şükela:  tümü | bugün
349 entry daha
  • asik oldugum eski manituyla italyan mahallesinde yururken ana caddede bir restoranda anormal bir hareketlilik gorduk. kameralar, isiklar, tabaklar geliyor gidiyor. durup bakinca icerde bir suru yemegin tabaklara konudugunu ve fotograflandigini farkettik. sanki vesikalik fotografci gibi ama tek musteri bile yok yani icerde. meger yeni acilmis dukkan, menu ve websitesi icin foto cekiyolarmis. yemeklerin hepsi "alelacele yakalandim, baldizima hos bir sunum yaptim" tadinda. biz de muhabbete baslayinca, bu yemekler bize cok gelir dediler gelin beraber yiyelim. biz de oturduk masaya ama ne masa. filmlerde donatin su masayi derler ya. bizimki de o hesap. menude ne varsa bizim masada. sicak, soguk, salata, makarna, etler, tatlilar saymakla bitmez. sahibi de geldi yanimiza, iki sise de sarap actik. yedik, ictik, ictikce muhabbetin de dibine vurduk. kapiya da kapali diye isaret koydular. bos dukkanda hayatimin en guzel ziyafetini cektik. onca muhabbetten sonra hesap diyince gulustuler, bosverin dediler. biz de saraplarin parasini versek bari dedik. onu bile almayacaklardi ama zorla verdik. boston diyince aklima gelen en guzel hatiram budur. sonra bi kac ay gecmeden kiz birakti beni. geriye ziyafet, sarap, kahkahalar kaldi. demem o ki siktiredin, varsa tadini cikartin sofranin, hersey olacagina variyor. endise etmenin bi onemi yok. giden naapsan gidiyor zaten.
1 entry daha