinde bronkoskopi denilen parça alma işlemi yapıldı. uzun süre sırada bekledik.
    cihaz ile ağızdan akciğere iniliyor, tümörden parça alınıyor. biyopsi yani.
    yapan için de yaptıran için de zor...

    --- 9 şubat 2016 ---
    pet raporu verildi.
    şeker, organizmayı oluşturan hücrelerin bir numaralı enerji kaynağı. vücudumuzdaki hücreler şeker moleküllerini yakıt olarak kullanır.
    kanser hücrelerinin en sevdiği besinmiş şeker. kontrolsüz ve serseri biçimde çoğalıp daha hızla yayılmak için vücuda giren şeker moleküllerini çekerler. bu sebeple şekerli radyoaktif kontrast maddeyi kendine çeken tüm yapılar, pet ile karanlıktaki ateşböcekleri gibi görünüyor. en çok şekeri beyin kullanıyor. pet görüntülerinde en parlak görünen kitle beyin. sonra en parlak görünen akciğerdeki büyük tümör ve çevresindeki küçük kardeşleri...
    sonuç:
    tüm vücutta sadece sağ akciğerde fdg (kontrast madde) tutulumu saptanmış.
    sağ akciğer üst lob apikal segmentte düzensiz spiküler konturlu 4 cm çapında hipermetabolik kitle (suv 10-12) (bunun ikincil primer tümör yani böbrekten bağımsız akciğer kanseri tümörü olabileceği düşünülüyor)
    sağ akciğer orta lob segmentte 11 mm çaplı parankimal düşük yoğunluklu fdg tutulumu gösteren nodül (suv 3-4)
    sağ üst paratrakeal hipermetabolik lap (suv 10)
    sağ alt paratrakeal, karinal, subkarinal istasyonları içine alan 48x42 mm boyutunda hipermetabolik lap'lardan oluşmuş kitle görünümü (suv 10-12)
    sol akciğer temiz.
    bu suv denen rakamlar, kontrast madde tutulum birimi. ne kadar yüksekse o kadar kötü.

    --- 16 şubat 2016 ---
    patoloji sonucu: küçük hücreli dışı karsinom
    meali, kanser kardeşim.... yalnız hala böbrekten gelme mi yoksa akciğerde peydahlanan yeni bir akciğer kanseri mi ? bilinmiyor. şüpheli: böbrek.
    kesin tanı için her ikisinin karşılaştırılması gerek.
    yedikule'deki doktor, loblardan biri alınacak dedi. onkoloji görüşü alınmalı dedi...kemoterapi dedi...
    genel görüşüm: doktor kararsız.

    --- 17 şubat 2017 ---
    son üç günde giderek sıklaşan aralıklarla balgamlı öksürük krizi var. akşam üzeri itibariyle 1 saat ara ile geliyor. nefes alırken de güçlük çekiyor.
    bal şubat gamda kan, sabahları çok ilerleyen saatlerde az miktarda.

    --- 18 şubat 2017 ---
    gündemdeki en önemli sorun; tıkanma, öksürük, hırıltılı nefes alma.
    nefes tıkanıklığı yüzünden hastamız uyumak istemiyor. balgamda kan azalmış. bu sabah balgamda kandan çok yeşil ifrazat gözlendi.

    --- 19 şubat 2016 ---
    bağcılar eğitim araştırma hastanesi'ne (beh) gittik. tıbbî onk. dr. ile görüştük.
    bu ilginç doktor, acilen 2010'da ameliyatla alınan blokların (hücrelerin) 10 gün önce akciğerden alınan hücrelerle karşılaştırılması gerektiğini, tedavinin sonuca göre yapılacağını söyledi. doktoru yolda görsen doktor demezsin ! önyargı ilginç bir şey...

    --- 20 şubat 2016 ---
    balgam sorunu devam ediyor.
    normalde öksürük yok. sıklıkla, biriken balgamı atmak için öksürük krizleri var. 2, 3 dakika kadar süren bu krizlerin sonrasında göğüsten kasıklara kadar ağrı hissediyor. geceleri oturarak uyumaya çalışıyor. çünkü öksürük krizi geldiğinde yattığı yerden doğrulmakta güçlük çekiyor.
    uyku kalitesi iyi değil. bu sebeple yorgun.
    bu sürekli gelen balgamı kesmenin yolu var mı ? tedavi nasıl ne zaman başlayacak ? hastamız endişeli... belirsizlik ve bronkoskopi sonrası artan balgamlı öksürük krizleri onu daha da tedirgin yapıyor. destek ve yönlendirmeye ihtiyacımız var.

    --- 22 şubat 2016 ---
    bir tanıdık aracılığı ile iü tıp fakültesi (halk arasında çapa) onkolojide bir prof. ile zor da olsa görüşüldü. ilk izlenim, bu hanım yolda görsen kesin profesör diyeceğin tarzda. buraların kraliçesiyim havasında.
    "bloklar karşılaştırılmalı, böbrek kanseri metastazı mı akciğer kanseri mi netleşmeli" dedi.
    "sonun başlangıcındasınız" dedi. tahminim, bildiği halde sağ kalım süresini söylemedi.
    "yedikule'deki cerrah doçent akciğerin bir lobu alınacak demişti" dedik,
    kızdı !
    "bundan sonrası onkolojinin işi, bu hastaya operasyon yapılmaz !" dedi.
    "tedavi burada da yapılabilir, sıkıntılı olur ama sizi daha iyi bir süreç için yönlendirebilirim !" dedi.
    yönlendirin dedik. şişli okmeydanı'nda ünlü bir özel hastaneye yönlendirdi. orada iyi tanıdığı prof. arkadaşına...
    "işçi emeklisiyiz, memuruz, bütçemiz yettiğince gerekeni yaparız, özel hastanelerde perişan olmayalım?" dedik.
    "bütçenizi sarsmayacaklardır..." dedi.
    ablam aynı gün ünlü hastaneye gitti. prof. muayenesi için 525 tl ödendi. bu prof hanımı sonradan gördüm. bu prof. hanım da havalı ama sempatik.
    tomografi çekildi. akciğerdeki tümörler için 30 günlük radyoterapi (ışın, şua) planlandı.
    radyoterapi sgk emeklisi için ücretsiz. uzm.dr için 60 tl katılım payı ödendi.
    ben yedikule'den hücre bloklarını aldım.

    --- 23 şubat 2016 ---
    bağcılar e.a.h'den 2010 yılında alınan patoloji bloklarını arşivden aldım. çapa'ya gittim. bölümdeki ilgili memur kadın bir evrak ile ilgili gereksiz yokuş yaptı ! saatler boşa gitti.
    günün sonunda patoloji bölümüne gittim. adını verdikleri, blokları teslim edeceğim hekim yoktu. laboratuar koridorlarında salak salak dolaşırken, bankta oturan bir genç adam "kimi aradınız ?" dedi.
    elimdekileri gösterdim. durumu izah ettim.
    meğer iü tıp fakültesi patoloji de doktormuş !
    mesai bitmiş olmasına rağmen "yardımcı olayım" dedi. 30 dakika kadar tutanakları doldurup hücre bloklarını teslim aldı. "parafin bloklarda yeterli hücre yok, yedikule'den sabah boyalı lamları da getirin" dedi.
    bu genç adam, ülkedeki az sayıda bulunan güzel insanlardan...mesai bitmiş, önlüğünü çıkarmış, çıkmak üzere iken yardım eli uzatmış, üstelik gecikilmemesi için örnekleri dikkatle inceleyip sorunlu gördüğü konuda çözüm üretmişti.
    tüccar hekimlerin paslaşarak yüzbinlerce lirayı istiflediği ülkemde, hekim yetiştiren genç bir hekim, beş kuruş menfaat gözetmeksizin, mesai dışı yardım ediyordu. unutulmayacak.

    --- 24 şubat 2016 ---
    yedikule'den parafin bloklar alındı. tüm bloklar iü tıp f. patoloji'ye teslim edildi.
    şişli (okmeydanı) memorial hastanesinde ilk radyoterapi alındı. öncesinde bir doçent dr. muayene ettiği için 425 tl muayene ücreti ödendi ! yani devletin bedelini ödeyeceği radyoterapi'yi almadan önce, prof. ve doçenti sıra ile gördük.
    bu ödenen ücretler için fatura istedim. vermediler. kasa fişi verebiliriz dediler. kısa süre tartıştım. faturada detay yazmak gerektiği ve yasaya aykırı biçimde fahiş ücret alındığı için fatura vermediler ve gidin bildiğiniz yere şikayet edin ! dediler kardeşim.
    bu doktor, asık suratlı ve alemin kralıyım havasında.
    30 işgünü radyoterapi planlandı. bugünden itibaren giderek artan dozlarda ışın tedavisi uygulanıyor.

    ---- 26 şubat 2016 ---
    iü tıp fakültesi patolojideki o genç öğretmen doktor, telefonla aradı !
    "karşılaştırma raporlarını alabilirsiniz" dedi. araya prof. koysak 1,5 günde oradan rapor çıkmaz kardeşim... o genç hekim hakkını helal etsin.

    --- 27 şubat 2016 ---
    2010'daki böbrekten alınan kanser hücreleri ile 20 gün önce akciğerdeki tümörden alınan kanser hücrelerinin karşılaştırılması iü tıp fakültesi patoloji bölümünde sonuçlandı.
    raporda akciğerdeki tümörlerin böbrek kanseri hücreleri tarafından oluşturulmuş.
    tıp dilinde buna uzak metastaz deniyor.
    demek böbreğin dışına çıkamadan böbrekle birlikte alındı zannedilen kanser hücreleri damarlarda sinsi sinsi 6 yıl dönmüş, dolaşmış...sağ akciğerde bağımsızlığını ilan edip, sistem kaynaklarını kullanarak çoğalmış.
    dileğimiz ve umudumuz, buradan başka yerlere saçılmadan yok edilmesi... hiç değilse durdurulması.
    radyoterapi 3. gün
    literatür, böbrek kanserlerinde ışın ve kemoterapilerin etkili olmadığını yazıyor. ancak yine de bu ışın kürleri devam etmek zorunda, çünkü tümör akciğer'de ana hava borusunun dibinde ! hem kanama hem de solunumla ilgili sorunlar yaratıyor.

    --- 29 şubat 2016 ---
    radyoterapi 4. gün
    öksürük ve balgam 1 aydır var. geçmiyor. havalı doç. dr. ile muayene için görüştük.
    "antibiyotik ve kortizon iğnesi yazıyorum. göğüs hastalıkları uzmanına görünün" dedi. kontrol kapsamında olduğundan para ödenmedi sanırım.

