şükela:  tümü | bugün
  • istikbal, bellona, anadolu finans, deco, regina, hukla, hes kablo, merkez çelik, boytrans gibi markaları/şirketleri vardır.
  • boydak dış ticaret adlı kuruluş da onlara aittir. kayserilidirler. hayırsever ve iyi insanlardır.
  • boy boy şirketleri olan, şirketlerinin bir kısmına boy ile başlayan adlar vermiş holding.
  • iş görüşmesi yapmaktan bihaber holding. mahmutbeydeki ''boydak dış ticaret'' ismindeki şirketlerine, korkunç yağmurlu bir sabah saat 10.30' daki görüşme için vardığımda, önce 25 dakika bekletildim ve klasik, saçma iş başvuru formlarından birini doldurdum. bu esnada ''ne içersiniz'' die soran, sanırım sekreter olan bayana ''bi nescafe alabilirim'' dediğimde suratıma öyle bir baktı ki, yapmam gereken en son şey, bişey içmek istemekmiş anladım, ama çok üşümüştüm.. neyse ben formumu doldurmuş mobilya dergilerini incelerken içeriye bir adam gelip ''x bey geldi mi ?'' die sordu.. ben de baktım ve '' bilmiyorum'' dedim.. '' hee tanımıyosunuz tabii '' dedi ve çıktı.. sora yanında x beyle, bi yerlerde bulmuş anlaşılan, gelip toplantı masasının karşısına oturdular ve kafalarını kaldırıp suratıma bakmadan, caps - elimi dahi sıkmadan - caps, ''merhaba'' ya da ''hoşgeldiniz'' ve ''nasılsınız'' demeden, ellerindeki kağıtlara gömüldüler. bu sırada x bey doldurduum formu aldı ve yanındaki adama verdi.. tekrar sessiz bir bekleyişten sora y bey diyeyim, formun verildiği adam, bana, ingilizce öğretmenliği yapabilio olduğumu anlamaya muktedir olup, şöyle bir soru sordu; ''devlette ingilizce öğretmenliği yapmak için hiç başvurdunuz mu? ''... buarada başvurulan ve görüşmeye çağrıldığım pozisyon ''ithalat - ihracat uzmanlığı''.. ben ''hayır'' dediğimde, bu kısa cevaba şaşırdı ama tekrar kağıtlara gömüldü, buarada hayatında ilk kez gördüğü belli olan cv mi de tanıdım kağıtlar arasında.. tekrar konuşmaya karar verdiğinde sırasıyla, nereli olduğumu, kaç kardeşim olduğunu , ailemle yaşayıp yaşamadığımı, evin kime ait olduğunu ve annemin babamın ne iş yaptığını sordu.. onların öğretmen olduğunu öğrenince de kafasındaki ingilizce öğretmenliği yapmamam sorunsalı iyice büyüdü, sanırım tek istediği bunu anlayabilmekti ben de , öğretmenliğin zor bi meslek olduğunu, içinde büyüdüğümü ve yapmak istemediğimi söyleyince pek tatmin olmadı ve bu kez iş tecrübelerime dönüp hangi şirketten niçin ayrıldığımı sormaya başladı. aklına gelip bu şirketlerde ne işler yaptığımı sorduğunda, şirketlerin isimlerini söyleyemedi, gayet hazırlıksız ve ehemmiyet vermeden bu görüşmeye girdiğini belli etti ve tekrar kağıtlara gömülüp bir sessizlik başlatacağı sırada, en başından beri söylememek için kendimi zor tuttuğum cümleyi söyledim; '' yalnız eğer siz cvmi daha önce incelemediyseniz, o elinizdeki formu şuanda incelemenizle, biz sizinle anlaşamayız, çünkü o çok detaysız bir form.'' tabii bu sözlerim x ve y beyde bomba etkisi yarattılar, duyduklarından hiç hoşlanmadılar ve y bey suratında tedirgin bir ifadeyle, ''bizim o formları doldurtmamızda farklı bir amaç var'' gibi zottirik bir açıklama yaptı. ben de ''hadi len ordan kişilik envanteri olsa dediğini yerdik de'' demedim, ''tabii öyledir ama'' diip susmayı başardım. bundan sonrası en eğlenceli kısmıydı sanırım.. kısa ve kıl bir ücret beklentisi konuşmasından sonra, mecburen yaptıkları işi anlatmayı teklif etti ve tam olarak şunları söyledi; '' biz bi takım ülkelerde mallarımızı ürettiriyoruz ve onları türkiye'ye getirtiyoruz, bu esnada yapılacak ithalat işlemleri var.''..benden kısa bir '' evet '' duyduktan sonra, kağıtlarını alıp ayağa kalkarken ''sormak istediğiniz bişey var mı'' die mırıldanıp, caps ''iyi günler'' caps demeden odayı, başından beri tek kelime konuşmayan, orda nie bulunduğunu hiç anlamadığım x beyle bana bırakıp terketti.. ben de kalkmış gidiordum ki, x beyden de hala bir ünlem ya da bakış çıkmadığını görüp, '' iyi günler'' dedim. cevap verebilio mu çok merak etmiştim. ve evet verebiliomuş hatta ''iyi günler '' diyebildi.. kimse, kapıya ya da asansöre kadar eşlik etmedi ve ben kendimi tekrar mahmutbey sokaklarında buldum. ama, tek iyi anı bu ki, beni oraya kadar getiren sevgilim, elinde bir viski ve en sevdiğim çikolatayla bana gülümsüyordu, yaptığı tek yorumsa, tahmin edebileceğiniz gibi oldu ..
  • burada çalışan işçiler soruyor:

    --- spoiler ---

    yeni bir fabrika açma hazırlığında olan boydak holding acaba orada 200–300 işçi çalıştırma düşüncesinde mi, bu taraftan işçisine zam vermeden açıyorsa işçinin sırtından açıyorsa bu nasıl adalet nasıl müslümanlık acaba?

    --- spoiler ---

    http://evrensel.net/news.php?id=2149
  • yanlış yapmış holdingtir. halbuki yapmaları gereken diyarbakır da istihdam edecekleri işçileri mülakatlarda belirleyip kürtleri işe almamaları gerekirdi. kürdü işe almak istiyorsa şayet 2 katı maaş teklif etmesi lazımdı.
  • türkiye'de mobilya sektöründeki pastanın büyük dilimine sahip firma.
  • şu sıralar istikbal ve bellona reklamları halk tv'de dönen kayseri orijinli holding
  • bilgi işlem müdürünün zamanında benimle 1800 lira olan talebim üzerine 1750 lira önerdiği yani 50 liranın pazarlığını yaptığı holding. zengin zengin diye sağda solda konuşulan ancak işçisinin daha doğrusu halkının önemli kısmının asgari ücretten kuruş fazla alamadığı bir şehrin klasik patron şirketi
  • bugün işçileri tarih yazmıştır

    4000 işçi sendikanın desteği olmadan iş bırakmıştır.

    adamin teki konusuyor 10 senede maasim 1110 lira oldu diyor.
    patron çıkıp size %30 zam verirsek 2 yil sonra batariz diyor!!

    sizin gibi kan emicilerin simdiye kadar batmamasi suç zaten amk!

    demekki herif sadece emeği sömürerek ayakta kalmis bunca zaman.

    bu ulkede guzel seyler de oluyor lan!
    bu halk tam kendisinden umut kesilirken öyle şeyler yapiyorki benim diyen yapamaz.