şükela:  tümü | bugün
  • ileride soy ağacı çıkaracak çocuklarınız ve torunlarınız için sorunlu bir şeydir. kendimden biliyorum.

    benim annem babamı boşamış, bak boşanmışlar demiyorum, anam boşamış babamı, çok da iyi yapmış. annem babamı boşadığında 24 yaşında, ben de 4 yaşındayım. seksenli yıllar için iki tarafın sülalesinde de devrim gibi bir şey bu. annem öğretmen, okumuş olduğu için kimse ses çıkartmıyor... halam hariç, halam diyor ki "biz oğlumuza kız oğlan kız alırız, sen boşanmış kadın olarak kuruduğunla kalırsın!" annem iplemiyor bu durumu tabii, hakikaten babam 5-6 yıl sonra daha önce hiç evlenmemiş bir kızla evleniyor. tam o sıralarda halam boşanıyor, 2 çocuğuyla annesinin evine dönüyor. sonrası komedi... bu defa babaannem ve dedem boşanıyor, babaannem kendisinden 10 yaş küçük bir adamla evleniyor, sonra ondan da boşanıyor. aradan yıllar geçiyor, kardeşim doğuyor babamın ikinci evliliğinden, bir süre sonra annem ikinci evliliğini yapıyor, bu defa babam ve ikinci eşi boşanıyorlar. bu arada halamın kızı ilk kocasından 1 çocuk sahibi olduktan sonra boşanıyor ve ikinci kocasıyla evlenip dört çocuk da ondan yapıyor. halam da bu arada ikinci evliliğini yapıyor. babamla boşanan eski üvey annem tekrar evleniyor ama ikinci evliliğinde de huzuru bulamayıp boşanıyor. akabinde daha önce boşanmış biriyle evlenmiş olan 2 çocuklu bendeniz boşanıyor... benim çocuklar üvey babamı dede olarak bilip büyüyorlar, 10 yıl sonra tanıştıkları öz babama da dayı diye sesleniyorlar, halamın kızının ilk evliliğinden olan kızı 18 yaşında evleniyor, beni de nikah şahidi yapıp 1 yılı doldurmadan boşanıyor.

    ve biz geçen yıl oğlumun proje ödevini yaptık: ailenizin soy ağacını çıkarın! pencerelerden, sürpriz yumurtalara kadar her şeye yer verdik... baba tarafımda ikinci turu bindirmeyen bir tek ben varım, boşanmayan tek kişi ise kardeşim ama onun evliliği henüz birinci yılını doldurmadı, inşallah laneti bozacak.

    şimdiye kadar kime dediysem boşandığımı, matem konuşması yaptı bana. oysa öyle olmamalı. boşanmak çok zor bir karar. öyle ortada şiddet, kumar, vs... yoksa ve sadece mutsuzluktan kaynaklanıyorsa boşanma isteği daha da zor... bin defa düşünüyorsun, milyonlarca defa aynı soruları soruyorsun kendine... tek başına ayakta durmak zorundasın, senden başka seni sırtlayacak kimse yok. cesaret gerektiren bir şey.

    toplumdaki boşanmış kadın algısına gelirsek... valla şahsen hiç iplemiyorum. en fazla mahalle kasabımız selahattin efendi ile aynı görüşleri paylaşan, aynı boktan diziye gülen, aynı partiye oy veren, aynı kaba sıçan adamlar "boşanmış kadın bıkbık..." diyebilirler, e ben bu adamlarla bekarken muhatap olmuyordum ki, şimdi niye düşünceleri benim için önemli olsun?

    boşanmış insanlara altın takılması gerektiğini düşünüyorum, sonuçta hayata baştan başlama cesaretini gösterenler takdir edilmelidirler.
  • (bkz: ah zamane çomarları)

    yaz tatili, 9-10 yaşlarındayım, benden 2 yaş büyük teyzemle yalvar yakar annemlerin köyüne gidiyorum. annemin babaannesi ve dedesinin ( yani dedemin annesi ve babası), tepesinde kocaman bir ceviz ağacı, avlusunda minik bir kuzine ( moderni şömine) olan evinde kalıyoruz.

