şükela:  tümü | bugün
  • her şey var ama bu yok. yani bi borderline hatuna nasıl davranmanız gerektiği konusunda bir baş ucu eseri eksik. özellikleri biliniyor da bu kadınlara nasıl davranılmalı? burası muamma. nasıl idare edilirlar? tabii önce ondan ne istediğiniz önemli. elinizde tutmak mı yoksa sizi rahat bırakması mı? ona sahip olmak mı? yalnız şunu aklınızdan çıkarmayın; bir borderline a asla sahip olamazsınız, olursanız da borderline olmaz zaten. başlıyoruz bebişlerim.

    böyle bi kadın hayatınıza girerse bilmeniz gereken gerçekler;

    -öncelikle, o istemediği sürece hayatınızdan çıkmaz. soğuk, sert, ters konuşmanızın hiç bi yararı olmadığı gibi, tam aksi bi sonuca hizmet edersiniz.

    -o istemediği sürece hayatınızdan çıkmaz. sizin hayatınızdan nasıl çıkılmayacağını biliyordur çünkü. "siz" derken şahsi almayın, ne kadar erkek varsa hepsinin. biz basitiz çünkü, en karmaşık görüneni bile. bir örnek, kavga ettiğiniz, tartıştığınız, çok kızdığınız bir kadın var. ayrılacaksınız. ve uyandığınızda telefonunuzda "seni ne kadar da özledim. teninin kokusunu. bana bakışını. sarılışını. her şeyini. senden asla vazgeçmeyeceğim. bana ne kadar kızsan da". vs... şeklinde bi mesaj gördünüz. ne yaparsınız? döndünüz. dönmediniz mi? yarım saat sonra döneceksiniz başka bi hamlesiyle. aynı şeyi bir erkeğin kadına yaptığını düşünün, aynı mesajı attığını, tamamen biter. erkek, karşındaki kadın eğildikçe onu yükseltir, bunu eğilmek olarak görmez, kadın verdikçe alır, büyür. oysa kadın, erkeği düşmüş gördüğünde sadece acır. ve acıdığı birine de aşık olamaz. hayran olması gerek. kadın, erkeği hamle yaparak döndürürken, bi erkek bi kadını hamleyle hiç bir şekilde döndüremez. sonsuza dek kaybeder. sadece hiç bi şey yapmayarak döndürebilir. belki.

    -borderline, histerionik, narsistik kişilik bozukluğu, v.s... bu tür rahatsızlıklar fenerbahçe, galatasaray, beşiktaş değil. birbirlerinden keskin farklarla ayrılmıyor. benzer belirtiler gösteriyor kişilikle ilgili rahatsızlıklar. yani birinde olan, diğerinde de olabiliyor. biraz ondan biraz öbüründen alıyorlar. kesiştikleri yerler fazla. eee... sağlıklı bir erkekseniz bu tür kadınlara bulaşmayın. net bir cümle. neden mi istiyorsunuz?

    -borderline bi hatun size şunu söyleyebilir, söyler de, "hayatımın aşkısın. ben daha önce hiç böyle bi şey yaşamamıştım. ideal erkeksin." tabii ki böyle basit sözlerle değil, çok daha detaylı, güzel ve inandırıcı. 5-6 saat size öyle hayran hayran bakar ki, tüm dengenizi şaşırırsınız. narsist ya da benzer rahatsızlık yaşayan bi erkek ise olaya çok farklı bakar. bu söylenen sözleri tuhaf karşılamaz. aksine hak ettiğini düşünür. "bak işte ne kadar da zeki bi kadın. bendeki özelliği fark etti." diye düşünüp takdir eder hatta. kendisi de hastadır çünkü. normal erkeğe gelince. o da muhtemelen tepki göstermez. çünkü kadının dedikleri de yaptıkları da inandırıcıdır, doğrudur zaten, yalan söylemez, yalan davranmaz, o an hakikaten söylediğini hissediyordur. evet, normal bir erkek tıpkı rahatsız bir erkek gibi "aa bu kadar çabuk mu, nasıl böyle seversin beni, yaa cidden mi" şeklinde yaklaşmaz kadına. hem duygularına saygısızlık etme korkusundan hem de kadına gerçekten inandığından. hastalığın yayıldığını fark edemez. erimesinin, kafayı yemesinin o an başladığını çok sonra fark edecektir.

