şükela:  tümü | bugün
  • *boşnaklar böreksiz yaşayamazlar

    *boşnaklar akraba evliliği yapmazlar, yapanlarla konuşmazlar

    *boşnaklar kesinlikle hainlik yapamazlar

    *boşnaklar gittikleri yere neşe götürmeden yapamazlar

    *boşnaklar kahveyi lokumla içerler

    *boşnaklar kolo oynamadan yapamazlar

    *boşnaklar tüm aile fertlerinin nasıl olduğunu tek tek sormadan yapamazlar

    *gelinler dimijasız(boşnak şalvarı) olmaz

    *kuru etsiz yapamazlar ( odun ateşinde kurutulmuş )

    *her boşnağın evinde jambolija(boşnak battaniyesi) vardır

    *soka (süt turşusu) ve kompiri (kuzinede pişmiş kabuklu patates) çok severler

    *bayram sabahı evde muhakkak pita (boşnak mantısı) pişer

    *coşmaları için akordeon yeterlidir, başka bir şey istemezler

    *birinin bebeği olduğunda mutlaka babinaya(hayırlı olsuna) giderler

    *çat kapı misafirliğe, posedaklara(akşam oturması) çıkarlar

    *en güzeli bayramlarda sülaledeki bütün erkeklerin topluca gezmeleridir

    *boşnaklar dino merlin'in şarkılarıyla coşarlar, halid
    beşliç ile efkarlanırlar, safet isoviç ile maziye giderler

    *gelinlerini el üstünde tutarlar

    *boşnaklar, boşnaklığın ne olduğunu bilmeyip "siz sırp mısınız" diyenlere ağızlarının payını çok iyi verirler

    *bir boşnağa “yalan söylüyorsun” denmez

    *hep bir gün bosna hersek'e gitme hayalini kurarlar ve oranın özlemini hep içlerinde hissederler

    *israr eder ama ısrar istemezler

    *boşnaklar boşnak dışındakilere zor kız verirler

    *boşnaklar yaşadıkları yere uyum sağlamak yerine, yaşadıkları yeri kendilerine benzetme gibi üstün bir yeteneğe sahiptirler

    *boşnaklar kendi aralarında ne kadar türkçe konuşmaya çalışırsa-çalışsın araya boşnakça kelime sokmadan edemezler

    *iftara misafir çağırırsa eğer, mönü bellidir: pasul sa suhom mesom(kuru etli kuru fasulye), birjan (pirinç ve et parçalarından oluşan tepside pişen bir tür pilav ? ), pita (börek), dudove diğer ismi harçelija (gördüğnüz bir çeşit tatlı)

    *boşnaklar cumbussuz düğün yapmazlar

    *boşnaklar kahveyi yandan şekerli içerler (sade kahve yanında 2 yada 3 küp şeker)

    *boşnaklar gelenek ve göreneklerine çok önem verirler

    *boşnaklar misafirliğe giderken kesme şeker götürürler

    *boşnaklar, boşnak olduklarını gururla söylerler

    *boşnaklar her zaman neşeli insanlardır

    *harmonika(akordeon) görünce dayanamazlar

    *boşnaklar sporcu insanlardır

    *boşnaklar hastalara za ponude(hediye) meyve götürürler

    *bayramda sutlijaş yaparlar, tatlısını yemediğiniz zaman sorun yok ama tuzlusu ikram edilince kurtulma şansınız sıfır

    *boşnaklar uzun boylu olurlar

    *boşnaklar fotoğraf çekilmeyi severler

    *örgü örmesini bilmeyen, evin mutlaka en az bir köşesinde dantel bulundurmayan bir boşnak kadını yoktur

    *boşnaklarda miras kavgası pek yoktur

    *boşnaklar büyüklerine saygılıdırlar, bayramlarda en büyüğün evinde toplanırlar

    *boşnaklar zanaatkardırlar, zanaatlarını en ince ayrıntılarıyla marifetle icra ederler

