şükela:  tümü | bugün
  • 1944'te kurulan ve bazı değişikliklere rağmen halen daha dünyada geçerli olan uluslararası para sistemidir. sistemin ana düzenleyicisi ımf olduğu için bu sisteme ımf sistemi de denmektedir.

    bu sisteme göre abd dışındaki tüm üyeler ulusal paralarının değerini abd dolarına endeklemişlerdi. abd ise kendi parasını altına endekslemişti: 1 ons altın=35 abd doları ayrıca, ülkeler ellerindeki dolarları abd'ye verdiklerinde, abd buradaki parite üzerinden onların dolarlarını altına çevirmeyi garanti ediyordu. ulusal paraların dolar karşısında dalgalanmasına izin verilmeyecek, hükümetler yapacakları müdahaleler ile bu dalgalanmayı önleyeceklerdi. aşağı veya yukarı yönlü %1 den fazla dalgalanmayacaktı. ülkeler dış ticaret açığı verdiklerinde öncelikle para politikası ve maliye politikası uygulayacaklar, devalüasyon veya revalüasyon gibi önlemlere ancak istisnai olarak ve ımf'nin izniyle başvuracaklardı.

    sistemde ımf'nin başlıca görevi, dış açık veren ülkelere kısa süreli kredi sağlamaktı. açık yine de giderilememişse devalüasyon yapma izni vermekti. ancak, uygulamada ımf katı davranmamış, dış açık veren ülkelere kredi açtığında öncelikle devalüasyon yaptırtmıştır.

    bu sistem 1960’lardan sonra tıkandı, çünkü spekülatörler hayvan gibi altına hücum etti, dolar bulan doğruca amerikan merkez bankasına koşup altın talep etti. bu yükü daha fazla kaldıramayan abd 1971’de rest çekti. 18 aralık 1971’de smithsonian kararları ile bir takım radikal önlemler aldı. örneğin; %1 olan dalgalanma marjı %2,5 a çıkarıldı, 1ons altın=35 dolardan 38 dolara yükseltildi. ulusal paraların dolara, doların da altına endeksli olması yine de devam ettirildi.
    bu anlaşma sonrası abd başkanı nixon "doların bundan sonra bir daha devaüle edilmeyeceğini taahhüt ediyorum" demiştir

    ancak, spekülatörleri yine durduramadı bu kararlar, altına saldırı devam etti. 1973’te endeksleme sistemi iflas etti. çünkü nixon'un taahhüdü ancak 1,5 sene geçerli olabilmişti, abd tekrar devalüasyon yapmış, 1 ons altın=42,2 dolar yapılmıştı. bu tarihte sanayileşmiş ülkeler ulusal paralarını dolara endekslemeye son verdiler. sistem bazı değişiklerle halen daha devam etmektedir.
  • dünya savaşlarının ardından amerika ve ingiltere'nin temel kaygılarına cevap verecek şekilde dizayn edilmiş ekonomik sistemdir. uzlaşmalar sırasında masade aslında iki temel plan vardır: ilki amerika tarafından desteklenen white plan, diğeri ise ingiltere tarafından desteklenen keynes plan'dir. bu iki planın birleştirilmesi ile kurulmuştur sistem. temel maddelerine bakacak olursak:

    sistemin en bilinen özelliği diğer ülkelerin sabit kurla dolara bağlanmış olmasıdır. fakat keynesl planlarında dolar yerine "bancor" diye yapay bir birim yaratılması ve paranın buna sabitlenmesi vardır. bu nedenle bretton woods metinlerinde sistem direkt olarak dolara bağlı gösterilmemiştir. ülkelerin dolar ya da altın rezervi tutma hakları vardır. fakat sistem de facto olarak dolar bazlı bir sisteme dönüşmüştür. fransa, örneğin, bu durumdan çok mutlu olmadığı ve bu sistemin amerika'ya aşırı imtiyaz tanıdığını düşündüğü için dolar yerine altın tutmayı tercih etmiştir.

    sabit kur sistemi ile ilgili bir diğer sıkıntı aslında keynes'in daha esnek bir sistem talep etmiş olması ve daha stabil bir sistem isteyen amerika ile uzlaşarak sabit fakat esnek bir sistem geliştirilmiş olmasıdır. bu sistemde sabit kurla dolara bağlı olan diğer ülkeler belli ve imf tarafından onaylanan durumlarda kurlarını revize etme yetkisine sahiptir.

    global dengesizlikler ve bu konudaki düzeltme sorumluluğunun kimde olduğu konusunda ise amerika cari fazla veren bir ülke olarak düzeltme sorumluluğunun cari açık veren ülkelerde olmasında diretmiştir. buna karşılık keynes bu sorumluluğun simetrik olarak bölünmesi gerektiğini ve cari fazla veren ülkelerin de düzeltme sorumluluğunu üstüne almasının gerekliliğini savunmuştur. fakat bu konuda yapabildikleri tek şey imf denetiminde belirlenen bir "scarce currency clause" koymak olmuştur. bunun anlamı eğer imf rezervlerinde bir ülkenin parasından kalmazsa imf bu para birimini scarce currency ilan eder ve diğer ülkelerin bu ülkeye karşı ticari ayrımcılıkta bulunma hakkı ve sorumluluğu vardır. her ne kadar zamanında ingiltere tarafından bir zafer olarak görülmüş olsa da bu clause hiç bir zaman uygulamaya konmamıştır.

