şükela:  tümü | bugün
  • istanbul, gayrettepe'de bir brew pub.

    web sayfasi: http://www.bbc-tr.com/
    facebook: http://www.facebook.com/bosphorusbrewingcompany

    bira meraklilarinin denemesi gereken bir yer.
  • varlığından yeni haberdar olduğum, hayalimdeki işi gerçeğe dönüştürmüş kişilerin işletmeciliğini yaptığı ve başarılı olacağını düşündüğüm bir girişimcilik örneği. şu an için 5 farklı biraları varmış. henüz deneme şansı bulamadım, ancak en kısa zamanda denemek için can atıyorum.

    zamanla bu tarz brewerylerin sayılarının artacağını düşünüyorum. istanbul'da bu alanda çok ciddi bir potansiyel var. avrupa'nın genelinde ve abd'de çok yaygın bir pub türü ancak türkiye'de bira kültürü efes pilsen'den ibaret olduğu için bugüne kadar kimsenin düşünmemiş ya da cesaret edememiş olması normal.

    taps var alternatif olarak ama onları brew pub kategorisine sokmak mümkün değil. gebze'de büyük bir tesiste üretimlerini yapıyorlar.

    umarım başarılı olur ve devamı gelir bu tür mekanların.
  • sifon biralara iki ek gelmis: kendi uretimleri olan pride ve harviestoun'dan good king legless. sise bira olarak da fullers'in artik turkiye'de satisa cikmis olan london pride, esb ve london porter bulunuyor.

    bu arada mekan acildiktan sonra neredeyse hemen tukenen karbon imperial stout tekrar barda yerini almis.
  • kız arkadaşım sayesinde haberim oldu buradan. rahatsız sandalyeleri haricinde pub tadını şehrin göbeğinde yaşatabilen, biraz küçük olduğundan zaman zaman çok sıkış tepiş olabilen, anglo-sakson expat'ların ve turistlerin yoğun ilgisine mazhar olan bu hoş mekanda, fıçı biralar 10 lira, ana yemekler 25-30 lira sularında seyrediyor.

    biralarının bazıları (türkiye'de hasretliğini çok çektiğim yüksek alkollü belçika birası tadını yakalatan "haliç gold", guinness muadili koyu renkli %4 alkollü "karbon" ve yumuşak içimi, güzel lezzetiyle iyi bir sarışın olan "81" gibi) gerçekten takdire şayan, ki bunların hangilerinin ne zaman tap'lerde bulunacağı belli olmuyor, talep tahminleme için henüz çok az done olan bu genç zamanlarında stok bitimi sık yaşanan bir durum maalesef.

    biraya meraklıysanız henüz pek az bilinen bu mekanı arkadaşlarınıza tavsiye ederek before it was cool havası atma şansı yakalayabilirsiniz. ayrıca buranın kısa zamanda yakaladığı başarıya da hayvan gibi özendim. keşke cebimde birkaç yüz bin lira sermaye olsa da ben de bu işe girebilsem.*
  • gittiğim, gördüğüm en kötü "free house"lardan biri... kötü ale'ler, alakasizca yüksek fiyatlar ve garip bir kalabalık icinde etrafta dolaşan gömlekli falan garsonlar. keyifli, rahat bir "corner pub" olmaktan cok uzakta bir yer... james joyce-vari, pub'liktan epey uzak ama bir şekilde şık bir mekan daha cok.
  • heybeliada diye bira var bu abilerde. daha ne olsun amına koyim? tam maç öncesi tribuncu adamın takılacağı mekan.
  • taze plaza insanı (bkz: crim the lost) ile dün ziyaret ettiğimiz mekan. iki sap olarak gittiğimiz için sanırım bizi bara oturttular ve bar sandalyeleri oldukça rahatsızdı. kalabalıktan dolayı sipariş vermemiz de biraz uzun sürdü. mekanda çok sayıda ingiliz vardı ve bir an kendimi birbirine girmesi an meselesi olan liverpool-manchester united taraftarları arasında kalmışım gibi hissettim. mekanın özelliği olan biralarına gelirsek; 4 çeşit bira tattık bunlar istanbul pale ale, haliç gold, karbon ve hop&glory idi. (tam hatırlamadığım isimleri yukarıdaki entrylerden kopya çektim.) bira konusunda çok bilgim olmadığı için yorum yapıp da küstahlık yapmayalım ama tattığım biraların hepsinin gazını az buldum. açıkça söyleyeyim ki gazsız bira benim için pek bir anlam ifade etmiyor. ama mekanın biralarının genel olarak dolgun tatları olduğunu söyleyebilirim. biraz daha gazlı olsalardı benim için daha güzel olurdu.
    alakasız olacak belki ama arka masamızda mehmet barlas ve ahmet ümit'in de yer aldığı kalabalık bir masa vardı. bunu şunun için söyledim mekan ünlü simalar tarafından keşfedilirse fiyatları artabilir. hoş çok da ucuz değil gerçi. örnek 33'lük biralar 10 lira, 5 tane de sosis 12 lira.
  • nihayet geçtiğimiz cuma günü gidip, biralarını tadabildiğim mekan. denediğim biralarla ilgili kısaca yorumlarımı yapacağım ancak önce mekanla ilgili düşüncelerimi belirteceğim.