    --- 05 nisan 2016 ---
    radyoterapi son günü. mayıs 26'da kontrol için çağırıldı.
    gönderilen ışınların hedefi her ne kadar sağ akciğer orta lobdaki büyük tümör ve çevresindeki yavruları olsa da soluk borusuna bitişik yemek borusu da etkilendi.
    mart ayının ortalarından itibaren yutkunma acı veren bir eylem haline geldiğinden beslenme ciddi bir sorun.
    yeterince beslenemediği için hızla zayıflıyor. son bir haftadır katı hiç bir gıda ile beslenemiyor. bu sebeple özel mamalar reçete edildi. günde iki üç adet bu mamalardan içebiliyor.
    kesin olarak böbrek kanseri metastazı olduğundan, tedavi buna uygun haplar ile devam edecek.
    haftalardır deli gibi türkçe, ingilizce kaynak araştırıyoruz...
    küçük hücreli karsinom... metastaz... prognoz... hayatımıza bir sürü tıbbî terim girdi.
    radyoterapi (rt) sonrasında hedef odaklı ajan (akıllı) ilaç olarak söylenen, böbrek kanseri için geliştirilmiş, 2012 yılında piyasaya sürülmüş kimyasal bileşiği pazopanib olan votrient adlı ilaç reçete edildi. (üretici gsk (glaxo smith kline), bir kutuda 60 tablet var, günde 1 tablet alınacak. 1 kutu ilaç 6680 tl ! sgk tamamını karışılıyor.)

    --- 19 nisan 2016 ---
    votrient adlı böbrek kanseri hapları günde 1 kez alınmaya başladı. ilaç şişli memorail'deki doç. dr tarafından reçete edildi.
    kutudan çıkan tek kişilik çarşaf ölçülerindeki kocaman kılavuzu okumaya başladım. yan etkileri okudukça, bu ilacı kullanmadan dünyadan göçüp gitmek çok daha mantıklı diye düşündüm !
    yan etki diye yazdıkları, vücutta ne kadar sistem varsa ebesini halletmeye yönelik !
    votrient, kanser hücrelerinin büyüme ve yayılmasına yarayan proteinlerin yapısını bozarak önlüyormuş. muhtemelen kurunun yanında yaş da yanacak. zaten hangi yararlı şey bir yandan da yıkıcı etki yapmıyor ki ?...

    --- 25 nisan 2016 ---
    hastamız 3 gündür istifra ediyor !
    memorial'deki dr. ile telefon irtibatı sağlayamadık. görüşemiyoruz. bir kere telefon ile görüşüldüğünde "ilacın yan etkisi, normal..." dedi ve kapattı.
    bulantı ve kusmalarla baş başa kaldık ! özel hastanedeki sistem, "para öde çare bulalım" mantığı ile işliyor sanırım...

    --- 29 nisan 2016 ---
    bağcılar e.a.hastanesi tıbbî onk. dr ile görüşüldü. kusmaya çare olacak mı ?

    --- 01 mayıs 2016 ---
    dün itibariyle kusma bitti. bugünden itibaren hastamız beslenebiliyor !
    devletin doktoruna 5 kuruş ödemedik...ama derdimize derman oldu. sağolsun.

    --- 06 mayıs 2016 ---
    votrient, 4 mayıs'tan beri günde 2 doz alınıyor. memorial'deki doç. öyle söyledi.
    yemekten önce 1, sonra 1 adet olmak üzere iki hap.
    fakat iki gündür şöyle yan etkiler çıktı: ağız içi, yüzi sırt ve vücut genelinde kırmızı döküntü. şişme... (bu döküntüler ikinci hap alındıktan 45 dk sonra geçiyor)
    ağız içinde çiğneme sırasında acı, tahriş acısı gibi...
    göğüs ve sırtta ağrı. boyunda özellikle sırt üstü yatınca ağrı. yemekten tiksinme. bulantı. (kusma yok...devlet hastanesi hekiminin verdiği ilaçtan olsa gerek)
    genel olarak halsizlik. dr. menekşe ile haberleşildi. pazartesi (9 mayıs) gidilecek.

    --- 08 mayıs 2016 ---
    kırmızı döküntüler yok denecek kadar az. sabahtan beri istifralar başladı. günde 6 kez ! halsizlik var...

    --- 09 mayıs 2016 ---
    iki üç gündür ilaçlarını su ile alınca 10 dakika sonra istifra ile çıkarıyor. bağcılar hastaneye gidildi. sıra alındı. dr. müdahale etti. artık tedavi ve takip sürecine bağcılar ea hastanesindeki menekşe ile devam kararı aldık.

    --- 10 mayıs 2016 --
    bulantı ve kusma yok. bugün de kemoterapi ünitesinde serum verildi.

    --- 19 mayıs 2016 ---
    thorax bt çekildi. göğüs tomografisi.

    --- 12 mayıs 2016 ---
    saat 11.00 itibariyle hafif halsiz. bulantı var, kusma yok. istirahat ediyor.
    saat 20.00 çok halsiz. zor konuşuyor. bulantı var. kusma yok. göğüs ve sırt ağrısı olduğunu söylüyor. bağcılar ea hastanesinde dosya açılması için evraklar sabah götürülecek.

    --- 23 mayıs 2016 ---
    votrient ilaç bitiyor. doktor yenisini yazdı. geçen 12 günde genel olarak bir şikayet yok. peynir, yoğurt gibi gıdaları yemek istemiyor. gıdaların tadlarını genel olarak alamıyor. çok iştahlı değil. zor ve azar azar yiyor.

    --- 06 haziran 2016 ---
    iki hafta önce çekilen göğüs tomografi sonucuna göre akciğerdeki 5 cm.lik büyük tümör 2,5 cm olmuş ! :)
    bu sevindirici haber. demek ışın tedavisi ve pazopanib (kimyasal formülü c21h23n7o2s) votrient haplar işe yaramış.
    içimizi umut kaplıyor. doktorumuz tedavi sürecinin sonucu için iki ay sonra pet isteyeceğini söyledi.
    haziran boyunca genel olarak ciddi bir şikayet, semptom olmadı. votrient haplara devam ediliyor. ilacın görülebilecek tüm yan etkileri çeşitli oranlarda çıktı...ama vücut alışmış olmalı ki başlangıçtaki rahatsız edici sorunlar bitti.
    ablam yiyeceklerin tadlarını iyi alamıyor. beslenmek keyifsiz bir eylem onun için. zaten hızla kilo kaybediyor.
    votrient ilaç, saçların biraz seyrelmesine sebep oldu. yine de sürekli kemoterapi gören hastalardaki gibi tamamen dökülmedi. bu iyi bir şey.

    --- haziran sonu 2016 ---
    doktorumuz pet için beklemek istemedi. hastanedeki sistemden talepte bulundu. pet için randevu günü temmuz'un 12'si. yine belgeler dolduruldu. alınan ilaçların nasıl kullanılacağı, neler yapılacağı tarif edilen kağıtlar okundu.

    --- 11 temmuz 2016 ---
    10:45 whatsapp mesajı geldi: "hastaneye gittim ilacın kullanılacağını öğrendim"
    aynı saatlerde ben de telefonla görevliye ulaşmış ve öğrenmiştim...
    yanıt yazdım. mesaj gitti ama okumadı.
    11:15 telefon çaldı. eniştem "biz hastanede acil servisteyiz, ablana araba çarpmış !" dedi.
    nasıl ya ?...
    her gün telefon ile görüşüyoruz ablamla.
    bugünlerdeki endişesi yaklaşan pet çekimi için "ilaçları nasıl kullanacaktım? tarif etmişlerdi ama unuttum. hastaneye gideceğim" dedi.
    "ben telefonla öğrenirim, 12 temmuz'da birlikte gideceğiz zaten. gitmene gerek yok, gerekirse ben giderim" dedim kaç kez.
    dinlememiş...
    sabah saatlerinde hastaneye, sadece "ilaçların nasıl kullanılacağını" sormak için giden ablam, hastane çıkışında taksi bulamayınca hava da güzel diye dolmuşa binmiş.
    bindiği dolmuşun, evine doğru giden dolmuş olmadığını fark edince durdurup inmiş. acele ile uzaktan geldiğini gördüğü otomobilden hızlı hareket edebileceğini düşünüp yolun karşısına geçmeye çalışmış. otomobili kullanan 22 yaşındaki genç kadın da tecrübesiz olunca iki yanlış daha büyük bir kocaman yanlışa sebep olmuş.
    otomobil sürücüsü genç kadın, "vurdum ! kadını öldürdüm !" diye şoka girmiş. yanındaki hısımları sakinleştirmeye çalışmışlar.
    ablam çarpmanın etkisiyle önce havalanıp, sonra yere çakılmış. kalkmaya çalışmış, belinin ağrıdığını fark etmiş. çevredekilerce 112 aranmış.
    tesadüfen geçen motosikletli polis ekibi (yunuslar) yine tesadüfen oradan geçen bir özel ambulansı durdurmuşlar. özel ambulans ekibi "biz 112 değiliz" demişler ! polisler fırçalayınca alıp bağcılar ea hastanesine acil servise götürmüşler.
    hastaneye gittiğimde acildeki yatakta ağrı içindeydi. röntgen ve tomografi çekilmiş. ortopedi, dahiliye ve beyin sinir cerrahı tarafından muayene edilmiş.
    beyin ve sinir cerrahı konsültasyon formuna şöyle yazmış :
    "...bilinç açık. koopere. oryante. ir+/+ pupiller izokorik. spinal hassasiyet yok. bel bölgesinde ağrı tarifliyor. motor duyu defisit yok. inkontinans yok. hastanın çekilen spinal btsinde t12 vertebrada fraktür görülmüş olup cerrahi müdahale düşünülmemiştir. hastanın torakolomber korse ile mobilize edilip, yatak istirahati yapıp 1 hafta sonra beyin cerrahisi poliklinik kontrolü uygundur."
    t12 vertebrada fraktür görülmüş. yani ?
    kaburgaların en küçüklerinin bağlı olduğu 12. omurda kırılma var diyor. omurun yüksekliğinde % 40 eksilme ölçülmüş. çökmüş yani. omurganın bu 12 nci parçası belin üst bölgesinde. omurganın iri parçalarından. bu, ancak sağlam darp ile hasar görebiliyor. düşme, trafik kazası gibi ağır travmalarla. felç olabilir...
    muayene sonunda, "hastaya korse takılsın, evinde dinlensin, haftaya gelsin bi bakalım" denmiş.
    o gün hastanede bize (yani hastaya) "kaburga çatlamış" diye söylendi. zaten kanser tedavisi gören hasta moral çöküntüsü yaşamasın, çok ciddiye alınmasın istediler sanırım. fakat doktorlarda farklı bir telaş vardı. kaza sonucunda olmasını bekledikleri ya da düşündükleri sorunlar "nasıl olmadı ?" havasındaydılar.
    ablamın yıllar önceye dayanan bir bel fıtığı hikayesine atıfta bulunduğu bu t12 omurun ezilmesinin kesinlikle kaza sebebiyle oluştuğunu bir kaç ay sonra anlayacağız.
    adlî vaka olduğu için gün boyu tutanaklar tutuldu, ablam "hata bende, ben yola fırladım, kızın suçu yok" diyerek şikayetçi olmadı. acil servisteki gözetim akşam saatlerine kadar sürdü. içinde metal çubuklar olan korse, hareket ettirilince ağrıdan duramayan ablama teknisyen ile birlikte giydirildi. eve gittik.

    --- 12 temmuz 2016 --
    pet iptal. belirsiz bir süreye ertelendi.
    en az bir ay korseyi sürekli takması gerekiyormuş. yatarken çıkarabilir dediler. bir hafta kadar sürekli bel ağrısı hissetti. giderek azalan şiddetteki bu bel ağrısı kazadan iki hafta sonra bitmiş gibiydi. genel durumu iyi olduğu için beyin ve sinir cerrahına kontrole gitmedi.

