şükela:  tümü | bugün
  • insana ters psikoloji yaptıran durumdur. bir canlının boyutu ne kadar ufaksa, ona uygulanan şiddet ya da cinayetin insan üzerindeki vicdani yükümlülüğü o kadar ufak oluyor. örneğin; bir sineği öldürdükten 5 dakika sonra böyle bir şeyi yaptığınızı dahi hatırlamıyorken, bir kediyi öldürmeye kalksak 1 ömür böyle bi şeyi unutmamız pek mümkün olmaz. oysa can aynı can. yine bir karınca ezilse kimse " hoop napıyon bilader, şş alooo, gel karakola gidicez " demiyorken, bir köpeğe araba çarptığında etraftaki herkes -en azından belli bir seviyenin üzerindeki toplumlarda- oraya toplanır ve köpeğin sağlık durumunu kontrol eder, gereken müdahaleyi yapma gayreti gösterir.

    can aynı can. o da bu hayata 1 kez gelmiş, karınca da. karıncanın hayatı sırf boyutu ufacık olduğu için pek önem arzetmiyorken, kedi köpeğin hayatı her an gözümüzün önünde kocaman kocaman dolaştıkları için daha önemli adlediliyor. yanlış anlaşılmasın kedi köpek düşmanı değilim ama bu ikiyüzlülüğün bilimsel bir açıklaması olmalı.
  • bu ülkede insan canına kıyıp sokakta elini kolunu sallayarak dolaşanlar, yavru köpeğin patilerini kesip gece gram rahatsızlık çekmeden uykuya dalanlar varken kimsenin kalkıp da otu böceği korumaması normal.
  • 2nd edit: her canlı türünün kendince harika bir bilinç yapısı olduğuna inanacaksak diş fırçalamayalım mazallah. bakterilerin ocaklarına ateşler salmış oluruz zira.

    edit: bazı arkadaşlarımız duygusal davranıp karınca için çok hoş şeyler yazmışlar aşağıda. duygusal olun tabi, duygusuz olmaktansa böylesi çok daha iyi. fakat bu konunun bir de reel yönü var yoksa ben de bilirim karınca için şiir yazmasını.

    böyle bir durumda canlının türüne bağlı olarak ulaştığı bilinen duygusal yaşına bakılır. yani senin ezdiğin sineğin zaten yaşadığı bir hayatı yok. bu yaşın kütle ile iniltili büyüdüğü gibi bir gerçek de var.

    köpekler mesela olgunluklarında bir küçük çocuk kadar bilinç edinmiş ve sosyal bağlılık edinmişlerdir. haliyle bir köpeği öldürmek bir, hayatı otonom hareketlerden ibaret, karıncayı öldürmekten daha fazla vicdansızlık gerektirir.
  • karinca.

    karincanin önüne taş koyarsan yolunu değistirir, arkasindan itsen korkar hizlanir, çekirdek versen alıp ailesinin yanina götürür. insan bu kadar küçük biseyin bu kadar büyük bilince sahip olmasini anlamlandiramiyor ve hakkettiği değeri vermiyor. kedinin tatli bakışı var, miyav deyişi var, tatli tüyleri var, cani yandığında feryadı var, evde beslenme ihtimali var, fotoğraf çektirmek icin tonton suratı var. ya karınca? bacağını koparsan açıdan çırpına cirpina ilerler de tek feryat edemez, tek bir ağlamaklı ses tonu veremez, kanamaz belki yarasi. karınca sana acısını, canının nasil deli gibi yandığını belli edemez ancak ve ancak tek tarafli merhametle anlasilir bu. "karincayi bile incitmez" diye söz var. yani karinca o kadar değersiz ki onu herkes incitir ancak o incitemez çünkü o cidden merhametli. karinca "canım yanıyor nolursun yapma" mesaji veremiyor, merhamet duygusunu harekete geçiremiyor ancak gerçekten merhametliysen karincadan mesaj beklemeden anlıyorsun. domuz büyüktür fakat ona da değer verilmez. insan kendine yakın olana daha çok acıyor. insan annesi ölürse cok üzülür, komşusu ölürse biraz daha az üzülür, komşusunun köpeği ölürse üzülür, komşusunun köpeğinin yakın arkadaşı ölürse biraz daha az üzülür, tanımadığı sokak köpeği ölürse biraz daha az üzülür fakat evde beslediği kaplumbağasi ölürse üzüldüğü bütün yabancı köpeklerden daha cok üzülür. insan sosyal çevresine en yakin olandan başlar üzülmeye, karinca nedir ki? minicik ve gıcık. karınca neden gıcık? minicik olduğu halde karar verme yeteneği var! salak şey, seni gebertmek istiyorum ama lanet bilincin yüzünden vicdanim sızlıyor, ne olurdu kopardığım bitki gibi vicdani rahatsızlık vermesen? tıpkı onun gibi bilinçsiz olsan? lanet ve küçük pis karinca.
  • hiçbir canlının hayatı diğerinden bizim algıladığımız biçimde üstün değildir. bu yüzden bu durumu "ama köpek daha bilinçli, sineğin hayatı mı var?" diye açıklamak at gözlüklü yaklaşmak olur.

    daha geçen gün ağaçların mantarlar aracılığı ile yeraltındaki iletişimi hakkında büyüleyici bilgiler edindik. az biraz belgesel izlemişseniz, sineğin de böceğin de karıncanın da yine büyüleyici denebilecek ölçüde "bilinçli" yaşamları olduğunu anlarsınız.eğer karıncalar köpek boyutunda olsaydı bu kez onlarla empati kurarak onlara karşı hassasiyyet gösterecektik.

