şükela:  tümü | bugün
  • ingiltere ulusal futbol takimina 90 kez kaptanlik yapan kibar insan. west bromwich albion kulubunde yarattigi arizalara pek taniklik etmemis olsak da manchester united'da yedigi haltlarin pekala farkindayiz. tum zamanlarin en iyi orta saha oyuncularindan biri olarak devam ettirdigi kariyerinde bir de middlesbrough macerasi var. menajerligi brit alemlerinde cokca tartisilmaktaydi. simdi durum nedir bilmiyorum ama teenagerligini 1980'lerin ikinci yarisina denk dusuren simdinin ingiliz ev hanimlarinin kendisine hala ilgi duyduklari su goturmez.
  • (bkz: bobby robson)
  • cm 94-95'de oyuna 37 yaşında başlar, 2-3 sene bana mısın demeden şahane top oynardı. çok büyük saygı duymuşumdur hep sırf bu yüzden kendisine, belliydi zamanında çok büyük topçu olduğu.
  • manchester'in orta saha virtuozu olarak tanidim onu, ustelik onun bobby robsonla charltonlar gibi bir iliskileri oldugunu sanacak kadar kucuktum.
  • kaptan. bir dönem futbol seyretmiş herkes onu kaptan olarak bildi, saydı. ingiliz millî takımının formasını 90 kez giymişse de, her maçında kaptanlık yapmamıştır kaptan. bu bağlamdaki rekor manasında 21 nisan 1970 ingiltere kuzey irlanda maçına tekrar vurgu yapıp, billy wright ile bobby moore'a şapka çıkartayım, zaten önümü çoktan iliklemiştim malum bryan robson yazıyoruz...
    azmin zaferiydi kaptan. iki kere ayağı kılsa da, dönmüştü geri. west bromwich albion'dan rekor bir fiyatla manchester united'a transfer olduğunda, kader ağlarını örmye başlamıştı. prömiyer ligin ilk şampiyonluğuna da imza atmıştı arkadaşları ile. bir uefa kupası, bir fa cup ayrıca kazandıkları idi.
    bunun en önemli özelliği ise attığı goller idi zira millî forma ile attığı gollerin üçünü birinci dakikanın içinden atmıştı. millet ayılmadan, bizimki bayıltıyormuş anlayacağınız. önce player manager olarak middlesbrough'a geçti, ardından takımın menajeri oldu. lacileri çektikten sonra o kadar da başarılı değil kaptan ancak tırmalamaya devam ediyor; kafasında bu işi kotarmak var anladığım kadarıyla...
  • west bromu ligde tutmak gibi bir efsaneyi yaratabilirse ingiltere'nin ilyas tüfekçi'sinden çok daha öte bir repütasyon kazanacağı kesin. futbolculuk günlerinin hatrına "ha gayret kaptan!" demek isterdim ama o kadar zor ki.
  • çok sik sakatlandigi için robbo the brave adiyla anilir.
  • captain marvel diye cagirilan manchester united efsanesidir kendisi
  • ingilizlerin dünya kupalarındaki en hızlı golcüsü. 1982 dünya kupasında fransa'yla oynanan grup maçının henüz 27. saniyesinde bulduğu golle taraftarlarını ayağa kaldırmışlığı var kendisinin.
  • takımı tayland'ın güney afrika'ya 4-0 kaybettiği maçtan sonra vuvuzelaya dikkat çekmiş biraz. nelspruit'te oynanan ve yaklaşık 40 bin kişinin izlediği maçta bitmek tükenmek bilmek vuvuzela sesi onu sanki çileden çıkartmış. maç boyunca oyuncularına seslenemediğini ve onları sürekli yanına çağırmak zorunda kaldığından dem vurmuş. vuvuzelanın güney afrika için bir avantaj, rakiplerine karşı kullanabileceği potansiyel bir silah olabileceğini söylemiş. haksız da sayılmaz aslında. belki de işin en komik kısmı, robson'ın sözlerini duyan carlos alberto parreira'nın cevabı: "bu avantajı pekiştirmek istiyoruz. vuvuzelayı daha yüksek sesle çalsınlar!"