şükela:  tümü | bugün
  • yuksek tansiyon en buyuk sebebiyet teskil eden rahatsizliklardan biridir. isin dogrusu yuksek tansiyon bobrek yetmezligine sebep olur, bobrek yetmezligi de yuksek tansiyona. bu tip bir kisir dongu icerise dusen kisiler muhakkak ki doktorun verdigi perhize uyarak yasamali ve bilimum sayida ilac icmelidirler. 15 gunde bile vucudu sarabilen, her yas insanda gorulebilecek bir hastaliktir. nihai sonucu bobrek naklidir.
  • ilac tedavisi ile diyaliz makinalariyla periyodik randevu arasindaki donem (ki kisinin hayatina devam edebilmesi icin kisa olmasi gerekir) vucuda kusma tepkisi verdirten müsibet hastalik
  • zamanında sahip olduğum tam anlamıyla lanet hastalık, istediğiniz gibi su içemezssiniz, istediğinizi asla yiyemezsiniz, herşey kısıtlıdır, fazla yorulmamalsınızdır. normal bir insanın yapabileceği çoğu şey sizin için uzun vade de tehlike anlamına gelir... genellikle parası ve de şansı olanlar(doğru böbreğin bulunması lazım) bu hastalıktan böbrek nakliyle kolayca kurtulunabilir.(bazen vücut, organırededebilir) parası maalesef zar zor yetebilen çoğunlukta maalesef eline zaten zor geçen parayı her hafta diyalize akıtmak zorunda kalır... özellikle türkiye gibi bir ülkede bu hastalığa yakalanmak sürünmekle eşdeğer anlamdadır... zira ameliyat parası yurtdışında bile astronomik boyutlardadır... (bkz: anılar anılar şimdi gözümde canlandılar)
    son bir not olarakta ameliyat bile olsanız kendinize dikkat etmek durumunda kalırsınız ve daha önce ki yetmezlik sebebiyle bünyeniz zayıf gelişmiştir çabuk yorulursunuz tedaviden sonra...
  • yaşlı ev kedilerinin en önemli ölüm nedenlerinden birisidir. belirtileri üst üste kusma ile başlamakta, 10-15 gün içerisinde kedinin kusma sıklığı artmakta, sonunda da iştahın kapanması ve vucut sıcaklığının düşmesi ile hayvanın ölümüne neden olmaktadır. söz konusu belirtilere böbrek işlevlerinin bozulması sonucu kanda artan üre neden olmakta.

    bu ciddi tabloya rağmen uygun bir tedavi ile kediyi bir müddet daha yaşatılabiliyor. hastalığa yakalanmış, son aşamada bir kedinin tedavisi için hayvana serum fizyolojik bağlanıyor, vitamin ve antibiyotik tedavisi yapılıyor. böylece kedinin serumunda yükselen üre miktarı, birkaç haftalık tedavi ile düşürülüyor. bundan sonra kedinin özel, düşük proteinli mamalar ile beslenmesi gerekiyor. veterinerin söylediğine göre kedi bundan sonra normal hayatını tamamlayabiliyor. arada kedinin üresinin yükselmesi ile serum tedavisinin tekrarlanması gerekiyor. tedavinin masrafı birçok kişi için altından zor kalkılabilecek fiyatlara ulaşabiliyor.
  • organ nakline biraz sempati duyarsak sorun olmaktan cıkacagını düşündüğüm hastalık. insan ihtiyaç duyuyorsa eger gunahı sevabı tartmanın ne anlamı var ki. (bkz: organ nakli) (bkz: su hayattır) (bkz: içiniz içiriniz)
  • akut böbrek yetmezliği ve kronik böbrek yetmezliği olarak ikiye ayrılır. genelde yukarıda anlatılan durumlar ve halk arasında bilinen diyaliz gibi tedavi yöntemleri kronik böbrek yetmezliği hastalığının tedavisine yöneliktir. eğer önceden böbrek veya diğer boşaltım organlarınızla ilgili bir sıkıntı yasamamışsanız veya ailenizde benzer hastalıklar yoksa ve kandaki üre ve kreatinin değerleriniz de yüksek çıkmışsa kronik böbrek yetmezliğinden ziyade akut böbrek yetmezliği olabilirsiniz.
  • günlerdir hastanelerde süründüğüm hastalık. amk kan vermekten serum almaktan delik deşik oldum.
    neyse ki başında yakaladıkları için götü kurtardım sayılır
    allah şifa versin tüm hastalara.
  • tiroid şeker bilmemne ıvır kıvır için tahlil yaptırırken "bu kreatinin niye yüksek lan bi nefrolojiye gideyim" dememle birlikte, bende var olduğunu öğrendiğim hastalık.

