şükela:  tümü | bugün
  • brahmanlar hint kosmolojisinde piramidin en tepesindeki insanogullaridir. ruhlari reankarnasyondan reankarnasyona kostururken evrilmis, o nedenle hepimizden super bir konumda dunyaya gelmislerdir. oyle pek narin olur brahman sinifi, herseyi yiyip icemezler, bunlarin yemeklerini daha alt siniflardan insanlar ozene bezene hazirlarlar. toplumun en alt siniflariyla asla bir iletisimleri olmaz, bilakis onlardan kopuk yasamaya calisirlar (mazallah o evrilmis o ince ruhlarina bi haller gelir diye). fakat ilginctir ki son derece ruhsal bir kavram olmasi gereken brahmanlik, kan yoluyla babadan ogula aktarilir (bak su ise!). bu da bu iste bir bit yenigi olmasi gerektigini dusundurur biz fanilere....
    bilmem anlatabildim mi?
  • birakmak fiilinin emir kipinde ikinci cogul sahisla cekiminin yandan yemisi.

    cumle icinde kullanacak olursak: salmayin la, la dutun, brahman, koman.
  • hindu felsefesinde mutlak, nihai gerçeklik, tüm varoluşların prensibi, evrenin fenomeni ve özü. maddi olguların nihai özüdür ama duyular aracılığıyla fark edilemez, kendini tanıma aracılığıyla bilinebilir.

    brahman sözcüğü, rigveda’da ilahi, dua, kutsal bilgi, sihirli formül anlamlarında kullanıldı. kelimenin anlamı brahmanalar ve aranyakalar'da giderek genişledi. son biçimini "var olan her şeyin gücü, etkin ve içkin nedeni olarak evrenin temel ilkesi" sayıldığı upanişadlar’da aldı. bu, nesnel ve makrokozmik kavrama koşut olarak öznel ve mikrokozmik bir kavram, öncesiz-sonrasız, yok edilemez ve her bireyin özünü oluşturan atman geliştirildi. upanişadlar’ın tüm felsefesi bu iki ilkeye dayanır.

    brahman ve atman arasındaki, bir başka deyişle mutlak ile birey arasındaki ayrım pratik düzeyde geçerlidir. buna karşın mutlak gerçeklik düzeyinde iki ilke özdeşleşir ve bütün ayrımlar ortadan kalkar. bireyin kendiliği, brahmanın tümelliğinde tikelliğini kaybeder. atman, kendi doğasındaki brahmanın bilincine vararak gerçeği ve doğruyu elde edince (uzamsal, zamansal ve psikolojik sınırlardan kurtulunca) yolun sonuna yani kurtuluşa * ulaşır. bu öğreti upanişadlar’da birçok büyük önerme* ile anlatılır.

    "brahman bilgidir" (brahman her şeyi bilir)
    "kendin brahmandır" (ruhun brahmanla aynıdır, sonsuz tinsel ve doğaüstü bir nitelik taşımaktadır)
    "tüm gerçek brahmandır" (brahman her şeydir ve biz o'nun tüm farklı maddi veya manevi farklı enerjilerini görürüz)
    "sen o'sun"
    "ben brahmanım"

    sonraki hindu felsefesi atman-brahman ilişkisinden hareket ederek gelişmiştir. her vedantik felsefe okulu bu özdeşliğin aldığı çeşitli biçimleri kendine göre yorumlar. bu nedenle yorumlarda belirgin farklılıklar vardır.
  • bu mistikler nerdeyse hint tanrılarından daha üstündürler. o kadar ki bir çok hikayede özellikle ramayana'da ve mahabharata'da tanrılarla anlaşmazlığa düşen brahmanlar tanrıları ''senin yerine başka bir tanrı yaratırım görürsün ebeninkini'' diyerek tehdit edebilecek kudrettedirler. çok büyük çileler çekerek bu mertebeye ulaşmışlardır. brahmanlar için sırra erişmenin tek yolu çiledir. brahmanlarla anlaşmazlığa düşen indra, vişnu ve şiva gibi tanrılar eğer brahmanlara karşı gelirlerse ve onlara hakları olan şeyleri vermezlerse, doğanın düzeni bozulmaya başlar. doğanın varlığı ile brahmanların varlığı arasında sıkı bir bağlantı vardır. brahman tüm varlığını doğanın ellerine bırakmıştır. tanrılar ise hint panteonunda işine geldiğinde iyi işine geldiğinde kötü olabildiği için - vişnu ve şiva da aslında aynı tanrının iki ayrı yüzüdür derler- brahmanlar saf bilgeliği temsil ederler. hint mitolojisinde bilgi, tanrısal varlıklardan daha üstündür.

