şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: buscopan)
    (bkz: pharmaton)
    (bkz: bisolvon)
    (bkz: mucosolvan)
    gibi ilaçların üreticisi aile şirketi.
    dulcolax isimli ilacını türkiye'de pazarlamaya başlıyorlar.
    kabızlığa birebir ilacın fiyatı yüksek ama yan etkisi çok az olduğundan tercih edilesi...
  • türkiye merkezi maslak'taki uso center'dadır.
  • fen bilimlerinde doktora yapan ogrecilere karsiliksiz olarak verdigi comert doktora bursuyla akademik cevrelerin takdirlerini toplayan ilac firmasi. ciddi bir cabayla gerceklestirilen ve yaklasik 5 ay suren eleme surecinden sonra secilen ogrencilerin hem cv'lerini senlendirmesi hem de ceplerini doldurmasiyla un kazanmistir (en azindan sahsim nazarinda).
  • bu firmanın bir kablosuz mouse'una sahibim. nereden geldiğini çok merak ediyorum. asıl mouse'umun sol tuşunu göçerttikten sonra evin derinliklerinde kendisine rastladım. yeşil renkte ve tospaya benziyor. nereden baksan 10 senelik olmalı. ilaç firmasının kendi mouse'unu üretmesi ise bambaşka bir dünyanın konusu.

    edit: merak edip etrafına baktım da altında 2007 yazıyor. tipine bakarak daha eskidir diye düşünmüştüm. bildiğin vosvosa benziyor lan.
  • iş başvurularına 10 saniye içinde red cevabı verebilen bi firma.
  • alman menşeili büyük bir ilaç firması.

    mülakatları zevkli olur ama her ilaç firmasında olduğu gibi, ne kadar iyi konuşursanız konuşun, işe alınmanız için çok yakışıklı/çok güzel olmanız gerekir.
  • kendisine atılan mail'e cevap vermeyerek ayıp eden firma. oysa ki ürünleri ile ilgili bir problemim vardı.
  • eski çıktığım ve hala sevdiğim insan burada çalışıyordu, şimdi avustralya'ya transfer oldu. kendisinden hep olumlu yorumlar alırdım buranın düzeni, kurumsallığı ve çalışanlarının kalitesi hakkında. hakkında hiç olumsuz yorum duymadığım, sadece iyi yorumlar duyduğum nadir firmalardandır.
  • tertemiz bir hekim ve parlak bir kariyeri olan ekşi sözlük yazarı olarak türkiye yönetimini esefle kınadığım ve

    türkiye genel müdürlüğü alman şanına, disiplin, çalışkanlık ve düzenin yanında vefa hissini tamamen unutarak saçma sapan bir davranışı ile bir sağlık sektörü emekçisi olan beni derinden yaralamış ve çok üzmüş firmadır.

    kalbimdeki saygınlıklarını yerin dibine batırdılar.

    normalde ilaç mümessillerine karşı acayip mesafeli ve ölçülüyümdür ama novartis’ti, glaxo smith kline’ dı.. bunlar ve bu gibi firmalara hep saygı duydum çünkü dünyanın sayılı tıp fakültelerinden birinde emeğimle canımı dişime takarak çalışırken arı gibi çalışan mümessillerle hep selamlaşır konuşur ve yeni ilaçlar çıktı mı, şu ilacınız piyasada değil mi, aman bu ilacınızı koruyun bizim hocalar muadilinden hiç memnun değil diye tamamen medikal amaçlı sektörün nabzının tutardım.

    şimdi hemen bu boehringer ingelheim firması türkiye genel müdürü hemen bu doktor paramedik yani avantalarımız az olduğu için bizi kötülüyor yazmasın diye özellikle belirtiyorum etik ve temiz bir doktor olduğumu.

    yok öyle, herkesi satın alamazsın alman efendi !

    en başa, öğrencilik günlerime döneyim: ben dünyanın en saygın tıp kuruluşlarından birinde öğrenci iken bir hanımefendi sabahın köründe de gecenin yarısında da hacettepe’m de çok afedersiniz eşşekler gibi çalışıyordu.

    aylarca gördüm o’nu intern iken. muazzam bir disiplin ve düzen ve en sonunda bizim tüm türkiye’ce tanınan acayip saygın , dev bir isim olan profesör doktor mustafa arıcı hocama sunum yapmak için kapısının önünde, mustafa arıcı hocamızın içerdeki hastasının muayenesini bitirmesini beklerken bu hanımefendiyi görünce dayanamadım ve hemen sordum:

    -afedersiniz sizi hep tansiyon ile ilgili ilaçlar yazan biricik dev isim hocalarımın odalarının önünde görüyorum, belli sektör emekçisiniz hanımefendi, acaba hangi firmada çalışıyorsunuz, saygın bir firma olabilir. servier firması ve atacand markası adı altında olan kandesartan molekülü müdür acaba çalıştığınız ilaç? o molekül ve ilaç için en güçlü tansiyon düşürücüdür diyor hocalarımız, en güçlü arb diyorlar. sizin bu çok hassas konu hakkında bilgileriniz ve okuduğunuz yayınlar nedir acaba? başka bir firmada çalışıyor olsanız bile sorun değildir. sonuçta sektörün içinden ve saygın bir firmadan iseniz siz bana ve tüm öğrenci arkadaşlarıma güncel yayın ve bilgiler hakkında bilgi verebilirsiniz ve muazzam faydanız olur hanımefendi?