    her akşam üzeri, büyük nine o kuzinede simsiyah bir çaydanlıkta çay demler, büyük dedem de sarma sigaranın birini yakıp eşine verir, diğerini kendine alır ve çay doldurur. bu 2 buruş buruş ihtiyar mırıldanarak saatlerce sohbet ederdi. biz de küçük teyzemle; " konuşacak ne buluyor bu moruklar bu kadar zaman?" diye kendimizce merak ederdik.

    bigün büyük ninem sigarayı yakmış otururken, her zamanki patavatsız ben, merakımızı gidermek için sordum;

    - nine konuşacak bu kadar şeyi nereden buluyorsunuz?
    - ben ona ne zor kavuştum, nefesim yettiğince konuşurum.
    - niye zor kavuştun nine, anlatsana?
    - eski zaman, ben dedenizden de 4 yaş büyüğüm, birbirimizi sevdik, aileler tamam dedi. o zaman böyle herşey bol değil, yüzük takıldı, düğün, dernek, eşya, çeyiz denkleşsin derken dedenizi askere aldılar. askerlik uzun, beni yakın köyden birine gelin verdiler. yalvardım yakardım adama, benden sana karı olmaz dedim dinlemedi. işkence gördüm; kızgın demirle göğüslerimi, bacaklarımı, edep yerlerimi dağladı ( açıp derin bir yanık izi olan sol memesini gösteriyor bu arada), yine de kadın olmadım ona.

    sonra dede askerden gelip ilk iş nişanlısını sorar. "felana gelin verdiler" dediklerinde, atına binip ( mecazi değil) büyük ninenin evine gider. kocasına temiz bir dayak atıp, sevdiği kadını alıp gelir. geldiklerinde sorduğu soru şudur:

    - o zaman akıl edemedim ama çocuğun oldu mu? varsa gidip alıp geleyim...
    ( "s.kti mi lan seni?" değil, ne ilginç dimi?)

    bu güzel insanlar 100 yaşını aynı yastığa baş koyarak devirdi ve 2005 yılında 38 gün arayla cennete göçtüler. gerçekten sevmek diye bir şeyin olduğuna beni inandırarak...

    bu başlıkta gavat vb. diye ahkam kesen tatlı beylerle, kadınlar kulübünde;"ucuza mı gittim ya ben?", "kızlık zarı nasıl diktirilir?" diye ağlayan tazelere, evlilik hayatlarında mutluluklar dilerim.
  • basliktaki bir cok entrynin kisaca demek istedigi sudur; o kadini bir baskasi sikmis.
    cok ozur dilerim, pek bir kufurbazimdir ama su fiili soyle kullanmaktan inanin utaniyorum.
    bir baskasinin altinda bogurmus, inlemis, hatta utanmadan orgazm olmus kadinlarin onlarca basligi var. ha bu sadece erkeklerin ya da ergenlerin destekledigi bir durum da degil. bu sekilde dusunen onlarca da kadin var.
    findik kadar amimiz, dunya kadar derdimiz var.
    insanlar degisir, insanlar degisirken gelisir. hicbirimiz dunyaya geldigimiz halimizle kalmadik. hayatimiza insanlar girdi. onlarla gelistik, degistik. kendimiz olma yolunda o insanlarla belki evlendik, sevistik.
    zaman geldi gayet insani bir sekilde teni, nefesi, kokusu, konusmasi ki bu sadece isin gorunen kismi, yasantimiz, goruslerimiz, hayata bakisimiz, beklentilerimiz degisti.
    birlikte yasayamaz hale geldik belki.
    belki bir baskasi tarafindan sikilmis oldugumuz halde bizimle paralel degisikleri yasamis ve yol ayrimina dusmus bir baskasini sikmis biri ile tanistik. cogaldik, costuk, belki aska dustuk...
    bu mu yani ?
    bizimle ilgili akliniza gelecek tek sey; birinin bizi bir zamanlar sikmis oldugu mu ?
    yazik...
  • kuzenimin yapmak isteyip yapamadığı. bonus olarak çocuğu da var kadının. "yeniden evlenmek ve anne olmak" istemiyorum demiş. kuzenim de dünya hali, bana bir şey olursa hukuken hiçbir şeyimde hak iddia edemez deyip, evini onun üstüne yapmış. ailesi hop oturup hop kalktı "ayrılırsan dıpdızlak kalacaksın, delirdin mi" diye. "ben yamuk yapmazsam ayrılmayız ki" demiş. "ya onun yamuk yapacağı tutarsa?" deyince cevap "ben onu kaybettikten sonra ev gitmiş çok mu?!"

