şükela:  tümü | bugün
  • bomonti bira fabrikasının yerinde açılacak olan cem yegül’ün verdiği isimle "yaratıcı kültür kampüsü".

    içinde bir sürü şey açılacağı söyleniyor da asıl merak ettiğim micro brewery olacak mı ? olacaksa ne zaman açılacak.
  • etrafindaki ruhsuz binalarin arasinda olumlu anlamda siritiyor. ısiklandirma ve atmosferi gercekten iyi . pek ayakustu bir noktada degil ama bir sekilde alisilir.
  • bugün ilk defa gittim bu mekana bayıldım resmen. 2-3 tane farklı mekan barındırıyor içinde, mekanların ortasında kocaman bir bahçe. bahçenin bir köşesine perde kurulmuş 100 küsür kişi açık hava da film izliyor. diğer köşesinde insanlar arkadaşlarıyla oturmuş biralarını içip muhabbet ediyorlar. mekanın tarihi dokusu, başarılı restorasyon çalışması ve mekanların kalitesi bir araya gelince harika bir atmosfer ortaya çıkmış. kesinlikle tavsiye ederim bu mekanı, çok keyifli vakit geçireceğiniz garanti.
  • kalite kokan yer.

    senelerdir tarihi bomonti bira fabrikası için burası niye değerlendirilmiyor dedim durdum. geçenlerde buradaki mekanlardan bir etkinliğin sayfasına bakarken tesadüfen tarihi bomonti bira fabrikası yazısını görüp şaşırdım. meğer kapsamlı bir restorasyondan geçmiş ve bir kültür mekanı olarak açılmış.

    düzenli olarak güzel konserler ve film gösterimleri yapılıyor ve de bunlar ücretsiz. özellikle mevsim yaz olunca daha da güzel oluyor. buradaki mekanlardan the populist özellikle fabrikanın ruhunu en iyi yansıtan çünkü kendi birasını yapıyor. almanların buğday birasına kadar pek çok çeşit bulmanız mümkün.

    tek dezavantajı pahalılığı. bomonti 50'lik 20 liraya satılıyor. o kadar parayı tekelden alabileceğiniz biraya değil the populist'in değişik biralarına ödeyin derim. bir de üç beş bira içmek sarhoş olmak istiyorsanız burası ona uygun bir yer değil, daha çok bir bira veya kokteyl içip müziği dinlemelik.
  • açılalı epey zaman geçmiş olmasına rağmen birkaç hafta önce keşfettiğim ve artık uğrak mekanlarım arasında yer alan, her geçen gün daha da popüler olan eski bira fabrikası, yeni eğlence mekanı. yaz boyu jazz'ın yazı ve açık havada başka sinema etkinlikleri ile epey güzel zamanlar yaşattılar. fiyatlar ortalama üstü, ancak konser, sinema gibi etkinlikler için bilet ücreti alınmıyor. zaten mekan ödediğiniz paranın hakkını fazlasıyla veriyor.

    mekanda tek bir işletmeye bağlı kalınmaması çok güzel olmuş. içerisinde ilk dikkat çeken mekanlar babylon (radyo babylon stüdyosu ile birlikte) ve the populist oluyor. bunların yanında kilimanjaro, deli monti, kivi bomonti gibi kesinlikle denemeye değer olduklarını düşündüğüm restoran ve meyhaneler de var.

    kısacası istanbul karmaşası içinde gerçekten çok güzel bir alternatif yaratmışlar. şu an için tek sıkıntısı gerek avluda yaratılan atmosfer gerekse işletmelerin çeşitliliği ve kalitesi ile gelen herkesin gönlünü fethetmesi, çünkü bu durum bir süre sonra çılgın bir kalabalık oluşturacak gibi görünüyor. birkaç hafta önce damla pehlevan konserini sahne önünde çimlere oturup rahatça izleyebilmişken, bu hafta bluesaint blues band konserini ancak mekan girişindeki merdivenlere oturup dinleyebildik. iki etkinlik arasında çok ciddi katılım farkı olacağını sanmıyorum, mesele daha çok mekana olan ilginin artması gibi görünüyor.

    sağda solda çok reklam yapmasak da biz bize takılsak ne güzel olur diyor, kendimle çeliştiğim bu entrye burada son veriyorum sevgili sözlük.
  • avlusunda yaptığı film gösterimi organizasyonları rezil bir kitle tarafından suistimal edilen, etkinliği düzenleyen kimsenin de bunu önlemek amaçlı bir girişimde bulunmadığı etkinlik alanı.

    buradaki film gösterimlerine ilk seferinde on beş dakika geç gitmiş olmama rağmen yer buldum. ve o ilk gösterim çok güzeldi, çok hoş bir kitle vardı izlediğim filmden çok keyif aldım. bunun gazıyla arkadaşlarımı davet ederek diğerlerine de katılmayı planladım. ve ikincisinde 50 dakika önce, üçüncüsünde 1.30 saat önce gitmiş olmama rağmen boş yer bulamadım. üstelik ikinci deneyimimde biliyorum ki insanlar gözlüklerini, ceketlerini, çantalarını sandalyelere bırakıyor ve ortalarda yoklar. açıkça gelmeyen insanlar için 'yer tutuyorlar'. ben buradaki film izleme konseptinin ve filmlerin nedeniyle bu etkinliğe katılan, bu konsepti tercih eden insanların haline, tavrına yönelik de ister istemez bir beklenti içerisinde gittiğim için her defasında kademeli hayal kırıklığına uğradım. buraya neden geldiğim belli olduğu için, insanları davet etmiş olduğum için de kimseyle tartışıp münakaşa etmek istemedim, hayatımdaki en uysal tavrı takındım. buna rağmen kendimi tutamadığım insanlar oldu.

