şükela:  tümü | bugün
  • baska kisiler, grup veya ulkeler ile iliskilerin tamamen kesilmesi, hizmet ve gorev alis-verisinin tamamen bitirilmesi ve karsi tavir alinmasi durumu..
  • county mayo'da charles c. boycott'a karsi irlandali kankalarin gerceklestirdigi, kendisinin posta, hizmetci gibi kavramlardan yoksun birakilmasiyla gerceklesmis olay karsisinda bircok dile birden yerlesmis sozcuk
  • 19.yy politikacilarindan charles parnell, irlandali kiraci ciftcileri, toprak reformu konusunda desteklemis ve avukatlikarini yapmistir. charles ve onun yandaslarinin amaci toprak zenginlerinin ve emlak komisyoncularinin iktidarini yikmakti.
    bu girisimden ilk zarari goren kimse ise, mayo’da emlak komisyonculugu yapan charles boycott oldu. toprak kira fiyatlarinin dusurulmesine karsi cikinca, kendisi ve ailesi bulunduklari cevreden dislandilar. hicbir ev ve toprak iscisi onun icin calismamaya basladi, cevredeki tuccarlar onunla is yapmamaya basladi. charles’in soyadi, charles parnell ve yandaslarinin organizasyonunu protesto eden diger insanlar icinde kullanilmaya baslandi. bizim dilimizdeki boykot kelimesinin kokenide buradan gelmektedir.
  • hikâyesi pek hoş olan bir kelime.

    ingiltere tarihinde yüzbaşı charles cunnigham boycott diye biri vardır. emekliye ayrılınca irlanda'nın mayo bölgesinde geniş toprakları olan bir ağanın vergi toplayıcısı oldu. ağa, ingiltere'de oturuyordu.
    1880 yılında hava son derece kötü gittiğinden köylü, büyük sıkıntılarla karşılaştı, elinde ertesi seneki tohumluk için ayrılacak hubûbat dahi kalmadı. fakat tahsildar boycott, köylünün ağaya olan borçlarını meteliğine kadar ödemelerinde ısrâr edip, ellerindekilere haciz koydurmaya çalışınca, köylüler, boycott'a karşı mukabil tedbirler aldılar: onun ingiltere'den gelen mektuplarını vermediler, evindeki erzâkını çaldılar, ve diğer şekillerde onu rahatsız etmeye başladılar.
    durumunun kötüleşeceğini anlayan boycott selâmeti ingiltereye kaçmakta buldu. işte dilimize de geçen boykot kelimesi yüzbaşı boycott'a karşı irlandalı köylülerin giriştikleri bu hareketten gelir.
  • bir ürün ya da hizmete karşı alınan toplu ya da kişisel olumsuz tavır, çoğunlukla tüketmeme eylemi olarak uygulanır. özellikle kapitalist toplumlarda tepki duyulan kuruluşu***** uyarmak adına baş yetkilisinin canına kastetmek ya da yönetim binasını kurşunlayıp taşa tutmaktan çok daha etkili yöntemdir.

    nedense hep göz ardı edilir, bunun yerine şiddet unsuru içeren eylemlere yönelinir, haklıyken haksız konumuna düşülür.
  • iyi bir eylem biçimi de tek başına hiç bir skime yaramaz. artı süreklilik kazandığını hiç görmedim, bu memleket ne boykotlar gördü, tek birini hatırlayıp sürekli ve tutarlı biçimde uygulayan var mı? uygulamasan da olur ya hatırlıyo musun? elinden bi bok gelmiyo diye boykot ediyosun. elinden ayağından gelen çok şey var be adam, çık sokaklara. çıkabiliyo musun? çıkmıyosan boykot moykot hikayesiyle uyuma uyutma. les coq sportif'i boykot edip nike alıcaksan sen yaşama zaten.
  • boykot kapitalizmin şu boyutunda oldukça anlamsız bir şey... kapitalizmi pek anlamamak bu, göreceli küçük burjuva duyarlılığı hatta...

    acayım biraz; genel olarak iki durumda sözkonusu oluyor boykot;

    1. kapitalist oluşum kendi kuralsızlığını genişletmek istediğinde, kafasına göre aldığı bazı kararlar piyasa ile açıktan celişir hale, son tüketicinin gözüne batar hale geldiğinde... mesela coca cola fiyatlarında "durduk yere" bir artış yaparsa zart diye yiyor boykotu "halkımızdan"... hatırlayan hatırlayacaktır "şanlı cola boykotu"nu, kafadan yaptıkları zammı geri almalarına sebep olmuştu, o kadar...

