şükela:  tümü | bugün soru sor
  • şahsen, en sevdiğim uğraş.
  • çalışan yaptığında patronun gözüne batan eylemsizlik.
  • boş dur, oyalan* ama boşu boşuna boş durma*.
  • hatıra olarak yazdım bu entry'i okumaya değer değil.

    cebimde sadece 17 euro para kalmıştı ab'nin verdiği hibeden. (abd'den döndüğümde de yine verdikleri tüm parayı yiyip 5 dolarla dönmüştüm ama o sefer arkamda abd büyükelçiliği vardı, bu sefer hiçkimse sahip çıkmazdı valla.) cuma günü öğleden sonra budapeşte'den uçuşum vardı istanbul'a. romanya'dayım ve oraya en ekonomik şekilde gitmem gerekiyordu. cebimde pek fazla para olmadığı için otostop çekmeye bu sefer cesaret edemedim. (problem olursa çözmek parayla mümkün oluyor çünkü, viyana otoyolunda bırakıldığımı bilirim. ) neyse, 10 euro'ya otobüs buldum bir tane, fakat perşembe günü sabah 9'da yani yaklaşık uçuşumdan 30 saat önce. diğer saatlerde 20 euro falandı ve param yetmiyordu.

    2 euro'ya da romanya'dan marul domates salam kaşar falan aldım. bir de onların rozeta dediği çiçek ekmek tarzı bir ekmekten aldım ve 8 adet sandviç hazırladım.

    ve sonuç olarak 8 adet sandviç ve 5 euro ile yola çıktım. macaristan sınırına gelene kadar pasaportumu yanlışlıkla yıkadığım için ne diyecek acaba gümrük polisi, beni geri gönderirlerse sınırdan nasıl geri dönerim diye düşündüm durdum. telefonum da bozuk olduğu için arayacağım kimse yoktu. sıkıntı olmadı ve girdim macaristana. oranın saatiyle 13.00 gibi budapeşte'deydim. (otobüs nepliget'e değil havaalanına gitti) havaalanında sular çok pahalı olduğu için kalan 5 euro'nun 2 euro'suna da şehir merkezine transfer otobüs aldım ve 3 euro'ya da su almak için şehir merkezine çıktım. otobüs beklerken birisi benden bilet almak için yardım istedi, yardım ettim sonra bindik otobüse gittik. ben şehir merkezinde de öyle backpack'imle boş boş dolanayım bari dedim, uçuşuma 24 saat kalmıştı ve budapeşte'yi biraz daha gezmek istedim. öyle boş boş gezerken, havaalanında yardım ettiğim kadın gördü beni yanıma geldi. (ilginç bir tesadüftü) uruguaylıymış, almanyada çalışıyormuş. onunla da 3-4 saat şehri gezdik. beni görmeden önce hostel bulmuş, dedi çok güzel bir hostel buldum sen de orada kalsana bugün. bilmiyor ki cebimde sadece 3 euro para var. yok dedim uçuşum çok erken falan havaalanında yatacağım. sonra ayrıldık.

    işte buradan sonra ben de havaalanına döndüm. ve boş durmakla geçen zamanımın henüz yeni başladığının farkında değildim. kitap okuyabilme eşiğim hayatı sevmediğim zamanlarda 1 saat falandır. ama yine de gece 10'a kadar kitap okudum. sonra 10'dan gece 2'ye kadar boş boş bekledim. ne kadar zormuş la bu.

    sadece bekliyorsun, telefon yok, kitap yok. sonra geçtim bir köşeye, yattım uyudum. 10 saat uyudum. deliksiz değil ama gece bir ara polis uyandırıp pasaport kontrolü yaptı. sonra 6 saat daha hiçbir şey yapmadan bekledim. budapeşte istanbul uçuşumun da 2 saat ertelenmesiyle istanbul ankarayı da diğer sefere alarak 5 saat daha fazla beklemem gerekti. sonraaaa bir şeyler bir şeyler oldu. sonra konyaya döndüm şimdi de köye geldim. allahım konuşmak istemiyorum artık. sadece uyumak istiyorum, ama ne hissettiğimi yazmak zorunda hissettim eve döndükten sonra. aşırı sabırsız bir insan olarak, sabretmeyi aç kalarak ve 36 saat yolda kalarak öğrendim, bir de telefonsuz :d