şükela:  tümü | bugün
  • sovyetler birliği'nin herhangi bir sosyalist ülkede rejim karşıtı bir gelişmeye karşı o ülke ve diğer sosyalist ülkelerdeki düzeni korumak amacıyla "büyük ağabey" olarak müdahalesini öngören siyasi görüş...

    1968 prag baharı döneminde çekoslovakya'da gerçekleşen liberalleşme hareketine sovyetler birliği'nin kanlı bir şekilde müdahalesini meşru göstermek amacıyla sovyet devlet başkanı leonid brejnev tarafından ortaya atılmış ve onun adıyla anılmıştır.
    brejnev, 12 kasım 1968'de polonya komünist partisi 5. kongresi'nde yaptığı konuşmada sosyalist ülkeler arasında çekoslovakya benzeri müdahalelerin normal olduğunu savunuyordu; bir sosyalist ülkedeki gelişmeler diğer sosyalist ülkeleri de ilgilendirirdi ve sosyalist bir ülkenin egemenliği dünya sosyalizminin çıkarlarıyla ters düşemezdi.eğer böyle bir durum ortaya çıkarsa sosyalist ülkeler topluluğu adına yapılacak bir müdahale meşru bir hareket olacaktı.brejnev doktrini'ne karşı en önemli tepkiler ispanyol ve italyan komünistleri başta olmak üzere avrupalı komünistlerden geldi ve bu gelişme avrupa komünizmi için önemli bir uyarıcı durum oldu.
  • leonid brejnev'in de tipki stalin gibi sosyalizmin cikarlarini sovyetizmle bir tuttugunu gosterir. bu doktrine gore sscb'nin, sosyalist rejimli herhangi bir ulkede cikan karisikliga sosyalizmin cikarlarini korumak amaciyla askeri mudahale hakki vardir. dis politikada 'bariscil birlikte yasama' soylemini [ne kadar bariscil orasi tartisilir, (bkz: #10769865)] benimsemis kruscev'i deviren brejnev, dis politikasini avrasyacilik anlayisina gore olusturmus, bati'ya tekrar sirtini donmus, askeri mudahalelerden kacinmamis, saldirgan bir tutum takinmistir. saglam stalinci olan brejnev'in adiyla anilan bu doktrin, iclerinde kizil ordu tanklari dolasan ve en ufak sebeple yenilerinin eklendigi dogu avrupa ulkelerinin bagimsizliklarinin ne kadar sozde oldugunu kanitlar.
  • bütün sovyet etki alanının, yani temel olarak varşova paktı'nın pratikte tek bir büyük sovyet imparatorluğu'na dönüştüğünün resmidir.

    ilk olarak bu pakttan çıkmak, teoride bir tercih meselesi olsa da, pratikte tamamen tehlikeli ve yasaktı. çünkü bu pakttan ayrılan bir ülke belli ki sosyalizmden kopmak istiyordur, bunun sonucu olarak da sosyalizme zarar vermesi muhtemeldir. bu noktada sosyalizmin büyük biraderi sovyet sosyalist cumhuriyetler birliği duruma el atar ve söz konusu aykırı ülkenin kafasına vura vura onu varşova paktı'nın içinde tutar. sosyalizmi korumak, pakt içindeki güçlü pozisyonunun sscb'ye yüklediği ulvi bir sorumluluktur brejnev'e göre. daha doğrusu kılıfıdır diyelim, zira kendisinin de inandığını düşünmüyorum.

    pakttan resmen ayrılmak imkansız olduğu gibi, sovyet güdümünden ayrılma çabasının da rus müdahalesini getireceği aşikardır. sscb tarafından belirlenen hedefler doğrultusunda hareket etmek varşova paktı'ndaki bir ülkenin boynunun borcudur. çünkü sscb, her şeyi önceden planlamış ve her ülkeyi daha fazla kalkınmış bir hale sokmak için en doğru kararları çoktaaan vermiştir. bu durumda sscb'nin emirlerine karşı gelmek yanlış olur. ha isterseniz gelebilirsiniz, peki o zaman ne olur? tabii ki sosyalizme bir tehdit teşkil edersiniz. kızıl tanklar gelir, başbakanınızı asar, siz de kaderinize razı olup eski halinize dönersiniz toplum olarak.