    --- 28 temmuz 2016 ---
    doktorumuz, pet çekilsin kararı verdi. fakat bağcılar eğt. hastanesindeki cihaz arızalı. değişmesi gereken parça yurtdışından gelmiş. gümrükteymiş. 15 temmuz darbe olayları yüzünden ohal sebebiyle işlem yapılamıyor, parça gümrükten çekilemiyormuş.
    pet için yine star test nişantaşı arandı. yetkililerle görüşüldü. ağustos'un 2'si için randevu alındı.

    --- 02 ağustos 2016 ---
    ikinci kez pet nihayet çekildi. merakla ve heyecanla sonucu bekliyoruz.

    --- 03 ağustos 2016 ---
    dünden beri sürekli istifra ediyor ve halsiz. doktorumuzun yönlendirmesi ile saat 20:00 civarı bağcılar eğt. hastanesi acil servise geldik. çok kalabalık. serum verilecek. acildeki doktor ve hemşirelere "kanser hastası, bu hastanede tedaviye devam ediliyor, ilaç verirken bilginiz olsun" dedik, fırça yedik. ortam gergin.
    bir yandan onkoloji dr. ile yazışıyoruz. bizi dahiliye gözlem odasına aldılar. en azından daha sessiz...

    --- 04 ağustos 2016 ---
    00:15...doktorumuzun yönlendirmesiyle acil servise, yanımıza bir doktor arkadaşı geldi. klinikten sanırım. bir serum daha verileceğini, 5 saat kadar sürede biteceğini söyledi. bulantı ve öksürük devam ediyor.
    09:34... canı istedi, simit yemeye çalıştı. ama bulantı devam ediyor. yiyemedi. öksürük de var...kan değerleri iyi çıktı. son verilen serum 11 civarında bitti. doktor serum bitiminde yanıma gelin dedi.

    --- 05 ağustos 2016 ---
    pet raporu alındı. özetle yazılanlar:
    kranial seride sağ temporal geniş kortikosubkortikal ödem sahası izlenmektedir.
    sağ temporal osseöz kortikal düzensizlik ve dural tabanlı 2 cm çaplı hafif spontan hiperdens kitlesel nodüler lezyon izlenmektedir.
    toraks taramada; orta mediasteni dolduran, karinaya indentasyon oluşturan, karinayı genişleten vasküler yapılara komşu sağ hillusta devamlılık gösteren düzensiz sınırlı hipermetabolik kitle (suv 4-6) kitle lezyon nedeniyle yağ planları obliteredir.
    sağ akciğer apikal segmentte düzensiz spiküler konturlu 23 mm çapında hipermetabolik nodül (suv 6)
    her iki akciğer parankim alanında en büyüğü 12 mm çapında multipl hipermetabolik nodüller (suv 6-8) (met lehinedir)
    iskelet sistemi taramasında, sol sternoklaviküler alanda, sağ 10. kotta, sağ asetabulumda, l5 vertebrada, sağ iliak kanatta, sağ sakroiliak eklem yüzeyinde artmış fdg tutulumları (suv 6-8) (met)
    yani ?
    akciğerdeki tümörler küçülmüş ! bu güzel haber.
    kalça kemiği, kalça omurgası civarında metastaz görüldü diyor. yani lanet olası kanser hücreleri kalçadan itibaren iskelet sistemini de sarmaya başlamış mı ?
    yoksa görüntülerdeki bu parlak tutulumlar, trafik kazasının hasarlarını onarmaya çalışan vücudun şekerleri ve enerjiyi öncelikle kalça, bel civarına gönderdiği için mi ?
    doktorumuz "pet sonucunu alıp gelin" dedi.
    gittik. kararsız görünüyor... "...bu talihsiz trafik kazası çok kötü oldu." dedi.
    "ağrın var mı ?"
    ablama ısrarla sorduğu soru bu: "ağrın var mı ?"
    sonradan anlıyoruz ki kanser kemikleri sarmaya başladığında dayanılmaz ağrılar yapıyormuş. pet raporunda kalça civarında metastaz şüphesi eğer ağrı ile desteklense teşhis olarak kabul edilecek.
    ama ağrı yok. çok şükür...

    --- 11 ağustos 2016 ---
    doktor dün "yarın gelin" demişti. gittik. genel muayeneden sonra mr istedi. 15 ağustos gecesi için randevu verildi.

    --- 14 ağustos 2016 ---
    gün içinde mini turistik gezi yaptık. sultanahmet civarını seviyor. şehir dışından gelen misafirlerle gezelim dedi. kıramadım. dinç görünüyor. miniatürk'e gidelim dedi. gittik. helikopter simülasyonuna girdik. önceki yıllarda gerçek helikopter turuna götürmek istemiştim. gelmediler. simülasyonu ile istanbul üzerinde tur attık. bugünkü gezi biraz yordu. bir de fark ettim ki güneşte gezince güneşe maruz kalan ten bölgesi kızarıyor.

    --- 15 ağustos 2016 ---
    gece mr çektirdik. sonucu 10 gün sonra çıkacak dediler. doktorumuz "ben hızlandıracağım" dedi.
    votrient bitti. etken maddesi everolimus olan afinitor adlı ilaca geçildi.
    kurul raporuyla onaylanıp sgklılara bedelsiz verilen kanser ilaçlarından. bu ilaç daha önce böbrek kanseri kemoterapi haplarına direnç gösteren metastatik böbrek kanseri hastalarına veriliyor. 1 kutuda 30 hap var. kutu satış fiyatı 9500 tl civarında.
    ilaca başladıktan sonra votrient'teki kadar ağır yan etki görülmedi.
    sonraki birkaç hafta genel anlamda dinç. kilo kaybı fazla. giderek zayıflıyor. tüm giysileri 3 beden büyük duruyor.
    öksürük ve bulantı yok. saçları eskiden bu kadar beyaz mıydı bilmiyorum. ancak tamamen beyaz.
    seyrelmeye başladılar. dökülüyorlar.
    sürecin başından beri kullanılan ilaçlar votrient ve afinitor'dan ibaret değil. giderek artan çeşitte kutu kutu ilaçlarımız olmaya başladı. diyabet ve tansiyon için 20 yıldır sürekli alınan ilaçların yanında yepyeni ilaçlar öğreniyor ve kullanıyoruz.
    contramal retard var mesela. ağrı kesici. santral sinir sistemine etki ediyor. kemik metastazı ağrı yaparsa kullanılacak. şimdilik pek ihtiyaç olmadı.
    ablam ile her gün telefon görüşmesi yapıyoruz. durumunu öğreniyorum. bu ara pek sıkıntı yok. bana sıklıkla geçen gece (15 ağustos) çektirdiğimiz mr sonucunu soruyor. ben de doktora...
    fakat doktorumuz bu konuyu geçiştiriyor. anlıyorum ki rapor iyi değil. ablam da hissediyor. ısrarla öğrenmek istiyor.

    --- 27 ağustos 2016 ---
    ablamın ısrarları sonucu, bu hafta sonu silivri'deki yazlık dairedeyiz. eskiden beri en önemli hayallerinden biri yazlık alıp, yazları ailecek toplanmak. borç harç aldığı yazlıkta toplanmamızı, torun tombalak eğlenmemizi istiyor...
    oysa silivri denen belde 1970 - 80'lerde hatta 90'larda sakinmiş. günümüzde hafta sonları istanbul içinden gidip gelmek büyük eziyet. normalde 45 dk sürecek yol, 3 - 4 saat sürüyor yazlıkçıların akınlarıyla.
    ablam toplanmamızı istedi. doktorumuza danışarak gittik. artık sezon sonu olduğundan ortalık daha sakin.

    --- 28 ağustos 2016 ---
    ablam kafasının sağ tarafında, şakağa yakın çıkan sivilceleri gösterdi. tam tepesinde de varmış. "bunlar çıktı ! ne ola ki ?" dedi. fotoğrafını çektim. hiç bir fikrim yok. dönüşte doktora sorarsın dedim.
    bu akşam biz döndük. yeğenim yıllık izin kullandığından bir hafta daha duracaklar yazlıkta.

    --- 01 eylül 2016 ---
    akşam 22:00 civarı yeğenim aradı. "dayı, silivri devlet hastanesinde acildeyiz...annemin burnundan kan geldi ! beyin kanaması geçirmiş."
    burun kanayınca ilk iş transamine hap almış. kanama bir süre daha devam edince hastaneye gidelim demiş.
    acil serviste beyin, toraks (göğüs kafesi), üst batın, alt batın yani tüm gövdeye tomografi çekmişler.
    teşhis: "iskemi" yani? "beyin kanaması". kanama durmuş, sorun yokmuş... sabaha kadar müşahade altında tutmuşlar.
    kafatasında genişçe ödem izlenmiş ki bu bir ay önceki pet çekiminde de görülmüştü. kafatasında sağda solda metastaz olduğu düşünülen kitleler görülmüş.
    "sağ temporal lobda malign ödem alanı ve içerisinde 16 mm çaplı lezyon izlenmiştir. ..kontrastlı kranial mr önerilir...akut iskemi yoktur" yazıyor.
    yani, büyükçe bir ödem ve 16 mm çapında kanser tümörü var. beyin kanaması yok, durmuş.
    durumu doktorumuza bildirdik. "cd ve raporları alın sabah erkenden gelin" dedi. sabah 10.00'da raporlar ve bt cdsi ile silivri'den yola çıktılar.

    --- 02 eylül 2016 ---
    doktor "kontrastlı (ilaçlı) mr çekilecek" dedi. çektirdik.
    mr sonrası gelin dedi. doktorumuz yeni ilaçlar yazdı. kordexa örneğin. bir çeşit kortizonmuş. beyindeki ödemi küçültmek için kullanacağız.
    "öncelikle beyin için radyoterapi (ışın) yapılacak, ardından kalça kemiğine...bunun için sizi dış merkeze yönlendireceğiz, çünkü hastanemizde radyoterapi yok"

    --- 05 eylül 2016 ---
    doktorumuzun önerisi ile istanbul göztepe'deki büyükçe bir özel hastaneye görüşmeye gittik.
    radyasyon onk. dr. çok şeker bir hanım. "beyinde küçük bir tümör var ama nokta atışı ile onu yok edeceğiz. endişe edilecek bir şey yok. 10 günlük kür ile bitiririz. saçlarınız dökülecek ama olsun yeniden daha güzel çıkacaklar !" dedi.
    fakat ablamın bu hastane ile ilgili kötü anıları var. büyük eniştemiz burada birkaç ameliyat olmuş. akciğer kanseriydi. bu hastanenin avrupa yakasındaki şubesinde vefat etmiş.
    doktorumuza söyledik. ablam okmeydanı memorial'e gidelim dedi. 5 ay sonra yeniden buraya geldik.
    buradaki prof.a (ilk ışın tedavisini de uygulayan dr. şu muayene ücreti 525 tl olan) nisan - bugün arası vukuatı özetle anlattık. prof. tedavi sürecinde alınan kararların hepsinin doğru ve yerinde olduğunu, trafik kazasının teşhis koymayı zorlaştırdığını söyledi.
    kazadan sonra muayene eden her doktorun sorduklarını sordu "baş, bel, omurga ağrısı, bulantı, kusma ?" çok şükür ki hiç biri hâlâ yok !
    tümör için tek doz nokta atışı, sonra 4 gün tüm kafatası için olmak üzere 5 gün radyoterapi planlıyoruz" dedi.
    aynı gün, yüz için maske hazırlandı. hedef tümör için milimetrik mr çekildi.

