şükela:  tümü | bugün
  • teletubbies'i anlama ve öğretme vakfı desteğiyle ortaya çıktığına inandığım tınılarıyla halen aklımda yer etmeyi sürdüren kronik vaka-i diziye.
  • nazan öncel'in yagmur duası adlı albümünden bir şarkı:

    biz nedendir bilemem böyle mi olacaktık?
    hasret acısı ile böyle mi böyle mi böyle mi yanacaktık?
    birbirimizi ellerden böyle mi soracaktık?
    ister darıl ister kız böyle mi olacaktık?

    yazık oldu o yıllara, biz böyle mi solacaktık?
    maziye gözü yaşlı böyle mi böyle mi böyle mi bakacaktık?

    birbirimizi ellerden böyle mi soracaktık?
    yıllar sonu birbirimizi böyle mi anacaktık?
    yazık oldu o yıllara, biz böyle mi solacaktık?
    maziye gözü yaşlı böyle mi böyle mi böyle mi yakacaktık?
  • bu dizi, şu an yayında olan bütün dizilerin nüvesi gibidir. olası ve izlediğiniz senaryoların hepsini bu dizi içinde bulabilirsiniz.

    türkiye diziciliğinin ana özelliklerinden biri; ana karakterlerin yaşamda sert-keskin diye nitelendirdiğimiz deneyimleri ard arda yaşamasıdır. insanlar bir yıl içinde 1 kan kanseri, 2 major depresyon atağı, 3 hafıza kaybı, 4 çocuk kaçırma, 5 trafik kazası, 6 silahlı yaralanma, 7 enfarktüs geçirir ama bana mısın demez. bütün bunlar olurken evlenirler, yeni doğacaklara gebe kalırlar, evlerine yeni mobilya alırlar. ne olursun olsun orada hayat her zamanki gibi devam eder.

    böyle mi olacaktı bunun önünü açmış ve bu vizyonu yerleştirmiş olan dizidir. bu dizide oynayan istisnasız her kadın karakter bir kez olsun tecavüze uğramış, bundan dolayı şantaj görmüş, çocuklarıyla birlikte bir kez olsun junkie olmuş, eşleri kaçırılmış, anneleri yanarak ölmüştür. sevgililerden biri yarışçı olduğundan trafik kazalarının haddi hesabı yoktur. sakatlanma ve sonra hayata tekrar bağlanma ilk kez bu diziyle devreye sokulmuştur.

    çok sempati beslerdik bu diziye. en son cast torunlar üstünden dönüyordu. bir nesil büyüttü böyle mi olacaktı kendi içinde, hepsini de feleğin çemberinden geçirdi durdu.
  • bu dizi, şu an yayında olan bütün dizilerin nüvesi gibidir. olası ve izlediğiniz senaryoların hepsini bu dizi içinde bulabilirsiniz.

    türkiye diziciliğinin ana özelliklerinden biri; ana karakterlerin yaşamda sert-keskin diye nitelendirdiğimiz deneyimleri ard arda yaşamasıdır. insanlar bir yıl içinde 1 kan kanseri, 2 major depresyon atağı, 3 hafıza kaybı, 4 çocuk kaçırma, 5 trafik kazası, 6 silahlı yaralanma, 7 enfarktüs geçirir ama bana mısın demez. bütün bunlar olurken evlenirler, yeni doğacaklara gebe kalırlar, evlerine yeni mobilya alırlar. ne olursun olsun orada hayat her zamanki gibi devam eder.

    böyle mi olacaktı bunun önünü açmış ve bu vizyonu yerleştirmiş olan dizidir. bu dizide oynayan istisnasız her kadın karakter bir kez olsun tecavüze uğramış, bundan dolayı şantaj görmüş, çocuklarıyla birlikte bir kez olsun junkie olmuş, eşleri kaçırılmış, anneleri yanarak ölmüştür. sevgililerden biri yarışçı olduğundan trafik kazalarının haddi hesabı yoktur. sakatlanma ve sonra hayata tekrar bağlanma ilk kez bu diziyle devreye sokulmuştur.

