şükela:  tümü | bugün
  • bu yıl izmirli ailelerin uyrak piknik alanı haline gelmiştir. koskaca sahilde oturacak çim bulunamadığı zamanlar olur*.anfisi en güzel yeridir, halısaha civarındaki bakallardan*alınan biralar eşliğinde güneşin batışı izlenir. çok güzeldir çook.*
  • barınak cafe'den yunuslar'a kalan kısmı en güzel bölümüdür.
    barınak cafe'den körfez çıkışına doğru olan kısmı ise daha tenha ve sessizdir. ki burası pek bilinmez.

    balıkçı barınağından çıkan küçük balıkçı tekneleri ile mevsiminde denk gelirseniz ( ilk ve sonbahardır genelde. ) kum midyesi toplayan onlarca insanı körfezin sığlık kısımlarında nokta nokta görebilirsiniz. kıyıdan nerdeyse 500 m uzakta bile midye toplayan bu kişiler süper bir manzara verir.

    gün batarken ve başlarken manzarayı izlemek ise apayrı bir huzurdur. bir de gecenin bir yarısı insanlar ortalıktan çekilip, gökte dolunay belirince manzara tadından yenmez.

    yürüyüş yolları, yeşil alanları, yasemin cafe yanındaki tenis kortları ve basketbol sahaları ile insana sporu sevdirir.

    güzeldir işte. izmir gibi. *
  • bu sabah yürüyüş yapalım dediğimiz, ama bildiğin foseptiğin içine düşmüşüz hissi yarattığından beş dakika bile duramadığımız yer. yolun karşı tarafından yürümeye devam edebildik. priştina zamanında böyle miydi güzelim deniz kenarları.
  • ne zaman adam olacağını merak ettiğim sahildir kendisi.

    ne spor yolu adam gibi bir zemine sahip, ne de sahil havası almak için yürüyüşe çıkanların yürüdüğü zemin adam gibi.

    spor yolunda aynı ayakkabıyla 3 gün yürüseniz 4 üncü güne altı delinmiş bir ayakkabıya sahip oluyorsunuz, leş gibi dike diken kumla dolu, eve gittiğinizde üstünüz başınız toz toprak dolmuş oluyor birde.

    diğer yol ise, parça parça kayalığımsı, mermerimsi şeylerle doldurulmuş, yürürken sürekli yere bakmak zorundasınız, çünkü ayağınız takılıp düşebilirsiniz ya da bileğiniz burkulabilir.
    zaten bu tehlikesinden dolayı insanlar da çoğunlukla spor yapılan yolda yürümeyi tercih ediyorlar ve spor yapan insanlara istemeden mani oluyorlar.

    ne güzel basketbol sahaları, tenis kortları var sahil üzerinde, spor aletleri var, squash alanları var, benim çok sevdiğim yasemin kafesi var, var da var.

    peki soruyorum, o rezil zemin bostanlı gibi bir muhitte üstelik, o sahile yakışıyor mu?

    kaç seçim geçti, kaç zaman geçti, her yaz "bu sefer bir iyileştirme yapacaklar" diyorum ama her defasında daha da kötü bir manzara ile karşılaşıyorum.

    sahil üzerindeki seyyarlarla savaştınız, büyük çoğunluğunu kaçırdınız, sözümona halk sağlığı ile oynanmasına mani oldunuz, vergi kaçırmanın önüne geçmeye çalıştınız da, gözünüz kör mü, o zemin nedir öyle allah aşkına? vergi alamadığınız adamı kış kışlamasını biliyorsanız, orda insanların rahat rahat sporunu yapmasını, ailesi ile yürüyüşe çıkmasını da önemseyeceksiniz.

    bu defa kararlıyım, bir ayakkabımı sadece o sahilde yürümeye ayırıcam ve o ayakkabının öncesi fotoğrafını çektikten 1 ay sonra da sonrası fotoğrafını çekicem, yetkililere göndericem her iki fotoğrafı da, önce ayakkabımın parasını isteyeceğim, sonra da manzaradan utanmaları konusunda ufak bir söylemim olacak.

    turuncu koşu yolu istiyoruz. çok şey değil!
    en azından ben istiyorum, yapılsın!!
  • her gittiğin ve huzur bulduğun sahile 'bostanlı sahili gibi' benzetmesine vesile olacak yegane yer.
  • (bkz: nixe)
  • 15 ağustos'a kadar her gün sahilinde sony nwz w263 eşliğinde philedelphia sokaklarında koşan rocky balboa gibi koşacağım yer.

    not: adrian diye bağırmayacağım, izmirliler endişelenmesin.
  • güzel izmir'in en sevdiğim yerlerinden biri.

    an itibariyle çimlere uzanmış körfezi izliyorum.
  • iki çok güzel palyaçoyu barindiran sahil. fakat ramazandan sonra kendilerini goremedik. nerdedeirler ey sözlük bu ablalar?