    en fazla bilinen brahmanlar için;

    (bkz: vasishtha)
    (bkz: vishvamitra)
  • hindular "brahman" a yani kainatı zatından ve zatının içinde vareden; varettikleri ile hem aynı hem de ayrı olan; hem herşey hem de hiçbirşey olan; ikincisi olmayan bir ve tek; akılla kavranamayacak mutlak gerçekğe inanır. brahman'ın tüm niteliklerin ötesindeki,sıfata bürünmemiş ve tezahür etmemiş haline "nirguna brahman" denir; nirguna, sıfatsız demektir. brahman'ın tüm niteliklerin sahibi, sıfata bürünmüş ve tezahür etmiş haline "saguna brahman" denir; saguna, sıfatlı demektir.
  • intihara aşırı bir hoşgörüyle bakan, hatta dul kalan kadınları kendilerini yakmaları için teşvik eden enteresan topluluk.
  • hint kast sisteminde din adamlari sinifina verilen ad.*
  • (bkz: apostle)
  • "yakın zamana kadar şaşkın bir halde, maya'ya kapılarak yaşıyordum, ama artık aydınlandım dünyayı aşmış bir şekilde, beden ve dünya benim ışığımdan ortaya çıkar, aslında her şey benim veya benim olan hiçbir şey yok, artık sonsuz atman'ı görüyorum, fokurdayıp köpüren bir dalganın sudan başka bir şey olmaması gibi, atman'da dışarıya taşan tüm yaratılış da atman'dır yalnızca.

    bir kumaş parçasının iplikten ibaret olması gibi, tüm yaratılış da atman'dan ibarettir.

    dünya, atman bilinmediğinde ortaya çıkar, bilindiğinde değil. ama siz halata yılanı yakıştırıyorsunuz, ama halatı gördüğünüzde yılan ortadan kaybolur.

    doğam ışıktır benim yalnızca ışık, saf ışık! ortaya çıktığında dünya, yalnız ben parıldıyorumdur.

    dünya içimde ortaya çıktığında bir yanılsamadan ibarettir bu, güneşin altında titreşen su birikintisi, halat kolundaki yılan, benden taşar dünya, ve bende eriyip gider, tıpkı bir bileziğin eriyip altın olması gibi, bir çömleğin unufak olarak kile dönüşmesi gibi, bir dalganın yatışıp suda yitip gitmesi gibi...surete büründüm ama hala tek'im, ne gelirim giderim ancak yine de her yerdeyim ben, sonsuz okyanusum. düşünceler ve maddeye bağlılık yoğunlaştığında rüzgar dalgalar gibi sertleşir, binlerce dünya çıkar ortaya ama rüzgar dindiğinde batar gemisiyle beraber.varlığımız sınırsız okyanusunda, eli ayağı dolaşır onun ve onunla birlikte tüm dünyaların.ben içinde tüm canlıların doğal olarak ortaya çıktığı sonra yatıştığı ucu bucağı olmayan derya'yım"
  • brahman mutlak ilke, atman ise o ilkenin var ettiği şeylerin özündeki tezahürüdür.

    brahman ile atman arasındaki farkı tefrik etmeden, brahman ve atman'ın bir ve aynı şey olduğu hakikatine erişilemez.