    çok sempati beslerdik bu diziye. en son cast torunlar üstünden dönüyordu. bir nesil büyüttü böyle mi olacaktı kendi içinde, hepsini de feleğin çemberinden geçirdi durdu.
  • ahanda o sac ba$ yolduran muzigi:
    http://www.youtube.com/watch?v=g79j-1xsoz0

    bu nasil bir dizidir, nasil bir hikaye,kurgu anlayi$idir hic anlamadim; senelerce devam etmesine akil sir erdiremedim. donem donem o jenerik muzigiyle aklima gelmesinden ayrica biktim, usandim. bu ne lan bu?:
    http://www.youtube.com/watch?v=sotsx5yzz0g
  • büyükannemin "kaç yıldır izliyorum, kaçıramam bu bölümünü." diyerek yıllarca takip ettiği ve genellikle aynı saatlerde yayınlanan maç vb. programları kaçırmama sebep olmuş dizi. hande ataizi, berna laçin, hakan ural gibi oyuncularla başlangıçta iyi bir kadro kurmuş fakat seneler geçtikçe saçmalamıştı.

    1997-2003 yılları arasında 163 bölüm çekilmiş. eğer oynayan tüm oyuncuları bir kokteylde toplamayı düşünürlerse şükrü saracoğlu stadının en uygun yer olduğunu düşünüyorum bu aktivite için. bir de her gördüğümde "ya ne olacaktı amına koyım" tepkisi verirdim. neyseki atlattık o korkunç günleri.
  • tek bir bölümünü izlemememe karşın boktan müziği hala aklımda olan dizi.
  • aslında zamanının en popüler 3 adam ve 3 kadınını bünyesinde barındırmasına ve sürekli artan/değişen oyuncu sayısına rağmen [ki toplam dizi kadrosu şuradan görülebilir, http://www.sinematurk.com/…filmad=b�yle mi olacakt� ] efsane diziler kategorisine girememiştir hiç bir zaman. belki de nedeni bu cast istikrarsızlığından gelmektedir.

    biz yine hafızalardaki ilk hallerine bir geçiş yapalım efenim:
    http://www.dizifilm.com/…php?p=3629271&postcount=97
  • bu dizi daha ilk bolumlerinden insani her turlu soka hazirlamis, bu sayede 7 senelik planli programli iskencenin en uygun ve acisiz sekilde gerceklesmesini saglayarak izleyicisine kiyak gecmistir. daha 2. bolum falan, acelya akkoyun'un oynadigi ayse ile atilla saral'in oynadigi murat (?) evlenecekler, ancak her nasi olduysa nikah islemlerinde sorun cikar, sorun da neymis efendim ayse'nin amcasinin kizinin adi da ayni sekilde ayse bilmemne (yilmaz falan diilse noliim) imis ve bu amca kizi evliymis bu nedenle de ayse'yle murat'in islemleri uzama tehlikesiyle karsi karsiya kalmismis. kizim senin ayri kutugun yok mu diye sormaz her nedense kimse. o siralarda 500 milyon yil evlenmeyi bekleyen ayse ile murat nikah evraklarinin da teslimiyle kendilerini tutamayip haldir huldur yatmislardir. ne bilsin garibanlar ulkede nufus islerinin mezopotamya ayarinda yurudugunu? sonra ayse'nin babasi rolundeki tanju gursu eser gurler, ayse sinir krizi gecirir falan, ulan ne bu acele, heralde olene kadar amcanin kiziyla bir kalmicak evraklarin demeye kalmadan, ayse elinin tersini alnina goturerek (o esnada sanirim tanju gursu yeter ulan diyerek ayrilmalarini buyurmustu) son sozlerini soyler ve hickiriklara bogulur:
    "babaaa.. baba.. olmaz.. ayrilamayiz.. biz murat'la.. biz murat'la birbirimizin oldukk!"
    tabi biz orta1 e gidiyor idik bunun sokundan bir sure cikamamistik. birbirlerinin olmuslardi! neyse ki sonra evlendiler murat'in almanyadaki kirigi helga ile sonralari piyasaya cikip aile boyu goturen sebnem ozinal arasindaki zaman dilimlerinde mutlu mesut yasadilar.