    -çünkü bu kadın üç beş hafta sonra, ya da belli bir zaman sonra bu davranışı ya kesecektir ya da azaltacaktır. düşünün bi, borderline kişilikli insanların hayatındaki diğer insanların çok acı çekmesinin nedenini, ne sizce? borderline olanların kabahati mi? belki, ama aslında öyle değil. borderline birinin hayatına girdiğinde çok şey verir. her şeyini. bir anda. çok sevdiğini söyler, çok aşıktır, sürekli arar sorar, içinize düşer, v.s... ve böyle davranınca ister istemez karşı taraf buna alışır. dahası, bi taraf verince, diğeri alan taraf olur. roller paylaşılır. ve borderline hayatındaki insana zirveyi tattırdığı için, ondaki en ufak değişim karşısındakinde derin huzursuzluklara yol açar. şöyle düşünür normal bir erkek," yaa bu kız eskiden bana neler diyordu, neler yapıyordu, peşimden ayrılmazdı, soğudu benden evet, bu hali ne böyle? falan fıstık. ve bu kuşku içine bir kez düştü mü, biter, zirveden dibe iniş başlamıştır.

    -"bu kız bana neler söylemişti, neler demişti, tabii o da haklı, biraz benim de bir şeyler yapmam lazım. onu sevdiğimi bilmeli" roller değişir. erkek, daha önce aldıklarını almak için verdikçe vermeye başlar. bu yaptığı sonunu hızlandırmaktan başka bir işe yaramaz elbette. o sizi sevmeyi sevmiştir, kısa süreliğine de olsa, siz onu sevmeye başladıkça özelliğiniz kaybolur. değersizleşirsiniz. heee aksini yaparsanız değer kazanırsınız demiyorum, borderline sizi değersizleştirmek isterse her şekilde bi bahane bulur, ama bu yaptığınızın garantisi var.
  • bu tip kadınlar sürekli suçu karşısındakinin üzerine atar, böyle sıyrılır. örnek mi? mesela sizle çok sevgili olmak istiyor, dil döküyor aylardır, güzelce ama, şakayla karışık, istediğin zaman evlenelim diyor, ve siz bir gün bunu kabul ettiğinizde, duruyor, susuyor, garip oluyorsunuz ve diyorsunuz ki, "hayret valla. en çok istediğin şeyi söyledim, hiç bi tepki yok, kızdın mı" falan filan. bi anda acayip oluyor. "heee şimdi anladım, demek sen ben istedim diye söyledin bunu. küstüm konuşmuyorum senle" diyip kapatıyor telefonu, sizi, msn'i, neyse artık. öyle kalakalıyorsunuz. sağlıklı bi erkek arar, sorar, "yaaa noldu onu demek istemedim" der, ve bunun da sonu gelmez. çünkü şöyle bi şey yapıyor size, en haklı olduğunuz konuda bile içinize bi şey atıyor, salıyor, siz ilk an şöyle deseniz de "yok valla bu kadarı da olmaz. ne dedim ki ben... bu kız gerçekten hasta... işim olmaz...", zaman geçtikte "yaa aslında o dediğim şey de söylenmezdi yaaa" moduna geçiyorsunuz.

    -bi kız tanımıştım böyle. çok öyle kendini anlatmazdı. ilişkilerini de. ama bir akşam konuşmuktuk öyle. hayatına giren erkeklerin onun için neler yaptığını anlatmıştı. gelişigüzel. yalan değildi söyledikleri. ve dinlerken, anlattığı o erkeklerin çok daha fazlasını yaptığını da hissediyordunuz. ağlayan, ayaklarına kapanan, kendine zarar veren, yalvaran, v.s... ve onun bu anlattıklarını dinlerken, açıkça söylemesem de küçümsemiştim o erkekleri, şimdi de küçümsüyorum, ama anlıyorum.

    -bana şöyle demişti," hiçbirinin bana aşık olduğuna inanmadım. üçünün de." "neden" demiştim, "hırs yapmışlardı. bi şeyi ispat etmek için böyle davrandılar. egolarından". birinin sırf hırs, ego, v.s için böyle şeyler yapamayacağını, hadi yaptı diyelim, eee bi insanı bu hale sokacak kadar hırslandırmanın da çok önemli, değerli bir şey olduğunu söylemedim. sustum. gerek yoktu. sonra bilmiyordum bunları neden yaptıklarını. ama şimdi biliyorum.

    -kız soğuk davrandıkça, kaçtıkça, tuhaflaştıkça bunlar hatayı kendinde aradı. şöyle bi şey oldu, "bu kız beni çok seviyor. bu kız bana deli gibi aşık. ama bana güvenmiyor, inanmıyor, ona kendimi inandırmam lazım". bunu taktılar kafaya. çünkü kız suçu onlara atıyordu. ihaleyi üzerlerine bırakıyordu. "sen beni sevmiyorsun, sen başkalarına da böyle davranıyorsun, inanmıyorum sana" v.s. bu ibişler de, pardon bu arkadaşlar da, sınırlarını zorluyordu. hem daha önce aldıklarını tekrar alabilmek için hem de kendilerini deli gibi seven kadına" ben de seni seviyorum" diyebilmek için yırtınıyordu. kadının derdinin farklı olduğunu göremediler.