    *boşnakların kış aylarında hazırladığı “rasol” (kırmızı lahana ve tuzla yapılan bir içecek) adı verilen bir içeceği vardır

    *boşnaklar, boşnak olmayana kaçan kızlarıyla ortalama 3 yıl konuşmazlar

    *oyunlarda hep bir ağızdan şarkılar söylerler

    *yaşlı tetkalarımız (teyzelerimiz) dışarı meşhur yeleklerimizi giymeden çıkmazlar

    *boşnaklar bir olayı sorgulamadan, bir tane değil birden fazla soru sormadan yapamazlar

    *boşnaklar el öpmezler, el öptürmezler

    *boşnaklar iftarda çaysız, sahurda hoşafsız yapamazlar

    *boşnaklar cümle içerisinde ''ada ja ti reko''(ben demiştim) ifadesini sıkça kullanırlar

    *pendik’e gidince meyhaneler sokağına uğramadan yapamazlar

    *boşnaklar söz, nişan veya düğünden sonra hayırlı olsun demek için “na şerbet”(şerbet içmeye) giderler

    *boşnaklar düğünleri ve kınaları biraz abartmadan yapamazlar.

    *boşnaklar tarihlerine sahip çıkarlar

    *kına gecelerine bavulsuz gelinmez

    *sabahları kahvaltıdan önce kahve içmeyi çok severler

    *boşnaklar yalnız sofraya oturmazlar, illa kalabalık olsun isterler

    *boşnaklar “bosanski lonac” yemeden yapamazlar

    *akrabasız yapamazlar

    *boşnaklar saygı ve sevgisiz yapamazlar

    *boşnaklar "potkapa" adı verilen dikkat oyununu çok severler

    *boşnaklar kuru eti fasulyede ziyan ederler

    *genelde ş ve ç harflerini vurgulayarak söylerler

    *boşnaklar aldatmaz sevdi mi bir kere sever sevmedi mi arkasını dönüp giderler

    *boşnaklar vatanını sever ekmek yediği yere ihanet etmezler

    *boşnaklar yanında çalışanların hakkını sonuna kadar verirler

    *boşnaklar komşu kızı almazlar, kardeş gözüyle bakarlar

    *boşnaklar inatçıdır, tuttuğunu koparırlar, yeteneklidirler ve çok da komiklerdir

    *inandığı, sevdiği, güvendiği bir insanı ölümleri pahasına savunurlar

    *boşnaklar çok inatçı insanlardır. fakat bu öyle basit bir kuru inat değildir. boşnak inadı

    *doğru bildiğinin uğruna gözünü budaktan esirgememenin uzun soluklu, duruşunu muhafaza etme tutarlılığıdır

    *boşnaklar çok onurlu, ayrıca ailesine, arkadaşlarına, yaşadığı topluma, vatanına, milletine, devletine ve bayrağına sadık insanlardır.
  • boşnak'la bosnalı aynı şey değildir. bosnalı demek, bosnada doğan, yaşayan bütün sırp, hırvat, müslüman vs. yi kapsar. boşnak ise sadece müslümanlar için kullanılır. boşnakçayla sırpça %95 aynıdır. ama oralarda hangi dili konuştuğun sorulduğunda amaç hangi dinden olduğunu öğrenmektir bu yüzden aynı dil, izmirliler'in simide gevrek, mısıra darı demesi gibi şeylerin genişletilip büyümesi sonucu ayrı iki dil haline gelmiştir. boşnaklar çok iyi insanlardır, çok severiz kendilerini. kendileri dünyanın en büyük acısını çektiklerinden olsa gerek kimsenin acı çekmesini istemezler. yaşama tutunma hırslarına şahit oluşumla beni yeniden hayata bağlamışlardır.
  • dedem.

    etrafımdaki herkes kendisine ağa diye seslenirdi ama ben neden olduğunu bilmiyor düşünmüyordum o zamanlar. çok çabuk parlayan ama pamuk gibi kalbi olan çok esaslı biriydi.

