şükela:  tümü | bugün
  • niels bohr (1885-1962) tarafından ortaya atılan ilk atom modeli. daha sonraki yıllarda teori, dalga mekaniği şeklinde daha da geliştirilmiştir.
  • yepyeni bir ek$i sozluk yazari. beni karsilama ekibinden gonderdiler, aslinda bugun senin basligina ugramamam gerekiyordu ama yolumdan saptim senin basliginda durdum. kendisi her seyi cok iyi analiz etme yetenegine sahip olan, sakin bir insandir. bu arada unuttum ya, hosgeldin. bir de ilk entryin ben olayim isterdim ama yukaridaki arkadaslara da kizamiyorum, onemli seyler yazmislar cunku.
  • henüz taze yazar olmasına rağmen güzel entry'lerine denk geldiğim yazar. badi list için aday adayı.
  • (bkz: lisedeki dönem ödevleri)
    +olm ben boru aldım bu dönem
    - ahahah. neden?
    + geçen dönemde aldım çok kolaydı.

    gibi diyaloglara konu olan atom modelidir.
  • sabahın bir saatinde ergen anılarımdan başlayan 10 yıllık bir süreci hiç sıkılmadan dinleyen yazar. sohbeti kafa açıyor harbiden.
  • film konusunda geniş bir bilgi birikimi olduğunu düşündüğüm yazar. badi list'imin de az ve öz kişilerinden.
  • sinema ve filmler konusunda geniş bilgi birikimi olduğu kadar, klavyeye bakmadan yazı yazan insan modeli kendisi.

    bir gün, yine bir film tavsiyesi alıyorum kendisinden, asdfasdashjsh gibilerinden rastgele bir şeyler yazarak, aklınca şaka yapıyor sanıyorum, alınıyorum, üzülüyorum. sonradan işin aslını öğreniyorum ki, yeopgijeogin geunyeo yazıyormuş. evet, klavyeye bakmadan...

    filmi henüz izleyemediğimden yorum yapamamama rağmen bir de şöyle bir şey var ki;

    (bkz: en sevilen filmin yeopgijeogin geunyeo olması)
  • max planck'ın güneş spektrum gözlemlerinden derlediği quanta teorisini baz alarak geliştirilmiş ilk hidrojen atomu modelidir. buna göre atomik düzeyde enerji rasgele değil, belli değerlere sahiptir. böylece bohr, modeli için şu postülatları ortaya atmış:

    - elektronlar yalnızca çekirdekten belirli uzaklıklarda bulunan belirli yörüngelerde hareket edebilirler.
    - elektronlar bu belirli yörüngelerde* tur atarlar. bu orbitaller belirli enerji kabuklarını oluşturur. dolayısıyla belirli bir enerji kabuğundaki elektronlar dönme hareketi yaparak ivmelenirken ışıma yapıp enerji kaybetmezler (bu modelin çözdüğü sorunsallardan birisi de elektronların nasıl olup da ivmelenirken enerji kaybedip çekirdeğe düşmedikleri idi). elektronlar yalnızca bir enerji seviyesinden diğerine geçiş yaptıklarında, bu iki enerji seviyesi arasındaki enerji farkı kadar enerji kazanır veya kaybederler. (e = h.f)
    - bu geçişler sırasında salınan fotonun frekansı, klasik olarak orbital hareketinin periyodunun tersine eşittir (f = t^-1).

    bohr modelinin en büyük başarılarından biri, spektrum analizlerinde gözlemlenen ışımaların* johannes rydberg tarafından formüle edilen enerjilerini doğru olarak verebilen bir teorik model oluşturmasıdır. dolayısıyla tamamen klasik fizik kullanılarak* elektronun belirli değerlere sahip* açısal momentumu, yörünge yarıçapları vs. yaklaşık olarak doğru hesaplanabilir.

    max planck'ın ilk çalışmalarıyla beraber ilk quantum teori modelleri içerisinde sayılan bohr atom modeli halen modern fizik giriş derslerinde yaklaşık çözümler olarak öğretilmekte. daha sonra çeşitli özel durumları* açıklamakta başarılı olamayan bohr modeli; heisenberg, pauli, schrödinger gibi insanların katkılarıyla yerini apayrı bir modele* bıraktı.

