şükela:  tümü | bugün
  • muhtemelen 1982 ve sonrası doğan nesildir.
    öncelikle borderline kişileri tanımlayalım: gri renleri olmayan, her şeyi siyah ve beyaz olarak gören insanlar.
    sonra 1982 doğumlulara neden borderline dediğimizi belirtelim: 28 şubat 1997 tarihinde 15 yaş olan ve sonrasında gelişen olaylarla kişiliği şekillenen insanların bu kuşakta olduğunu düşünüyorum. o günden beri insanlar hep "bizden ve onlardan" olarak ayrılıyor ve bizden değilsen düşmansın anlayışı ile olaylara yaklaşılıyor.
    negatif entropi ülkede seçmen oranının sadece %15 olduğunu söylemişti. geriye kalanların ise olaya tamamen kendi yankı odasından baktığı tespitini yapmıştı. seçim sonrası ipsos anketi sonucu hesaplandığında bu oran sadece %11. yani türkiye'nin en iyi ihtimalle sadece %20'si siyah ya da beyaz değil gri ve objektif değerlendirme yapmaya çalışıyor. tabii ki kimse tarafsız olamaz.
    sözlükteki tartışmalarda bunun örneğini de görüyoruz. mesela ne zaman hdp-pkk ekseninde bir tartışma dönse bir taraf diğerini habur karşılaması ve oslo görüşmeleri sebebi ile suçlarken diğer taraf bir oy ince'ye bir oy hdp'ye kampanyası, canan kaftancıoğlu ve kk'nın açılım politikası üzerinden suçluyor. beyazlar siyahları, siyahlar beyazları suçluyor. kimse birilerinin hem oslo görüşmelerine hem de "bir oy ince'ye bir oy hdp'ye" kampanyasına karşı olabileceğinin düşünmüyor.
    mesela feminizm konusu. şimdi girisini bulamadığım bir yazarın tespiti idi: "ezilmeyen kadınların ezmeyen erkekleri ezilen kadınları kullanarak ezdiği düşünce akımı". nokta atışı bir tespit. burada ne zaman çankaya-kadıköy-izmir ekseninde ifade edilen kadınlar eleştirilse hemen ezilen kadınlar örnek gösterilerek eleştiri okları kendilerinden uzaklaştırılmaya çalışılıyor. ne zaman da ezilen kadının hakkı savunulsa söyleyene meriç damgası vurulabiliyor. bu giriyi refere ederek yazdığım birkaç giriden sonra aynı gün bana hem meriç hem de kadın düşmanı diyerek mesaj atan yazarlar oldu. iki taraf da harranlı gülo ile seda yelkenci'nin farklı eksenlerde olduğunu algılayamıyor. özellikle dördüncü nesil feminist yazarlar eski girilerimi inceliyor, hatta bir iki tanesi özelden de beni tanıyor, kadın tavlayamayan abazan ergen yorumu yaparak da kişiliğime sataşamayınca iyice sinirleniyorlar.
    (bkz: orta seritte 90'la gidene selektor yapmak) başlığında da bu tavrı görüyoruz. iki şeritli yolda 90 km/saat hızla gitmek isteyen birey sıkıntı çekiyor. sağ şeritten gitse 50-60km/saat hızla giden kamyonlara takılıyor, sol şeride geçse 120 km/saat hızla giden araçlara yol vermesi gerekiyor, zikzak yapmaktan yoruluyor, üç şeritli yolda aceleciler soldan, ağır kanlılar sağdan gider; ben de sakin sakin orta şeritten giderim diyen şahıs orta şeritten giderken hala selektör yeyince sinirleniyor, bunu ifade ediyor. o da ne ağırkanlı adam acelecilerden şikayet eden hakkında "oh, iyi oldu" şeklinde giri yapıyor. çünkü kendisi borderline beyaz olduğu için insanların ya siyah ya da beyaz olması gerektiğini düşünüyor, grinin siyah tarafından taciz edilmesine hak veriyor.
    yıllarca bu sarmaldan nasıl çıkarım diye düşündüm ve sonunda bu sarmaldan çıkmak için 3 konuda kendini eğitip düşünce şeklini bu araçlarla yeniden düzenlemek gerektiğini fark ettim: (bkz: epistemoloji), (bkz: mantık), (bkz: istatistik). bu üç disiplini bilmeyen şahıslar bir o tarafa bir bu tarafa yuvarlanmaya maalesef ki mahkumlar
  • dijital bi yere kadar, sizi analog devrime davet ediyorum. gri güzeldir, her renge kontrasttır.