şükela:  tümü | bugün
  • tom waits hiç umrunda olmamasına rağmen bu albümüyle grammy almıştı.
  • "kemik makinesi" olarak türkçeye cevrilebilecek kalıp
  • altıncı nesil antalya'lı bir yazar..
  • hafif uzun olup o kdr incedir ki arka tarafta ne olup bittiğini rahatlıkla görebilirsiniz..
    ayrıca 'itim köpeem'dir..'bokum püsürüm'dür de..
    pek sevilir tarafımdan ama o bunu bilmez..biliosa da inkar eder..it =)
  • salatayı sulu seven yazar.
    antalya'ya her gidişte güzel havalar getirip dönmesini dileriz.
    ayrıca orphaned land'de kesişiriz kendisiyle.
    düzeltme: orpahed land hususunda arkadaşı ile yollarımız kesişir, bu şahısın.
  • yeraltından notlar*,---> yer altından notalar*= bone machine*

    sade bir anlatıma gidersem, bu albüm yer altından gelmektedir...waits'in ciddi anlamda dostoyevski'nin yer altından notları'na atıfta bulunduğunu düşünmekteyim..."ben de yer altından nota çıkartırım hıh!" diye hayıflanan waits, kanımca bu albümü yapmıştır. ruh hali kardiyogramdaki uzuuun ve düz çizgiden ibaret olan bir insan, nasıl olmuş da bu albümün öncesi/yapım aşaması ve sonrasında hayatta kalabilmek gibi bir mucizeyi göstermiştir, bunu da anlayamıyorum. ama waits'in the ocean doesn't want me şarkısında anlattıklarını birebir yaşamış olduğundan neredeyse eminim...elinde bir stout tuttuğuna dair bahse bile girerim...şanslıyız ki okyanus kendisini o gün reddetmiş.

    albüm earth died screaming ile açılır ve bir keith richards/tom waits ortak çalışması olan that feel ile bizi gömer. bizi diri diri alışık olmadığımız bir zemine ekmeye çalışan bu dünya dışı sesler topluluğundaki en gübreli toprakları sıralamam gerekirse:

    a little rain - the ocean doesn't want me - i don't wanna grow up- murder in the red barn- earth died screaming-black wings şeklinde olacaktır -ki "diğer şarkılara haksızlık etmiyor musun ?" diye soracak olduğunuzda "evet haklısınız..." deyip, boynumu eğdikten sonra tırıs tırıs uzaklaşacağımdır.

    [and-a little rain- never- hurt- no-one.]

    ne de olsa toprağın ara sıra sulanması gerek.
  • the pixies’in 1988’de çıkan ikinci albümü surfer rosa’nın ilk parçası. the pixies’i where is my mind ve hey’den ibaret sananlara inat, enfes şarkı. çıplak sesle söylenen "your bones got a little machine" kısmı nedendir bilinmez büyük beğenimi kazanmakta.
  • the pixiesin mükemmel şarkısı, söz falan da yazılmamış,ilginç.

    you're into japanese fast food
    and i drop you off with your japanese lover
    and you go to the beach all day
    you're so pretty when you're unfaithful to me
    you're so pretty when you're unfaithful to me

    you're looking like
    you've got some sun
    your blistered lips
    have got a kiss
    the days are lit like everyone
    uh-oh, uh-oh, uh-oh, uh-oh

    your bones got a little machine
    you're the bone machine

    i was talking to preachy-preach about kissy-kiss
    buy me a soda
    buy me a soda and try to molest me in the parking lot
    eh, eh

    i make you break
    you make me hard
    your irish skin
    looks mexican
    our love is rice and beans and horse's lard
    your bones got a little machine
    you're the bone machine

    uh-oh, uh-oh, uh-oh, uh-oh [3x]
    uh-oh, uh-oh, uh-oh, uh-oh
  • surfer rosa'nın en iyi şarkısı. aksini iddia etmek için verdiğim link'i hiçe saymak gerek.
  • where is my mind'ın kerametini anlamak için kulakların bu şarkıya arada susaması gerekir. bi süre sonra bütün dünya where is my mind'a aşina iken bu güzelliğin nasıl bilinmediğini düşünebilirsiniz.

    bir de tom waits'in bir albümüdür. fötr şapkasız olan albümlerindendir. ya da çingene mahallesinde delik fötr şapkalı underdog'ların sürekli yere tükürdükleri bir yerden peydah albümdür. goin' out west'i az dinlemedik ameka.