    boş bir yer buluyoruz az kayar mısınız sıkışacağız şöyle diyoruz 'arkadaşlarımız gelecek' cevabı alıyoruz. ya da insanlar sadece rahatları için, ayaklarını uzatabilmek için, tek derdi öyle ya da böyle bir şekilde kıçını yere koyabilmek olan insanlara müsaade etmiyorlar. bu insanlar sözde 'festivallerde gösterilen ve kaldırılan, bir daha gösterim şansı bulunmayan bu nadide filmlere, güzel bir izleyici kitlesi, toplulukla izleme' fikriyle buralara geliyor düşünün. ben ömrümde kimse için yer tutmadım, herkes zamanında gelir yerini seçer oturur. ben bunun için bir buçuk saat fedakarlık yapıp erken geliyorsam bir zahmet bu insanların arkadaşları da böyle yapsın. bir değil, iki değil, üç değil, karşılaştığım herkes bu bahaneyle ben ve diğer insanların oturmasına müsaade etmedi. oturmaya çalışsak da kasıtlı olarak kaymadı, sıkıştırdı, hareket etmedi vesaire. bir de bu insanlar son derece küstah, saygısız bir tutum sergiliyorlar ki, sırtını oturulacak bir yere yaslamış bir adama yaslanmasanız da şuraya oturabilsek dediğimde 'eee napayım??' diyip eee şeklinde kafa sallaması, ayakkabılarıyla misafir taşan evin kapı önü geçidi yapmış arkadaşlara 'şuraya oturmayı planlıyorduk bir ayakkabılarınızı çekseniz' dediğimizde 'biz de buraya oturmaya planlıyorduk ama' gibi 'biz' adı altında bir takım hayali arkadaşlarının yerini gaspediyor oluşumuzu anlayıp oturayışımız gibi enteresan durumlar yaşadık. en son bir yer boşalttım ve arkadaşımı oraya getirirken boşalttığım yere yeni gelen bir grubun oturduğunu gördüm ve maalesef 'kusura bakmayın burayı boşaltmak için 40 dakikadır uğraşıyorum' dedim ve kaldırttım. bunu yapmış olduğum için üzgünüm ama yaşadığım onca densiz, dangalak insanla olan münakaşalarımın neticesinde artık bir yere oturmak istiyordum.

    madem halka açık bir etkinlik bu, sayımız bellidir mesajı verilen türkbükü şezlonglarına taş çıkaran büyüklükteki anlamsız 'loca' sandalyelerini ortadan kaldırsınlar. varsa ufak iskemleler atsınlar. yoksa hiçbir şey koymasınlar ki alan genişlesin insanlar da oturabilsin. sonralıkla kapıda iki ya da üç kişi olsun yer bulup yerleştirmeye yardım edecek ki, gözle görülür bir boşluğa insanlar oturmak istediğinde 'arkadaşlarımız gelecek' gibi bahanelerle kıçlarını kaldırmayan, ayakkabılarıyla perde yapan insanlarla münakaşaya girmesin bu kimseler. böyle bir nizam, efendilik oturduğunda da şu anki suistimal eden abuk subuk kitlenin işine gelmeyeceğinden git gide azalırlar diye düşünüyorum.

    bomontiada vizyonuyla var olmak istiyorsa bu vaziyet için bir şey yapar, bir çözüm arar. ha sürümden kazanmak istiyorsa keyfi bilir.

    bir de lise yıllarımda mimar sinan'a konuk öğrenci olarak gittiğimde bira fabrikasını, o zamanlar okumayı düşündüğüm ve şu anda da okuduğum bilgi üniversitesi'ne benzeyen mimarisi nedeniyle gözüme kestirmiş, bir elden geçse ne güzel olur demiştim. keşke elden geçirenler bu kimseler, ya da bu kitleye hizmet eden kimseler olmasaydı.
  • istanbul'da ağız tadıyla bira içilebilecek güzel mekanlardan biri...
  • karsinin cocugu olmama ragmen, yani tum onyargilarima ragmen sevdigim mekan. bir sayfiye yerinde cay yerine turlu guzel icki, cizirtili radyo veya buyuk ekran muzik yerine guzel muzikle demleniyormussunuz hissi ve izlenimi yaratiyor.
  • (bkz: overdesigned)
  • belki de istanbul'da açık alanda en rahat şekilde biranızı içebileceğiniz yer, her geçen gün popüleşiyor olması sonrası umarım kaliteyi düşürmezler. ayrıca hemen karşısındaki ucube yere ne yapılacak merak ediyorum.