    2 seneye yakın zaman önce kaybettik kendisini ve ben gerçekte kim olduğunu yeni yeni öğreniyorum.

    babası o dönem bulunduğu yerin derebeyi. çok nüfuzlu biri. ortalık karışınca nasıl olmuşsa sırplar tarafından öldürülmüş. babasına dair neredeyse hiçbir şey hatırlamıyor dedem. 6 kardeşin en küçüğü, 4-5 yaşlarında o zaman. annesi ve 5 kardeşiyle birlikte göçüyorlar yaşadıkları iskenderoviç isimli yerden. göç sırasında anneyi de kaybediyorlar. burada niğde-adana arasında meydan isimli bir köye yerleşiyorlar.

    dedem 87 yaşında vefat etti. vefat ettiği sene büyük uğraşlar sonucu doğduğu topraklardaki akrabalarına ulaştık ve hiç beklenmedik bir şekilde ailecek çekilmiş bir fotoğraflarına ulaştık. fotoğrafta kendisi annesinin kucağında bebek. babası dedemin bizim gördüğümüz yaşlı halinin aynısı. fotoğrafta dedemin kardeşlerinden başka iki teyzesi de bulunuyor. biz bu fotoğrafı bastırıp dedeme süpriz yapmak istedik. aldık götürdük verdik. işte senin ailenin fotoğrafı dedik. o çekinilen, kendimizce gücün somut hali olarak gördüğümüz adam belki de ömründe ilk defa gözyaşı döktü ve dönüp bu benim babam mı yani dedi. masaya bıraktı dayanamadı yine aldı. tekrar tekrar baktı o fotoğrafa. doyamadı hiç. 87 yaşında koca bir adamın nasıl çocuklaşabildiğine şahit oldum o gün. hayatının muhtemelen en güzel günlerinden biriydi onun için.
  • son yıllarda insanların kendilerini tanımlama biçimlerinde etnik kimliklerin ön plâna çıkmasıyla boşnak kimliği de boşnaklar arasında tartışılmaya ve gençler tarafından önem gösterilmeye başlandı. bir boşnak olarak bu konuya bir ara kafa yormuşluğum olmuştu. boşnaklar kimdir, türkiye'deki boşnaklar'ın yönelimleri, göçün ve göçmenliğin etkisi vb. hususları içeren bir yazı:

    kimlik tartışmaları - boşnak kimliği üzerine

    son yıllarda ülkemizde kimlik üzerinden yapılan tartışmalar moda oldu. kafa karıştırıcı sözlerden bıktık, uzun uzun kimlik tartışmalarından yorulduk. bu nedenle insanları etkilemeye çalışmak için süslü ya da kafa karıştıracak anlaşılmaz cümleler kullanmayacağım. açık ve sade bir dile hepimizin ihtiyacı var…

    kimlik tartışmalarına biz boşnaklar gözüyle bakınca en başından ikiye ayırmamız gereken bir husus var; tartışmaların coğrafi farklılığı. birincisi türkiye’deki kimlik tartışmaları, ikincisiyse eski yugoslavya topraklarındaki kimlik tartışmaları...

    ikincisine fazla değinmeyeceğim. sırplar, boşnakların müslüman-sırp olduklarını, hırvatlar ise müslüman-hırvat olduklarını ileri sürerler. boşnaklar ise müslüman-slav olduklarını söylerler ve kendilerini öyle kabul ederler. boşnakların müslüman-slav olduğu aynı zamanda bosna-hersek devletinin de resmi tanımıdır. (tüm dünyada genel kabul gören bu olguyu artık her boşnak kabul etse belki de bu tartışmalar yaşanmayacaktır.)

    gelelim bu yazının esas konusu olan türkiye’deki kimlik tartışmalarına…

    öncelikle bilinmesi gereken şudur ki; boşnaklar ‘etnik türk’ değildir, ırk olarak ayrı bir ırktır, bosna-hersek devletinin de tanımladığı gibi müslüman-slavlar’dır.

