şükela:  tümü | bugün
  • dersaadet valisi boyunsuz muammer paşa'nın yaptığı; tarih kitaplarında yer bulan, geçmişimizdeki en büyük başarılardan.
  • taksim önünde bir muammer kadar güçlü diye bir sözün çıkmasına sebep olmuştur.
  • 9.000 polis, 2.000 asker, onlarca panzer ve en az 5.000 gaz bombasıyla birlikte başarıyla uygulanan bir savunma taktiğidir. derseniz ki bu savunma kimlere karşı yapılıyor: sayıları yaklaşık 10.000 kadar olan silahsız ve sadece kutlama yapmak isteyen insana karşı.
  • "armut" taktiği de mevcuttur..
    (bkz: orantılı güç kullanımı)
  • "bizans, konstantinopolis'i bu şekilde savunsaydı 500 yıl önce istanbul asla osmanlı'nın olamayacaktı."

    - mustafa dolu (akşam gazetesi)
  • boyunsuz muammer pasa nın savunması.

    "bre zındıklar, bre kendini bilmezler... beni küçük görüp karamürsel sepeti mi sandınız! bana kafa tutmak, karşı durmak, asilik etmek de ne ola! benim saltanatımı saramaya, itibarımı düşürmeye, haşmetimi küçümsemeye kalkışınızın size pahalıya patlayacağını o kıt akıllarınızdan geçirmediniz mi hiç? ben size kelleler uçacak, başlar ezilecek dediydim de, kulağınızı vermediniz bana... bilmez misiniz, sizin sözünüze karşı benim gazım var; sözünüz iğneler ama benim gazım yakar adamı!"
  • muammer paşa, padişah abdullah han ve sadrazam tayyib paşa'dan aldığı, bu savunmanın saltanatın bekaası için ehemmiyetini muştulayan fermanları okuduktan sonra kendisine bahşedilen görevin ne kadar mukaddes ve mühim olduğunu idrak eylemişti. lakin çok yakındaki düşman karargahını incelemek üzere gönderdiği birlikler kendisine pek iyi haberlerle dönmüyordu. düşman komutanına taksim kalesinin yerine başka kalelerin teslim edilebileceğini söyleyen elçinin kafası da az önce ulaşmıştı. evet, düşman ordusu muhasaradan vazgeçmiyor, ertesi sabah kale muhasarasına başlayacağını bildiriyordu. perşembe sabahı, taksim kalesi ve dersaadet düşecekti.

    muammer paşa, müdafaa planlarını son şekline sokmak üzere komutan cerrah celaleddin paşa ile konuştu o gece, yatsı namazından hemen sonra. celaleddin paşaya göre korkulacak bir şey yoktu. şişlideki ana karargahta düşmanın asıl ordusu ve levazım birlikleri, müstahkemleri yeterince takviye edilmemiş bir vaziyette konuşlanmıştı. karaköy ve beşiktaş'taki destek kolorduları ise ana ordu saldırdıktan hemen sonra harekete geçecek, lağımcılar ise muhasara anında osmanbey istikametinden ana orduya destek vereceklerdi. muammer paşa taksim kalesine kazılan lağımların hepsini kapattırdığı için bir sorun olmayacaktı.

    celaleddin paşa'ya göre sabaha karşı düşman karargahına yapılacak bir baskın ile düşman ordusu geri çekilmeye zorlanacak, levazım birlikleri ise dağılmak zorunda kalacaktı. ana ordunun dağıldığını gören destek birlikleri karargaha yardıma dönerken 53. alay karşılarına çıkacak, 53. alay şaşkınlığa düşen düşman ordusunu toparlanmaya fırsat bırakmadan bölecek, ufak birliklerin birleşerek karşı koymalarını engelleyecekti. casus birlikleri zaten civar eyaletlerden gelen kafir askerleri yanlış yerlere yönlendirerek düşmanı zayıflatmıştı bile.

    muammer paşa, celaleddin paşa'nın planını beğenmişti. "tehlikeli ama iyi bir plan" diyerek celaleddin paşa'nın sırtını sıvazladı. "buradan bir sağ çıkalım da, sadrazam ikimizi de takdir edecektir" derken boğaza karşı tütününü yaktı. yarın büyük bir gün olacaktı.

    muammer paşa, kendi müstahkemlerini gezerken askerler sabah namazlarını kılıyordu. namazdan sonra atını harbiye yönünde durdurarak askerlerine seslendi:

    "sizler, şanlı bir milletin, şanlı bir ümmetin askerlerisiniz. bugün karşınızda duran, size diş bilemiş olan bu ordunun her bir ferdini çıktıkları yere kadar kovalayacak güce sahipsiniz. korkmayın yiğitlerim, orantılı orantısız saldırın. bu kefere ordusunu bugün toprağa gömecek olan sizlersiniz! haydin yiğitlerim, allah gazanızı mübarek etsin!"

    o perşembe sabahı, yoğun topçu atışı ile sarsılan düşman ordusu uyanmaya fırsat bulamamıştı. düşman kumandanı rus süleyman çelebi, kendisine saldıran ordunun gücünü hissederek silkindi. taksim üzerine yürüyüşe geçmeye hazırladığı ordusunun savunmasız kalmasını elemle izliyor, bir çare bulamıyordu. celaleddin paşa komutasındaki ordu kendi mevzilerine giriyor, kendi ordusu toparlanmaya fırsat bulamadan dağılmak zorunda kalıyordu. taksim'e yürüyüşü gerçekleştirecek ordunun şişli'de bile tutunamayacağını gördü. son bir umutla karşı saldırıya geçtiyse de karşılarındaki ordunun kendilerine kan püskürtmesi sonunda şaşakalan askerlerine geri çekilmelerini emretti. askerlerini korumak için geri çekilen süleyman çelebi'ye kötü haberler geliyordu. yaralı askerlerin sığındığı sıhhiye çadırları bile humbaralara maruz kalmıştı. destek birlikleri ise çil yavrusu gibi dağılmıştı.

    muammer paşa kesin zaferin bu kadar çabuk ve erken gelmesine çocuklar gibi sevinmişti. sadrazam tarafından rumeli beylerbeyi olarak tayin edileceğini düşünerek keyifleniyordu. tam o sırada ise mağlubiyetin meyusluğu içerisinde süleyman çelebi şu sözleri söylüyordu:

    "gene geleceğiz, işte o sefer hiçbir güç karşı koyamayacak..."
  • ikinci kuşatma için yığınak yapmaya, cephane stoklamaya başlamıştır.
    (bkz: polisten nevruz ve 1 mayis hazirligi)
  • bu sene de gerceklesecege benzer. adam yemin etmis ya hu.
  • birincisi çok tutulunca ikincisi çekilenlerden.

    "çelenk bırakılmasına izin verilecek ancak yürüyüş ve toplantı için başka alan önereceğiz"

    http://www.cnnturk.com/…1.mayisa.izin.yok/704677.0/