şükela:  tümü | bugün
  • ahmet uluçayın yeni film projesiymiş bakalım bu sefer neler yapacak
  • türkiye'nin büyük bölümünün çok eski çağlarda deniz tabanından yükselmiş olduğu gerçeği göz önünde bulundurulduğunda insanı pek de şaşırtmayacak olgu. hele himalayalar'da değil deniz kabuğu, trilobit fosili bile bulunabilirken...
  • yine garip anılarının çağrıştırdıkları ile işe koyulan ahmet uluçay 'dan bir film . "bozkırda deniz kabuğu" gene binbir çeşit imgeyi, çağırışımları şimşek hızıyla insanın kafasında dolaştıran çarpıcı bir isim olmuş.
    filmin kendisinin de "karpuz kabuğundan gemiler yapmak" kadar keyif vereceğini umuyorum. ve ahmet uluçay'ı imkânsızlıkları yok sayıp kendini ispat etmiş bir azimkâr olarak değil bayağı güçlü ve kendinden emin bir sanat adamı olarak görüyorum.
    allah uzun ömür versin. yıllar sonra "iki-üç filmde efsane olmuş yönetmen" olarak anılmasını istemiyorum. nevi şahsına münhasır sinemacılar adına kendisi - kanaatimce- en parlak örnektir. zira hangi uluslararası başarıları haiz olmuş bir yönetmen hem hamallık yaparak geçinir hem de ayakta durmakta bile zorlanırken vizörden bakar?

    http://www.radikal.com.tr/…=249689&tarih=10/03/2008
  • (bkz: wadi al hitan)
  • 10 temmuz itibariyle yaz çekimleri başlayacak film. sürpriz isimlerle birlikte popüler oyuncuların da filmde yer alacağı söyleniyor. *
  • uluçay'ın rahatsızlığı sebebiyle uzun zamandır çekimleri bitmemiş yeni filmi. yapımcının çektiği maddi zorluklar da üzerine binince bu filmin bitirilmesi çok zor olacak.
  • "bozkırda denizi görenler var.
    bir de deniz kıyısındayken denizden bihaber olanlar."
    bu düşüncelerle videolar ve yazılar arasında dolanıyordum ki karşıma çıktı bu güzellik.

    karpuz kabuğundan gemiler yapmak filmiyle, dünyanın tanıdığı bir yönetmen olan ahmet uluçay ın, ölümüyle yarıda kalan bozkırda deniz kabuğu filmini anlattığı bir videoya rastladım az evvel. orda anlattığı birşey ile gecenin bu vakti kalakaldım öyle. şu sıcacık kelimelere bakın hele;

    " ...hep istasyona inerdik... ordan bir tren geliyor, bilinmeyen bir yerden geliyor, bilinmeyen bir yere doğru gidiyor. çok romantik değil mi? bir de orda kızlar görüyorduk, güzel kızlardı. bizim kasaba kızları gibi değildi, onlar daha hoştu. onlara küçük küçük aşk duyguları beslemek falan çok heyecan vericiydi. onun için hep istasyonlarda geçerdi zamanımız. tren hareket ettiği zaman biz cesaretle elimizi sallardık. erken sallayamazdık, çünkü daha güvene alırdık kendimizi, ondan sonra el sallardık kızlara..."

    http://www.youtube.com/…dx-gjwecegu&feature=related

    iki yıl önce bu filmin bitirileceğine dair haberler vardı. niye hala bitirilemedi ki?
    bu film öyle yarım, öyle yetim kalmamalı.
    bu güzel insanın anısı yaşamalı.
  • aradan bu kadar zaman geçtiğine göre filmin bitirilmesi gibi bir durum yok artık herhalde. ama bir şekilde "bu filmi bitirmeden ölmem!" diyen ahmet uluçay'a saygı duruşunda bulunulmalı. eldeki görüntüler kullanılıp ahmet uluçay'ı da anlatan bir belgesel yapılsa, ya da aynı senaryo yeni bir yönetmenle çekilse keşke.