şükela:  tümü | bugün
  • mustafa çiftçi'nin sanıyorum ilk kitabı. öykülerden oluşuyor. bugün içinden "handan yeşili" adlı öyküyü okudum. akıcı, kendini sevdiren bir anlatımı var yazarın. güzel anlatan ne anlatsa dinletir. bildiği bir hayatı anlattığı da belli, karikatürleşmiyor tipleri, anlattıkları. taşranın kısırlığının yanında nasıl oluyorsa taşranın hep sağından solundan kendini gösteren tatlılığı kitabı bütünlüyor (olmalı). kitap için seçilen isim kulakta kalan, güzel bir isim.

    isim için ayrıca (bkz: yozgat)
  • için için içine çeken ve içinde kaybolunan öyküler kitabı

    (bkz: handan yeşili)
    (bkz: kara kedi)
    (bkz: ensesi sararmış adamlar)
    (bkz: ankara'daki evlatlar)
    (bkz: bir iğne bin kuyu)
    (bkz: elif tina tolga)
    (bkz: piç sevi)
  • handan yeşili'ne bittiğim öykü kitabı. yazarın daha evvel yayınlanmış bir kitabı daha var. (bkz: ademin kekliği ve chopin) takipteyiz...

    --- spoiler ---

    "handan bakındı bakındı, “yumurta alayım,” dedi. “ama az olsun. taze olsun,” dedi. “nasıl olsa burayı öğrendim. gelir taze taze alırım,” dedi. sen gel tabii. senin gelmediğin dükkânın ben anasını satarım. sen gel tabii. senin almadığın yumurtayı ben yere çalarım. sen gel tabii, ben tüm yozgat’ı bırakır tüm malı sana saklarım sultanım, diyemedim. “her zaman,” dedim. “her zaman bekleriz.”

    --- spoiler ---
  • dost kitabevi'nde yeni çıkanlara bakarken gördüğüm ama param olmadığı için 2 hafta sonra alabildiğim ve geçen hafta tatildeyken sanırım 10 saatte bitirdiğim güzel, minimal ve tatlı öyküler içeren kitap.

    öyküler güzeller, ama bazıları o kadar güzel ki, güzel olan öyküler için "bunları çok sevmedim" diyebiliyor insan.

    --- spoiler ---

    handan yeşili'nde çetin'in aşık oluşu; ensesi sararmış adamlar'daki taksici ve profesör amcamız; bir iğne bin kuyu'da şahin'in ankara gençlerbirliği * altyapısına girmek istemesi ama babasının izin vermemesi; elif tina tolga'daki tavada ayva pişiren tolga.

    --- spoiler ---

    neyse, umarım mustafa çiftçi sadece kitap çıkarmış olmak için kitap çıkarmaz. nasıl yozgat belediyesi'ndeyken bu öyküleri yazdıysa yine aynı şekilde öyküler yazar. 5 yıl sonra yazar, 10 yıl sonra yazar; farketmez, beklerim ben.
  • yozgat'tan çıkan en güzel şey olabilir, benden söylemesi:)
  • 2014'ün en iyi hikaye kitabıymış, türkiye yazarlar birliği'ne göre.
  • oldukça başarılı bir hikaye kitabı. kitabı elinize bir alıyorsunuz bir daha düşmüyor, gerçekten de ödül aldığı kadar varmış. kitabın yazarının da yozgat'lı olması ayrıca biraz güzellik. kitabı okudukça yozgat değil de sanki kars'ın selim ilçesinde geçen bir 6 aylık süreç var gibi hissettiriyor insana nedendir bilinmez.
  • bozkırdan bir mustafa kutlu esintisi getiren şahane hikâye kitabı. mustafa çiftci'de bu duyuş ve gözlem gücü, dili böyle sade ve yerli yerinde kullanma kabiliyeti oldukça daha çook hikâyelerini okuyacağız gibime geliyor.

    kitapta, handan yeşili ve kara kedi en sevdiğim hikâyeler oldular. kara kedi'nin aziz efendi'si boğazıma yumru olup oturdu. "ensesi sararmış adamlar"da dostluğun kıymeti görüldü. "elif, tina ve tolga"yla çokomel kâğıtlarını tırnağımla düzeltip defter arasında sakladığım günlere gittim. çokomel mi kaldı abi. kalmadı.
  • tüm öyküleri güzel olan kitaptır. fakat elif tina tolgaayrı bir vurmuştur.
  • kitabı elinize aldığınızda bir sayfa sonra bir sayfa daha çevirince bir ithafa denk geliyorsunuz. "içimden geldiği gibi sevgimi gösteremediğim annem'e " daha bismillah demeden bir yerden yakalıyor sizi. yani sizde sevginizi içinizden geldiği gibi gösteremeyenlerdenseniz. en basitinden dilim dönmüyor benim öyle canımlı cicimli -cımlı -cimli cümlelerim olmuyor pek. zorla söylemeye çalıştığımda bir iğreti duruyor , kelimeler büyüyor da büyüyor bir türlü çıkamıyor ağzımdan. oysa sol kolun lazım deseler ne yapacaksın demeden kesip verecek kadar sevdiğim insanlar var hayatımda.

    yedi hikayeden oluşan kitap bir iftar öncesi , bir sahur sonrası bitti. bütün hikayelerde anadolu insanının sıcaklığı var ve doğu karadenizli okura komik gelen söylemler.

    ve altı çizilmiş bir satır "elinden gelse kendine bile dipnot düşecek kadar akademik maraza sahipti" birini hatırlattı gülümsetti sabaha yakın bir zaman diliminde.