şükela:  tümü | bugün
  • tatyos efendinin bir bestesi olan (sözler ahmet rasim beye aittir) gaz bir fasıl şarkısı...
    sözlerini yazalım hafiften

    bu akşam gün batarken gel..
    bu akşam gün batar ken gel
    sakın geç kalma erken gel...
    aman geç kalma erken gel.. (buradaki aman ve sakın, şarkıyı söyleyenin keyfiyetine göre yer değiştirebiliyor)
    tahammül kalmadı artık..
    e tahammül kalmadı artık
    aman geç kalma erken gel...
    sakın geç kalma erken gel..

    (potpuri şeyedecekseniz bu şarkının akabinde ya "yangın olur biz yangına gideriz"i, ya da "fındıklı bizim de yolumuz eşim amman amman" girizgahlı şarkıyı söyleyeceksiniz*)
  • ussak makamindandir diye ekleyelim
  • sarki hareketli olmasina ragmen icinde garib bir huzun barindirir, makami ussak oldugu icun
  • güftenin ortaya çıkışı şu şekilde rivayet olunur:

    üstad ahmet rasim mesai saatlerinde içki kullanmaz,saatlerce yorulmadan yazarmış. ancak akşamları pek keyif aldığı rind hayatından da vazgeçmezmiş. yine bir gün mutâd* olduğu üzere kendini kapıp koyvermiş, üç beş ay evinin semtine uğramamış. "iç bade güzel sev ne derse desinler / meyhanede yat evde ne yerse yesinler" beytine uygun bir hayat sürmüş, meyhane peykelerinde* sabahlamış, kir pas içinde kalmış. nihayet derlenip toparlanmak ihtiyacıyla bakırköy’deki evinin yolunu tutmuş. hanımı eski terbiye görmüş sabırlı, müşfik muhterem bir kadınmış. onu daima mazur görür, sitem etmezmiş.

    bu sefer de hoş karşılamış, derhal su ısıtmış, kocasını yıkamış, tertemiz çamaşırlar giydirmiş, elbisesini ütülemiş. aynanın karşısında kendisine çekidüzen veren ahmet rasim; “hanım, yolda gelirken selami paşa'ya tesadüf ettim, beni çağırdı, miltiyadi gazinosu'nda* bekliyor” demiş. hanımı üç aydır yüzünü görmediği kocasını tebessümle kapıya kadar geçirmiş ve üstada dışarı çıkarken şu sözleri söylemiş: “bey, sakın geç kalmayınız, bu akşam erken geliniz!” bu rica ahmet rasim'i duygulandırmış, bakırköy sahiline inerken mırıldanıyormuş: “sakın geç kalma erken gel...”

    miltiyadi gazinosu'nda dostu selami paşa'ya şöyle demiş: “evden çıkarken refikam bana tembih etti. 'geç kalma erken gel' dedi, ben de buraya gelene kadar bunu bir kıta haline getirdim, besteledim.” üstad kadehinden bir yudum içmiş, ellerini dizlerine vurup usul tutarak hepimizin bildiği meşhur eserini biraz kalınca sesiyle ilk kez burada okumuş: sakın geç kalma erken gel/ bu akşam, gün batarken gel/ ne müşkül ayrılık hali/ bu akşam beklerim yari/ sakın geç kalma erken gel/ bu akşam gün batarken gel.**

    ***
    güftesinin tamamı şu şekildedir:

    bu akşam gün batarken gel
    sakın geç kalma erken gel
    tahammül kalmadı artık
    sakın geç kalma erken gel

    cefa etme bana mâhım*
    sonra tutar seni âhım
    üzme beni şivekârım
    sakın geç kalma erken gel
  • hızlı ve yavaş olmak üzere iki faklı şekilde söylenişi olan şarkı. ben oynak havada olandan ziyade müzeyyen senar'ın söylediği yavaş ve ağır halini tercih ediyorum.
  • ardından kara bulutları kaldır aradan da iyi gider. ya da winamp'ın bir oyunudur bilemedim.
  • hikayesiyle muteber, "dost meclisindeki alkollü muhabbet"in şahaneliğine amma sevdiğini sevmenin, onun yanında olmasan da ona şarkılar bestelemenin (gönüller beraber) niceliğine işaret eden şahane bir eserdir.
  • radyolarda çıkan yeni bir reklamın kullandığı şarkı. şarkı önce cızırtılı sesiyle alaturka ile başlıyor, sanat müziğine geçiyor. yavaş yavaş pop müziğine giriyor ve hard rock ile sona eriyor. bayıldım bu reklama.
  • ara dinkjian bu güfteyi homecoming albümünde harika yorumlamıştır.
  • müzeyyen senar'ın sesinden ve kutsi ergüner'in orkestrasından dinlenilmesi farzdır.

    bu akşam gün batarken gel