şükela:  tümü | bugün
  • bozcaadanin bati burnunda bulunan, en eski ve kibar deniz fenerinin ismi. bozcaada ruzgar enerji santralinin sinirlari icinde kaldigindan, ziyaret etmek icin ikna yetenegini devreye sokmak gerekiyor.
  • ömrünü adada geçirip bu feneri göremeden ölen çok kişi var adada. elbette bu durum sebebi açıklanamayacak kadar büyük bir eksiklik bence ama oraya gitmek gerçekten büyük maceraymış zamanında... şimdi bile olsa gitmek görmek gerek, bambaşka bir yer. tüm hikayeler sinmiş coğrafyaya...
  • gunun birinde oylesine bozcaadaya gitmisken...ruzgar gulleriyle gunu batirmaya niyetliyken...yikik odalarindan birinde 4 tane lise arkadasiyla karsilasilan; bu tesaduf uzerine konusamayip sadece kahkaha atilan yer.
  • polentede güneşin batışını beraber seyrettiginiz kişiye aşık bile olabilirsiniz. o kadar da sihirli bir yer.
  • (bkz: polente)
  • bozcaadanın en uzak köşesinde olduğundandır "dünyanın ucundaki fener" diye bilinir.
    17 rüzgar pervanesiyle arkadaş tek başına yaşayıp gidiyor bu fener.filmlere,kliplere mekan oluyor.ancak artık oturulamayacak kadar ağır yaralı.ama deniz fenerlerine has o yaşlılık hissi yok onda.aksine hiç büyümemiş gibi,naif..

    denizden yüksekliği 32 metre.
    yapım yılı 1861
    15 deniz mili uzaklığa yayıyor ışığını.
  • bozcaada da bulunan terk edilmis bir fenerdir. hemen yaninda on yedi adet ruzgar santrali vardir. adanin batisindadir. eger ponente feneri yazan yola saparsaniz toprak hatta kum bir yola girersiniz. bu yola girmeyip elektrik santrali yazan yere devam ederseniz ruzgar santrallerinin yanından fenere kadar asfalt bir yoldan rahatca gidibilir. fenerle elektrik santrallerinin yanyanaligi ilginc bir goruntu olusturmaktadir.
    fenerin dibinde catisi olmayan ici cop dolu uc dort odali yikilmis bir bina vardir. odalardan birindeki somine dikkat cekici hatta gulumseticidir. fener kulesine cikmak mumkun degildir, girisi asma kilitle kapatilmistir. fener binasinin onunde ise karaya oturmus hatta batmis durumda bir gemi bulunmaktadir ve bu gemi parcalanarak sokulmektedir. bozcaada ya gidip de gorulmeden donulmemesi gereken bir mekandir. hele gun batimini oradan izlemek* unutulmayacak bir ani olacaktir.
  • teorik olarak girilememektedir artık rüzgar güllerinin oraya.. ama bekçi sağolsun problem çıkarmıyor..
  • dört tarafı mutlulukla çevrili diyarın` :bozcaada` en çok özlediğim kısmıdır polente..

    gün batacak birazdan. kızıla bürünecek gök.
    ve ben elimde şarap, başım dumanlı, gözlerimde belli belirsiz bir hüzünle hatırlayacağım orayı. her akşamüstü ibadet misali yaptığım gibi..

    şimdi bahar gelmiştir ada'ma.

    ...kim bilir, lodos bile uğramaz olmuştur belki bu hayal ülkesine.
    gemiler, köpükleri geride bırakarak getiriyordur şen yolcularını bu boz tepeye. ve en güzel "aşk"ları yaşatıyordur bozcaada kimbilir kimlere..

    kim bilebilir?

    pencerelerden sarkan sardunyaları, üzüm bağlarını, göğü beyaza boyayan yel değirmenlerini, polente'nin mavi renkli tahta masasının mavi renkli iskemlesinde yudumladığım içkimi ve doyamadığım sohbetleri hatırladıkça "hayat" denen kavram daha da bir netleşiyor kafamda.
    adeta anlam kazanıyor bu beş harften ibaret, lakin manası epey büyük olan kelime..

    yoksa, yemin bile edebileceğim "aslında" yaşamıyor olduğuma...