    -bana da yaşatmıştı bunu bazen. bana inanmadıkça, ona kendimi inandırmak istemiştim. ama onu iyi tanıdığım için, bi yerlerden bana tanıdık geldiği için, ne olduğunu bildiğim için, yapmamıştım. ama bilmeme, emin olmama, yalanlarına, her şeyine, yine de yapmayı bi an düşünmüştüm. o erkeklerin hiç bir şansı yoktu.

    -heee şu da var, borderline kişilik bozukluğu ya da benzer rahatsızlıklarla ilgili sağda solda, internette bir şeyler okuyup "aaa bende de var bu... aa ben de böyleyim" triplerine girmeyin. bu rahatsızlıkların görüntüsü sizin tahmin ettiğinizden çok daha keskin. dengesizlik, tutarsızlık, tatmin olamama şeklinde açıklanabilecek basitlikte olmadığı gibi, karşınızdaki insanın girdiği mod da size derin bir huzursuzluk verece kadar yoğun ve acıtıcı.
  • (bkz: kadirizm)
  • çok basit yollardır:

    1- önce hastalık ile kişilik arasındaki farklar irdelenir.
    2- sonra ne bok yenirse yenir.
  • -bunların içinde hep "bir şey" var. "bir şey" oluyor. masada oturuyorsunuz, gülüyorsunuz, kalkıp su alıp geldiniz, o arada "bir şey" olmuş. ne diye sormayın diyeceğim, "bir şey" yok der çünkü, o daha beter çıldırttır adamı ama yine de sorun, paranoyak görünseniz bile sorun, sormazsanız sorana kadar devam eder hali. takılmayın. şaka yapmayın. kapris yapan kızlarla karıştırmayın. hani gönlünü almak için şirinlik yaptığınız ve onun da sonunda pes ederek size güldüğü, barıştığınız kadınlarla. o anlar çok tatlıdır. ama bu kadınlarla bunu yaşayamazsınız.

    -ama asıl kötüsü, ortada olan durumun bi nedeni olmaması. ikiniz de mutsuzsunuz. sıkıntılı. berbat bi hava var ortada. ama herhangi bi neden yok. tam barışıyorsunuz, hava düzeliyor, hani şımarıklık yapan diğer kadınlarla olan şey oluyor diyorsunuz, kavgalardan sonra gelen insanı yaşadığını hissettiren mutluluk, ama olmuyor, yine bi şey çıkıyor aradan. mutsuz kapatıyorsunuz. mutsuz gidiyorsunuz.

    -mezun olurken okulu bırakmak, evlenirken düğünden kaçmak gibi davranışlarda bulunur bu hatunlar. çok istedikleri bir şeyin gerçekleşebileceğine inandıkları zaman, vazgeçiyorlar, gerçekleşecebileceğini anlamaları yetiyor, yaşamalarına gerek kalmıyor. bunları biliyorsunuz. size borderline kişiliklerin özelliklerini anlatmak istemiyorum. zaten her yerden bulabilirsiniz. ama şu bir gerçek ki, sağlıklı bir erkeği bunların elinde bi hiç olur. üç beş günlük sevilme gereksinimleri adına karşısındakinin hayatını harcarlar. ve buna üzülmezler. üzüldükleri söylerler ama üzülmezler. şöyle şeyler duyabilirsiniz onlardan, "biliyorum evet, rahatsızım, hayatıma giren insanlara acı çektirmek beni çok yıpratıyor.. ne yapabilirim offf ya olmuyor" derler. ama bu yalandır. aslında yalan değildir tam, öyle sanırlar. onlara şunu sorsanız, "peki hayatına girdiğin insan ayrılık süreci sonunda acı çekmese, eskisi gibi olsa, bunalıma girmese ne hissedirdin?... derin bir huzursuzluk. hissettikleri bu olur. benden ayrılıyor ama mutlu, acı çekmiyor, rahat. içi içini yer. siz borderline kişilikler, asıl sizi bu deliye döndürürdü di mi? en yakınındakinin mutsuzluğundan beslenir bi borderline. bu hiç değişmez.