    yüzyıllar nadiren romeo yetiştirir o da bizim sülaleye denk geldi.
  • aynı zamanda nazım hikmet'in annesi olan celile hikmet, ilk türk kadın ressamlarındadır. çok güzel, cesur, özgüveni yüksek ve özgürlüğüne düşkün bir kadındır. mutsuz olan evliliğini önce kafasında bitirmiş, fiiliyata dökmek üzereyken de oğlu nazım'ın şiir öğretmeni, yahya kemal beyatlı ile tanışmıştır. liseli nazım'a eve derse gelen yahya kemal, kısa sürede celile hanımın kalbini çalar. celile hanım da evliliğini daha fazla uzatmaz ve boşanma kararını açıklar.
    yahya kemal çok aşıktır celile hanıma. bizim liseli bıçkın nazım, kankası necip fazıl'dan da aldığı gazla, bir iki gözdağı verir hocası yahya kemal'e, "muallimim olarak girdiğiniz bu eve, babam olarak giremezsiniz" gibi notlar yazıp, adamın cebine sıkıştır. (nazımcım sen de az ergen değilmişsin yalnız)
    yahya kemal vazgeçmez celile hanımdan ancak adım da atamaz. celile hanım çevresindeki tüm dedikodulara, oğlunun tepkilerine rağmen, yeni bir hayata evet diyecek kadar istekli ve cesurdur. evlenmeye hazırdır. ancak yahya kemal tam bir türk erkeği olarak, bir gün dostu yakup kadri'ye "bu kadar dile gelmiş bir kadınla ben nasıl evlenebilirim, sonra herkes bana ne der" diye dert yanar. (oysa aşırı aşık ve delicesine kıskançtır. ama işte çevreye karşı da "yeea dul kadın mı alıcam ben" havalarına girmiş bir ödlektir.)

    gel zaman git zaman anlaşılır ki yahya kemal evlilik olayına girmeyecek. celile hanım da gururludur, "senin nazınla mı uğraşacağım yahya, sen bana kurban ol, ne halin varsa gör*" diyerek doğru paris'e gider. resimle uğraşmaya devam eder. güçlü kadındır, kimseye müdana etmez.
    rivayete göre yahya kemal de o meşhur sessiz gemi şiirini celile hanımın gidişi üzerine yazar. bir daha da birbirlerini görmezler.

    yıllar sonra nazım hikmet hapiste açlık grevine girdiğinde, celile hanım galata köprüsünde pankartlı bir eylem yapar ve "haksız yere mahkum edilen oğlum açlık grevindedir. ben de ölmek istiyorum. gece gündüz oruçluyum. bizi kurtarmak isteyenler bu deftere adresini yazarak imzalasınlar" yazılıdır pankartta. bir rivayete göre, yahya kemal de oradan geçmektedir. görür ve yanaşmaz, imzasını vermez, hızla uzaklaşır. (kesin böyle olmuştur. tam yahya'ya göre bir hareket)

    görüldüğü üzere, 1900'lü yılların başlarından beri, bizim kültürümüzde kolay bir karar değildir boşanmış bir kadınla evlenmek. ha bana sorarsanız, bu hikaye evlilikle bitseydi de sonu yine ayrılık olurdu. yahya'yı hiç gözüm tutmadı çünkü.

    not: o değil de, ortama bakın ya. nazım hikmet ve necip fazıl sınıf arkadaşı. hocaları yahya kemal. onun arkadaşı yakup kadri. başroldeki kadın celile hikmet ressam. vay anasını diyorum ve yanlış dönemde doğduğum için üzülerek huzurlarınızdan çekiliyorum.

