şükela:  tümü | bugün
  • bozulan psikoloji ancak ve ancak idare edilebiliyor sanırım. tam anlamıyla bir düzelme olmuyor. bir eşik atlandığında oradan artık geçmiş oluyorsunuz ve geçmiş olsun; çünkü geri dönüşü yok.

    neden nörotisizm daha yaygın ve neden hayat, bir bombanın patlamasının etkileri gibi saçılarak devam ediyor ve hissedilenin, yaşananın önüne geçilemiyor?!

    bu ilaçlar filan nörofizyolojiye hitap ediyor ve kalıcı değil. psikoloji ise birikimli yönelimli bir şey sanki. yani geçmişin derin dehlizlerinden alıyor karakterini. dolayısıyla bozulan bir psikolojiyi düzeltmeye çalışmak, geçmişin derinliği ve ağırlığı karşısında oldukça kısa kalan bir gelecekte; sanki çok hızlı bir trenin makas değiştirip yönünü tamamen değiştirmeye çalışması gibi acıklı bir yöntem. spin atıyor insan sonra.
  • bozulan psikolojiden kasıt ne? düzelmek ne demek? insanoğlu ne yapmak nereye varmak istemektedirler?

    kodunuz bozulmamışsa herşey düzelir. önemli olan önce algıyı düzeltmek.
  • ağır psikolojik vakalar ,ağır hastalıklar gibidir. modern pskiatri ve psikoloji, bir kaç ilaç ve bir kaç terapi ile her şey düzelir propagandası yapıyor. oysa ağır şoklar, kolun kopup da yerime dikilememesi gibi bir şey. protez takdırsan da yeniden kolun çıkmıyor ve protez organın yerini tutmuyor
  • bozulan psikoloji eğer yeteri kadar bozulduysa zaten psikolojik destek ve ilaç kullanımı olmadan düzelmez. aynı şekilde sadece bunlar da yeterli değildir. ne o psikolojiyi bozduysa onu bulup düzeltmeniz lazım.

    tabii psikolojinizi bozan her faktörü bulup düzeltemezsiniz. bazıları sistemin içine gömülü. bunlardan sistem değişmeden* kurtulmak zor. tabii size sistemi değiştirin demiyorum, ama olmayan bazı şeylerden ötürü kendinizi paralamayın. bazı şeyler sistemden dolayı olmuyor. sizi buraya getiren üç milyon yıllık evrim üç beş kişinin para uğruna dünyanın ağzına sıçabileceğini düşünmemişti. sizin suçunuz yok.
  • düzelir görünür ama düzelmemiştir. sadece kendini gizler, biraz uzaktan takip edince anlarsın.
    psikolojiye giriş dersi#59336270
  • bozulduktan sonra yaşanan iyimser ya da kötümser farkındalığın yol açabileceği durum. ağır işkencelere maruz kalmış birinin, insanlara olan güveninin tamamen tükenmesi gibi bir nevi. tüm çevresel etkilerle birlikte bir olayın kişide ne tür etki yaratacağı tamamen rastlantısal gibi görünsede aslında bakış açının farkında olabilmek bir çıkış yaratabilir.
    ne yazık ki psikolojisi bozulan biri bilir ki o gerçek hep ordadır ve görmezden gelmek ancak kendini kandırmaktır. o yüzden "onu kabul edin ve affedin" anlayışı iyi ekmek götürüyor uzun zamandır.
  • fazla kötümser bir bakış açısı olmuş bu. düzelir kardeşim neden düzelmesin? bugün birçok ağır hastalık bile düzeliyor, ki ölümcül olarak görülüyor olmalarına rağmen. insanoğlunun başına her şey gelebiliyor, hayat şartları gerçekten zor ve kimi zaman insan mücadele etmekten yorulabiliyor. zor zamanlar herkesin başına gelebilir. depresyon gibi psikolojik rahatsızlıklara yakalanmada bireyin kişilik yapısı etkili oluyor. ben düzelmem diyen kişi tabii ki düzelmez. yakınların desteği, bireyin mücadelesi ve tedaviyle depresyon gibi psikolojik rahatsızlıklar düzelir.
  • doğru bir önermedir. bu durum geçici depresyonlardan farksız, insanın hayatını uzun süredir etkileyen ve etkilemeye devam eden psikolojik sorunların getirisidir. ve zamanında önlem alınmazsa, asla düzelemeyeceğinin habercisidir. tıpkı zamanında önlem alınamamış ağır bir hastalık gibi düşünün. ama bazen bu önlemleri erken de alsan, düzeleceğinin garantisini vermez.
    hayat ona karşı acımasız olmuş ve bunun üstesinden her defasında gelmeye çalışan insanın durumudur bu ayrıca. ama her defasında tökezleyip, tekrar bulunduğu dibe geri döner.
    bunu karşısına çıkan insanlarda mı arasa, geçmişinde mi arasa, yoksa sorun tamamen kendisinde mi üçleminde hayatını sürdürme-ye çalışır.
    önümüze atılan ''bilişsel davranışçı kuram'' der ki, insan kendisinin doktorudur der. gelmiş geçmiş en büyük yanılgılardan biri bence bu. altından kalkamadığı durumlar insanda psikolojik olarak birikmişliklere neden olur ve bu sonu gelmez bir depresif döngüye girmesini sağlar insanın.
    artık hayatımın böyle olacağını kabullenen, bütün çıkış yolları kapanmış, onlarca çeşit ilaç, terapi almış, kendi başıma çözüme ulaştırmaya çalışmış ve sonunda bütün bunların işe yaramadığını deneyimlemiş biriyim.
  • sizden bir parça haline gelen bu duruma alışıyorsunuz.
    çoğu defa günlük yaşantıya devam etme zorunluluğu bahane oluyor. kendini bırakma hissini saklı tutuyorsun içinde bir yerlerde.
    ama ufak bir olay tetikleyebiliyor.

    bunun yanı sıra algılarınızdaki değişim, daha büyük problemler getiriyor.
    sütten ağzınız yanmış bir kere ve bırakın yoğurdu, tüm süt ürünlerini tüketmiyorsunuz artık.
    hele kendi başınıza atlatmaya çalıştıysanız, kendinizi korumak adına ördüğünüz duvarlar; sizi de hapsetmiş oluyor.
    -den öncesinin bir önemi kalmıyor.
    "olmasaydı nasıl biri olurdum" sorusu uçurum gibi. ne kadar az düşünürsen, o kadar tutunuyorsun.