    ultrason filan çektirdim. ultrasonda böbrekler gayet sağlam ve daş gibi görünüyordu. hatta ultrasonu çeken adam böbreklerinde bişey yokmuş ki sen niye geldin dedi. sadece mesaneyi çekerken "yeterince tuvalete sıkışmamışsın" dedi. ben de çok tuvalete çıkamıyorum zaten dedim.

    neyse, böbrekler sağlam deyince öyle sevindim ki anlatamam. ta ki, ertesi sabah nefrolojiye tahlil sonucu göstermeye gidene kadar. tahlil sonuçları bok gibiymiş. böbrek yetmezliğin var dedi. ürik asit fazla, kreatinin fazla. henüz böbrek yetmezliğim çok başlangıç safhasındaymış. bu yüzden bana ilaç filan vermedi. tansiyonu şekeri tiroidi kontrol altına al dedi, diyete yönlendirdi. bir diyet verdiler, evlere şenlik. anasını satiim kilo vereyim aman sağlıklı besleneyim diye yediğim sebzelerin hemen hepsi yasak! karnabahar, ıspanak, mantar, bezelye, kuşkonmaz filan hep yasak. protein kaçağım olmadığı, diyabetli olduğum ve fosfor ve d vitamini eksiğim olduğu için eti yasaklamadılar. ama yağlı balıkları yemem yasakmış. kırmızı eti de haftada 2 kereden fazla yemem yasakmış. sakatat türü şeyler yemem yasakmış. yumurtayı haftada bir kereden fazla yemem yasakmış. günde 400 gr dan fazla yoğurt ve süt tüketmem yasakmış. onun dışında, kepekli ne varsa tüketmem yasak. yani normalde diyabetik diyette kepekli makarna, kepekli pirinç, tam buğday ekmeği filan yiyebilirken, böbrek yetmezliği diyetinde bunlar yok. tuzsuz beyaz ekmek yenecek sadece.

    ya bir türlü anlam veremiyorum, benim nasıl böbrek yetmezliğim olabilir ki? tamam eyvallah böbrek ve idrar yolları konusundan çok çektim. ama iyileşmiştim ben! ağrım sızım ve hiçbir şikayetim olmadan böyle bir teşhis konulması çok ağrıma gitti. sadece az işiyorum. o da hava sıcak, aşırı terliyorum diye düşünüyordum. ağzımın çok kuruması da şekerdendir zaten. yani bence öyleydi. son bikaç gündür içtiğim suyun haddi hesabı yok, 4-5 litre içmişimdir. ona rağmen, şöyle bir şırıl şırıl işemişliğim de yok. gerçi, üç günlük hayvani su tüketimim sonucunda ilk defa dün normal miktarda işedim. ama az yine de içtiğim suya göre.

    böbrek konusu beni çok yusuflatan konulardan birisi. sıkıntı çıkınca çok üzüldüm. üzülünce de tansiyonum çıkıyor. tansiyonumun çıkmaması lazım. tansiyonum üzülüp sıkılınca çıktığı için, tansiyon ilacı yerine prozac kullanıyordum. doktora gittim tabi öyle kafama göre diil. neyse işte, prozac hakkaten insanı hiç strese sokmuyor. bu sabah levent yüksel'in fırtınam şarkısı melodisiyle "yetmiyor, böbrekler yetmiyor" diye şarkı söylüyordum işerken. bi zil takıp oynamadığım kaldı amk sadfghgdfs

    bu arada, rüyalar hakikaten insanların sağlık sorunları hakkında fikir veriyor. kaç seferdir rüyamda kendimi işerken görüyorum. normalde böyle rüyalar sonrasında insan uyanınca çişi olduğunu farkeder, bende çiş miş hak getireydi.

    şöyle şarıl şarıl işemeyi özledim. du birazcık daha su içeyim.