şükela:  tümü | bugün
  • 14 ağustos'da harbiye açık hava'da gerçekleşecek olan haldun dormen kolajı. keremcem, seden gürel, mirkelam, şehnaz sam, şevval sam ve onur konukları olarak ömür göksel, suna pekuysal ve muazzez abacı yer alacak.
  • bilet fiyatlari 83,50 ytl - 67 ytl - 60 ytl - 50 ytl - 39 ytl - 28 ytl - 112 ytl olup biletixden temin edilebilecek konser.

    turk muzikallerinin guzel olacagini dusunuyorum,

    lakin broadway muzikalleri icin endiselerim var.
    my fair lady , wizard of oz , cabaret , phantom of the opera , cats , hair , fiddler on the roof , west side story gibi muzikallerin parcalari hakkiyla seslendirilemezse komik duruma dusulebilir, ki yillarca borusanda empty chairs at empty tables dinleyip aglamakli olan ben, bu parcada gulmek istemem dogrusu.

    mirkelam, keremcem...
    (bkz: ne desem simdi)
  • barış berker'in de rol aldığı gösteridir. kadrodaki tek müzikal bölümü mezunu olması ve de geçmiş performanslarını izlemiş olmam sebebiyle gecenin yıldızı olacağını tahmin etmekteyim.
  • son zamanlarda izlediğim en güzel gösteri ve en unutulmaz gecelerden biriyidi ,zaten böyle bir müzikalin arkasında ilk olarak ""haldun dorman" adını duyduğum zaman mutlaka iyi bir müzikal "ön yargısıyla !!!" kendimi hazırlayarak gittim ve bu "ön yargı" bein yanıltmadı,geceden çoğu izleyen gibi bende "iyiki de gitmişim" cümlesiyle ayrıldım,zaten böyle bir kadrodan kötü bir iş de beklenemezdi :şevval&şehnaz sam kardeşlerin genetik sanatçılığı anneleri leman sam'ı tüm gece grurulandırdı,sahneye yakın oturan biri olarak protokolde bütün gece fotoğraflarını çektiğini gördüm ,,bunun dışında şehnaz sam evita müzikailnin "don't cry for me argentina " parçasındaki üstün performansı onun daha çok müzikallerde yer alması gerektiğinği kanıtlıyordu ,şevval sam'ın "singing in the rain" parçasındaki yorumu,selen uçer'in birçok müzikal şarkısıyla birlikte özellkle "the phantoms of the opera"daki muhteşem performansı görülmeye değerdi ,barış berker ise zaten eğitimi aldığı için olsa gerek sahnede en rahat ve en güzel yorumu yapan kişiydi ve seden gürel'in "hep böyle kal"daki yorumu , ömür göksel'in "newyork newyork" şarkısı göz doldururken gecenin bence üç önemli sürprizi vardı,birincisi keremcem'in fransızcanın "f "sini bile bilmezken "notre dame de paris "müzikalinden iki zor parçayı hiç yanlışsız ve üstelik elinden gelidiğince aksanla söylemesi keremcem'in sadece görüntüden ibaret olduğunu sananlara güzel bir cevap oldu,ikinic sürpriz ise konuk sanatçı olarak çıkan muazzez abacı'nın tamamıyle tarzına 180 derce zıt olan jazz formatında bir müzikal şarkıyı alaturkaya kaçmadan yorumlamasıdı,son sürprizse suna pekuysal'ın yıllara gerçekten meydan okuması ve sanata olan aşkını kanıtlarcasına gecenın sonunda mirkelam ve keremcemle'le birlikte lüküs hayat müzikalinden "kalamış " şarkısını söylemesi birçok kişinin gözünü doldurdu ayrıca gece boyunca müzikal geçişlerini yapan şehir tiyatrolarında aynı müzikle"kantocu" müzikalindeki çığırtkan roluyle mert turak çok başarılıydı,gecede eleştirilebilecek bir kaç noktann başında birkaç ünlü müzikal parçasının atlanmış olmasıydı örneğin west side story "i feel pretty" yada "tonight" yada "fiddler on the roof " dan "if i were a rich man ", broadway müzikali olmasa bile ilk akla gelen "grease"den birkac parca yada "fame" söylenebilirdi,bunun dışında yine melih kibarı anmak için hisseli hariklar kumpanyası dışında şehir tiyatrolarında uzun süre oynayan ve müziklerini melih kibar'ın yaptığı "kuyruklu yıldız altında" müzikalinden parçalar da söylenebirdi..başka bir eleştiride muazzez abacı'nı o güzel yorumuna rağmen seslendirdiği parçayı kağıttan ok uması müzikal formatına tersti,bir de franszıca bilememesine rağmen "belle "adlı parçayı muhteşem yorumlayan keremcem'e karşın her fırsatta fransızca bildiğini belli eden ve saint joseph'in orkestrasında bile yer aldığını söyleyen mirkelem'ın parçayı bu kadar kötü yorumlaması ve sonalara doğru sözleri unutmasına anlam veremedim.ama mirkelem' genelde ses yapısıyla müzikallere yakışan biri zaten bu performansı "mucizler komedisinde" de göstermişti,bir de gecenin küçük ve hoş bir ayrıntısı da keremcem' in kravat takıntısından :)) müzikalde de vazgeçmemesiydi özellikle ilk sahnede hiçbir erkek oyuncu kravat takmazken onun takması dikkat çekiciydi:)) kısacası hoş ve tekrarlanması hatta yeni sezonda mutlaka bir yerde sergilenmesi gereken bir müzikaldi emeği geçen herkesi tebrik ederim....
