şükela:  tümü | bugün soru sor
  • az önce geliştirdiğim bir teoriye göre insan sadece borç alarak hayatının idame ettirebilir. şöyle ki ; türk-iş'in araştırmasına göre,2014 şubat ayında dört kişilik bir ailenin açlık sınırı binyüzotuz, yoksulluk sınırı ise üçbinaltıyüzsekseniki lira'dır. hadi bizim örneğimizdeki elaman biraz'da lükse kaçsın dörtbin lira olsun. şimdi bu arkadaşımızın kendisine iki ay sonra ödenmek üzere borç verebileceği sekizbin lirası olan yüzseksen tane arkadaşı olsa temiz otuz yıl yaşar. daha az arkadaşı varsa artık bir kişiden iki veya üç kez borç alabilir. hem bu şekilde sırtında sürekli bir kamçıyla dolanacağından yiğidimizin motivasyonu da sağlam olur.
    (bkz: borç yiğidin kamçısıdır)
  • 31 yaşındayım. çok kıymetli birkaç dostum var. ama bunca yıllık ömrümde sadece bi tanesinden borç alabilirim.*
    ve hakikaten de en kıymetli dostum, en sevdiğim o...

    borç almak çok enteresan bi şey gencler. bi düşünün, utanmadan sıkılmadan borç isteyebileceğiniz bi dostunuz var mı?
    yoksa şayet, bi düşünün derim.

    son olarak; iyi ki varsın.*
  • -borç almanın kuralı vardır, en bilineni şudur; maddi durumun uygun olduğu ilk anda yani temel ihtiyaçlarındaki(yemek, su, elektrik ve barınak gibi) dışa bağımlılığın kesildikten itibaren, borcu aldığın kişiye geri ödersin/ödemelisin,

    mesela şöyle bir yaklaşım içinde olunulamaz;

    " benden paranı istedin mi ki, vereyim. "

    ama borç veren kişi parasını, yukarıdaki yaklaşıma sahip olan borçludan sadece 2 defa istese, ülkenin genelindeki borçlu profiline bakarak; yaklaşımı şu şekilde evrileceği yüksek ihtimaldir;

    " ee amına koyayım, iyi ki bir borç aldık, iflahımızı siktin "

    bu tür diyaloglar yaşanır, emin olun yaşanmıştır da, bu yüzden yazılı olmayan kuralı vardır.

    -bir diğer kural ise zaman endeksli borç almada vardır, örnek olarak yakın zamanda tanık olduğum bir borçlanma üzerinden anlatıcam;

    mesela 5 yıl önce aldığınız 2 bin doları ödeyecek durumunuz şuana denk geldiyse(yüksek kur) bunu ödemekte tereddüt bile etmemeniz gerekir " e dolar ta ebesinin nikahına gitti " diyebilirsiniz kaldı ki bende sizinle aynı fikirdeyim ama kural bu şekilde işliyor, düşüncelerinizi paranın değeri üzerinden değilde borcu aldığınız zamanki durumunuz üzerinden tekrar oluşturmalısınız, kimsenin mal varlığı(değeriyle birlikte) kimsede kalmaz bunu mutlaka aklınızdan çıkartmayın.

    -borç bütünlüğü; aldığınız borç parayı yani 20 bin tl'yi geri öderken 20 bin tl olarak ödemeniz gerekir, tabi burada başka dinamikler de var, büyük çaplı para çeviriyorsanız ekseriyetle bu bütünlüğü korumanız gerekir, kalkıp 500 bin borç aldınız fakat 50 bin olarak 10 seferde ödemeniz yakışık almaz.
  • 5-6 ay önce bir arkadaşımdan borç para aldım, ben borcu bir hafta sonra ödeyeceğimi söylemiştim ve bir hafta geçti arkadaşın dükkanına gittim. ''sana borcumu bu gün ödeyeceğime dair söz verdim, ama ödememi alamadım. üç gün daha idare etme imkanın varsa beni üç gün daha idare et, yoksa bir yerden borç alıp sana getireyim.'' dedim. arkadaşta; ''yok önemli değil başka yerden para bulmaya uğraşma ihtiyacım yok şu anda'' dedi. velhasıl üç gün sonra parasını teslim etmeye gittiğimde bana şöyle dedi; ''sakın beni yanlış anlama, dükkanımı alsan sana feda olsun derim. ama birine söz verdinse mutlaka sözünü tut, insanlar beni seninle seni de benimle tanırlar. birimizin anasına küfreden diğerimizi de ilave ederek küfreder. o sebeple ben arkadaşımın verdiği sözü tutmayan biri olarak tanınmasını istemem, haşa senin için öyle bir şey demiyorum, ama biz bir birimizi daha en baştan uyarmak durumundayız'' demişti.

    onca samimiyetimize rağmen arkadaşın sözleri o esnada fena canımı acıttı, kafamda ''halbuki ben söz verdiğim gün kendisine gidip, paramın gelmediğini ama eğer isterse başkasından borç alıp parasını getirebileceğimi de söylemiştim.'' gibi gibi bir sürü şeyler dolaştı. daha sonra düşününce arkadaşımın ihtiyacı olsa bile benim gidip başkasından borç alıp parasını ödememi istemeyeceğini biliyordum, ve ben ona rağmen ona ihtiyacının olup olmadığını sormuştum. burada yanlış yapmıştım. ve sonrasında evet insanlar bizi birbirimizle tanıyordu, birimizin dahi sözünü tutmayan biri olarak bilinmesi hepimiz için lekeydi.