şükela:  tümü | bugün
  • bir cok vejetaryeni dinden dondurecek kadar iyi kuzu kapama yapan, ankara'ya gitmek icin yogun bir istek duymama neden olan yer... (bkz: ulus)
  • esnaf lokantalığı çok geçmişte kalmış olmalı. bembeyaz örtülü masaları ile çoktan ankara'nın nezih lokantaları arasına girmiştir.
    denizciler caddesi üzerindeki bu boğaziçi isimli lokantada bir sürü güzel sulu yemeğin yanında çeşitli kebaplar da yiyebilirsiniz ama balık asla.
  • ankara'da güzel istim kebabı yiyebileceğiniz güzel lokanta.
  • orgazmik yemeklerin mekani.
  • 50 yıl önce kurulmuş bir lokantadır.
    (bkz: ankara'nın lokantaları/@ankaragazozu)
  • yalnizca istanbul'da en az 50 adet oldugunu tahmin ettigim lokanta. hatta belki daha fazladir.
  • ankaranin efsane lokantasidir. sadece yolunuz ulusa dustugu icin degil, o leziz yemeklerden ve guzel servisinden zevk almaniz icin her zaman gidilesi tavsiye edilen yer.
  • çocukluğumun ankaradaki favori mekanı.mevsimine göre pudralı çilek veya dilimlenmiş karpuz vitrinde yenilmeyi beklerdi.ne zaman ailecek gitsek kuzu kapamadan başka bir şey yemezdim.mütevazi bir lokanta olmasının yanında pahalı değildir;10 kat fazla parayı verip gideceğiniz lüks bir lokantada bulamayacağınız lezzeti burada bulursunuz.hayatımda ilk kez ekmek kesme makinesini de burada görüp dumur olmuştum.
  • sadece ulus'ta değil, meşrutiyet caddesi üzerinde de bir tane bulunmaktadır. benim son gidişimin üzerinden tam olarak 16 sene geçmiş; dün önünden geçerken hesap ettim.
  • vedat milorun programına cıktıktan sonra istilaya ugramıs lokanta. gerçi ben ve dostlarım da bu program sayesinde haberdar olup vedat hocamızdan kalite fiyat terazisinde 5 yıldız alan bogazıcı lokantasına uğradık. bir pazar günü gençlerbirliği maçı ertesi türlü yollardan, çeşitli badireler atlatıp , ulusan yan sokaklarında , operanın arka taraflarındaki bu mükellef lokantayı buldurduk. direk adresi denizciler caddesi no1 ama benim için bu adres pek bi anlam ifade etmedi lakin sora sora bagdat misali dagları asıp buldurduk lokantayı. tarihinde gormedıgı yogunlugu vedat milor ertesi 2 gunde gordugu her halinden belli olan lokantada vedat hocamın pek methettiği hünkar beğendiyi yiyemedik maalesef. garson oglen servisinin cok yogun oldugunu , 4. posta yemek cıktığını falan tatlı bir telaş ve yorgunlukla bizlere aktardı. daha sonra beğenidinin tükendiğini lakin ankara tavanın yeni cıktıgının,tavasının pek leziz oldugunu belirterel bize açıkça ankara tavayı işaret etti. ruzgar ne yone esse o yöne koşacak gastronomi birikimine sahip masamızdan çorba ertesi birer ankara tava siparişi almayı başardı. pilav biraz lapaydı, daha diri olup damaga dokunmasını tercih ederdim neyse. kuzu eti ise mükellefti ve sanırım 3 aşamalı pişirilerek suyu içinde muhafaza edilmişti. ve evet vedat milorun hastasıyım.

    öte yandan yana yakıla canımın çektiği ayva tatlısını burada da yiyemedim, çünkü dediğim gibi öğle servisi çok yogundu ve ayva tatlısı da bitmişti. (bkz: sözlük bana ayva tatlısı bul lan allahsız)
    neyseki normalde pek yüz vermediğim sütlaç burada enfesti ve durumu kurtardı.

    bu noktada şu tespiti de rahatlıkla yapabilirim ki vedat milor parakende gıda ekonomisine can veren yegane insandır, tuttuğu altın, üflediği gümüştür.

    ayrıca lokantadan bir anektod :
    yan masamızda yanındaki radikalını okuyan musterinin garsonla girdiği dumur diyolag. bu eksende ulkemizdeki gurme sayısının fevri artışına kanaat getirişim.
    -müşteri: yalnız paça çorbası zayıf olmuş.(hayatımda gördüğüm en bet surat ifadesiyle)
    -garson: ehem efendim köhöm efendim kusura bakmayın efendim.
    -müşteri: safi kemik vardi.
    -önündeki paçaya bakan ingazhi içinden : çorbanın içinde biftek arıyor dürzü