    --- 08 eylül 2016 ---
    bugün beyin için ışın tedavisinin ilk günü. ışın sonrası iğne yaptılar. bu ilaç bulantı ve kusma olmaması içinmiş. milimetrik kesitli film ile tümörün yeri net belirlenmiş. beyin içinde, kafatasına bitişik konumda imiş. tümöre odaklı tek doz bugün uygulandı. sonraki günler, kafatasını metastaza karşı koruma amaçlı genel ışın verilecekmiş.
    radyoterapi için herhangi bir ücret talep etmediler. (prof. muayene bedeli ve rad.onk. dr. için katılım payı haricinde)
    ablam seyrelmiş beyaz saçlarını kuaföre giderek kestirip boyatmış. yenilenmiş ve genç görünümü hem bize hem kendisine enerji verdi :) selfie çektik.
    kafasındaki saçlı deride ortaya çıkan sivilce gibi şeyler kaybolmadığı gibi büyüyor...

    --- 09 eylül 2016 ---
    bugün 2. seans yapıldı. kurban bayramı sebebiyle sonraki seanslar 14, 15 ve 16 eylül'de.
    ablam dün, tedavimizi uygulayan beh'teki doktorumuz için içinden geçenleri yazmış. bana "doktora sorar mısın bunu sosyal medyada paylaşmak istiyorum, sakıncası var mı?" dedi. sordum, sorun yokmuş.
    kendini iyi hissediyor! "akciğerdeki büyük tümör nasıl gerileyip küçücük kaldıysa, bu ışınlar ile beyindeki tümörler de yok olacak !" diyor. umutluyuz.

    --- 14 eylül 2016 ---
    sabahki radyoterapi seansından sonra, kahvaltı için eminönü'ne gittik. canı simit istedi. taze sıcak simit ve çay güzel gitti. hava da nefis... süleymaniye camii'nin olduğu tepedeki teras kafeteryalardan birine gittik. istanbul manzarası en güzel buradan izlenir. tüm haliç ve boğaz, tarihi yarımada, karaköy, üsküdar... bayram sebebiyle teras kafe bomboştu. manzara eşliğinde sıcak içeceklerimizi içtik. öğleye doğru eve döndük. mutlu bir gündü. neden ablam ve eniştemi daha önce buraya getirmediğime hayıflandım.

    --- 19 eylül 2016 ---
    afinitor ilaç bittiği için doktorumuza kontrole ve ilaç yazdırmaya geldik.
    radyoterapi sonrası şimdilik bir sorun yok gibi.

    --- 23 eylül 2016 ---
    ciddi semptomlar görülmeye başlandı.
    burundan gelen hafif kanamalar. (günde 2 kez transamine alıyor)
    ağızda yaralar oluşuyor. öksürükle birlikte çok az miktarda kan geliyor. ağız ve burunda kuruluk var.
    gözde perdelenme ve parlamalar var, özellikle sağ gözde (şimşek çakması biçiminde). bu sorun için göz doktoruna gitti. kafaya radyoterapi kaynaklı göz sıvılarında % 50 azalma sebebiyle oluyormuş. damlalar verdi. (netildex ve systane) bir süre daha devam edecekmiş bu rahatsızlık.
    saçlar hızla dökülmeye başladı. seyrekleşmişti zaten.
    ilginçtir, saç dökülmesi, bir kanser hastası için biyolojik olarak en hafif semptomdur. hastanın bünyesine belki de hiç bir zararı yoktur. fakat psikolojik olarak en büyük yıkımı yapar. hele ki bir kadın için...

    --- 26 eylül 2016 ---
    görme ile ilgili şimşek çakması sorunu kalmadı. ancak bugün gözleri ağrıyor. kulak ağrısı da başladı.
    kordexa (kortizon, steroid) 2 - 22 eylül arasında azaltılarak bırakıldı. doktor çağırdığı için hastaneye gittik. kısa bir kemoterapi uygulandı.
    saçlar tutam tutam yok olmaya devam ediyor.

    --- 03 ekim 2016 ---
    son birkaç güne kadar önemli bir semptom yoktu.
    giderek halsizleşti. kilo da alamıyor. iştah yok. ağızda küçük yaralar oluşuyor. belki de canı acıdığı için yemek istemiyordur.
    burunda, pıhtılaşma sebebiyle tıkanma oluyor. hınkırınca kısa süren kanama var. kanla karışık mukus geliyor günde bir kez. kanama için günde 1 tablet transamine alıyor.
    göğüste (memede) ele gelen fındık boyutunda kitle var. bunu yeni hissetmiş. bana da bugün söyledi. yeni bir metastaz mı ? doktora sorduk, henüz yanıt vermedi.
    artık saçlar yok...

    --- 04 ekim 2016 ---
    ablam, sabah erkenden muayene için doktoruna gitmiş. bana öğle saatlerinde söyledi. kan ve idrar tahlili yapılmış.
    doktor ile yazıştım. genel durum iyi değil. hızla ilerliyor. göğüsteki kitle met. dedi. ablama heyet raporu çıkarılacak demiş. üçüncü kademe ilaç için... afinitor devresi bitti.
    45 gün kadar önce, kafada sağ taraf, tam tepe ve enseye doğru üçer beşerli gruplar halinde oluşan sivilceler büyümeye devam ediyor.
    bunların ne olduğunu doktora soramamıştık. ablamla sorduğumuzda, afinitor'un yan etkisi olduğunu kılcal damarları şişirdiğini, böyle topçuklar oluşturduğunu söyledi.
    bana ise tümör olduklarını...
    "ne yapacağız bunlar için?" dedim. "hiç bir şey." dedi.

    --- 05 ekim 2016 ---
    yeğenim başka şehirde memur. annesinin yanında bakımına destek olmak için refakat izni kullanmayı düşünüyor. doktorumuza danıştık. rapor yazacak. yeğenim ankara'da ikâmet ettiğinden, annesini götürmek istediğini söyledik... "olur"... "ancak önce kemik için ışın tedavisi yapılsın burada" dedi...
    "bu kemik ışın tedavisi 10 - 15 gün süre kazandıracak, sonrasında ayağa kalkamayabilir" dedi...
    "terminal dönemdesiniz" dedi...
    yeni bir terim öğrendik; "terminal dönem"
    ölüme doğru, geri dönülmez yolculuğun başladığı, tıbben yapılabilecek bir müdahalenin kalmadığı dönemmiş.
    hoş, yaşamın bizzat kendisi "ölüme doğru" yolculuk değil mi ? tek farkı, şu an yaklaşık prognozu (prognosis: sağ kalım) biliyoruz; 3 ay.
    artık hedefimiz, yaşamın son dönemini olabildiğince acısız, ağrısız ve konforlu geçirmesini sağlamak.
    ablam bugün, esasen dün başlayan ve hafif seyreden böbrek ağırsının arttığını söyledi.
    kendisine ne "terminal dönem"de olduğunu ne de bu terminal dönemin sonun başlangıcı olduğunu, tıbbın bittiğini söyleyemedik.

    --- 06 ekim 2016 ---
    böbrek ağrısı orta şiddette devam ediyor. bulantı da başladı. bulantı için ilaç alıyor ama durmamış.
    biraz baş dönmesi ve hafif baş ağrısı var. halsizlik devam...

    --- 08 ekim 2016 ---
    bugünkü semptomlar:
    bulantı ve böbrek ağrısı devam ediyor. (4 gündür)
    başın sol tarafında ağrı peydah oldu. halsiz. az yemek yiyebiliyor. ağızda yaraların biri iyileşiyor diğer bir yenisi oluşuyor. bazen ağızda çok az kanama oluyor.
    ağrıların gerçek şiddetini bilmiyoruz. çünkü contramal retard kullanıyor.

    --- 10 ekim 2016 ---
    ablam bana ilk kez bugün "kalça kemiğim ağrıyor" dedi. daha önce söyledim diyor ama söylemedi. her gün görüşüyorum, söylediği tüm olumlu / olumsuz durumu günlük doktorumuza rapor ediyorum.
    iki gecedir çok hasta hissediyormuş. "her yanım ağrıyor geceleri" dedi.
    doktora yazdım, yarın muayene için gideceğiz. kafada deri üstündeki tümörler artık irice nohut büyüklüğünde.

    --- 11 ekim 2016 ---
    sol bacağında sıkıntı var. normal yürüyemiyor. uzun mesafe zaten hiç yürüyemiyordu. sol bacakla merdiven inip çıkamıyor. düz yürüyüşte biraz iyi gibi. ama yine de "bacağım tutmuyor" diyor.
    hastaneye gittik. doktor acil mr talebinde bulundu. bu gece tekrar gelip ana binada mr çektireceğiz.
    birkaç saat kemoterapi ünitesinde tedavi uygulandı. palyatif tedavi deniyor buna. tamamen sıhhate kavuşmaya değil, rahatsızlık veren semptomların geçici olarak ortadan kaldırılması, konforlu bir yaşam süreci için...
    kemoterapi ünitesindeki kaçıncı müdahale hatırlamıyorum. ancak her müdahalede bomba gibi çıkıyor. birkaç hafta bu dinamik durum devam ediyor.

    --- 12 ekim 2016 ---
    gecenin ilk saatlerinde, 01:30 gibi mr çekildi.

    --- 13 ekim 2016 ---
    halsizlik başladı yine. ilk kez, kemoterapi müdahalesinden sonra bu kadar kısa sürede halsiz düştü.
    kalça kemiği ağrıyor. kısa aralıklarla uyuyor. doktor, 11 ekim'de "yarın da gelin serum vereceğiz" demişti. ama dün iyi hissettiği için gitmek istememişti ablam. durumu yazdım. "yarın gelin" dedi. mr raporunu da acil isteyecekmiş, kemiklere radyoterapi için.