    -kendisine aşık olduğuna inandığı tek birisi olmuş hayatında. onun için bi sürü şey yapan sevgilileri değil de, tek biri. kim dedim, o hiç sevgilim olmadı dedi, ama biliyordum bana aşık olduğunu, hareketlerinden filan belli oluyordu. yani ilginç di mi canım, o kadar kişi giriyor hayatına, o kadar şey yapıyorlar, ama sen hiç sevgilin olmamış biri için bana aşıktı diyorsun. hayır, ilginç değil, o sana aşıktı, çünkü seni tanımamıştı, diğerleri kadar sana yakın değildi, sevgilin olmamıştı. kendinden nefret ediyorsun ve bu yüzden seni yakından tanıyan birinin sana aşık olabileceğine ihtimal vermiyorsun. bunu da söylemedim sana. aslında çok şey var sana söylenecek. senin hakkında. yerinde tespitler, teşhisler. ama hem fazla konuşmaktan hoşlanmam, böyle konularda tabii, hem de kadınlar kendilerini çok tanıyan erkeklerden hoşlanmaz, rahatsız olur. benden rahatsız olman elbette hoşuma gider, ama böyle değil, başka türlü.
  • herhangi bir dengesiz veya tatminsiz kadinin davranislarini gelip buraya borderline kisilik bozuklugu semptomlari olarak yazmaya kalkmayin. borderline, saka degildir; simariklik degildir, gurur duyulan veya cool bi durum da degildir; pop-psikoloji haline getirilip tuketilmesi en yalin tabiriyle malligin dik alasidir.

    b tipi kisilik bozuklugunun bir uyesi olan borderline'in, bir kisilik organizayonu mu yoksa kisilik bozuklugu mu oldugu konusunda halihazirda hala tartismalar surmektedir.. etrafinizdaki yuzlerce insana "hasta" demeden once, onun sadece "simarik" ve "dengesiz" bi insandan ibaret olup olmadigina; ya da keskin kisilik yapisina/ keskin ve tehlikeli zekasina/ kan ve gozyasina bulanmis duygusal dunyasina bakin. girl interrupted'i izlemekle anlasilacak bir sey degil borderline. veya salt "dengesizlik"le ozdeslestirilebilecek.

    insanlar turlu turludur. biri size dengesiz ve simarik davrandi diye; ve hatta size bagirip cagirip evden kovdu diye bpd olmaz.

    "buldum buldum! o aslinda borderline! ondan boyle davraniyor!" sadece sizin kendinizi rahatlatmaniz icin buldugunuz bir bahanedir cogu zaman. aslinda karsinizdaki temiz agziniza sicip cekip gitmistir. belki de net picin tekidir sadece.

    kisilik organizasyonu ile kisilik bozukluklari arasindaki farki bi ogrenin bu tur terimlere atlamadan once.

    "delilik", kendini "normal" addedenlerin kendilerini guvende hissetmeleri icin gerekli bir kavramdir. yoksa kendi hakliliklarini oturtacaklari bir cerceveleri kalmaz.

    psikanaliz çıktığından beri hemen herkes hastadır...
  • (bkz:sevgili)

    akabinde;

    (bkz: ayrılık)

    buna muteakip;

    (bkz: eski sevgili) nokta.
  • borderline olduğunu biliyorsanız ve gerçekten seviyorsanız, neyi neden yaptığını anlayabilirsiniz. ya da neyi neden yaptığını anlamadığını anlayabilirsiniz. bir şeyler kontrolden çıkabilir zaman zaman; duyguları biraz fazla uçlarda olabilir, ona her şey berbatmış gibi falan gelebilir, tam tersi de olabilir. böyle anlarda da sevilmek yeterlidir aslında bir borderline hastası için. ucubeymişler gibi "arkanıza bakmadan kaçın" diyenler eminim ki borderlineları çok iyi tanıdığı için bunu söylemiştir; o halde aynı kişiler bunun o kadar kolay olmadığının da bilincindedirler.
  • gerçekten yoktur böyle bir yol, denendi görüldü.

    bir duyuma göre, borderline kişileri kendilerini çok seven birisi tarafından uzun süreli (1 yıl, 1.5 yıl vb.) bir ilişki yaşadığında ve sevildiğini gerçekten hissettiğinde, gösterdiği semptomlar yarı yarıya azalmakta, hatta bir yerden sonra yok olmaktaymış.

    kendimden biliyorum, bu problemler ilişkinin daha ilerleyen safhalarında azalma gösterdi, ama asla yokolmadı. hatta çoğu kıvılcım boyutundaki mevzudan edilen kavgalar sonucunda, yine aynı semptomları göstermeye sebebiyet verdi. ve en sonunda ben borderline oldum çıktım.

    mecbur kalmadıkça, çok yardımsever biri olsanız dahi, bu hatun kişi adriana lima olmadığı sürece borderline olanlarla çok yakın ilişki kurulmasını tavsiye etmemekteyim. birini hastalıktan kurtarmaya çalışayım derken, kendi ruh sağlığı eriyip gidiveriyor insanın.

    ayrıca (bkz: balık burcu erkeğini hayata küstürmek)
  • bildiğim, anladığım: yönetmen olacaksın, filmde başrolü ona verip tüm kaprislerine dozunda boyun eğeceksin. ve başa dön: yeni film çekeceksin. ancak senarist olmayacaksın. o doğaçlayacak, sen pohpohlayacaksın.
    mikemmel oluyor. denendi.