  • en ön sıradan izlediğim ama herkesin arkasını dönük şarkı söylediği, onca yapılan provasının ardından gayet sıkılacağımı düşünmüş olsamda, konser sonunda "aa bitti" edasıyla şaşkın bakışlarımı etrafa çevirip, bir süre mekandan ayrılamadığım; suna pekuysal sahneye çıktığında ağlamamak ve koşarak yanına gidip sarılmamak için kendimi zor tuttuğum; solistleriyle, dansçılarıyla, orkestrasıyla * muhteşem bir proje ve muhteşem bir organizasyon olduğunu bir kez daha buradan altını çizdiğim, umarım gerisi gelir diyerek ümitlendiğim bir müzikal projesiydi...
  • ilkokul musameresinden hallice bir gosteriydi. suna pekuysal ve omur goksel muhtesemlerdi. bekledigim gibi cikmadi. ekipteki erkekler kadinlara nazaran daha az detone olarak gosteriyi tamamladilar. ama harika denmeyecek bir gosteriydi. vasat in az ustundeydi belkide. muazzez abaci nin onca insan karsisinda bir sarki ezberlemeden gelip kagittan okumasi (aslinda okuyamayip bagirinip durmasi) oraya gelmis onca insana ayipti. suna pekuysal a gosterilen sevgi, saygi ve cosku gercekten gorulmeye degerdi. hakeden bir insana izleyenler gereken saygiyi gosterdiler. kerem cem in performansi oldukca iyiydi. mirkelam bu ise uygun olmadigini bir kez daha gosterdi. muhtesemdi mukemmeldi demek yapilmis olan muzikallere saygisizlik olur, cunku belki de hic bu kadar amatorce ve hazirliksiz sahneye surulmemislerdi. haldun dormen gibi bir usta herseyi yapmis ama kisisel performanslar iyi degildi. orkestra oldukca basariliydi. sonuc olarak guzel bir geceydi ama bir muzikal keyfi de vermedigi ortada.
  • müzikal olmadığının anlaşılması gereken gösteri. çeşitli müzikallerden şarkıların yer aldığı bir kolajdı, tipik bir haldun dormen kolajıydı. prodüksiyondaki tek gerçek müzikalcinin barış berker olması zaten ne kadar anti profesyonel olduğunun bir göstergesi. öncelikle şunu anlayalım, müzikalci hem şarkı söyler, hem dans eder hem de oynar, söylediği şarkının hikayesini hareketlerle mimiklerle anlatır. bazıları bu konuda fena değillerdi ama geneli için iyi denemez. sahneden başlayacak olursak koskoca senfoni orkestrasının bu tip bir gösteride sahne üstünde olmasını açıkhavadaki yersizliğe bağlıyorum, aşağıda olmalıydı. orkestra iyiydi, ama ses her zamanki gibi problemliydi. ouverture sırasındaki yüksek cızırtı resmen parçayı sabote etti, dengeler iyi değildi. danslar devlet opera ve balesi'nin senkronizasyon özürlü dansçılarına alışkın bizler için oldukça iyiydi. tabii memory'deki kedi mi tarantula mı ne olduğu anlaşılmayan garip koreografiden bahsetmiyorum.
    keremcem beklediğimden iyiydi, fransızca şarkıları ezberlemiş, hatta telaffuzuna çalışmış, elinden gelenin en iyisini yapmış besbelli. le temps des cathedrales'in hep aynı kıtasını söyledi ama çok da büyütülecek bir hata değil bence. mirkelam gibi söz uydurmaktan bin kat iyidir.mirkelam zahmet edip belle'in sözlerini ezberleseydi de komik duruma düşmeseydi keşke. şehnaz sam biraz kazmaydı sahnede, ama sesi ve yorumu beklediğimden iyiydi yine. şevval sam singing in the rain'deki amatörce dansı hariç iyiydi genel olarak. judy garland'la barkovizyon aracılığıyla düet yapmaya çalıştılar fakat olmadı, judy garland'ın üzerine söyledi. robbie williams- frank sinatra `it was a very good year' tadı yakalanmaya çalışılmış ama olmamış, müsamele gibi durdu. selen uçer'e gelince, yorum ve oyunculuğu iyiydi ama o kıyafet, o göbek, o saçlar bütün konsantrasyonumuzu dağıttı.. insan bi aynaya bakar da çıkar, bakkala gitmiyorsun binlerce insanın önüne çıkıyorsun. konuk sanatçıların eleştirilecek tarafları yoktu zaten, adı üstünde 'konuk' onlar. suna pekuysal herkesi duygulandırdı. muazzez abacı'nın ses rengi hello dolly'ye harika gitti, müzikal dünyasının yıldızı olabilecek bir potansiyele sahipmiş. uzun lafın kısası, profesyonel insanlar tarafından gerçekleştirilmiş amatör bir gösteriydi. yine de türkiye'de müzikal adına birşeyler yapılmaya çalışılması güzel. keşke orada ünlü insanlar olmadığında da o koltuklar dolsa, insanlar iyi ile popülerin farkını kavrasalar.
  • gözlerimizin gerçek bir müzikalci olan halit ergençi aradığı gösteri.
  • dikkatli gözler bu gösteride orhan şallıel'in sadece barış berker'in something's coming* performansından sonra dönüp kendisini alkışladığını görmüştür (şallıel saygıdan onur konuklarının hepsini alkışladı ama sahneye çıkanlardan sadece barış berker'i). bu barış'ın performansının ne derece başarılı olduğunu kanıtlayan bir durumdu. bunun haricinde seden gürel ve keremcem'de -bildiğim kadarıyla- hiçbir eğitime sahip olmamalarına rağmen (evet müzikalin ayrı bir eğitimi var) başarılıydılar.
  • kadrosundan mirkelam'ın çıktığı, yerine onur turan'ın geldiği gösteri.