    --- 14 ekim 2016 ---
    sabahtan doktorumuza geldik. kemoterapi ünitesinde serum ve steroid verildi. toparlandı biraz.
    ayrıca hayatımıza yeni bir "ilaç" girdi: "durogesic" ucuz fakat sadece kırmızı reçete ile alınabilen küçük bantlar. morfin ayarında...pakette 5 bant var. her bant 72 saat etkili. gerdan, kürek kemiği üstü gibi vücudun düz ve en az hareket eden bölgelerine yapıştırılıyor.
    17:00...bugün yeni bir hastanedeyiz. bağcılar eah'de radyoterapi ünitesi olmadığı için, doktorumuz bizi zeytinburnu'nda avrasya hospital'e gönderdi. prof. dr. ile 17:30'da randevumuz var.
    randevu saatinde prof. ile görüştük. mütevazı, sevecen, iyi bir hekim. gerekli evrak ve dijital görsellerin bir kısmı yanımdaydı. hikayeyi başından itibaren özetledik. genel muayeneden sonra notlarını aldı. "radyoterapi için plan yapılacak, tüm belgelerinizi getirirsiniz" dedi.
    ablam görüşme sırasında heyecanlı, kafası karışık, tüm vücudunu saran kanser tümörleri yüzünden canı sıkkın ama umutlu, "ölmek istemiyorum, torunlarımı büyütmek istiyorum..." cümlesini kuracak denli yaşama sarılan bir ruh durumu içinde.
    prof. dijital filmleri incelerken t12 vertebradaki (omur) ciddi ezilmenin, kesinlikle 11 temmuz'daki kazadan sonra olduğunu tespit etti. kazadan birkaç hafta önceki filmlerde ve şubat ayındaki ilk pet görüntülerinde ezilme yok.
    bu doktor da t12'den kaynaklanan iskelet, sinir sistemi hareket sorunu olmamasına şaşırmış biçimde motor hareketleri muayene etti.
    bugün cuma. pazartesi sabah bu hastaneye radyoterapi plan ve hesaplanması için gelinecek.
    ancak genel olarak halsiz. doktorumuz "serum ve ilaçları yazayım, evde bağlatırsınız" demişti. yazdım. en azından hafta sonu dinç olsun... "yarın sabah gelin" dedi. fakat yarın cumartesi ?

    --- 17 ekim 2016 ---
    sabah saatlerinde avrasya hastanesine geldik. ışınların nereye odaklanacağına dair ince ayar mr çekildi. doz ve süreler hesaplandı. bu, sürecin başından beri 3. kez alınacak radyoterapi; akciğer, kafatası ve şimdi de kalça kemiği ve omurga.
    akşam üzeri 16:00 ilk ışın kürü için randevu verilmişti. hastaneye yeğenim ile gittiler. ancak programlarındaki sapmalardan dolayı sıra oluşmuş. çok beklediler. ortam gerginmiş. ancak 18:00'den sonra makineye alabilmişler. ablam teknisyenlerin kendisini cihazda doğru pozisyonda sabitlemediğini düşünüyor. ama yine de hastaneden ve prof.dr. dan memnun. burada devam etmek istiyor.
    genel durumu iyi gibi. ağrı hissetmiyor. durogesic bantın etkisinden sanırım. yoksa daha ilk günden ışın tedavisi etkisini gösteriyor mu?
    çok çabuk yoruluyor. tek şikayeti bu.

    --- 20 ekim 2016 ---
    radyoterapi 4. gündü. yarın son. bugün, sabah iki, akşam iki toplam 4 kez istifra var. ışın, yan etkilerini göstermeye başladı mı bilmiyorum. halsizlik yoğun.
    ...akşam saatleri 21.00...doktora "halsizlik için ne yapalım? yazdım. "...beyin mr çektirelim, yarın sabah gelin, serum ve ilaç yazacağım evde uygulanacak" dedi.

    --- 21 ekim 2016 --- cuma
    sabah erkenden hastaneye gittim. ilaçları yazdırmak için doktorla görüştüm. ilaçları eczaneden aldım. mr randevusu için hastane ana binasına gittim. bugün perşembe, pazar gecesi 03:33 randevu saati verdiler. ilaçları ablama bıraktım. doktora durumu özet geçtim.
    bugün akşam üzeri, kemik için aldığımız radyoterapinin son günüydü. bitti.
    akşam saatlerinde birinci serum ve ilaçlar verildi. ağır halsizlik devam ediyor. çok keyifsiz.

    --- 23 ekim 2016 --- pazar
    beyin mr için hastaneye gittik. 03:30'da mr çekildi. bugün de halsiz. artık serum ve ilaçlar toparlayamıyor. serum ve ilaçlar ile takviye yapıldığında önceleri birkaç hafta, yakın zamanda da 5-6 gün dinç ve sağlıklı durum devam ediyordu.
    akşam üzeri bir serum bağlattık. saat 22:00'de de ikinci serum. yeğenim ablamı perşembe günü ankara'ya götürecek. plan bu. serum saat 23:20'de bitti, uyuyor.
    doktorumuz, ankara'daki onkoloji hastanesinde irtibata geçebileceğimiz bir hekim önerdi.

    --- 25 ekim 2016 ---
    geceki serumlara rağmen halsiz. evde bulunan serum ve ilaçları bugün de verdireceğiz. bunun için eve yakın bir özel hastaneye gideceklerdi. vazgeçip bağcılar eğitim hastanesine gitmişler. doktorumuz da görmüş. kemoterapi bölümünde serumu verilmiş.
    doktor, bir epikriz raporu yazdı. ankara'daki hekimlere verilmesi için. şimdiye kadar yapılan teşhis ve tedavileri özetleyen durum raporu.
    yürümek için baston kullanıyor. sol bacak hala sorunlu. ayrıca sol elim ve kolum da uyuşuyor arada diyor. doktor bunun sebebinin "beynin sağ tarafındaki tümör, daha doğrusu tümörün çevresindeki ödem şiştikçe beyne baskı uyguluyor" dedi. bu ödemi küçültmek için steroid olan kordexa'yı kullanıyoruz.

    --- 27 ekim 2016 ---
    ablam, ankara'ya gitmeden dr. menekşe'yi yöresel lezzet çibörek için eve davet etmek istiyor. müsaitse bu akşam... aslında çok halsiz. bence yapabilecek durumda değil.
    afinitor'da kesildi. doktor üçüncü bir ilaçtan bahsetmişti. ancak ankara'ya sevk ettiği için, orada geçilebilir belki.
    saçlı derideki irili ufaklı tümörler büyümeye devam ediyor. bazıları nohut büyüklüğünde.

    --- 28 ekim 2016 ---
    ankara günleri. halsizlik devam ediyor. pazartesi günü ankara onkoloji hastanesi'ne adı verilen doktor ile görüşmek, tedavi ve takibe devam etmek için gidilecek.

    --- 31 ekim 2016 ---
    hastaneye gittiler. yeğenim adı verilen doktorun raporlu olduğunu, görüşebileceğimiz başka bir uzman ismi var mı diye sordu.
    dünden beri halsizliğe bir de istifralar eklendi. ayrıca çok ağrısı olduğundan hastanede duramıyor. gün boyu bir onkoloji uzmanıyla görüşemediler bile... hastane çok kalabalık. ve araya girip birşeyler danışma imkanı yok.

    --- 01 kasım 2016 ---
    yine erkenden hastanedeler. numara sırasının gelmesine ihtimal yok gibi. halsizlik ve istifralar devam ediyor. yeğenim çok çaresiz. koridorda elinde belgeler ve ağrıdan, halsizlikten duramayan ablam ile umutsuz biçimde kalakalmış.
    doktorumuz ikinci bir isim verdi, ancak kapısının önü çok kalabalık.
    saat 13:00 gibi bir başka onkoloji uzmanı ile görüşebildiler nihayet. bu doktor da terminal dönemde olduğumuzu, sadece basit palyatif tedavilerin uygulanacağını, çok ciddi kanamalar dışında, halsizlik, istifra vb gibi sebeplerle hastaneye gelinmesinin anlamlı olmadığını söylemiş. ağrılar için durogesic bantın doğru kullanımını tarif etmişler.
    iyi takip ve tedavi edildiğini, şu anda olması gerektiği durumdan çok daha sağlıklı olduğunu söylemişler. üçüncü ilaca başlamak, sağ kalım süresini en fazla 15 - 20 gün uzatırmış.
    bugün akşam mesai bitiminde hastaneye gittim. doktorumuzla dışarıda bir restoranda buluştum. 15 dakikalık kısa bir görüşme yaptık. "durum nedir? ne kadar vaktimiz var?"
    "iyi değil, en fazla 2,5 - 3 ay kaldı"
    "istanbul'a getirelim mi? son zamanlarını hastanede mi evinde mi geçirsin?"
    "bu, ailenin vereceği bir karar. ben karar veremem, yönlendiremem. siz nasıl istiyorsanız ben de ona uyarım..."

    --- 03 kasım 2016 ---
    doktora son çekilen beyin mr raporunu sordum. sürekli atlatıyor. söylemek istemiyor gibi. bundan da durumun iyi olmadığını anlıyoruz zaten. raporu da ben merak ettiğimden değil, ablam merak ve endişe ile "doktora sorsana mr sonucu ne çıkmış?" dediği için soruyorum. yine yanıt vermedi.
    yarın kemik için iğne yapılacakmış. kemikleri güçlendirmek içinmiş. kemiklere yayılan kanserin yıkıcı etkisini biraz olsun engellemek için.
    ankara'dan haber alıyoruz günlük. halsizlik, iki gündür yok, iştahsızlık devam ediyor. ağrı yok çok şükür.

    --- 06 kasım 2016 ---
    ağrı yok. istifra beş gündür yok. bulantı var. iştahsızlık için mama verilmiş. az ve sık beslenmeye çalışıyor. çilekli mamayı sevmiş. artık iyi olmayacağını hissettiğini söylüyor.
    arada öksürükle az miktarda pıhtılaşmış kan geliyor. öğleden sonra biraz fazlaca açık kırmızı renkli kan gelmiş. telaşlanıp hastaneye gittiler. doktor, kanamanın çok olmadığını, bu semptomların normal olduğunu söylemiş.

    --- 12 kasım 2016 ---
    hastamız istanbul'a geri geldi.
    başın özellikle sağ yanındaki tümörler kocaman, kıpkırmızı. seri son derece gerilmiş. parlak görünüyor, her an patlayacak gibi.

    --- 16 kasım 2016 ---
    ağrı yok. ağrı hissederse takviye olarak hap da alıyor. bant takılı. halsizlik had safhada. sadece tuvalet ihtiyacı için kalkıyor. birkaç haftadır mütemadiyen uyuyor. günde belki 14 veya 16 saat.
    bulantı sürekli var. istifra arada bir. iştahsızlık ve kilo kaybı süratle devam ediyor. 43 kg.
    bir kez daha "artık iyi olmayacağımı hissediyorum" dedi.
    bir de "serkan beye sorar mısın halsizlik için ne yapacağız?..." bir şey diyemedim. yutkundum, boğazımdaki düğümü yok etmek için.

    --- 18 kasım 2016 ---
    sabahtan doktorumuzun yanına geldik. kemoterapi ünitesinde serum ve ilaçlar verdi. bugün verilen takviye ile birkaç gün daha toparlanır umuyoruz. ankara'da hiç serum takviyesi yapmıyorlardı. bu palyatif tedavi biraz da olsa yaşam kalitesini yükseltiyor. halsizlikten bitap düşmüyor.
    doktorumuz, kan tahliline bakarak, kan verilmesi gerektiğini, bunun için talepte bulunduğunu söyledi. ana binaya yönlendirdi. yönlendirilen birimde yetkili, hastanın adını ve yakınının telefon numarasını kayıt etti. "biz sizi çağıracağız, gidebilirsiniz" dediler.