    — değerli öğrenci arkadasım. ilgi ve alakanıza çok teşekkür ederim. hacettepe üniversitesi tıp fakültesi yine farkını, kalitesini ve klasını gösterdi. daha son sınıf öğrencileri bile ne kadar ilgili ve bilgili.

    sağolun var olun gençler. ben malesef o saydığınız firmalarda çalışmıyorum ama benim firmada saygındır, haftaya yapacağım ziyaretimde size medikal müdürümüzden güncel ve tavsiye ettiği yayınların, yeni ve okunması gereken makalelerin fotokopi kopyalarını alarak geleceğim cocuklar, pardon gençler -karşılıklı gülüşmeler-, saygılarımla.

    dedi ve hacettepe’min koridorlarında kaybolup gitti.

    haftaya kucak dolusu makale ile geldi.

    “cocuklar, pardon gençler. bu hafta çok yoğundum ve bu yüzden medikal müdürümüzle detaylı konuşamadım ama şu şu yayın ve makaleler mutlaka olsunlar dedi müdürümüz bende sizin için hepsinin kopyesini aldım. azıcık zaten sizler üstesinden gelirsiniz gençler, evet bu sefer doğru hitap ettim size. haftaya kahvem sizden ona göre..”

    dedi ve yine koşturup gitti.

    mezun oldum ve epey zaman geçti bir ziyaret için bu sefer bir başka eğitim kurumunda bu sürekli koşturan hanımefendi’yi gördüm ve hemen sordum:

    “ hanımefendi hanımefendi beni hatırladınız mı? bize çok yardımız olmuştu, sağ olun var olun. hepimiz adına teşekkür ederim size.”

    dedim. bana şaşkın şaskın baktı. üzerimde önlük yoktu ve galiba beni hasta sandı.

    “afedersiniz efendim ama ben hemşire, hasta bakıcı değilim.”

    ben haliyle içimden koptum yine. dedim yine yırttık. bu beyaz önlük stresi ve beyaz önlük hipertansiyonu yüzünden önlük giymememiz iyi birşeymiş dedim kendi kendime..

    ve oradan sohbet açıldı. bu sefer öğrenci korkaklığı değil çok saygın bir tıp fakültesi mezunu hekimin öz güveni ile güncel hipertansif ilaçlar hakkında onlarca soru sordum ve özellikle kendi çalıştığı ilacı kötüleyen bir tutum izledim. burada bilinçli bir tercihim vardı. bu hanımefendi’yi çok zorladık ama hiç yıkılmadı karşımda, dimdik durdu karşımda ve firmasının yalakalığını, uşaklığını yapmadı ve o’nunla tarafsız nice yayın ve makale üzerinden dakikalarca konuştuk.

    bu sefer hekim olduğumdan daha uzun süre kaldı, konuştu ve bu sefer korka korka

    “sayın hocam yine hacettepe farkını, klas ve kalitesini gösterdiniz. size tüm kalbimle teşekkürler eder ve izininiz olursa işlerime devam etmek isterim.”

    dedi ve yine koştura koştura kayboldu koridorlarda.

    ve zaman yıllar içinde bu hanımefendi ile dostluğumuz güçlendi ve dayanamadım ve birgün sordum.

    “siz çok bilgilisiniz acaba hangi üniversite’den mezunsunuz?”

    diye lafa girdim ve bu çok çalışkan hanımefendi’de

    “ankara ziraat fakültesi mezunuyum.”
    diyince iş bitti.

    rahmetli biricik babacığım oradan doktorasını aldığından muazzam bir sohbet oldu. ziraat fakültesi üzerine inanılmaz şeyler konuştuk. o eski tüfekti ve rahmetli babacığımı uzaktan tanıyordu, nice ortak hoca tanıdık çıktı.

    şimdi rezil boehringer ingelheim firması türkiye basamağı bizi sevgili sanacak , öyle şeyler uyduracaklar bölge müdürü filan.. yaptıkları rezaleti kapatabilmek için her türlü numarayı çevirecekler, adım gibi eminim..