    bu sistemin bir diğer önemli maddesi ise likidite sağlanması konusundadır. amerika, zamanın likidite sağlayan ülkesi olaraktan bunun mümkün olduğunca mütavazi bir şekilde yapılmasını isterken ingiltere savaş sonrası ekonomisini düzeltmek amacıyla likiditenin bolca dağıtılmasını savunmuştur. sonuç ise tekrar bir uzlaşma ile mütavazi bir bollukta likidite sağlanması üzerine olmuştur.

    sistem genel olarak döviz kurunu stabilize etmek üzerine kuruludur, mali politikaları çoğunlukla ulusal iradenin ellerine bırakmıştır. pek çok akademisyen global kriz sonrasında oluşan sistemi bretton woods sisteminin yeniden doğması olarak nitelendirdiği için bu aralar hala her yerde bretton woods ii ya da revived bretton woods konseptli başlıklar görmek mümkündür.
  • olur ya, altın standartı yeniden gelip bu sistemi kullanacak olursak, çok önemli bir sorun bizleri bekliyor.

    (bkz: triffin paradoksu)
  • sabit döviz kur rejimi sistemidir. bretton woods sistemine göre ülkeler parasını amerikan dolarına endeksleyecek, amerikan doları ise sabit fiyattan altına endekslenecekti. ikinci dünya savaşı sonrasında ekonomik alanda altın standartı terkedilip bu sisteme geçilmiştir. ama sistem kendi içinde paradoks taşımaktadır. sistemin (bkz: deflasyon)a düşmemesi amerika'nın cari açık vermesine bağlıdır. ama amerika'nın cari açık vermesi dolarda olumsuz etki meydana getirecek insanların altına yönelmesine sebeb olacaktır bunun sonucunda abd artan altın telebine yanıt veremez hale gelecektir.
    nitekim öylede oldu içinde böylesine bir açmaz bulunduran sistem yürümedi ve 1973 petrol kriziyle terkedildi. ve sabit döviz kur rejimi yerinene kurlar serbest bırakılıp şu anda ki esnek döviz kur rejimine geçilmiştir.
  • sistemin temeli basitti aslında. dünyanın fonlama ihtiyacını sürekli kılmak ve bunu da bir ülkeye teslim etmek. o ülke de amerika oldu haliyle. bir noktaya kadar iyi de gitti denebilir. hala da kör topal devam ediyor fakat bitcoin'in ortaya çıkışı ile birlikte sürdürülebilirliği ciddi anlamda tehlikeye girdi artık.

    http://www.accafin.com/blog/237-bitcoin-hikayesi
  • uluslararasi para idare sistemi. 2. dunya savasinin sonlarina dogru kurulmustur. bu sistem icinde,imf ve uluslararasi imar ve kalkinma bankasi kuruldu.
  • ön uyarı: ekonomik kriz başlığında yazarken, you are no longer a prisoner of fate'e bir miktar çemkirmişim gibi durmuş. öyle bir niyetim yok. yazdıklarında yer yer katıldığım noktalar olmakla birlikte, abd'nin bilinçli bir şekilde uzun bir süre boyunca dünya ekonomisini ağır bir baskı altında tutamayacağını belirtmek istemiştim. diğer ekonomilerin çabaladıklarında abd hegemonyasını kırdıkları olmuştur. entry'ye geçeyim.

    daha önce farklı ifadelerle belirtildiği gibi bretton woods antlaşması'nın imzalanması, batı kapitalisti devletlerin, ekonomik hegemonyanın abd'de olduğunu kabul etmesi anlamına geliyordu. bu, abd'nin arkasında sıralanan diğer devletlerin seve seve ve gönüllü olarak katıldıkları bir durum değildi elbette.

    bretton woods konferansı başlığında sistemin çökme nedenleri güzel bir şekilde sıralanmış. hepsi de doğru. ancak unutulan ve bence basit bir intikam vakasından öte bir durum söz konusu: antlaşma imzalandığı andan itibaren yüklü miktarda abd doları stoklamaya başlayan fransız hükümeti.

    sanıyorum ki, halihazırda kapitalizmin altın çağı yaşanmaktayken ve kâr oranları savaş sonrası dönem için mükemmel bir durumdayken, abd hükümeti hegemonik gücünü belirgin ve sert bir şekilde göstermek niyetinde olmadı. en azından avrupa'nın gelişmiş ekonomilerine karşı. ancak 70'lerin gelişiyle birlikte patlak veren kriz ortamı, bu yaptırım gücünü kullanmak için uygun bir ortam yaratıyordu ve çoktan harekete geçmişlerdi bile. 1944 senesinde bu günlerin geleceğini bilen fransa'nın verdiği ilk reaksiyon ise bu dolar rezervi ile abd'nin kapısını çalmak oldu. "parayı al, altınımı ver." abd'nin cevabı ise "bende o kadar altın yok" oldu. sistemin çöküşünü de hızlandıran bu oldu.

    muhtemelen bretton woods'u uzun vadede ve yavaşça revize ederek neoliberal koşula uygun hale getirmek ya da tamamen rafa kaldırarak yeni bir sistem üretmek niyetindeydiler fakat fransa'nın bu ani reaksiyonu ile pek de istemedikleri bir duruma sürüklendiler.