    (bkz: ansiklopedi.sourtimes.org)
  • bilindiği üzere niels bohr tarafından 1913 yılında üç tane postülat üzerinden temellendirilen model. bunların açıklamaları ise çeşitli deneyler neticesinde varılan sonuçlara göre geliştirilmiş. buyrun bakalım:

    - 1885'te johann jakob balmer, hidrojen atomunun tayf analizleri üzerine yaptığı çalışmalarda yayılan ışığın enerjisinin "belli" katsayıların kareleri farkı ile orantılı gittiğini gözlemlemişti. buna göre çıkardığı matematiksel ifadenin daha sonra rydberg formülünün özel bir hali olduğu keşfedildi. bu deney, bohr'a elektronların yalnızca belirli enerjilere sahip olma hakları olduğu fikrini güçlü bir şekilde aşıladı.

    - 1900 yılında max planck, kara cisimlerin ışınım dağılımlarıyla ilgili wilhelm wien'in verileri üzerine çalışırken büyük bir sorunsalı çözmeye uğraşıyordu. buna göre, klasik termodinamik uyarınca bir sistemin toplam iç enerjisini bütün bileşenlerine* eşit olarak paylaştırması esasına göre - ki eşpaylaşım teoremi* de denir- fotonlar da sıcaklıklarıyla orantılı bir enerjiye sahip olmalılardı. bu enerji mertebesi basitçe sıcaklık ile boltzmann sabitinin çarpımına eşittir. bu düşünce formülasyona döküldüğünde ise yüksek enerjilerde başarılı bir sonuç vermesine rağmen düşük sıcaklıklardaki objelerin çok yüksek enerjili ışınım yapmalarını öngörüyordu. o yıllarda bu durum morötesi felaket* olarak adlandırıldı ve ufak çapta bir krize neden oldu. daha sonra planck, einstein ışığın belli enerjilere sahip foton quantalarından oluştuğunu söylemesinden beş yıl önce, fotonların sürekli değil de kesikli enerjilere sahip olduğu durumu formülasyonuna uyguladı. buna göre fotonun enerjisi planck sabiti denilen bir sayı ile frekansının çarpımına eşitti. neticede atomik boyuttaki osilatörler için kara cisim ışımasını her sıcaklık düzeyinde başarıyla modelleyebilen bir teori oluşturulmuş oldu. bohr'u ilgilendiren kısmı ise, planck sabitinin açısal momentum birimine sahip olmasıydı. kendi modelinde elektronların açışal momentumunun kuantize olduğunu ve planck sabitinin katları değerlerinde olduğunu varsaymıştır.

    - 1909 yılında ernest rutherford, joseph john thomson'un meşhur üzümlü kek atom modelini test etmek üzere yaptığı bir dizi deneyde, ince bir altın tabakasına yolladığı yüklü alfa parçacıklarının saçılma verilerini inceleyerek tarihi bir sonuca vardı. saçılma açıları tek bir şeye işaret ediyordu: atomun kütlesi ve pozitif yükü bütün hacime göre çok çok küçük bir merkezde toplanmış olmalıydı. insanoğlunun atom dediği şeyi kavrayışında önemli bir kademe atladığı bu sonuçlar, bohr'a güneş sistemi benzeri atomik modelini oluşturmada önemli bir ilham verdi.
  • gece gece bendeki geceleleri baş gösteren hayatı sorgulama isteği'ni uyandırmış yazar. teşekkür ediyorum kendisine lakin sabah dersim olmayaydı iyiydi.*