şükela:  tümü | bugün
  • aslı 'babaya mektup' olan -orj. adı 'brief an den vater'- f. kafka'nın 1919'da babasına yazdığı ama adresine asla ulaşmayan 100 sayfalık dramatik mektuptur...yazarın ölümünden sonra max brod tarafından kitap haline getirilmiştir..
  • kafka'nın ödipal sorunlarını yazdığı hemen hemen tüm metinlerde görebilirsiniz ama bu mektuptaki gibi asla değil.sahibine ulaşması bir yana mektubu yazdıktan sonra babasına duyduğu müthiş korkudan mektubu bir daha eline alamadığını düşünür insan ama yine de kafkanın babasına karşı yaşamında yaptığı en büyük saldırıdır bu.kafka babasına hayranlık ve nefret ikileminde bir çözüm yolu aramamıştır çözüm yolu aramaya bile cesaret edememiştir.bu cesaretsizliği yaşamının her alanına yansımış ve silik biri olacağına olan inancıyla yazmak eylemi de dahil hiçbir işin sonunu getirememiştir.
    sonuç olarak aile içi sıkıntılarını çağın sıkıntılarıyla birlikte yaşama talihsizliği yaşayan pek çok çağdaşı ile birlikte (kendisine en çok benzeyeni albert camus'dür) modern edebiyatın temellerini atmış oldu.
    sophoklesden kafka'ya insanlık tarihinin en can alıcı metinlerinden modern psikolojiyi yaratan freud'un ne kadar haklı olabileceğine ise siz karar verin.
  • çok sevgili babacığım!
    bana son günlerde bir ara, senden korktuğum gibi bir savı hangi nedenle ileri sürdüğümü sormuştun. her zamanki gibi bir yanıt bulup verememiş, bu da işte biraz yine senden korkmamdan, biraz senden korkmamın nedeninin pek çok ayrıntıyı içermesinden, dolayısıyla bunları yarı buçuk da olsa sözle belirtemeyeceğimden kaynaklanmıştı.
    şimdi sana yazıyla yanıt vermeye kalkıyorsam, bu yanıtta da yine pek çok boşluk kalacak, çünkü söz konusu nedeni kaleme alırken, senden duyduğum korku ve bunun yol açacağı sonuçlar sana karşı özgür davranmaktan beni alıkoyacak, konunun büyüklüğü belleğimle zeka gücümü enikonu aşacaktır.

    diye başlar mektup..
  • cogu kafka okuyucusu bu mektubu okuduktan sora kafka nın tüm eserlerinde baba ogul ilişkisini konu aldıgını düşünebilir - pek yanıldıgı da söylenemez - ancak; bu bakış kafka nın eserlerini yorumlama anlamında kuskusuz yetersiz kalacak, dahası ve üstelik yapıtlara haksızlık edilmiş olunacaktır.
  • (bkz: #16491221)
  • şöyle der:

    "paylamalarında başvurduğun kışkırtıcı bir yol da, insana 3. bir kişiymiş gibi davranışın, yani karşına alıp kendisiyle kötü kötü konuşmaya bile layık görmeyişindi."

    "yine örneğin, ciğerlerinden rahatsız bir tegahtar için şu sözü dilinden düşürmüyordun: "geberesi hasta köpek!". yanında çalıştırdığın adamlar için "düşmanlar, üstelik kendilerine para ödenen düşmanlar" diyordun; yalan da değildi hani. ancak bu duruma gelmerinden önce, kendin onlar için bir süre "para ödeyen düşman" rolünü oynamışsın gibi görünüyordu bana."
  • "senin karşında kendime güvenimi kaybettim, onun yerine sınırsız bir suçluluk bilinci geçirdim. bu sınırsızlığın anısıyla, eskiden bir kişi hakkında doğru bir şey yazmıştım: utancının kendisinden daha uzun ömürlü olacağından korkuyor."
  • "...benim için böylesine belirleyici bir insan olan sen, bana dayattığın davranış kurallarına bizzat kendin uymadığın için ezici bir boyut kazandı bunlar. bu yüzden dünya benim için üç bölüme ayrıldı; benim, yani kölenin yalnızca benim için icat edilmiş ve asla bilemediğim bir nedenle asla tümüyle yerine getiremediğim yasaların boyunduruğu altında yaşadığı bir bölüm, sonra senin yöneterek, emirler yağdırarak ve benimkinden alabildiğine uzak bir ikinci dünya ve nihayet tüm diğer insanların, emirler ve itaatten bağımsız, mutlu yaşadıkları üçüncü bir dünya. daima utanç içindeydim, ya senin emirlerine uyuyordum, ki utanç vericiydi bu, çünkü bu emirler yalnızca benim için gerçerliydi ya da dik kafalıydım, ki bu da utanç vericiydi, çünkü sana karşı nasıl dik kafalı olabilirdim veya emirlerini yerine getirmeyi beceremiyordum, çünkü sözgelimi senin gücüne, senin iştahına, senin becerine sahip değildim, yine sen bunları sıradan bir şeymiş gibi talep ediyordun benden; tabii ki en büyük utanç da buydu. çocuğun düşünceleri değil ama duyguları böyle etkileniyordu."

    "...sen kişiyi meseleyle karıştırıyorsun; senin üzerine gelen meseledir ve kişiyi dinlemeden meseleyi derhal bir karara bağlarsın; ondan sonra sana söylenenler, seni ancak daha çok sinirlendirir, asla ikna etmez."

    "...senin çok seyrek görülen, özellikle güzel, sessiz, hoşnut, olumlayıcı bir gülümseme tarzın da vardır ki, yöneldiği kişiyi çok mutlu edebilir... sana henüz masum göründüğüm ve senin büyük umudun olduğum bir zamanda bunu benden niye esirgemiş olasın ki?"

    "...yani eğer dünya yalnızca senden ve benden ibaretse, ki yakın olduğum bir düşünceydi bu, o zaman bu dünyanın arınmışlığı seninle sona eriyor ve senin öğüdün sayesinde benimle kirlilik başlıyordu."