    (kaynak: masa dergisi, kasım-aralık 2016-4. sayı)
  • hayatın zehir olmasını, aile onayı ve desteği olmadan dul bir kadınla evlenmiş olmaya bağlayan gerizekalılar olduğunu bize gösteren olaydır. kusura bakmayın ama kendine evlat hasreti çektirip üzüntüden(!) ölecek kadar entrika yaratan da ancak gerizekalı bir annedir. zira hatalar yapılabilir ve burdaki hata da yanlış insan seçimindendir, dul seçiminden değil. allahın dar kafalı dingilleri.
  • boşanmış bir kadınla evlendim, eşim de boşanmış bir adamla evlenmiş oldu. misler gibi geçiniyoruz, kızımızı büyütüyoruz. *
    (bkz: kız babası/@xplod)
    sanırım buradaki nüans şu;
    evlenilecek boşanmış eşin, boşanmayı isteyen taraf olması durumunda işler daha kolay oluyor gibi. terkedilmiş bir erkek/kadının yaşayacağı travma ile uğraşmak yeni evliliği sekteye uğratabilir. bak ilk kez şimdi düşündüm bunu, ama aklıma da yattı hani...
  • bir kadın tanıdım,
    mutsuz olduğu bir evliliğin içinden kendisine emin misin, e sen de aldat o zaman, yaşın var ama, çocuk var ama gibi yorumlara rağmen boşanmıştı. çocuk için velayet konusunda ve bir çok konuda kendisine şantaj yapan bir adamı herşeye rağmen terk etmişti.
    yeniden bir ev kurmuştu ve hiçbir şey almamıştı.
    boşandıktan sonra en ufak mutsuzluğunda e biz sana demiştik diyen yakınlara yinede küsmemişti.
    yeni erkek arkadaşı olduğunda eski eşinin çocuğu bahane ederek erkek arkadaşı ve kendisine yaptığı baskılara direnmişti.
    bir kadın tanıdım,
    küçük kızına mutsuz olduğunda mutsuzluğun içinde kalmamayı öğretmişti.
    inandığı doğrular için sonuna kadar direnmeyi ve maddeci olmamayı öğretmişti.

    bir kadın tanıdım,
    ilişkisini gizlemeyen, çoğumuzdan farklı,
    çoğumuzun ne biçim bir anne diyeceği harika bir anne, harika bir kadın.

    sonra bir kız tanıdım,
    küçücük elleri,
    kocaman gözleri,
    tertemiz kalbi ile sahip olduğumuz tabuların, genetiğin, geleneklerin hiç birini bilmeyen.
    bir kız tanıdım,
    annesi ile beni çok seven, elimden tutan.

    bir kadın tanıdım,
    hepimizden farklı.
    çok sevdim, çok ağladım.
    bir kadın,
    yakında evleneceğim ve hep seveceğim.

    edit: çok güzel mesajlar alıyorum zaman zaman ama entry de bahsettiğim ilişki evlilikle sonuçlanmadı.
  • müslümanlar için sünnettir.
  • onemli olan gecmisinde bir erkegin olup olmamasi degil, evlenip evlenmemesi de degil, bunlar bos. bana kalirsa kafaya takilmasi gereken tek sey evliligin neden bittigi olmalidir sadece. evlilik sadece duygularim tavan yapti imzayi nereye atiyoruzla baslayan akabinde duygularim bitti bosaniyoruzla biten bir surec degil. iliski yurutme sanati bir yerde. hayati beraber yasamak. evi birlikte paylasmak. tahammul etmek. vs.. eger sorun gecimsizlikse muhtemelen bu kisinin yapisindan da kaynakli bir sey ve benzer sorunlari ileride sizinle de yasayacaginin da habercisi.
    ki ayni sey "bosanmis bir adamla evlenmek" icin de gecerli.
    bence.