    öncelikle mekan yeri itibariyle tamamen plaza insanlarına hitap edecek bir havada. cuma günü iş çıkışı saatinde gitmek bu nedenle hiç mantıklı bir tercih olmuyor. bütün entrylerde yazıldığı gibi içerisi fazlasıyla ingiliz veya yabancı insanlarla dolu. bu kişilerin büyük çoğunluğunun türkiye'de çalışan yabancılar olduğunu tahmin ediyorum. turistlerin rahatlıkla gidip, bulabileceği bir yerde değil ama mutlaka giden turistler de vardır. dediğim gibi cuma akşamı gittiğimiz için rahat rahat oturacak bir yer bulamadık, garson bize içeride 3 kişilik yer var dedi ve gösterdiği yer 3 kişilik ayakta durulabilecek bir boşluktu. sadece bardağımızı koyabileceğimiz raf gibi bir şey vardı. biz de dışarda oturmayı tercih ettik. servis kalabalık nedeniyle sık sık aksıyor ve maalesef yetişemiyorlar.

    yemek menüsü çok zengin değil. çok alışık olduğumuz türde şeyler de pek mevcut değil. şahsen yemek fiyatlarını da çok yüksek buldum. o fiyata değecek şeyler bulmak pek mümkün değil. o nedenle bir dahaki gidişimde karnım tok gidip sadece biralara odaklanmayı planlıyorum.

    biralara gelirsek, microbrewery konusunda bilgi sahibi bir insan değilim. yurtdışında kendi birasını yapan yerlerde bira içmişliğim var ancak o mekanlar yıllardır bu işi yapan, biralarını oturtmuş mekanlardı. buradaki biralar henüz çok yeni. eminim her yaptıkları seride daha iyi olacaktır biralar. o yüzden çok keskin yorumlar yapmak doğru değil. ben haliç gold, karbon stout, ipa ve heybeliada(brew 81 istedim, bu geldi) denedim. içlerinden en çok haliç gold'u beğendim, ikinci sıraya da heybeliada'yı koyabilirim. karbon stout bildiğim kadarıyla en son çıkardıkları bira ve açıkçası olmamış. stout olarak guinness içmiş bir kişinin beğeneceğini sanmıyorum. ayrıca birada oldukça belirgin bir metal tadı vardı ki iyice soğuttu beni bu biradan. ancak 33 cl. lik biranın fiyatı için istenilen 10 lira gayet normal bir fiyat bence. istanbul'da en sıradan mekanda 30'luk efes veya tuborg'un fiyatının 8 lira, markette satılan biraların 4,5 lira olduğunu düşünürsek bu biralara 10 lira olması gayet normal.

    sonuç olarak, bira seven bir insanın imkanı varsa en az bir kez gidip denenmesi gerek diye düşünüyorum. yemek yemeye gerek yok, sadece 2-3 tane bira içip çıkılabilir. ayrıca haftasonu gidilecekse akşam saatine kalınmaması daha iyi olur, daha hızlı ve düzgün bir hizmet alınabilir diye düşünüyorum.
  • birayla alakalı kimseleri asla tatmin edemeyecek mekan. sulu bira efsanesi vardır ya, hah işte bu mekan o efsanenin gerçeğe dönüştüğü yerdir. harici katılan su değil elbette, yapım aşamasında biraya ekledikleri miktar biralarını erikli su kıvamına getirmiş.
  • efsanesi bloglara taşmış birahanedir: bosphorus brewing company