şükela:  tümü | bugün
  • gri tonlar ve tam olarak karanlık olan,
    her an kendinizin bir yansımasını görebildiğiniz, bazen gülümseten ancak daha çok sadece kendi hayatınızı yansıttığı için iç çekişlerle geçen dizidir,

    hiç bitmeyecek gibidir ama biter,

    --- spoiler ---

    everything must come to an end, the drip finally stops

    -see you the other side

    oh bojack no, there is no other side. this is it.
    --- spoiler ---
  • birçok yerde ismini duyduğum en son ise (bkz: bbcye gore 21 yuzyilin en iyi 100 dizisi) en iyi 100 dizi arasında 11.sırada olduğunu gördüğüm neymiş bu animasyon diye açtığım ve bir haftada tüm bölümlerini izlediğim süper ötesi bir animasyon.
    ben bunu niye izlememişim bunca zaman diye kafamı duvarlara vurduğum için olabilecek yazım hatalarından dolayı özür dilerim.
    ilk bölümünü izleyince, bu ne ya ayyaş bir at mı? izleyecez diye düşünmüş devam etmek istememiştim ama ne oldu bilmiyorum artık, ayni gün bir sezonu devirivermişim.
    özellikle o başlangıçta ki jenerik ve müziği yok mu, bir çok dizi izledim neredeyse tamamında dizi jeneriğini atlarım ama bunda her seferinde izlemek istedim.
    açıklayamadığım bir çekiciliği var. jenerik ya, aynı şey her dizi başında izlenir mi? evet izleniyormuş meğer. izlenmez diyen arkadaşlara da siz anlayamazsınız diyorum ve konuyu kapatıyorum.
    animasyon olan dizileri alt yazı izlemek bana biraz zor geliyor çoğu espriyi kaçırmaya sebep oluyor gibi sanki. onun için türkçe dublajlı izledim ve ona da bayıldım kimler seslendirdi bakmadım ama gerçekten hakkını vermişler.
    çok ince esprilerin olduğu, komedi ve dramın dozunun iyi ayarlandığı çerezlik değil ders çıkarmalık bir dizi.

    bundan sonrası spoiller olup uyarmadı demeyin.

    bu at niye bu kadar içiyor demiştim ilk bölümde ve anladım ki içmeyip de ne yapsın. hayallerine kavuşmuş, ünlü olmuş ama kendi tabiri ile iğrenç, düşüncesiz ve kendi çıkarlarını düşünen yalnız bir at. o kadar yalnız ki evinde yatıp kalkan kişiyi bile kovamıyor ve yalnızlığını içip içip sarhoş olup sızarak unutuyor. çünkü en büyük korkusu yalnızlık.
    kendisinin ünlü olmasına yardım etmiş arkadaşını sırtından bıçakladı, onun arkasında durup o yoksa bende yokum diyemedi. ünlü olmanın verdiği ışıltılı hayatı seçti ama bir türlü mutluluğu bulamadı. hayatı hep yanlışlarla dolu geçti, önüne çıkan fırsatları ise değerlendiremedi bile çünkü bunun tek sebebi lanetlenmiş olduğu düşüncesiydi. (benim de ailem aynı bojak'ın ailesi gibi olsa bende mi öyle olurdum bilmiyorum.)

    bitirmeden önce iki şeye daha değinmek istiyorum. birincisi, bunu yazmazsam olmaz dediğim, barda bir sarışın ile yaptığı konuşmaydı.
    bir kız arkadaş grubu bojack ile dalga geçmeye başlar ve kapıdan çıkıp giden bojack geri dönüp,
    bojack: güzel olduğun için iğrenç şeyler yapmaya hakkının olduğunu düşünüyorsun ve bunun iğrenç olduğunun farkında da değilsin. ama iğrenç olduğunu bilmemen seni daha az iğrenç yapmaz.
    kız: sence ben gerçekten güzel miyim?
    evet kıza o kadar laf söylemiştir ama sarışın kız sadece güzel kelimesine takılmıştır.

    ikincisi ise annesinin cenazesi olan bölüm, tam bir bölüm boyunca konuştun bojack hiç susmadın ama sıkmadın da, dediğin her şey harfi harfine doğruydu ama ufacık bir hata vardı keşke cenazeleri karıştırmasaydın başka birinin cenazesinde degil de annenin cenazesinde konuşsaydın.

    ve son olarak erica.
    mr. peanutbutter'ın bir toplulukta konuşmanın en ateşli yerinde durduk yere bir tarafa donmesi ve
    heyyyyy erica naber,
    heyyyyy erica .....
    heyyyy erica sende mi..

    diye sağa sola bağırması.

    ey romalılar izleyin, izletin. ayyaş bir at size neler anlatabilirmiş öğrenin.

    edit, son bölümlerde bojack'in üvey kardeşi hollyhock'un yazdığı mektupta ne yazıyordu ki aradım bulamadım.
  • bugüne kadar izlediğim açık ara en iyi animasyon olabilir. her sezon artan depresiflik son sezon depresyona sokuyor insanı.