    2. sektördeki işçilerin calışma koşulları artık en dibe vurduğunda, "vicdan"ları yaralar hale geldiğinde... kot taşlama işçileri buna en bariz örnek... velhasıl, bu durumun bile başka koşulları var boykotcu yaklaşım açısından; illa ki temas edebileceği bir sektör olacak "artık iyice barbarlaşıp kendisini rahatsız eden" sektör... hemen verelim örneğini; asbest içeren gemileri söken işçiler ilk koşulu sağlıyor; göz göre göre, kısa sürede sağlıklarından oluyorlar, yavaş yavaş öldükleri ortalama zekalı birisine malum, vicdan yaralıyor durumları... ama ikinci koşula gelinince; tsss... "asbest içeren gemilerin sökümünü boykot edelim" şeklinde bir kampanya önerisi duymanız olanaksız... çöp toplayanları düşünün, günde 8 saat soludukları havayı, elektrik hatlarını döşeyenlerin maruz kaldıkları şartları, asfalt dökenleri, araba tamircilerini... bir yerden sonra marangoz çırağının soluduğu tertemiz, doğal odun talaşı bile ölümcül...

    hadi bunları geçelim bir kalem, kapitalizme ne etkisi olduğuna bakalım biraz da boykotun...

    öncelikle bu firmaların artık öyle dar, ulusal, "iç pazar"cı falan olmadıklarına aymak lazım... mesela mavi jeans dediğin adamlar bu malları, atıyorum isveç'te, abd'de de satıyorlar, farklı farklı fiyatlarla hem de... senin buradaki boykotla ona verdiğin görece zarar başka bir yerden kar olarak bile dönebiliyor... hadi onu geçtim moda diye bir silahı var kapitalistin, pazar kendisi belirlemiyor tüketeceği malı, üretici bizzat sokuşturuyor ona satacağını... yarın öbür gün "taşlanmış kot" diye bir şey olmadığında, sıkıldıklarında yeni naneyi bulmak için tüketicinin fikrini almıyor üretici denen kişi... reklamcısı var bunun daha, tasarımcısı var...

    hadi geç bunları bile, "out-sourcing"i napacaksın? istanbul'da ahmet-mehmet'in ciğerini çürütmekten vazgeçip ismini cismini bilmediğin bangladeşlinin ciğerini çürütmeye başlarsa adama tepki verecek misin? umurunda olacak mı?...

    boykot boykotcunun "müşteri" olmaya razı olmasıdır, kendini hapsetmesidir kapitalizme... müşteri de kapitalizmin olmazsa olmazıdır hepimizin bildiği üzere, olumsuz da olsa tepki vermesi kapitalizmin genel anlamda yararınadır...

    sözün özü; oyunun bütün kartları adamın elinde, bir de buna legal hile-hurda potansiyelini kat, görüyorsun o zaman bu masaya oturmanın bir anlamı olmadığını, en mantıklı şeyin o masaya tekme vurmak olduğunu... ve araman gereken koşulların bunlar olduğunu...
  • "kapitalistleri yola getirmenin en iyi yolu tüketmeme hakkını kullanmaktır." görüşünü baz alırsak meydanlarda miting yapmak,abd-israil elçiliklerinin önünde bayraklarını yakmak ya da ortamlarda "dünyayı ameriga yönetiyomuş vay şerefsizler" geyikleri yapıp vatan kurtarmaktan çok daha mantıklı bir mücadele yöntemi.
  • en son örneği istanbul üniversitesi beyazıt yerleşkesinde görülmüştür. ve insanı boykottan soğutmuştur. şöyle ki kendilerine yurtsever cephe birliği öğrencileri falan filan gibi bir isim veren bir grup öğrenci ellerine geçirdikleri dandik bir megafonla amfiye gelip "arkadaşlar, filistin'de insanlar ölüyor. hayat medeni hukuk pratiklerinden ibaret değildir. hukuk ihlal ediliyor. siz burada nasıl ders yapacaksınız, orada insanlar ölürken." gibisinden ve tarzından birkaç farklı kişi tarafından birkaç kez söylenmektedir. istedikleri şey dersleri boykot etmemiz ve derslere girmeyip israil'i kınamamız. pek çok öğrencinin dersten çıkmadığını gören ve üstüne sinirlenen grup ısrarla boykota çağırmaktadırlar, tüm yurtta aynı anda boykot olduğunu kimsenin derslere girmediğini iddia etmektedirler. işi büyüten bir genç irisi arkadaş kürsüye çıkıp mikrofona "siz burada oturun böyle, hocamızla konuştuk. o da destek verdi bizlere. ders olmayacak. siz de böyle kürsüye bakacaksınız boş boş." demiştir. akabinde derse gelen hocanın kapıda yolu kesilmiştir. kürsünün arkasındaki kapıdan bir süre sonra tekrar gelen hoca, bu grupa tekrar söz hakkı tanımış ardından "ben derse geçicem lütfen rahatsız etmeyin. söz verdiniz." demiştir. ve gönül kazanmıştır. *
  • kuruluş yılı 2006 olan alternatif müzik grubudur.