    oylesine psikopat bir diziydi ki bu, nisanlisi hakan ural'in askerde teroristlere esir dusmesi ancak tvde bunun yanlislikla sehit oldu diye verilmesiyle sinir krizi geciren hande ataizi once gidip bi barda ertesi gun askere gidecek bi adamla birlikte oluyor, daha sonra da iflah olmayarak kronolojik olarak fahise, uyusturucu bagimlisi, katil, mahkum oluyor ve en sonunda geriye evrimini tamamlayarak ceyda duvenci'ye donusuyordu.

    bu dizideki akla mantiga sigmaz caprasik iliskileri tek bir ornekle ozetlemek mumkundur aslinda. yasar alptekin'le evli olan berna lacin kocasinin kendisini demet sener'le aldatmasi sonrasinda yataklarini ayiriyor ancak bosanmiyor, su an hatirlayamadigim bir nedenle hakkin rahmetine kavusan demet sener'in yasar alptekin'den olma bebesine annelik ediyor, o esnada demet sener'in annesi rolundeki selda alkor yasar alptekin'in uzerine cullanarak "kizim senin kahrindan olduu, onun katili sensinnn" diyor, daha sonra berna lacin ucak kazasi gecirip terk-i diyar eyliyor, normal sartlarda 1-2 bolum surecek olay orgusunun bu dizide 357 bolumde falan acilmasindan mutevellit, epeey bir bolum sonra da olsa selda ve yasar nedendir bilinmez canciger kuzu sarmasi oluyor ve hayatlari demet sener'den kalma bebe, yasar, selda ve ekibe yasar alptekin'in yeni sevgilisi kontenjanindan katilan funda barindan olusan bir aile formatinda suruyordu. selda alkor ilk basta kizinin olumunden sorumlu tuttugu yasar alptekin'le oyle bir butunlesiyor oyle bir butunlesiyordu ki isini gucunu evini barkini birakip bunlarin yanina yerlesiyor, evlenip mutlu olmalari icin kicini yirtiyor, funda basim agriyor bu gece olmaz dediginde bile yasar'in yerine o dertleniyordu. o bebenin buyuk halinin kadina anneanne degil babaanne diye hitap etme ihtimali bile var. anneanne diyorsa da funda barin uzerinden diyordur nitekim kizinin metres hayati yasadigi adamin yeni karisini kizi gibi sevmekte idi kadin.

    evet dizide herkes herkesi sahiplenmekteydi, ayse almanya'dan sinirdisi edildiginde murat bebesini vermedi, bebeyi alman sevgilisi helga sahiplendi, hande ataizi mapus damina dusup ceyda duvenci'ye donustugu gunlerde mapustaki en yakin arkadasinin olumuyle yikildi, onun oglunu alip sahiplendi, selda alkor yasar alptekin'i ve hayatina giren tum kadinlari, sebnem ozinal'sa herkesi sahiplendi. aileden yatmadigi bi ayse kaldi.

    her ne kadar olaylarin mantik aranamayacak bir sekilde lomburlop diye gerceklestigi bir dizi olsa da bir sekilde 7 (yaziyla yedi) yil surebildi, bir baska anlamsizlik abidesi dizimiz olan binbir gece'de burhan bey'in ilk bolumde "oglumun olumune neden olan orospu, kanser de olsa ben o kadinin cocuguna torunum demem" dedigi sehrazat'i 3. bolumde hayatlarinda gecerli bir degisiklik olmaksizin kizim diye bagrina bastigi dusunulunce onca yil bosuna kan kusmus oldugu goruluyor boyle mi olacakti izleyicisinin, yonetmen kudret sabanci olaydi selda 2 bolumde oglu yapardi yasar'i, dizi de 3 sene az surerdi boylece. gerci ayni adam milletin opussun diye 78 bolum bekledigi aliye'yi de yaratmisti. eh, hal boyle olunca evrime inanmamak elden gelmiyor.
  • liseli kızlar filminin günümüze uyarlanmışıdır.