şükela:  tümü | bugün
  • zaman zaman hepimiz bu karmaşayı yaşıyoruz. bu hayatta bir şeylerin ucundan tuttuğumuz zaman, başka bir ifadeyle, değer verdiğimiz bir takım inançlarımız var olduğunda hayatın daha "manidar" olduğuna inanıyoruz.
    bazen de elimizde somut bir delil olmasa dahi buna inanmak zorunda hissediyoruz. peki "anlam" gerçekten var mıdır?

    insan, anlam arayışı yolunda en etkili silahı olan felsefeyi kullanmıştır genel olarak. bir başka kitle ise dinlerin anlam arayışında son durak olduğuna inanmıştır. sanırım tüm bunlardan önce "hayatın anlamı nedir?" sorusunun ne "sorusu" olduğuna cevap vermek gerekiyor. bunu yapabileceğimi ise pek sanmıyorum.
    anlam sorunu nietzsche'nin üstinsan olma yolunda ilerleyen insanın da karşılaştığı bir sorundur. insan merak eder, sorar ve tatmin olmak ister. bu tatminin arkasındaki öğrenme isteği ise "güç" arzusu olsa gerek. çünkü biliyoruz ki bilen insan, güce de sahip olan insandır her zaman.
    hayatın anlamı sorusundaki temel içgüdü de bu olabilir. insanlar yaşadıkları hayatta anlamsız hissettikleri yani bilgisiz oldukları zaman güçsüz olduklarını da düşünmeye başlarlar hep. anlamsızlık içinde olan kişi zamanla bunalıma girer ve düştüğü boşluk hissinden kurtulmak için anlamı aramaya başlar. bu biraz da bunalımdan kaçısın tek yolu olarak görülebilir.

    boşluk hissine ise bakacak olursak birden fazla bakış açısının hakim olduğunu görürüz ama temelinde tek bir şey vardır; değerlerin ve insan olma bilincinin yok olması..
    nihilizmin tüm değerleri al aşağı ederek yok ettiğini ve insanın elinden her şeyini aldığını biliyoruz. değersizliğe övgü olan bu düşünce sisteminden kaçışın yolları var mıdır bilmiyoruz. hatta, biraz da haddimizi aşarak, nihilizm bir depresyon ürünüdür diyebiliriz. bu açık bir gerçek ki depresyon ve bunalım, insanı anlamsızlığa ve değerlerin yok oluşuna götürür. yaşanan bu travma insanın içindeki tüm enerjiyi yok ederek kişiyi insan olma bilincinden bir adım uzaklaştırır. çünkü anlamsızlığın insanın en büyük düşmanlarından biri olduğuna inanıyoruz. iyi de insan anlama nasıl ulaşabilir?

    bu konu hakkında şahsi olarak şuna inanıyorum: genel manada tüm insanları ilgilendiren bir ve eşsiz anlam kavramından yoksunuz. anlamının nesnel değil, öznel olduğunu ve kişilerin kendi yarattıkları özlerinde anlamın bulunduğunu düşünüyorum. konuya biraz varoluşçu felsefe ile bakıyor olabilirim ki yapmak istediğim de bu. bir varoluşçu taraftarı olarak insanın yarattığı hayatında koyduğu kuralların anlama ulaştıracağını tahmin ediyorum. kendi varoluşu ile sıfırdan başladığı bu hayatta eylemleri, onun temel olarak anlamı olacaktır. sorumlu olduğu bu hayatta, inşa ettiği düşünce sistemi ile ona ulaşmak zorundadır.

    özetle boşluk hissinin nihilizmin bir sonucu olduğunu söylerken, anlam arayışının da bu boşluktan bir kaçış olduğunu ve yaratılan özün de ta kendisi olduğunu düşünüyoruz. depresyon ve bunaltın ise boşluk hissinin yarattığı ruhani acı olduğunu görüyoruz..
  • yaşamı zorlaştıran, çevrendekilerin seni garip, tuhaf olarak adlandırmasına sebep olan his. yaşamanın anlamsızlığı ve hiçliğin bilinemezliği arasında gidip gelmek.