    bilmiyorum yaşadınız mı, bazen bir an yaşarsınız da, o an içinizde bir şeyler dolup taşar fakat paylaşabileceğiniz kimse de yoktur, bu yüzden o duygu eksik de kalır hani. yani bence bir insanın kendini en yalnız hissettiği an o andır. bu dizi öyle bir boşluk hissi oluşturdu bende. ya da zaten hissettiğim o boşluğu hatırlattı.

    dizinin en sevdiğim yanı karakterlerin gerçek olması. todd hariç dizi de neredeyse fantastik karakter yok. her karakter kendi içinde bizden, çok gerçek, hatta fazla gerçek. yani bu diziyi izleyip kendini bir şekilde göremeyecek kişi yoktur herhalde. ayrıca insanları hayvanlaştırmaları, olayı masalsı değil daha insani yapmış sanki.

    bana biraz da oğuz atay romanı hissiyatı verdi. tutunamayan, tutunmaya çabalayan ve bu çabaları çoğu zaman onları daha da koparan karakterler.

    velhasıl bu diziyi herkese tavsiye ederim.
  • hayatımda yeri çok ayrı olan netflix animasyonu. izlerken üzüyor mu? hayır. güldürüyor mu? hayır. ne zaman kafam yaşadıklarımı kaldıramayacak olsa bu diziyi açıyor muyum? evet. neden? bilmiyorum.
  • henuz 4. sezondayim. keske daha önce izleseydim diyorum. insan ilişkilerine dair oyle güzel şeyler var ki. bencillik, kıskançlık, sabote etmek, is hayatının iki yüzlülüğü allahim bayılıyorum bazı şeylerin bu kadar evrensel ve basma kalıp boktan yaratıklar olmamıza. beni fazlasıyla içine çekti.
  • şimdiye kadar izlediğim en iyi dizi. anlık alınmış bir karar gibi görünse de diziyi 1 sene önce bitirdim galiba.

    ilk başlarda da görüşüm bu yönde idi ama o zamanlar, taze izlemenin etkisi ile öyle düşündüğümü sanıyordum. ama zaman geçtikçe anladım ki gerçek düşüncem bu imiş. çünkü oldukça absürt olan bu dizi aslında sürekli bizi bize anlatıyormuş.

    insan kendini bir atın yerine koyar mı? evet koyuyor, çünkü o at maskesinin altında her birimizden bir parça yatıyor.

    ayrıca son sezonun, sondan bir önceki bölümü, hayatım boyunca izlediğim en en en mükemmel bölümdü.

    ortalama bir absürt komedi dizisi gibi görünse de, bojack horseman hayatımı derinden etkileyen dizidir bana göre.
  • soğuk görünen, güzel tespitler ve diyaloglar barındıran netflix dizisi.

    2. sezon 8. bölümden 18. dk civarında bojack ve mr.peanutbutter arasında geçen diyaloğun bi' kısmının çevirisi:

    --- spoiler ---

    "m: tek istediğim senin dostun olmaktı ama sen beni hor gördün. fark etmedim mi sandın, beni neden sevmiyorsun?
    b: mr. peanutbutter
    m: hayır söyle.
    b: çünkü kıskanıyorum.
    m: neyi, diane'i mi?
    b: hayır, her şeyi. sen her şeyi çok kolay elde ediyorsun.
    m: ama sana zor mu? milyoner bir film yıldızısın, seni seven bir kız arkadaşın var. hayallerinin filminde oynuyorsun. daha ne istiyorsun? evrenin sana da daha ne borcu olabilir?
    b: kendimi iyi hissetmek istiyorum, senin yaptığın gibi ama nasıl bilmiyorum. yapabilir miyim, bilmiyorum. üzgünüm..."

    son bölümün orijinal hali:
    b: i want to feel good about myself, the way you do, and ı don't know how. ı don't know if ı can. ı'm sorry...
    --- spoiler ---
  • --- spoiler ---

    diane: you learn that you can survive being alone

    --- spoiler ---
  • netflix'in yaptığı belki de en iyi animasyon dizisi.
    baş karakter bojack, depresif, genel olarak kendine acıyan,alkol bağımlısı ve çok fazla psikolojik travması olan bir at.
    genel olarak kara mizah ve trajikomedi içeren bir şekilde bojack'in hayatını izliyoruz, karakterlerin travmalarını ve hayatlarına bunların yansımasını görüyoruz.
    dizinin ana amacının seyirciye" ee, hayatın baya bok çukuruna batmış ama sen napıyorsun düzeltmek için? "falan gibi bir mesaj vermeye çalıştığını düşünüyorum ama 6 sezon bittikten sonra burayı editlerim.

    tanım,genel olarak komik ve depresif bir dizi, izlenir.
  • adını duyduğumda bile içimde kıpırtılar oluşuyor bu kadar depresiflik içermesine rağmen nasıl bu tarz duygular bırakıyor bilmiyorum.. abartma sende be medhic diyeceksiniz ama izleyenler beni anlayacaktır. hala izlememiş olanlar tüm işini bırakıp izlesinler lütfen.

hesabın var mı? giriş yap