şükela:  tümü | bugün
  • marmarisin hisaronu koyuna baglı olan bordubet mevki muazzam bir doga harikasidir.
    once icmeler'e gidilir, oradan da genisletilmis, asfaltlanmıs, gıcır gıcır yapılmıs datca yoluna sapılır; git babam gittikten sonra bordubet'e varılır. amazon diye ucu ters yone kıvrılmıs bir tabela goruldukten sonra, toprak bir yola sapılır- oradan da altı ile on kilometre kadar yol tepilir toz duman icinde. yolla cebellesen insan siz degilseniz, maviden yesile,yesilden turkuaza donen rengarenk denizi izleyip ic gecirebilirsiniz. tek bir insan bile olmamasına ragmen, kıyılar dalgaların tasıdıgı pet siselerle doludur, denizin boylesi temiz oldugu bir yerde bu kadar anlamsız bir kirlilik insanı sinir eder.
    bordubet'te golden key butik otel'de kalınabilir. dogal ortam, etrafta ozgurce dolasan kazlar, keciler, ordeklerle kendini belli eder. denize girmek icin otelin ayarladigi botlara binmek gereklidir; oyle he denince gidilecek yer degildir plaj. once, her iki yanı sazlarla kaplı bir dere yatagindan gecilir, sonra acik denizde nazlı dalgalarla bogusulur, sonra karsi kiyida- tanrım ne alaka- dedirten plaja varılır. orhaniye'ye gidenler bilirler; bordubet'te tıpkı orada oldugu gibi koskocaman bir gole benzer deniz. dar ve kucuk bukler yoktur, kocaman oval bir manzarayla karsılasırsınız. denizi yolda gordugunuz manzarayı unutturacak kadar temizdir, yalnız az biraz dalgalıdır. henuz kimse kesfetmemisken, yolu hala sapayken gidip gorulmesi gereken yerlerden biri bordubet. sanırsam burayı ilk kesfeden turistlermis- kus yatagi demisler bu bolgeye, sonradan bordubet denmeye baslanmıs. genc birinin maksimum dort gun dayanabilecegini, fazlasının huzur zehirlenmesi yaratacagini da hatirlatalim.
  • datça'ya yarım saat uzaklıkta, gökova'daki 22 odalı küçük bir otel. isim "birds bed" adlı yabancı tamlamanın telaffuzundan gelir. sahibesi şebnem uyardır.
  • (bkz: klup amazon)
  • hani gökova körfezi'nde ingiliz limanı'na adını veren ingilizler var ya, aynı ingilizler'in yöredeki kuş popülasyonunu görüp de "kuş yatağı" manasında taktığı adı bizim güzel köylülerimizin telaffuz etmeye çalışırken ortaya çıkan bir sözcük. yöreye de bu ad veriliyor.

    yalnız mevki olarak kafam karıştı biraz benim. yok eğer bozburun yarımadası'ndaysa -ki burası türkiye'nin sol alt köşesinde kalan yarımadadır, datça yarımadası'nın güneyindeki çıkıntıdır, girdiğiniz deniz akdeniz sularıdır- o zaman amazon ile falan bir alakası yoktur, çünkü amazon denilen bölge datça yarımadası'nın kuzey yarısında, balık aşıran mevkiinin berisinde kalır; girdiğiniz deniz ege sularıdır.

    datça yarımadası'nda bir alternatif turizm şekli doğmuş, blue safari deniyor; bu bölgede gayet de yaygın.

    ---------
    edit:
    ahah buldum internet çöplüğünde; amazon denilen mevkideymiş bordubet. karadan gelinecek olursa marmaris'ten yaklaşık 1 saat, denizden gelinecekse bodrum'dan 3 saatlik bir yolculuk yapmanız gerekiyor. bodrum'dan karayoluyla ya da marmaris'ten deniz yoluyla ulaşmaya çalışmak çılgınlık ötesi bir hareket olacaktır, sözümü dinleyiniz. ayrıca bördübek'in gökova körfezi'nde olması, sahil boyunca karşılaşılan çevre kirliliğini de gayet güzel açıklıyor: yat turizmi.
  • bundan yıllar önce gittiğim, adını yeni öğrendiğim koy.
    birgün datçaya giderken yolda kulup amazon levhasını gördük, yanında da bir otoban levhası. bu yol nereye çıkar diye bir merak sardı içimizi saptık toprak yola, ilk başlarda gerçekten otobanvari bir genişlikte inmeye başladı toprak yol, sonra daraldı, kıvrıldı ve ulaştı göl, çay, deniz karışımı koya.
  • gercekten farkli, huzurlu, endustriyel olmayan (bkz: endustriyel tatil) bir tatil gecirmek isteyenlere siddetle onerilebilecek mekan. o kadar huzurludur ki hareketi sevenler icin birkac gun sonra fazla gelmeye baslayabilir. ha diyosaniz ki bi sezlong bi de okuncak bir iki romandan baska bisiye ihtiyacim yok, diyosaniz ki huzura acim, o zaman bordubet sizin yeriniz.
  • tatil dergilerinde anlatıla anlatıla bitirilememesi üzerine meraktan marmaristeki güzelim tatilimizi yarıda bırakıp gittiğimiz yer.en fazla 20 km/saat hızla gidebileceğiniz tozlu,çukurlu,2 arabanın aynı anda geçemediği,karşıdan gelen araba için bin türlü manevralarla yol vermeye çalıştığınız,cep telefonlarının çekmediği iğrenç bir yoldan gidersiniz,gidersiniz de o yol bir türlü bitmez.en sonunda varırsınız ve vardığınızda ağaçların içine kurulmuş tek bir tane tesisimsi ve deniz de yüzen bi kaç kişiden başka bir şey göremezsiniz.kendi kendinize "nerede o dergide anlatılanlar","nerede o dergideki resimler" diye sora sora büyük bir hışımla marmarise geri dönersiniz ama olan olmuştur.tatil/gezi dergileri sizin günlerce aylarca beklediğiniz tatilinizden bir gün çalmıştır.

