şükela:  tümü | bugün
  • breathe

    breathe, breathe in the air.
    don't be afraid to care.
    leave but don't leave me.
    look around and choose your own ground
    for long you live and high you fly
    and smiles you'll give and tears you'll cry
    and all you touch and all you see
    is all your life will ever be.

    run, rabbit run.
    dig that hole, forget the sun,
    and when at last the work is done
    don't sit down it's time to dig another one.
    for long you live and high you fly
    but only if you ride the tide
    and balanced on the biggest wave
    you race towards an early grave
  • pink floydun ki - baslarini guitar pro yardimi ile cikarttigim son 3-4 gunde belki 100 kere caldigim, vaktim elverse 500 kere daha rahatca calabilecegim enfeslikte, insanin kalbine direkt hitab eden, kelimlerle tarif edilemeyecek mukemmellikteki sarkisi. pink floyd sadece bu sarkiyi yazmis olsaydi benim gozumde yine ayni pink floyd olurdu, o kadar seviyorum ben bu sarkiyi.
  • ortalık orospusu şarkı isimlerindendir.
  • parçanın çıkış noktası, roger waters'ın music from the body için hazırladığı aynı ismi taşıyan çalışmadır. dark side of the moon'un kayıtlarında, bu parça grubun 4 üyesi tarafından tekrar ele alınmıştır. vokalleri david gilmour devralmış, parça müzikal olarak zenginleştirilip dark side of the moon'a koyulmaya layık hale getirilmiştir.

    dark side of the moon'un başarısından sonra, grup için çok önemli bir parça haline gelmiştir. hatta david gilmour bu parçaya o kadar önem vermiştir ki; pink floyd'un 24 sene aradan sonra tekrar biraraya geldiği live 8 konserini bu parçayla başlatmıştır. hatta bu konserde, albümde time ile bitişik olan breathe reprise de eklenerek daha önce gerçekleştirilmemiş bir versiyonu sunmalarını sağlamıştır.
  • prodigy'nin fat of the land albümünün ikinci şarkısıdır. şarkının çeşitli yerlerinde duyabileceğiniz kılıç sesleri wu tang clan'ın enter the 36 chambers albümünden sample olarak alınmıştır.
  • bu şarkı için roger waters şöyle demiştir: ''stüdyoda kendi kendimize çalıyorduk ve mi ile la çalalım dedik. sonra bu şarkı oraya çıktı''.
  • dün gece londra hyde park semalarinda david gilmour'un o büyüleyici sesinden duyulan parca. insanin icini bir garip yapiyor o gitar tonlari o müzik, david abimiz de öyle yumuşacık öyle sevecen söylüyor ki şarkiyi..
  • çok güzel bir pink floyd şarkısı. 01:12'den itibaren ayaklarımı yerden kesiyor.
    özellikle basslar mükemmel.
    ama sanki şarkı biraz erken bitiyor gibi. bitmesine doğru bir burukluk hissediliyor, yarıda kesiliyor sanki.
    son kısımdan sonra time'daki gibi bir gitar solosu gelse enfes olurdu.
    şarkıyı her dinlediğimde şarkı yarıda kesiliyor gibi geliyor, bozuluyorum.

    (bkz: keske daha uzun olsaydi denilen sarki)
  • gölgesinde kaldığı smack my bitch up kadar gaz olan ve onun sahip olmadığı gizemli ve tekinsiz atmosferi barındırdığı için daha başarılı bulduğum the prodigy parçası.
  • ayni zamanda cok takdir ettigim bir prodigy parcasi.