şükela:  tümü | bugün
1 entry daha
  • inanılmaz derecede düşük entropi içeren başlangıç koşulları ile ortaya çıkan evrenimizin, zamanının çoğunu termal dengede geçiren sonsuz sistem içindeki istatistiksel bir kuantum dalgalanma olduğu argümanıdır. bizimki gibi bir evreni elde edebilirsiniz, ancak ezici bir şekilde sadece tek bir galaksi, tek bir gezegen veya hatta tek bir beyin elde etme olasılığınız daha yüksektir. çünkü daha az bilgiye yani yüksek entropiye ya da daha az negatif entropiye ihtiyaç duyarlar.

    evrenimiz son derece geniş ve karmaşıktır. sadece bir yönde akıyor gibi görünen zaman oku gibi yasaları var. çeşitli şekil ve boyutlarda gezegenleri ve galaksileri vardır. aynı zamanda bize, insanlara, doğanın üstün yaratımlarına (en azından bize göre) sahiptir. fakat tüm bu şaşırtıcı miktarda çeşitli maddenin biraraya gelmesi zordur ve muazzam miktarda enerji gerektirir. biliyoruz ki, genellikle işler dağılma ve bozulma eğilimindedir.

    işte boltzmann, bu eğilimin istatistiksel bir açıklamasını yapar. bir sistemin entropisinin her zaman arttığı (düzensizliğe doğru ilerlediği) varsayıldığı ve bir kuantum dalgalanmanın bir sistemi düzensizlikten düzene getirme olasılığından bahseder. böylece sistem entropisini azaltarak dengeden uzaklaşır. bu yüzden rastgele kuantum dalgalanmalarının, evrenimizden daha basit bir şey yaratma olasılığı daha yüksektir. böylece ortaya boltzmann beyinleri tezi çıkar.

    paradoks nerede peki?
    sonsuz bir zaman aralığı dikkate alındığında (boltzmann’ın yaşadığı dönemde evren sonsuz olarak düşünülüyordu), evrendeki küçük dalgalanmalardan oluşan beyinlerin, milyarlarca yıllık bir dalgalanmaya gereksinim duyan yavaş evrim süreciyle oluşmuş beyinlerden daha fazla sayıda olacağını söyler. yani bilinç sahibi canlılar olarak bizlerin aslında boltzmann beyni olma ihtimalimiz yüksektir.
    bu ihtimale göre benlik duygumuz sadece istatistiksel bir dalgalanmadır. şans eseri ortaya çıkması muhtemel olan ve onu üretmek zorunda kalacak olan evren'den daha olasıdır.
    ama birden bire uzayın derinliklerinde etrafında gezegen vs. olmayan beyinlerden biri olmadığımızı biliyoruz (yani umarım:) ). öyle olsaydık deneyimlerimiz ve anılarımız büyük olasılıkla tutarlı olmayacaktı ve beyinlerimizde ve çevremizde yıldızlar ve gezegenlerden oluşan bir evrene ait imgeler bulunmaması gerekirdi.

    bu sebeple boltzmann beyni paradoksu, deneyimsel olarak kanıtlanamayan felsefi paradokslar listesine girmiştir.
    özellikle çürütülmesi zor olduğu için fikir tartışmaları devam etmektedir.
    “güneş sistemi içindeki bir gezegende yaşadığımız” deneyimi bir simülasyon içinde yaşatılıyor da olabilir değil mi?
    sonuçta, bir boltzmann beyin olsaydınız, bunu kanıtlamak veya çürütmek için ortaya koyabileceğiniz her şey, muhtemelen bilincinizin sahip olduğu halüsinasyonlar yüzünden olurdu.
    kaynak:time reborn kitabından derlenmiştir.