    — hayır efendim, her doktor mümessili ile yatmaz ve sevgili olmaz. hele böyle saygın, çalışkan hanımefendiler asla olmazlar.

    evlendi bu hanımefendi mehmet bey isimli adam gibi adam bir delikanlıyla ve babacığım ağır hasta olup evimizden çıkamadığından benden bize gelmelerini çok istedi ve biricik eşi ile evimize gelip babacığımın elini öpmelerinden önce, babacığım:

    “benim öğrencimdi, çok çalışkandı ama benim gibi torpili olmadığından bölümde tutamadık. hakkı vardır. lütfen bu kızcağıza aldığım şu bileziği bir şekilde ulaştır. hakkı çoktur, bölümü affetmesini dilerim.”

    dedi bana rahmetli ve eşi mehmet bey ile gelip ölüm yatağında ama bilinçli olan babacımla görüştüler, nice bölüm üzerine konuşmaları oldu. ben ve eşi mehmet bey şaşkın şaşkın baktık. babacımın elini öptü ve rahmetli babacığımda

    “kızım bölümde hakkın ve emeğin çoktur. benim seni tutmaya gücüm yetmedi. zaten işleri bitince beni de şutladılar ama malesef türkiye’de nice sektörde işler böyle yürür. bizim bölüm genel olarak iyidir ama kızım ve seni bölümde tutamadıkları için bölümü affet hanımefendi kızcağızım, çalışkan evladım.”

    dedi. bizim gözlerimiz doldu. babacımın elini öptü, babacım bileziğini taktı ve hasta insanın yanında çok kalmadan, hasta ziyaretini hastanede tam zamanını güzelce ayarlayarak eşceğizi ile ayrıldılar.

    “şimdi üzerimde hak kalmadı canım oğlum, biricik evladım. bu kızcağız bölümde arı gibi çalışırdı. tutmamız lazımdı, kalması gerekirdi.”

    dedi rahmetli ve ekledi:

    “canım evladım, biricik oğlum sakın unutma, ben göçüyorum ve artık bayrağım ağabeyinde ve sendedir, kesinlikle unutmayın vefa asla ama asla bir semt değildir. bu hanımkız bölümde eşşekler gibi inanılmaz çok çalıştı, çok ve ben bölüm adına bir vefa borcu ödedim biricik oğlum.”

    dedi. iznini istedim ve kapının önünde ben ağladım hüngür hüngür. aynen şimdi bu satırları yazdığım gibi.

    yazıklar olsun boehringer ingelheim firması. yazıklar olsun size ve çok ciddi bir şekilde bu entrynin almanca’sını genel müdürlüğüne bizzat genel müdüre yıllardır yazdığım ve nice alman dev ismi övdüğüm makalem ile bizzat boehringer ingelheim genel müdürüne gönderip “büyük saygı duyduğum alman medeniyetini batırdınız, yerin dibine soktunuz.” diye detaylı bir mektup yazmayı düşünüyorum ve ben bunu yaparım, beni bilen bilir ve o zaman almanlar hele kendi muazzam değerleri hakkında yazdıklarımı görünce

    sizinde canınız fena yanar boehringer ingelheim türkiye basamağı.

    yazıklar olsun, sizi esefle kınıyorum ve alman disiplin, çalışkanlık, vefa şanlarını batırdınız. yerin dibine spktunuz.

    bu hanımefendi en azından sizde çalışır iken alman disiplin ve çalışkanlık şanını koruyordu.

    siz vefa duygusunu çalışkanlık ve disiplin gibi üç alman karakteri ile özdeşleşmiş erdemi batırarak kendinizi ve firmanızı dünyaya rezil ettiniz.

    size, hepinize defalarca yazıklar olsun. bu kadar temiz, düzgün, dürüst çalışan bir sağlık emekçisini 10 yıllar sonra kapının önüne koyan firma kimbilir ne kadar rezil şeyler yapmıştır buda çok çok önemlidir.

    novartis başta olmak üzere glaxo-smith-kline’ın ve sektörün tüm saygın firmalarının bu hassas meselenin üzerine gitmelerini söylüyorum çünkü on yıllarca kendi kuruluşlarında çalışan bir emekçiyi kapının önüne birden koyuyorlarsa:

    bu işte ciddi ciddi bir iş vardı. bu hanımefendi yıllardır paramedik işlere bulaşmayan tertemiz bir mümessildi ve aniden kapının önüne koydularsa başta sektörün diğer devleri olmak üzere sağlık bakanlığımızın üzerlerine ciddi ciddi gitmesini istiyorum.

    malüm almanya ile ilişkilerimiz meydanda, tüm hainler orada.. ciddi ciddi karanlık birşeyler çeviriyor olabilir bunlar ve bu alman firması boehringer ingelheim karanlık alman işlerinin ilaç sektörü basamağıdır.

    aman dikkat bakanlık, aman dikkat.. vatanımızın tüm hainleri orada ve şimdi gayet milliyetçi, inanmış bir müslüman ve atatürkçü bir insan kardeşimizi 10 yıllardır süren emeğinin sonunda birden kapının önüne koydular..

    burnuma ciddi ciddi kötü kokular geliyor ve üzerine çok ama çok ciddi gidilmeli. bunlar, bnd filan, gizleme saklama ustasıdır, aman dikkat bakanlık.

    ve bu zarif insan kardeşim, yakışıklı delikanlı eşi mehmet bey’e saygılarımı sunuyorum.

    bitmek bilmez emeklerin, arı gibi çalışmaların, koşturmaların asla unutulmadı;

    ve tüm emeklerin için, eşsiz çabaların için sağ ol var ol, teşekkür ederim, selam olsun:

    bin selam olsun :

    müge çöl .