    --- 21 kasım 2016 ---
    bulantı sürekli devam ediyor. sabahları mamalarından yerse istifra ediyor. iştahsız olduğundan ve normal yemek yiyemediğinden, bu mamalardan yemek zorunda.
    öksürük krizleri başladı. derinlerdeki balgam çıkarsa rahatlıyor. bronşlarda biriken sıvılar balgam oluşturuyor. ağır halsizlik sürekli var. ağrı yok. yine son çekilen (23 ekim) beyin mr raporunu sordu.
    15:30 acil servisten aradılar. kan verilecek. çağırıyorlar. hastaneye gittik.
    16:32 karma servisteyiz. son bir saatte istifralar başladı yine! üçüncü kez istifra etti.
    18:30 hastamız için özel hazırlanan kan nihayet geldi. oldukça koyu kıvamlı, bordo gözüken 1 ünite. anlıyorum ki hasta gelip yatmadan kan hazırlatılmıyor. ablam diyabet hastası olduğundan, ona göre işlemden geçirilmiş.
    kan verme işleminin 1,5 saat kadar süreceğini söyledi hemşireler.
    21:25 kan bitti. ancak bir süre daha müşahade altında duracağız. hastamızın yüzüne epey bir renk geldi. ablam verilen kanın şifa getireceğini, eski günlerine döndüreceğine inanıyor. bizim de temennîmiz aynı...
    23:00 taburcu edildik.

    ---23 kasım 2016 ---
    bulantı ve kusma sürekli var. neredeyse hiç bir şey yiyip içemiyor. ilaçlarını su ile yutuyor, 5 dakika içinde istifra ediyor. yemek istediği, sevdiği, istediği şeyleri veriyoruz. sonuç aynı. gün boyunca çeyrek dilim ekmek, iki lokma kır pidesi, peynirli poğaçadan bir ısırık, yarım bardak su aldı. beslenemiyor.
    dr. kan tahlili istedi. yeğenim diyor ki; kan tahlili işini yakındaki özel hastanede yaptırabilir miyiz? cuma günü tahlil sonucu için annemi hastanede bekletmeyelim.

    ---24 kasım 2016 ---
    sabah 5 gibi ağızdan gelen kan miktarı bizi endişelendirecek kadar yüksekti. sürekli olarak istifra başladı (kusma). doktorumuza danıştık. gelin dedi. öğleden sonra hastanedeyiz.
    doktorumuz, kemoterapi ünitesinde serum ve ilaçlarla müdahalede bulundu.
    akşam saatlerinde birkaç aydır görmediğimiz sağlıklı bir görüntüdeydi. gece boyunca kızıyla sohbet etmiş. bitmek bilmeyen enerjisi varmış.

    ---25 kasım 2016 ---
    bugün telefonla aradığım ablamın çok dinç ve yüksek gelen ses tonunu duydum. dünden beri hiçbir kusma ve halsizlik belirtisi yok. az ama kusmadan beslenebiliyor.
    "nereye gidelim , ne yemek istersin?" soruma "iskender" diye cevap verdi.
    önce cumartesi gününe ertelesem mi? diye düşündüm. sonra içimden, yarın ne olacağı belli olmaz dedim.
    akşam iş çıkışı ailecek çok sevdiği döner, iskender restoranına gittik. keyifli, mutlu bir akşam geçirdik. ablamın ilginç, sanki tam da kendisi gibi olmayan bir tarzı vardı gece boyu. uzun sohbetler yaşandı.
    terminal dönemdeki bir kanser hastası ve yakınları için, çok kıymetli, güzel anları hafızamıza ve cihazlarımıza kayıt ettik.
    bize bu geceyi yaşatan tıbbî onkoloji doktorumuza ne kadar teşekkür etsek az.

    ---28 kasım 2016 ---
    hafta sonu güzel ve sorunsuz geçti. sevdiği şeyleri yedi. hiç bir semptom görülmedi. pazartesi günü (dün) sabah enerji düşüktü. hafif öksürük görüldü. akşam üzeri bulantı başladı. öğleden sonra öksürük arttı. akşam yemeğini çok az ve zor yedi. bir kez kustu. kafadaki dışa doğru büyüyen tümörler de bordoya yakın koyu kırmızı ve misket büyüklüğündeler.

    ---28 kasım 2016 ---
    bugün bulantı ve kusma yok. sadece balgam çıkana kadar öksürük var, o da yatınca oluyor. bronştaki tümörden kaynaklanıyor.
    ablamın aklında sorular var: "öksürük nasıl geçecek ? doktor 3 üncü ilaca başlatacak mı ?
    kanser ilerliyor mu ki ? yeni ilaca başlamazsak ilerler belki !?..."

    ---30 kasım 2016 ---
    bugün öksürük ile birlikte az miktarda kan geldi. transamine almaya devam ediyor. yemek yiyor. bulantı çok az, kusma yok. ağrı yok. durogesic bantları kullanmaya devam ediyor.
    ilk kez ağustos sonunda gördüğümüz kafada, saçlı derideki tümörler iyice büyüdü. tümörler artık kocaman. özellikle sağ yandaki bir misket büyüklüğünde, kıpkırımızı, gergin, parlak görünümlü.
    yanında 3 - 5 yavrusu çıktı. ablam bunların tümör olduğunu bilmiyor. "bunlara ne yapılacak?" diye sordu. "bir şey yapılmayacakmış. önemsizmiş." dedim.
    kortizon ilacı, steroid olan, özellikle beyindeki tümörün çevresinde oluşan ödemi baskı altında tutmak için kullandığımız kordexa, bulantı önleyici dramamine, öksürük engelleyen sinecod gibi birtakım ilaçlar çok az kaldı. iki gün sonrasına ilaçlar gerekiyor.
    bu arada doktorumuz, 3. seviye ilaç için kurul raporu çıkarmaya çalışıyor.

    ---02 aralık 2016 ---
    ilaçlar reçete edildi. bugün hayatımıza yeni bir ilaç girdi; ınlyta. bu üçüncü böbrek kanseri haplarına başladık. günde iki tane. diğer tüm ilaçlarla bir program halinde hapları alıyoruz. yeni ilaç derdimize derman olacak mı? dileriz.
    yemek yiyebiliyor. kusma, bulantı, ağrı yok. balgam, öksürük yok.

    ---05 aralık 2016 ---
    ilaçlara devam ediyor. yemek yiyor ama kilo kaybı da devam ediyor. zayıflama gözle görülür biçimde ilerliyor.
    "sol el ve sol bacağımda uyuşma hissediyorum" dedi. iki gündür varmış bu durum. doktora sordum, "beyindeki ödemin baskısı sonucu oluşan bir durum."
    "felç yapabilir mi?"
    "beyin kanaması olmazsa, beklemiyoruz."
    "belirtisi var mıdır?"
    "yok"
    ablama "hep sol tarafına yatıyorsun, o yüzden uyuşuyor" dedik. kafadaki misket büyüklüğünde koyu kırmızı renkli tümörlerin rengi pembeye dönüyor.

    ---06 aralık 2016 ---
    genel durum iyi. iştahsızlık bitti. çok yemeye başladı. ama yine de çok zayıf. kilo almıyor.

    ---08 aralık 2016 ---
    genel durum iyi. kafadaki tümörler birkaç gün önce pembeleşmişti. artık kabuk oluşmaya ve sönmeye başladılar. ayrıca dünden beri iştahı çok arttı. sürekli bir şeyler yiyor. sevdiği, az sevdiği hatta bazen pek de sevmediği yiyecekleri bile yiyor. iştahsızlık ilginç biçimde yok oldu. sürekli aç hissediyormuş.

    ---09 aralık 2016 ---
    geceden beri ishal başladı. gündüz de bulantı vardı, öğleden sonra kusma başladı. bir haftadır çok iyi yemek yiyordu, ancak dün ve bugün giderek azaldı. artık az yemek yiyor. aynı zamanda halsizlik de var.
    doktor, bunların bir hafta önce başladığımız inlyta hapının yan etkileri olduğunu söyledi. geçmezse dozu azaltacakmış.

    ---12 aralık 2016 ---
    ablamın durumu stabil. ishal cumartesi 11.00 den beri yok. kafadaki üstündeki tümörler küçülüyor ve şimdi de ten rengine dönüyor.

    ---13 aralık 2016 ---
    bugün ishal yeniden başladı. genel durumu iyi ama. dinç görünüyor. ınlyta işe yarıyor olabilir mi? doktora sordum "bu iyiye gidiş hayra alamet midir?" "tomografiye göre yorum yapılabilir" dedi. bilim insanı...

    ---15 aralık 2016 ---
    genel durum iyi. kafadaki tümörler küçülmeye devam ediyor. ishal olmaması için yediklerine dikkat ediyor.
    yeni bir semptom, sürekli bir nezle halinde. şeffaf sulu burun akıntısı ses kısıklığı var. doktor kordexayı yarıya düşürelim dedi. herhangi bir ağrı hissetmiyor. bant kullanmayabilirmiş.

    ---20 aralık 2016 ---
    iki gündür ağrı bantı (durogesic) kullanmıyor. ama ağrı da yok. bulantı ve kusma yok. genel durum iyi. yemek yiyor. kilo alamıyor. çok zayıf.

    ...to be continued...
  • öksürük bazen var. dün öksürük nöbeti ile gelen 1 cm büyüklüğünde cisim var. pıhtı ile karışık birşey. ne olduğunu anlamadık. bir foto çekmiş ablam. doktor pek önemsemedi.

    --- 25 aralık 2016 ---
    genel durum iyi. kordexa günde 1 devam. inlyta devam, başka ilaç almıyor. ağrı yok, bulantı yok. baştaki tümörler den sadece sağ yandaki kaldı. kabuklu, küçük. diğerleri yok oldu. dün itibariyle ayak bileklerinde şişlik var. ödem olduğunu düşünüyoruz.

    --- 30 aralık 2016 ---
    grip oldum. bu yüzden ablamın yanına gidemedim. yılın son gecesinde yanına olmak için söz vermiştim. ama enfeksiyon ihtimali yüksek. doktorumuza sordum, yanına gitme dedi.
    bu yılı, bu 11 ayı koşturmaca, umut, heyecan, arada sevinç, bolca hüzün, derin endişeler, hayal kırıklıkları, yanaklarda süzülen gözyaşları, "iyi olacağım di mi ?" sorusuna, boğaza oturan kocaman bir tarifsiz soyut his ile söylenen "tabii ki iyi olacaksın ablacım." yalanı, tıbbî terimler, ingilizce makaleler, onlarca ilaç, tonlarca rapor, annemize, ailemize dair 50-60 yıllık anıların konuşulduğu dramatik akşamlar ile geçirdik.

    --- 03 ocak 2017 ---
    ablam "ankara'da kemik için iğne yapmışlardı, her ay yapılacak dediler, doktora sor" dedi. sordum. "cuma günü muayeneye gelin, burada yaparız" dedi.
    bu aralar diyalog ve telefon mesajlarında aksi bir tavır içinde. kızgın...küskün...herkese ve herşeye kızgın gibi. artık neredeyse hiç gülmüyor. iç dünyasında neler oluyor? ne fırtınalar var kimbilir?

    --- 06 ocak 2017 ---
    sabah erken gittik, çok zayıf olmasına rağmen, damar zor bulunuyor.
    bu yüzden, kemoterapi için damar yolu açıldığında hem kemik iğnesinin yapılmasını hem de tahlil için kan alınmasını önerdim doktora. defalarca canı acımasın diye... mantıklı dedi.
    kemoterapi öğle saatlerinde bitti. doktorun başı çok kalabalık her zamanki gibi. devlet hastanesindeki muayenehanesinin önü ana-baba günü... her gün böyle. bekledik, 14.00 gibi geldi. kemoterapi bölümündeki her hastaya birkaç dakika ayırdı. çıkarken ayaküstü konuştuk. akşam telefonla konuşalım dedi. bakışlarından durumun iyi olmadığını anladım. zaten sürpriz değildi ama yine de can acıtıyor... "durum iç açıcı değil" dedi.