    yani bu doktrin sonucu özellikle varşova paktı'ndaki ülkeler için şöyle bir durum ortaya çıkmıştı : birlikten ayrılmak yasak, moskova'nın emirlerine uymamak yasak. yani özgür değilsiniz, egemen hiç değilsiniz. ha brejnev doktrini öncesi böyle değil miydi? böyleydi evet, ama bu durum bir teamül gibiydi adeta, yüzsüzce resmiyete dökülmemişti.
  • gerçekte genel sekreter leonid brejnev'in 13 kasım 1968 tarihli varşova nutkunda vurguladığı bir politika anlayışı olup, batılı uzmanların "brejnev doktrini" olarak adlandırdığı bir eylem anlayışıdır. brejnev, söz konusu tarihte yaptığı konuşmanın bir bölümünde şöyle demiştir:

    "eğer sosyalizme düşman olan unsurlar bazı sosyalist ülkelerdeki toplumsal gelişim sürecini kapitalizme doğru yönlendirmeye çabalarlarsa, bu , sadece söz konusu ülkenin veya ülkelerin sorunu değil , bütün sosyalist ülkelerin sorunudur."

    brejnev'in bu konuşmasının ardından, varşova paktı ülkelerinin sözü edilen kapitalistleşme hareketini ya da hareketlerini engellemek amacıyla, birlik beraberlik içerisinde çekoslavakya'daki sosyalist iktidara destekte bulunması ve alexander dubçek'in çekoslovakya'nın kendi iç hukuk kuralları çerçevesinde görevinden ayrılmış olması, olayın sscb'nin işgali olarak yorumlanması çabalarını temelsiz kılmıştır. bununla birlikte sscb'nin politika anlayışını afganistan'a müdahale sırasında da benimsediği düşünülebilir. ek olarak afganistan'a yapılan müdahalenin de afganistan'daki kamu iktidarının bizzat kendi isteğiyle gerçekleşmiş olduğu unutulmamalıdır.

    (bkz: çekoslovakya)
    (bkz: afganistan)
  • asıl adı sınırlı egemenlik teorisidir. brejnev doktirini batılıların verdiği isimdir. batı avrupa komünist çevrelerinde tepkiyle karşılanan ve "avrupa komünizmi"nin ortaya çıkmasına neden olan teori garbaçov'un ulusal sosyalizmlere hoşgörülü olunacağını söylmesiyle büyük bir darbe almış, 1989'da polonya'da ilk komünist olmayan hükümetin kurulmasına sscb'nin kayıtsız kalmasıyla işlerliğini kaybetmiştir.
  • afganistan'ın sscb tarafından işgali bu anlayışın eseridir.
  • sovyetler birliği lideri leonid brejnev'den ismini alan sscb'nin doğu avrupa sosyalist ülkelerinin iç işlerine karışma ve sscb ve komünizm karşıtı isyanları gerekirse askeri güç kullanarak bastırma politikası. bunu yapmalarının nedeni doğu avrupa'da sosyalist rejimlerin birinin dağılmasının ardından domino taşları gibi diğerlerinin de dağılabileceğinden korkmalarıdır ki buna da literatürde domino teorisi denir.
  • amerikalıların “freedomı koruyalım, herkes free olsun, bu bana karşı silah üretiyor, bu dünya barışına ters işler yapıyor, orası buranın başkentidir, şurası da buranın başkentidir vb.” gibi politikalarını kullanarak sağa sola gitmesindeki neden neyse bence brejnev’in altında da o neden yatıyor...

    abd-manifest destiny

    rusya-oriental destiny
  • geç kalmış bir doktrindir. hurşov'un destalinizasyonu abd'yi kendisinden uzak tutmak için benimsemesi ve revizyonizmi tüm sosyalist dünya'nın altına dinamit koymaktan başka bir şey değildi. destalinizasyon, leninizmden uzaklaşmanın maskesi oldu. lenin'den uzaklaşma ise devrimden uzaklaşmak, öncü parti fikrinden uzaklaşmaktır.

    şunu unutmayın ki, herhangi bir yeni rejim kendi politik hinterlandını oluşturmadan ayakta kalamaz. bunun için de kendi devrimini ihraç eder. bu siyaset biliminin en bilindik kurallarından birisidir. sovyetler bu açıdan fazlasıyla geç kalmıştır. bunun tarihsel nedenleri olduğu gibi, sovyet entelijansiyasındaki gevşeklikten kaynaklandığı da bir gerçek.

    ayrıca o dönem çekoslavakya ve afganistan'ın sosyalist rejimlerinin davet ettiği kızıl orduya tepki veren pembe götlü avrupa komünistlerinin şimdiki savruldukları nokta ortadadır.

    gorbaçov da afedersiniz sikimi emiklesin.