şükela:  tümü | bugün
  • bir uzun adam beyanı:

    ''fetö’nün elebaşının iadesi, halkbank, hakan atilla’yı da konuşuyoruz. brunson da konuşuluyor. biz brunson’ı hiçbir zaman bir pazarlık konusu yapmadık. her ülkenin yargısı var. abd’de olduğu gibi türkiye’de de yargı var. türkiye’deki yargı, brunson hakkında, hastalığını göz önüne alarak, iyi niyetle ev hapsi yönünde karar vermiş. yargı kararına saygı duymak yerine konuyu türkiye’ye yaptırım meselesi haline getiriyorlar. geldikleri noktada, 6 senatör dışişleri komisyonu’na türkiye’ye yaptırım öngören bir teklifte bulunuyorlar. yaptırımlarla türkiye’ye geri adım attıramazsınız. şunu da bilmeleri lazım: biz göbeğimizden amerika’ya bağlı değiliz. biz halkımızla milletimizle bugüne kadar nasıl el ele dayanışma içinde olduysak aynı şekilde yolumuza devam ederiz. abd, bu tavrı değiştirmez ise, türkiye gibi güçlü ve samimi bir ortağı kaybedeceğini de unutmamalı.''

    peki, doktor bu ne?

    soru: şimdi bu söz yalan değil mi? canlı yayında takas istemiş işte?

    -yok haşa, o dediyse yalan değildir. nasıl bilmiyoz ama bir şekilde değildir işte. siyaseten şeyetmiştir.

    soru: iyi de bu çelişmiyormu:

    -yoo, çelişmiyor, aslında çelişiyorda, hem çelişse de bu çelişkinin (bu noktada yandaşın beynindeki bir gramlık sinir hücresi yanar) ııı... eeee... başka şey kastetmiştir o...

    ülke yandaşının kısır döngüsü.

    edit: george orwell'in 1984 romanındaki ülkeye dönmemize az kaldı. onda ülke lideri ne zaman geçmişte dedikleri ile çelişse bu eski sözlerini içeren tüm basın ve yayın toplatılır, tarih kitapları da dahil hepsi yeniden yazılırdı, sırf big brother kendiyle çelişmesin diye. bizde buna gerek de yok. halk durumdan memnun zaten.