    --- 11 ocak 2017 ---
    kordexa'yı azaltarak kestik. fakat kestiğimizden beri iştah hızla gitti. 44 kg'dan 41 kg'a düştü.
    2 gündür halsizlik de başladı. başka bir sorunumuz yok. doktora sordum, kordexa'ya başlayalım dedi. 4 mg günde 2 tablet.
    yeğenimin kalan 3 aylık refakat iznini almasına kararlaştırdık.

    --- 13 ocak 2017 ---
    kordexa yı kestiğimiz den beri, davranış, söylem ve bakışlarında giderek düşen ve endişe verici grafik sergiliyor. yeğenlerim ile detaylı görüşmelerde, ki ablama en yakın ikamet eden yeğenimin anlattıkları; gerçekte olmayan olayları olmuş gibi algılıyor. yeğenime "okul yarıyıl tatilinde ankara'ya giderken beni de götürün" demiş. öyle bir plan hiç yok. ankara'daki kızına da "kardeşin çok ısrar etti ben de geleceğim" demiş.

    yeğenim hemen her gün yanına uğruyor. her seferinde söylemediği ve yapmadığı şeyleri "böyle yaptın, şöyle dedin" diyor. en son, iki gündür alt ve üst kat komşularına takmış durumda. gece boyu gürültü yapıyorlarmış. eniştem gerçek olmadığını söylüyor. hafta içinde kendisine yemek vs yardımcı olmak için gelen yengem (ağabeyimin hanımı) ve yeğenimi neredeyse kovmuş. gerçek dışı hikayeler anlatıyor.

    "maalesef bütün bunlar beyindeki tümör ve ödemden" dedi doktorumuz.
    beyindeki ödemi bastırmak için kordexa'yı alması şart ama "kemiklerim kırılacak" diye almak istemiyor. doktor "mecbur alacak, ısrar ederse getirin" dedi.
    bu komşuların gürültü konusunda, konuyu anlamak için biraz sert konuşmuşum ablamlarda.

    ablam, kendisi gibi değil tam olarak. bu aklımdan çıkmış. anlamak için sorduğum soruları "sorgu hakimi gibi" davrandığımı söyledi.

    --- 15 ocak 2017 ---
    ablam bugün trafik kazasındaki kızcağızı ve akrabalarını arayıp çağırmış. fark edince gelmelerine gerek olmadığını söyledim.

    --- 19 ocak 2017 ---
    ankara'dan gelen yeğenim fark etmiş, dizlerden aşağısı ısınmıyor. bacaklarının alt bölümü soğuk. kaloriferin acayip yandığı evde bacakları polar battaniyenin altında bile ısınmıyor. yeğenim avuçlarıyla ovarak, masajla ısıtmaya çalışıyor.

    bacaklarım ağrıyor diyor ablam. sanırım soğuk olduğundan ağrı hissi var. ısınabilirse, ağrı geçiyor.

    kordexa ve inlyta'ya devam. yemek yiyor. kilo alamıyor. giderek zayıflıyor.

    --- 22 ocak 2017 ---
    bugün cumartesi, inlyta perşembe bitecek. şimdiden doktora söyledim. yeğenim ablamı kendi evine götürdü. artık bir süre orada kalacak. yeğenim, eşi ve küçük çocukları için yeni bir dönem.

    --- 25 ocak 2017 ---
    ablamın gözünde kızarıklık ve yaşarma var. yeğenim doktora götürdü. enfeksiyonmuş. damlalar vermişler.

    --- 01 şubat 2017 ---
    hastamız mütemadiyen uyuyor.
    inlyta ve kordexa devam. bulantı yok. kilo almıyor. 41 kg. artık ayakta zor duruyor. güçsüz. eskilerin deyimi ile "takati yok" sadece yanakları tombul. kortizondan bence. uyumasa bile gözünü kapatıp yatıyor...
    düşünce ve davranışlarında tutarsızlık var. sonuçta kızı daha iyi tanır.
    dün gece itibariyle ağrıları başlamış. yeğenim söyledi. "annem söylemiyor ama geceleri inliyor" dedi. ağrılar için doktor bantları kullanın yine dedi. 1 tane kalmış. gidip reçete yazdıracağım.

    --- 04 şubat 2017 ---
    ablam "bacaklarım ağrıyor" diye ağlıyor. . durogesici dün önce bacağına sonra akşam oradan çıkarıp göğsün üstündeki düz yere yapıştırmış. ağrının geçmemesi mümkün mü? başka bir ilaç vermeli miyiz? contramal verdik. uyudu şimdi.

    --- 08 şubat 2017 ---
    gözündeki kızarıklık ve sürekli yaşarma geçmiyor. geçer gibi oldu ama nüksetti. batma hissediyormuş. bu sabah (10 gün sonra) aynı hastaneye, başka bir göz hekimine götürdük. doktor augmentine yazdı. ayrıca 4 çeşit de damla.
    bu yetmezmiş gibi gece düşmüş ! burnunun üzerinde bir sıyrık var.
    onkoloji doktorumuz "augmentine kullanamaz" dedi. gözünün fotoğrafını gönderdim. "bu şakaktaki metastaza benziyor. buraya getirin göreyim" dedi.
    gittik. muayene, kan tahlili ve kemoterapi'den sonra eve döndük.
    doktorumuz biz çıkarken gözleriyle iki saniyelik kısacık ama upuzun bir cümle kurdu. ben tek sözcüğe indirgedim: "bitiyor"

    --- 10 şubat 2017 ---
    kan değerleri iyi çıktı. elbette bu "iyilik" içinde bulunduğumuz durumun en iyisi. doktorumuz "yeni tomografi isteyeceğiz, sonuçlara göre tedaviye devam edeceğiz" yazdı.

    (bugün anlıyorum ki "esasen tıp bitti. allah yardımcınız olsun" demek istemiş.)
    ablamla whatsapp mesajlaşmalarıma baktım: sağlıklı ve emoji içeren son mesajı 12 aralık'taymış.

    15 ocak'ta "kabızlık bitti çok şükür" yazmış. 21 ocak'ta "yine yanlış anladım, hafta içi gelecekmiş. allah akıl sağlığımı geri versin" yazmış.
    bugün "pet ne zaman yapılacak?" yazmış. ben de "doktor ne zaman derse...önce tomografi diyor" yazdım.

    ---13 şubat 2017 ---
    ablam yeğenimin evinde kalmaya devam ediyor. iki günde bir akşamları iş çıkışı gidiyorum. bu akşam da üç saat kadar yanındaydım. elini tutup konuştum. o hiç konuşmadı. sadece baktı...baktı...baktı.

    boş baktığını anladım. algı yok. bakıyor ama algı hiç yok...

    ---14 şubat 2017 ---
    11:00 birkaç gündür farkındaydık, ama bugün zaman ve mekân algısı tamamen gitti. tuvaletten çıktı, "burası neresi?" demiş... sabah saatlerinden beri bilinç yok.
    14:00 an itibariyle normal. tv izliyor. fakat dün akşam 3 saat yanında olduğumu hiç hatırlamıyor.

    22:40 iş çıkışı yanındayım. iki saat kadar oldu. vücudu ve yüzü soğuk. ev normal ısıda. battaniyeye sarınmış durumda ama yüzü bile soğuk... söylediklerime tepki vermiyor. algı yok. neyi nasıl yapacağını da bilmiyor birkaç gündür. doktora "son günleri midir?" yazdım. "evet" yazdı.

    --- 15 şubat 2017 ---
    bu akşam ablamı kendi evine götüreceğiz. sabah kusmuş yine. beslenemiyor.
    20:00 algı yok. gözler açık, ayık durumda ancak söylenen hiç bir şeyi algılamıyor gibi... 3 kez "evine gitmek ister misin?" dedim. anlamıyor. üçüncüde olur anlamında kafasını salladı. algı yok.

    iş çıkışı ablamı oğlunun evinden aldık, kendi evine götürdük. yürüyemiyor. kucağımda taşıdım. otomobilin ön koltuğu daha geniş diye öne yerleştirdim. kendi evine gelince yine kucağımda taşıdım. hafif zaten...40 kg var yok....salonda bir kanepeye yerleştirdik. en sevdiği yer orası.

    son iki gündür yemek yiyemiyor. vücut ısısı 33,5 derece görünüyor. belki cihaz doğru ölçmüyordur.

    doktora sordum, "kortizon yetersizliğine bağlıdır" dedi. "terminal dönem şu an" yazdı.

    --- 16 şubat 2017 ---
    02:00 algı geri geldi! her şeyi hatırlıyor! yani algının kayıp olduğu zamanlar hariç her şeyi.
    iştah yok. yemiyor. ağrı yok, bant takılı. güçsüz, ayakta duramıyor. bulantısı var. halbu ki yemek yemedi, mideyi rahatsız eden bir gıda yok?!... mütemadiyen uyuyor.
    20:30 bulantı yok. sindirim ve gaz sorunu var şimdi de. bacaklarının alt bölümleri geniş alanda koyu bölgeler var... kas olmadığı için mumya gibi görünüyor o bölgeler...

    21:20 gün boyu bilinç açıktı. an itibariyle algı ve bilinç yine gitti. boş bakıyor.

    --- 17 şubat 2017 ---
    14:50 ablam "doktor ne diyor bu durumuma?" diyor. bulantısı olduğu için ağlıyor şu an. konulabilir miyim doktor bey ile?" diyor. doktorumuz "müsait değilim" yazdı. ki haklı... şu anda kapısında yüzlerce hasta var.

    18:46 midesince sancıları var... dayanamıyor. doktorumuz ile iletişim kuramıyoruz. kızı vücudunun üst tarafında, gövdesinde geniş morluklar var. durogesic bant işe yaramıyor.

    doktora "ne yapalım?" yazdım.

    "isterseniz hastaneye yatıralım, ancak sonuç değişmeyecek, bir aydan uzun beklentimiz yok. inlyta'yı keselim. pazartesi toparlamazsa morfine başlayacağız" dedi.

