şükela:  tümü | bugün
  • inanilmaz bi filmdir. cok kucukken babamla beraber seerederdik surekli muziklerini dinlerdik. odamda bi afisi vardir, klasik audrey hepburn elinde agizlikli sigarasiyla siyah elbisesi ile. cok guzeldir.cok guzel
  • ultra eglenceli bir klibe sahip olan $arki . grup elemanlari caddenin ortasinda kahvalti ediyorlardi . tiffany avenue gibi bir yer mi oluyor orasi bilemem tabi . abd kulturum yetersiz .
  • truman capote romani. romandan uyarlanmis film.
  • you say we've got nothing in common
    no common ground to start from
    and we're falling apart
    you say the world has come between us
    our lives have come between us
    but i know you just don't care

    and i said "what about breakfast at tiffany's?"
    she said "i think i remember the film
    and as i recall, i think we both kinda liked it"
    and i said "well, that's the one thing we've got"

    i see you, the only one who knew me
    but now your eyes see through me
    i guess i was wrong
    so what now? it's plain to see we're over
    i hate when things are over
    when so much is left undone

    and i said "what about breakfast at tiffany's?"
    she said "i think i remember the film
    and as i recall, i think we both kinda liked it"
    and i said "well, that's the one thing we've got"

    you say that we've got nothing in common
    no common ground to start from
    and we're falling apart
    you say the world has come between us
    our lives have come between us
    but i know you just don't care

    and i said "what about breakfast at tiffany's?"
    she said "i think i remember the film
    and as i recall, i think we both kinda liked it"
    and i said "well, that's the one thing we've got"
    ...
  • bıkıp usanmadan dinlencek şarkı.. klip de ayrı tadından yenmezdir
  • audrey hepburn'e george peppard eslik etmistir
  • biraz evvel bilmem kaçıncı kez izlediğim mükemmel audrey hepburn filmi. romantik komedi diye bir tür varsa-ki olduğu iddia ediliyor-benim için bu filmden ibaret. (bkz: pazar sabahi filmi)
  • benim düşünceme göre filmi romantik komedi olarak nitelendirmek pek mümkün değil. basit gibi görünen ama son derece komplike iki karakterin etrafında gelişiyor olaylar. hayatta tutunamamış iki insanın manhattan'da kesişen hikayeleri ustalıkla beyazperdeye aktarılmış. zengin bir koca bulma hayali ile partiden partiye koşan holly golightly ve yazar olma idealini gerçekleştirmek için zengin bir kadının jigolosu olarak yaşamına devam eden paul varjak, temel olarak leaving las vegas'ın ben* ve sera*'sından çok farklı değiller.
  • ama sinema literatürüne malesef bir romantik komedi olarak girmiş (bkz: kael) (bkz: maltin) (bkz: sinema literaturunu iki elestirmene endekslemek), ama zaten meg ryan filmleri ya da julia roberts filmleri gibi olsa zaten en fazla bir kere izlenirdi.