    not:arabamızla koya girdiğimizde,koydaki tek ses çıkaran şey bizim arabanın motoruydu ve orda kalan bir avuç insan sanki sözleşmişçesine hepsi bir anda dönüp,"niye geldiniz lan buraya" bakışı atmışlardı.
  • annemin arabasını aldım.denize gitmek için. çıktım marmaristen.kız kumuna gidicem. neden bilmem bozburuna mı gitsem acaba diye geçiriyorum aklımdan. birden bördübet diye bi tabeleya saptım. çok düşünmeden. 15 km. . yol bozuk. bi rallici edasıyla kullandım arabayı toprak virajlı dağ yolunda. bi görsem denizi giricem. yol uzadı 15 km bitti iki otelin sapağına geldim. sağa sapsam iki otel sola sapsam toprak yol. saptım toprak olana. git git bitmio

    denizi gördüm.daha giricek yer yok. gittim gittim indim arabadan. bıraktım onu orda bi ağaç gölgesinde. onu bıraktığımı görücek insan yok etrafta . onu bıraktığımı anlamaz o zaman diye düşünüp yürümeye başladım thsirtümü çıkarıorum ki bunu yapmayı hiç sevmem. ama yapıorum kimse yok. yürüdüm. durdum. dinledim. hakkaten kimseler yok.

    her yer kayalık. dalgalar, kocaman yarış atları gibi. aşağı inicek bi patika buldum sonunda uzaktan kesitrdim gözüme.küçük bi koy. minicik. öyle kuvvetli ki dalgalar. ufalanmış milyonlarca taş hepsi aynı renk ; ıslak koyu bi yeşil.

    cırcır böceklerinin sesine ne zaman alıştı kulaklarım bilmiorum.

    bıraktım cantamı yere. attım havlumu. denizde yüzmek mümkün diil gibi gözüküo. anca boğusabilirsin dalgalarla. bi terlik var yerde parmak arası terlik dediklerinden. biri mi unutmuştur acaba yoksa denizden mi gelmiştir diye bi kaç saniye düşünüorum ve bi yelkenlideki bi herifin düşürdüğüne inanıyorum.

    kayaların üstüne yazmış biri "kırcuma koyu". yazılar biraz silik ama kırcumadır artık bura.

    dizlerime kadar girdim denize. bi sigara içtimmki koşan atların arasında sepserin.
    bitti sigara düştü suya gene çakmak.

    başımı suya sokmak niyetindeyim olmuor. çok kayalık. dalgalar beni istemiyomusda ben yavşaklık yapıp onları bırakamıyomusum gibi. eğildim soktum başımı suya.

    sağ terliğim "yeter ulan" diyerek çıktı ayağımdan.kopmuş tutan yerleri suda. fanti'nin terliğiydi bi numara küçük. bütün tatili bunlarla geçiricem diye düşünmüştüm dün. annem duysa üzülür.

    zor bela çıktım denizden bi ip bulurum onla bağlarım terliği öle çıkarım o indiğim patikadan diye düşünüorum. çıplak ayak o kayaları çıkmak inanılmaz bi acı verir. parmak arası terlik " bu kıyağımı unutma " der gibi bakıo suratıma. iki tane sol terliğim var şimdi. biri parmak arası. sol parmak arasını sağ ayağa giymek imkansız. doğasında yok.

    oturdum ıslak taşlara dalgalar rüzgarlar gibi bukez esiyo üstüme. soğuk kadın eli gibi şortumun içinde. bi baktım yukarıda bi jip içinde bi aile bana bakıyolar. el salladılar . el salladım. arabayı görmüşlerdir. üzülmüştür araba. jipteki aile sevindi burda oluşuma. yüzlerinde aptal bi gülümseme vardı. kıskandılar sanki beni öle hissettim. çok rahatsı etmemek için gittiler hemen.

    bi saattir burdayım. sanki dünyanın dışına çıkmışım.
    minik bi çekirge kondu bacağıma.sinirlendim
    "siktirinn gidin ulan burdann yalnız bırakın beni " diye bağırdım. baya yalnızken aynaya konusurmus gibi.

    çantam ıslandı sudan.gökte bi kuş. ama ucurtma gibi. ipini görsem hemen inanıcam. kuyruğu var ipi yok şerefsizin.

    bi sigara daha içsem ateş var mı.
    hiç gezmiyorum koyu öle bi yerinde duruyorum.

    dayanamadım saydım. aşağı yukarı 55 adım.
    birazdan gidicem geldiğim kayalıklardan gerisin geriye. sağ ayağımda sol terliğim. sol ayağımda bi yelkencinin parmak arası.
    geldiğim gibi gitmediğim kesin.
    çok güzeldim burda.
    55 adımda.
  • bugün itibarı ile yanmakta olan koydur.

    tabi olay bodrum'da meydana gelmediği için kimsenin umurunda değil. varsın yansın bördübet'in cennet çam ormanları.. yaşasın bodrum'un çalılıkları.
hesabın var mı? giriş yap