şükela:  tümü | bugün
  • almanya'da vizyona girdiği ilk hafta sonu kopya başına 1000 seyirciyi geçen filmlere verilen ödül olan box office of germany'nin kısaltmasıdır. aynı zamanda humphrey bogart'ın takma ismi bogey olduğundan ödül heykelciği şapkalı paltolu bir humphrey bogart şeklindedir.
  • (bkz: boogeyman)
  • ing. sumuk
  • radarda veya gökyüzünde görülen kimliği belirsiz cisimler için gavurların kullandığı kelime. hatta ufocular, amerikalı astronot james mcdivitt'in nasa kayıtlarındaki bir konuşmasında geçmesinden çok heyecanlanırlar.

    mcdivitt: got a bogey at 10 o'clock high.
    houston: this is houston, say it again seven?
    mcdivitt: i said, we have a bogey at 10 o'clock high.
  • ing. kuru sümük.
  • golfte x-par bir parkurda topu x+1 vuruşta deliğe sokma durumu, hatası. daha kötüsü için:
    (bkz: double bogey)
  • müzakere yaklaşımlarında kullanılan bir taktiktir.

    bir diğer adı da "evet ama..." olarak geçer ve adını da golften alır; topu iki hamlede deliğe sokmak.

    ilk seferde ilgi gösterilir, ikinci seferde çeşitli kısıtlamalar, sınırlamalar vesaire dile getirilir. böylece ortaya bir taviz sunulur ya da bilgilendirme sağlanmış olur.

    örneğin;

    sizinle çalışmayı isterim ve ürünleri de beğendim ama bütçe sınırlı.

    böylece karşı taraf bilgilendirmeye gidebilir yani "madem böyle bir bütçe durumu var o hâlde size şunları da sunalım" diye konuşmada normalde geçmeyen meseleler ortaya çıkartılmış olacaktır.

    bu bir yana taviz durumu da söz konusudur. şöyle ki; "sizden bu ürünü alırım fakat bin adet sipariş vermeniz lazım" ya da "ürünü çok beğendim ama bütçe bu kadar" gibi çeşitli tavizler verilmesi gerekebilir.

    tabii unutulmamalıdır ki müzakere sürecinde kullanılan bu taktik uzun süreli ilişkilerde güven sarsacaktır çünkü bu süreçte çok önemsiz şeyler sanki önemliymiş gibi sunulur. bu da bir noktada koz sağlar fakat bunu tekrarlamak ve uzun bir sürece yaymak güven kaybına yol açacaktır.