şükela:  tümü | bugün
  • boşluk olmak duygusundan mütevellittir.
    boşluk hissi insanlarda bilhassa kimi zamanlar öğrencilerde sık görülür. (bir sınav zamanı sendromu daha)
    sınav zamanlarında koca bir balonun içindedir öğrenci ve en çok hissettiği duygudur, boşluk olmak. şöyledir onun için: '' sınav ne kural ne amaç ne ... en ala notları alsam, bir gün doktor, bir şey olsam, çok güzel olsam naz elmas olsam... sonunda hiçbir işe yaramayacak. ölmeycez mi zaten en sonunda bunca çalışsam bile değişmeyecek. o zaman gidip uyuyayım ya ben ( * ) . uyuyayım tabi.
    zaten sınava da babam girer artık. projeleri de teslim etmem bile, öleceğiz ya.

    boşluboşlukboşlukboşluk.
    yeşil ekran. ''

    efendim erler film sundu.
  • travmalarla dolu bir ömrü yaşamaktan yorulan, insanların arasında kalmaya devam ettiği müddetçe insanlıktan uzaklaştığını anlayan, kendisine "hayat" diye sunulan takvimin aslında bir avuç baldıran zehri olduğunun -geç de olsa- farkına varan, hangi sokağa girse "çıkmaz" çıkan , çareyi; bir uçurumdan, bir gökdelen tepesinden yada yüksekçe bir yerden kendini aşağıya bırakıp bu hengameye - keşmekeşe bir son vermekte gören kişinin çığlık çığlığa suskunluğudur bu.

    yukarıdan aşağıya bırakırsın kendini -sıyrılıp tüm yaşantılardan- kendine vadettiğin huzura kavuşmak için. bir anlık acı, ardı sonsuzluk... veya kurtulup yeniden tutuvermek hayatın ellerini... ama o son hiç gelmez. havada asılı kalmaktır boşlukta olmak...ne başlangıç noktana dönersin ne sona ulaşırsın... ve bu his her ikisinden de daha fazla yakar canını...
  • bazen bir cadde ile doldurulur. bir ıslak cadde, bir feribot ve düğmeleri olan bir fular ile tamamlanır. yağmur yağarken o eski ölmekte olan fotoğraf makinasıyla çekilen sinirli fotoğraflarla yok edilir. o fotoğraflara bakarken o boşluk dolar. sonra durup bakarsın aklına gelir her şey geçer, hepsi biter.

    boşluğa bakınca caddedeki ıslak koku, feribottaki deniz kokusu ve arka fondaki sakin şarkı dolduruyor boşluğu inan. bakınca ellerimin terlediğini hissedebiliyorum, yazmakta olduğum kağıdın ıslandığını da hissedebiliyorum otobüslerin sıçrattığı çamurlu suyun sinirini de. sonra bir de gittiğini hissediyorum. dönmek istediğimi, dönmem gerektiğini bunun mutlu olmak için tek şansım olduğunu.. cesaret edemiyorum yine. hep korkaktım biliyorsun. korkuyorum, susuyorum.

    inan artık gelip burada ağlamayacağım. hoşça kal ama bu sefer şimdilik değil sonsuza dek. hoşça kal lafından nefret ettiğini bile bile, benden tiksindiğini bile bile yazdım bunları.

    şimdi sonsuza dek, hoşça kal.
  • her şey tam da olsa, dört dörtlük, yine de bir eksiklik vardır gönülde. bir tatminsizlik, bir açmazlık. hayır, rahat batması değil bu. sadece boşluk, buz gibi, kapkaranlık boşluk.
  • içimde hissettiğim aşırı doluluk yerinde olmasını dilediğimdir.

    bir şey göğsümü sıkıştırıyor, midemi baskılıyor, kanım dolaşmıyor. bir şey içimi kemirip ben olmak istiyor.
  • her şeyin anlamını yitirdiği kendini bir hiçmiş gibi hissettiğin eğlenceli yaşamının yerini ağlamaklı pembe dizi ve evlendirme programının aldığı kendini cips kola ve çikolataya adadığın duygusal travmadır.
  • mutsuzluğun en üst seviyesi .
  • belki sadece histen ibaret değildir.sonuçtur bazen.

    "yürüyorum dediği, durmanın ta kendisiymiş. düş gibi bir şey yani... koşarsın koşarsın da varamazsın hani; içindeki umut varamadığın kadar büyür. sen bakarsın ışıltıyla. ileriye uzanırsın (uzanmak istiyorsun yalnızca), uzandıkça da kolların uzar babam uzar... gene de boşluğu avuçlarsın hep; düşünü düş yapan boşluğu..."

    hasan ali toptaş/gölgesizler
  • bazen aklınıza bile gelmez, geçti zannedersiniz ama üzgünüm asla geçmez.
  • histen ziyade bir anda insanın suratına yansıyan mimiktir.
    sanki o anda ikiye bölünürüz. bi tarafımız çocuk olur diğer tarafımız olgun bi tavır takınır.
    eee şimdi ne yapmak istersin? diye sorar olgun yanımız
    diğeri sürekli bahane üretir.
    olgun olan sebepsiz ağlamasını dindirmeye çalışır o şımarığın. gece gece kafayı mı yedin der.hani varya o içimizde hiçbir haltla mutlu olmayıp hep daha fazlasını isteyen. işte onu susturmaya çalışmaktır.
    biraz ağlayıp uykuya dalmaktır. sonra uyanıp tuzların suratını yaktığını hissetmek gibi de olabilir. herkesten ve her şeyden bağımsız kendini avutma çabasıdır.aynı sokaklardan hep geçmek gerekeceğinden acaba nasıl unuturum'un hesabını yapmaktır. keşke biraz daha kalsaydın demek isteyip aynı zamanda sessiz kalmaktır. özlemenin, konuşup anlatmaya yeğlendiği zaman insanın içini kaplayan histir. gereklidir belki.