    kimilerimiz elli yıl, kimilerimiz yüz yıl önce göç etti bu topraklara. daha eski zamanda göç edenler de mevcut. kısacası cumhuriyetin kurulmasında boşnaklar da kurucu unsurun bir parçası olarak yer almıştır. buradan hareketle her boşnak, atatürk’ün “türkiye cumhuriyeti’ni kuran türkiye halkına türk milleti denir” sözü çerçevesinde türk milleti’nin birer ferdidir. atatürk’ün cümlesindeki türk milleti tanımı ırksal boyutlu değildir. bu yüzden, ırk farklılığımız türk milleti’nin birer ferdi olmamızı engellemez, türk milleti’nin birer ferdi olmamız da boşnak olmamızı engellemez. bu, benim nezdimde bu kadar açık ve nettir.

    şimdi de tarihi arka plâna bir göz atalım.

    boşnaklar, 1877-78 yıllarından itibaren kitlesel olarak anadolu ve rumeli topraklarına göçe başladı. osmanlı’nın boşnak göçü almasının nedeni boşnakların da türkler gibi müslüman tebaadan olmasındandır. yani buradaki faktör ırk değil, dindir. osmanlı’dan sonra türkiye cumhuriyeti’nin boşnak göçleri almasının nedeni ise, boşnakların türk olmalarından dolayı değil, osmanlı-türk kültür dairesinde bulunduklarından ötürüdür. yani buradaki faktör de ırk değil, kültürel etki-etkileşimdir. ayrıca boşnakların bir başka ülkeyi değil de anadolu ve rumeli topraklarına göç etmeyi tercih etmesinin nedenleri ise sıkı tarihsel-kültürel bağlar olarak açıklanabilir.

    sırpların günümüzde dahi boşnaklara ‘turcin’ demesi de boşnakların türk olmalarından dolayı değil, osmanlı-türk kültür dairesinde yer almalarındandır. sırplar, boşnakları ırk olarak türk ırkından değil slav ırkından olarak görmesine rağmen osmanlı etkisinden dolayı boşnaklara turcin demektedir. bir başka örnek şudur mesela; bosna’da ya da sancak’ta boşnaklara “hangi dindensin” diye sorulduğunda “elhamdülillah türk’üm” cevabı verebilirler. buradaki türklük kavramı da etnik değil, dinseldir. balkan topraklarında türklük kavramıyla müslümanlık kavramının eşanlamlı olarak kullanıldığına çok sık rastlanır. bu, kültürel ve tarihsel bir gerçektir. daha iyi anlaşılması için örnekleri çoğaltabiliriz. yirminci yüzyılın başlarında suriye, lübnan, ürdün gibi topraklardan latin amerika’ya göç eden osmanlı tebaası arap’lara günümüzde dahi ‘türk’ anlamına gelen ‘el turco’ denmektedir. peki bu araplar gerçekten türk müdür? tabii ki hayır...

    eski yugoslavya topraklarından göç edip türkiye’de yaşamaya başlayan boşnaklar zaman içinde türk kültürünün etkisinde kalarak türk-boşnak ortak kültürünü yaratmışlardır. 1950 öncesi göç eden boşnaklarda türklük daha etkilidir. bu nedenle bir izmirli, adanalı, kütahyalı, inegöllü, karamürselli ya da ankaralı boşnağın kendini ‘türk’ ya da ‘boşnak kökenli türk’ olarak nitelemesi normaldir. bu bir devlet asimilasyonu değildir. devlet, geçmişte belirli dönemler türklük propagandası veya türklük özendirmesi yapmış olabilir, ki yapmıştır, fakat zoraki asimilasyon yoktur. eğer bu durum illa ki bir asimilasyonun neticesiyse, asimilasyonu bu boşnaklar öz-kültürlerini korumayarak kendi kendilerine yapmışlardır. ya da şöyle düşünebiliriz; boşnaklar binlerce kilometre uzaktaki türkiye’ye göç ettiler, anavatanlarıyla aralarında coğrafi bir uzaklık oluştu, bu ülkede on yıllarca türklerle bir arada yaşadılar, türkçe eğitim gördüler, yeni vatanlarında ayakta kalabilmeleri için çok çalışmak zorunda kaldılar, bu arada kültürlerine gereken ilgiyi gösterecek zaman bulamadılar, bulundukları ülkenin sorunları kendi sorunları oldu vs… bunun gibi birçok faktör bir boşnağın kendini aynı zamanda neden türk olarak gördüğünün mantıklı birer açıklaması olarak gösterilebilir. tabii ki bu faktörler de ırksal değil; sosyo-kültürel faktörlerdir.

