şükela:  tümü | bugün
  • cemal süreya'nın çevirisi ile, bir pastenak şiiri:

    öyledir öyle başlar

    insan iki yaşında da öyle başlar işte
    ezgilerin karanlığına sıyrılır kucaklardan,
    cıvıl cıvıl cıvıldar, mırıldar bir süre,
    derken, üçüne doğru, sözler dökülür ağzından.

    öyledir işte, yavaşça başlarsın anlamaya,
    kapılıp bir türbinin büyük gürültüsüne,
    sen misin bu, bir başkası mı yoksa,
    yabancılaşmıştır evin, bir gölgedir annen de

    bu zalim leylâk parıltısının nedir derdi?
    bu dökülen, bu inen bir park kanepesine,
    nedir ? çocukları kaçırmak gibi bir şey mi?
    öyledir işte, kuşlar öyle doluşur içine

    arttıkça artan kıvamını bulan acılardan:
    yüreğinde ulaşılmayanın özlemi, uzak yıldızlar,
    faust gibi olduğun, kafan bulandığı zaman
    öyledir, öyle başlar çingene çalgıcılar.

    uçaraktan yüce yüce gök katlarından
    çevrili alanlar görürsün, evsiz topraklar,
    ve denizler bir iç çekiş kadar ansızın,
    işte tıpkı öyle doğar heceler ve uyaklar.

    yulafların üstünde, sırtüstü, yaz geceleri,
    yakarır durur : her şey yerini alsın diye,
    sakınarak gözünden şafağı ve evreni
    öyle olacaktır, öyledir dalaşımız güneşle.

    öyledir, öyle başlar yaşamak, dizelerle.
  • 1958 yılında edebiyat dalında nobel ödülüne layık görülen; ilkin ödülü kabul edip daha sonra "the authorities of his country" olarak geçiştirilen bir grup "yetkili" tarafından ödülü reddetmesi dayatılan pasternak'ın nobel arşivindeki biyografisi aşağıdaki adrestedir.

    http://www.nobel.se/…reates/1958/pasternak-bio.html
  • 25 ekim 1958'de, yani isveç akademisi'nin ödülün edebiyat dalında kendisine verildiğini resmi olarak duyurmasından iki gün sonra pasternak'ın akademiye gönderdiği telgraf şöyledir: "çok müteşekkirim, minnettar, onur duymuş, şaşkın, utanmış"
    ["immensely thankful, touched, proud, astonished, abashed."]
    ancak 29 ekim'de bu telgrafı bir başkası izlemiş, ve pasternak ödülü reddetmiştir: "ait olduğum toplumdaki anlamını düşünerek, bana verilen bu hakedilmemiş ödülü reddetmek zorundayım. bu gönüllü geri çevirmemi memnuniyetsizlikle karşılamayınız." ["considering the meaning this award has been given in the society to which i belong, i must reject this undeserved prize which has been presented to me. please do not receive my voluntary rejection with displeasure."]
    isveç akademisinin, reddin ülkenin bir takım yetkililerince dayatıldığı konusundaki yorumu işte -benim beceriksizce türkçeleştirmeye çalıştığım- bu telgrafa dayanmaktadır.
  • (bkz: omar sherif)
  • bir ressam(babası) ilen bir piyanisin(anası) birleşiminden doğmuş bir edip. önceleri şairdi, sonra sonra nesir neşretti. jivago 55 yılında bu adam tarafından yazıldı. tolstoylan filan da müşerref olmuştur bu bey. italya, almanya, ora bura senin benim dememiş dolaşmıştır. bol bol da çeviri yapmıştır. 1862 de doğup, 1945'de yoğolmuştur.
  • babası portre ressamı, annesi ise piyanist. sanatçı bir aileden. bir süre moskava konservatuvarı'nda müzik eğitimi gördü. ekim devrimi sırasında yazdığı şiirlerini meşhur kitabı "kızkardeşim hayat"ta topladı. kanşaubiy miziev ve ahmet necdet'in ortak pasternak çevirilerini doğrusu fazla naif buluyorum. bu üzgün, bu keskin adam, bu yasaklı, bu acılı adam o kadar çocuksu bir dile mi sahip? çocuksuluğuna karşı değilim, olabilir belki... ama sanmıyorum.
  • imge ve sözdizimi açısından rus şiirine getirdiği yeniliklerle geleneksel rus şiirinin yalın biçimlerini uzlaştırmıştır. çağımızın en büyük şairlerinden biri sayılmaktadır.
  • 1958'de layık görüldüğü nobel ödülü etrafında gelişen olayların içyüzünü (ödülü önce kabul etmesi, aynı gün içerisinde gelen baskılarla reddetmek zorunda kalması ve 1989'da ödülün, boris pasternak'ın doğumunun 100. yılı şerefine moskova'da düzenlenen bir sergide, oğlu yevgenii pasternak'a verilmesi) pravda özetlemiş:

    (bkz: http://www.pravdareport.com/…2003/4383-pasternak-0/)
  • "gerçeği aramasını ve söylemesini bilememek, gerçek olmayanı söylemesini bilmenin örtemeyeceği bir kusurdur." demiştir.
  • bir gazetenin bir köşesinde yer alan bir deyişi;

    'sonsuzun rehinesisin...
    zamanın bir kölesi...'