    peki bu boyut farkının yarattığı etkisizliğin nedeni nedir derseniz çok basit: göz görmeyince gönül katlanır gibi basit bir doğa kanunu. insan köpeği öldürürse bir canlıyı öldürmenin tüm safhalarını yaşar. can çekişmesi, inlemeleri, kan kaybı, eti-kemiği, az ileride yavrusu aile bağları, yani manevi yanı vb. bir insan öldürmekten tek farkı köpeğin dile gelip insan dilinde yalvaramamasıdır, bunun dışında insan öldürme süreci ile birebir aynı şeyler yaşanır ve insan bunu empati yolu ile hisseder.

    bir de karıncaya bakalım. bir karıncanın üzerine bastınız. bunun %99 farkına bile varmadınız ama diyelim ki bir şekilde gözünüze takıldı ve fark ettiniz? inlemesini duydunuz mu? kan et deri kemik ölümü acısı can çekişmesi? hayır. aslında hepsi gerçekleşti. sadece siz duymadınız, görmediniz. 10 bölüm belgesel dahi izleseniz buna dair, karıncayı öldürdüğünüzde olanları adım adım bilseniz dahi, empati duygunuz zayıfsa eğer, gönlününüz katlanma eşiği çok yüksekse mesela, umursamazsınız.

    oysa karıncanın da bir yuvası var. bir iletişim dili var. üzülebiliyor sevinebiliyor. kolonisinde bir görevi, aile koloni içi bağları var. bir yönetim sistemleri var. bizden bilinç düzeyi olarak düşük olduklarını düşünmemizin tek nedeni, onlarla konuşarak bunun aksini teyit edemiyor olmamız. üzerlerinde muazzam bir gücümüzün olması tabii bir de. oysa bu güç de sadece boyut farkına dayanıyor.

    sineği öldürmekle köpeği öldürmek arasındaki sözde fark sadece insanoğlunun dünyaya bakış açısı, algısı ile ilgilidir. insan isterse bir bakteri hücresi ile dahi empati geliştirebilir, ki bu düzeyde bir empati insanın ruh sağlığını bozar ve işlevsel değildir. ama sineğe merhamet edebilmek karıncayı incitmemek sandığınız kadar uç bir nokta değil. en son kasıtlı sinek öldürdüğümde çocuktum sanırım. balkon kapısını açarsınız, gider. tablet ilaçlar gibi önlemler alırsınız gelmez. bu kadar basit.

    canlılığından haberdar olduğumuz hiçbir varlığı, çiçekler bitkiler dahil, keyfi ve kasten incitmemek, ezmemek, öldürmemek insanın bozulmamış, zayıflamamış, mümkün olduğunca duyarlılık kazandırılmış empati duygusunun kapsamında yer alıyor. gerisi insanoğlunun vicdanına kalıyor.

    eğer hiçbir şekilde sorumlu tutulmadığınız hesap vermeyeceğinizi düşündüğünüz için, gözünüz görmediğinden gönlünüz katlandığı için sineği karıncayı öldürmekten çekinmiyorsanız, gözlerinde karıncadan farksız olduğumuz dünyayı yöneten bir avuç iktidar sahibinin, neden ortadoğu'da, afrika'da, doğu türkistan'da vb karınca öldürür gibi insan öldürebildiğini, hayvanların etinden sütünden sorgusuz sualsiz yararlanabildiğimiz gibi insanların kaynaklarını aynı umursamazlıkla sömürebildiğini anlayabilirsiniz.

    gözünüz görmezse, gönlünüzü eğitmezseniz, kimsenin gözü görüp hesap da vermeyeceğinizi düşünürseniz, insan olarak elinizde güç ve iktidar olduğunda her şeyi yaparsınız. bugün sizi ısırdı diye sineği öldürebildiğiniz gibi, yarın dünya liderlerinden biri olduğunuzda menfaat çatışması sebebiyle sizin için sinek hükmünde olan kalabalıklara dolaylı ya da direkt verdiğiniz zararı aynı şekilde görmezsiniz. bir de bu açıdan bakın derim.
  • kurban bayramı adı altında inek veya koyun kesilen bir ülkede boyutla alakalı vicdandan bahsetmek enteresan bir yaklaşım olsa gerek.

    üç üstteki girdiye yanıt olarak, vejetaryenler balık yemez, bazı vejetaryenler de yemez. sizin bahsettiğiniz olsa olsa peskataryenlerdir, onlar da vejetaryen değillerdir.

    tanım: olmayan durumdur.
  • insanın yaptığı her ahlaki eylem empati kaynaklıdır. bunun istisnası bulunmuyor. ister kişi dindar olsun ister inançsız mekanizma aynı çalışıyor.

    kedi köpek gibi bire bir duygusal bağ kurabildiğimiz, hissettikleri fiziksel acıyı çok daha anlaşılır biçimde ifade eden canlılar herhalde onlarla daha kolay empati kurmamızı sağlıyor olsa gerek.

    sosyopatların bu kadar rahat cinayet işleyebilmelerinin sebebi bu mekanizmanın bozulmasıdır.
  • 180 cm.
    vicdan denilen gereksiz şey bende hiç olmadı. çocukluğumda, hatta bebekliğimde bile lakabım chucky olmuştur. yeter ki aklıma düşsün, insana 1 günlükken anasından emdiği o sütü zehir zemberek ederim.

    iyi insan modeli.
  • yanlis onerme.

    bir kopek oldugunde uzulurken, bir inek oldugunde "kisfmet" diyebiliyoruz.
  • boyutundan ziyade onlarla empati ya da iletisim kuramiyor olmamiz onemli faktor.

    örneğin bir kanaryadan daha buyuk olan yılanı öldürmekten ya da öldürülmesinden rahatsiz olmam. ya da yunustan daha buyuk olan köpekbalığının ya da disi ahtapotun öldürülmesi de ayni şekilde etkilemez.