    kimi boşnaklar, boşnaklıkla türklüğün karıştırılmasını istemezler, kimileri de hem türklüğünü hem boşnaklığını vurgular. bu kısır tartışmalar bir yana her birey kendini hangi kültüre ait hissediyorsa hissedebilmeli, kendini nasıl tanımlamak istiyorsa o şekilde tanımlayabilmelidir. yalnız, boşnaklıkla türklüğün birbirine karıştırılmaması gerektiğini savunan insanlar bir önceki paragrafta detaylandırdığım üzere türkiye’de on yıllardır birlikte yaşadığımızı, kültürel etkileşimin kaçınılmaz olduğunu göz ardı etmemeliler. kendini hem türk hem de boşnak olarak gören insanlar da, türklük ile boşnaklık denilen kavramların esasında ayrı ırkları tanımladığını, kendilerinin veya büyüklerinin on yıllardır bu topraklarda yaşaması sonucu meydana gelen sosyo-kültürel etkileşimden dolayı bu şekilde hissettiklerini bilmeliler.

    http://devrimcibosnak.blogspot.com/…tartsmalar.html
  • türk halkındaki bir takım aşağılık adamlar türlü mecrada boşnaklara yapılan çirkin saldırıyı aklamak için utanmadan ağlayadursunlar; boşnaklar bir günde tek yumruk olmayı başardı. utancınızdan başınız kaldırabilirseniz boşnakların bu duruşlarına saygı duymamak elde değil.
  • göçmen olup bulunduğu yeri ölesiye sahiplenen, namertlik, hıyanetlik yapmayan, arıza çıkartmayan, özünü diğer özlerle mükemmel adapte eden, uysal, sorunsuz bir etnik unsur söyleyin sorusunun cevabıdır. gururdur, onurdur.
  • avrupa'da türklere karsi ön yargılı davranmayan tek halk.
  • boşnak bir arkadaşın ifadesiyle üç özellikleri meşhurdur. diyalog ingilizce olmakla birkilte geçen kelimeler aynen şöyledir:
    -inat*
    -sabur
    -proud(gurur)
    e doğru söze ne denir...
  • sevdalinka romanında, ayşe kulin; "hiçbir şeyi atmadan, sandıklarda saklamak vazgeçemedikleri alışkanlıklarından biriydi. her an savaş yüzünden göçmeye, yerlerinden edilmeye alışmış bir kavmin alışkanlıkları...bir gün lazım olur, bir gün muhtaç kalınır kaygısıyla tutumluluk, mal kıymeti bilmek! osmanlı'dan beri kaç el değiştirmiş, kaç savaş görmüştü memleket. avusturya-macaristan imparatorluğu'ndan, sırbistan krallığı'na, cumhuriyetinden diktatörüne, balkan savaşı'ndan birinci ve ikinci dünya savaşlarına savrulup durmuştu. her bulduğunu sandığa atar, saklardı boşaklar, ne olur ne olmaz diye." cümleleriyle en büyük alışkanlıklarını anlatmış boşnakların.

    ve yıl 2011, yer türkiye. hala boşnak anneler böyle, hayattaki en büyük güvencenin emekli maaşı olduğu ve en büyük maddi kazancın ev sahibi olmak olduğu bilincinde.
  • bu kökenden olup da üç kağıt peşinde olanını henüz görmedim. ülkedeki en saf insan grubudur bence.