    19:15 doktor mide spazmı için "doladamon" adında bir ilaç önerdi. nöbetçi eczaneye gittim. çünkü saat 19:00'da eczaneler kapandı. doladamon, reçetesiz verilmiyor!
    eczacı anlayışlı insan. sağolsun. "borç" olarak yazdı. ilacı verdi. doktor pazartesi reçeteyi yazınca bildireceğim. hesaptan düşeceğiz...

    ilerleyen saatlerde doladamon kesinlikle işe yaradı. geceyi huzurlu geçirdi ablam. doktorumuz kaçıncı kez bilmiyorum, huzurlu bir gece daha hediye etti...
    bu arada şunu fark ettim: özellikle stresli ve bunalımlı anlarda algı tamamen gidiyor.
    algı tam gidince o anlarda yaşadığını, kimleri gördüğünü hiç hatırlamıyor. sorulanlara hiç yanıt vermiyor.

    bir de algı yarım kapanıyor. o zaman sorulara tek kelime ile yanıt veriyor. kendisi ile konuşanları hatırlıyor.

    kimileri karşısına geçip "kimim ben?" diye ölçüyor da...

    hatırladıklarını söyledi kızarak. "aptal değilim, hastayım, halsizim, yanıt veremiyorum" dedi.
    artık desteksiz kalkamıyor, ayakta duramıyor.
    inlyta'yı vermiyoruz. kordexa ve doladamon devam.
    ---20 şubat 2017 ---
    inlyta yı ısrarla soruyor. doktora verelim mi dedik. verin dedi.
    ---23 şubat 2017 ---
    ööğleden sonra şuur gidiyor. halüsinasyon başladı. öksürük ve az miktarda balgam var. kan yok. sindirim sistemi sorunlu. büyük tuvalet yapamıyorum diyor. bu sorun bekunis ile çözülebilir mi? ablam lağman yapın diyor. yapalım mı diye doktora sorduk. yapın dedi.

    ---25 şubat 2017 ---
    yolun sonuna geliyoruz. son 10 günde, şuur uzayan periyotlarda kayboluyordu. bugün uyanık olduğu hiç bir anda şuur yoktu. kan şekeri ölçümü son 4 günde 195, 239, 326, 366 diyabet ilaçlarına rağmen düşmüyor.

    şuur olmadığı için, uyandırsak da ilaçlarını yutamıyor. ağzında bekletiyor. nasıl yutulacağını bilmiyor. söylediklerimizi bugün hiç algılamıyor. vücud artık ilaçları işleyemiyor sanıyorum. doktora sordum. "son günleri maalesef" yazdı.

    ---28 şubat 2017 ---
    önümüzdeki hafta yurtdışında olacağım iş için...aylardır erteledik. ekim'de gitmem gerekiyordu. sağlık daha önemli...

    gün içinde yine algının gittiğine, halüsinasyon gördüğüne şahit olduk. son 2 aydır bazen yere bakıp solda sağa bir şeyleri izliyordu. bu akşam da kaşığını ağzına götürürken bir an durdu... kaşığı tepsiye geri koymak istedi. "ne oldu ablam?" dedim... "böcek" dedi.

    o an daha yeni idrak ettim aylardır arada bilinç kaybolunca oda boyunca böcekleri izlediğini...
    "canım ablam yemekte böcek olsa sana veriri miyiz hiç?" deyince yemeye devam etti.

    ---04 mart 2017 ---
    şubat sonu mart başı itibariyle tamamen yatalak. yeğenlerim hasta yatağı kiralamışlar, fındıkzade'deki karagül işhanından hasta klozeti ve bir takım hasta gereçleri satın almışlar. bir hasta bakıcı ile anlaşmışlar.
    ben yurtdışından bugün 18.30 gibi döndüm. ancak hafta boyunca tüm gelişmelerden haberdarım.

    son iki gündür inliyor, ağrım var diyor. eşim, eniştem ve yeğenim (oğlu) ile evdeyiz.
    19:21 doktora morfini sordum. reçete ile uygulanır dedi. kırmızı reçete.
    20:15 inliyor ara ara... hiç bir şey yemiyor. ilaçlarını alamıyor. koma halinde.tahminim en fazla 2 gün yaşayacak.

    21:00 uçaktan yeni indiğim ve yorgun olduğum için eve geçtim. yeğenim de evine gitti. eşim ablamın başında.
    sürekli mesajlaşıyoruz.

    eşim durumun iyi olmadığını yazdı. gelsen iyi olur dedi. parmaklarının ucu kırmızı oldu dedi. ben, ablamın nefesini kontrol etmesini, video çekip göndermesini istedim. video geldi. ben son saatler olduğunu anladım.
    22:30 ablamın evine gittim. yolda giderken yakında oturan yeğenimi aradım. "annenin evine geç" dedim. bilinç yok. nefes sıklığı azalmış. ilk önce ayaklarını kontrol ettim. ayaklar tamamen soğumuş ve morarmaya başlamıştı. ölüyordu...
    ankara'daki yeğenimi (kızını) aradım. "yola çıkın" dedim. durumun ciddiyetini tam anlamadı. "daha önce de böyle oldu, panik yapmayın" dedi. fakat ben ölümün başladığını ve son saatler olduğunu 23 yıl önce ablam ile annemin baş ucundayken şahit olmuştum. "yola çıkın ve gelin" dedim.

    sonraki dakikalarda her an ablamın yanında, elini tutar durumda bekledim.
    eşim annesini aradı ve ablamın ölmek üzere olduğunu, ne yapması gerektiğini sordu. edindiği bilgiler usulünce evde bulduğu kur'an ile yasin okumaya başladı. bu arada ablamın ağzına pamuk ile su vermeye, nemlendirmeye çalışıyorduk.

    ---05 mart 2017 ---

    00:00 nefesi giderek zayıflıyor... bir saati bile kalmadı. evde ben, eşim, yeğenim ve eniştem varız. eniştem ve yeğenim zaman zaman odadan çıkıyor. kokulara karşı hiç hassas değilim. ancak odada daha önce hiç duyumsamadığım bir koku var.

    00:40 nefes iyice güçsüz. yüzünü dikkatle incelerken, kulağına belki de 15 dakikadır kelime-i şahadet telkin ediyorum.

    00:44 ablamın iki gözünden de yaşlar süzüldü. bu komadan çıktığı ve ruhunu teslim edeceği anlamına geliyor... yıllar önce annemde gözlemlediğim gibi, ölmeden saniyeler önce komadan çıkıyor. annem de komadan çıkmış ve gözlerini açıp ablamla bana bakmıştı.

    00:45 nefes alması durdu. kalbini kontrol ettim. durdu.

    2010 yılında tespit edilen böbrek kanseri, haziran 2010'da radikal nefrektomi (radical nephrectomy) ile yok edilmeye çalışıldı.
    26 ocak 2016'daki ağızdan kan gelmesi sonucunda akciğer metastazı ortaya çıktı.
    radyoloji (radioteraphy) , kemoterapi (chemotherapy) süreçlerine rağmen 05 mart 2017 00:45'te yol bitti.

    mekânı cennet olsun.
  • allah rahmet eylesin.zor bir süreç.
  • yakın zamanda babamı benden alan kahrolası kanser türü.

    2 ekim 2017 de 4. evre böbrek kanseri teşhisi konuldu.
    9 ekim 2017 ye ameliyat günü verildi. ameliyatta sol böbreği alındı. patolojiden gelen sonuç; yüzde 5 sıklıkla görülen kromofob renal hücreli karsinom adıyla çok çabuk yayılan, herhangi bir tedaviye cevap vermeyen böbrek kanseri türü.

    30 ocak 2018 de babamı kaybettik. ışıklar içinde uyusun.
  • babamın tuvalette idrarını yaparken ara ara kana rastladığını söylediginden itibaren tam 3 sene boyunca devlet, fakulte, her türlü özel hastane gezildi. sonuc böbrek enfeksiyonu denildi. enfeksiyon için ilaçlar verildi fakat kanama devam edince tekrar hastane hastane, doktor doktor gezmeye devam ettik. üniversite hastanelerinden biri en sonunda kanser kelimesini kullandı ve hemen iyi bir üroloğun görmesi gerektigini söyledi. istanbulda ozel bir hastanede ismi bilinen bir doktordan randevu aldik. tekrar testler filmler. sonuç kanser degil kanser olsa boyle olmazmis bu böbrek enfeksiyonu olabilir fakat böbrek sirozu da olabilir. oh be insallah sirozdur kanser olmasinda. ne kadar sevindik o gun. testler yapildi siroz degil o zaman kesin enfesksiyon. yine ilac verildi idrarda kan kesilmezse kamera ile bakılacak. 3 ay gecti.kanama kesilmedi. tekrar gittik. ismini hatırlamıyorum sistemin ama babama anestezi verilip içeri kamera sokularak böbrek kontrol edilecek. enfeksiyon tahminiyle yapilacak bu is. gecmek bilmeyen saatlerin sonucunda babamin yaninda verdikleri cevap; "kanser böbrekleri ve mesaneyi tamamen sarmıs ve muhtemelen kotu huylu. acil ameliyatla tamami alinacak. ince bagirsaktan yapay mesane yapilacak" zaman durdu orda. inanamadik hayatimdan 20 sene kesin gitti. bu kadar oyaladıktan sonra kanser demeleri hem bizi sinirlendirdi hem de kandırıldigimizi düşündük. hemen herkese haber salındı iyi bir ürolog lazim. ankara'da büyük bir üniversite hastanesinde bilinen bir ürolog ayarlandi. onlar tekrar inceledi herseyi. sadece sol böbrekte kanser var diger böbrek ve mesane saglam denildi. acil ameliyata alındi babam ve sadece sol böbrek alındı. ameliyat sonrasi onkoloji doktoru da bulundu. tumör kötu huylu yayilacak belli ama tedaviye devam edilecek. ınsallah işe yarar. önce kemoterapi,ışın tedavisi ,tekrar kemoterapi, akilli ilac, petler , mr lar. metaztaz önce lenflere ve karacigere yapti. verilen tedaviden lenfler temizlendi ama kemige ve karacigere devam etti. son kemoterapinin ortasinda babamin ayaklari uyusmaya basladi. güc kaybı ve üzerine rahat basamama durumu oldu. onkoloji doktoru ilacin yan etkisinden şuphelendigi icin son tedaviyi vermedi. ve babam o gün bir daha kalkmamak üzere yere düştü. otogarın ortasına düstü. acile kaldırıldı. tekrar mr cekildi. metaztaz tumorlerden biri omurgadaymıs yeni bir tumor. sinirlere baski yaptigi icin bacaklarda yürüme sorunu. beyin cerrahı ameliyat riskli dedi. zaten babanızin durumu ortada ameliyatla eziyet etmeyin dedi. zaman yine durdu 20 yil daha gitti omrumden. o an ölecegimi düsundüm ama ölunmüyor iste malesef.. kaçar gibi aldım babamı eve getirdim. şimdi belinden aşağı tarafını hissediyor ama kullanamiyor. aşırı güc kaybından basamiyor üzerine. yatıyor sürekli. bunun dışında kilo kaybı, halsizlik,iştahsızlik veya kan degerlerinde sorun falan hicbirsey yok. sadece biraz saclari ve biyiklari dokuldu. 3 gündür deli gibi doktor ve tedavi ariyoruz. ben kendi evimi satmıştım o parayi babama ayirdim. yetmez. ablam da elinde ne varsa satacak. yani para falan umrumuzda degil. her gece dua ediyorum allahım lutfen benim omrumden al babama ver diye. evde agliyamadigim icin balkonda veya markete giderken yollarda agliyorum. ne mi arıyorum care.. bu yaziyi okuyan sevgili arkadaslar varsa bir bildiginiz doktor veya basinizdan benzer bir durum gecmisse lutfen yardim edin. ölsem bu kadar canım yanmazdı herhalde. kalbim sıkışıyor nefes alamiyorum. sonra babamin yanina gidip siyaset ekonomi falan konusuyorum. bazen dedikodu yapiyoruz. dibe vurdum artık ve boğuluyorum..